kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SENAŞ SERVİS ENDÜSTRİSİ A.Ş. - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

SENAŞ SERVİS ENDÜSTRİSİ A.Ş. - TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no: 19520/02)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:21 Ekim 2008

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.
USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (19520/02) no'lu davanın nedeni bu ülke hukukuna tabi Senaş Servis Endüstrisi Anonim Şirketi'nin (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 29 Ocak 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran İstanbul Barosu avukatlarından A. Bingöl tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

Devlet Hava Meydanları İşletmesi Genel Müdürlüğü başvuran şirkete ait Antalya'da bulunan bir taşınmazı 9 Temmuz 1997 tarihinde istimlak etmiştir. İstimlak bedeli, belirtilmeyen bir tarihte ödenmiştir.

İdare tarafından ödenen kamulaştırma bedelini yetersiz bulan başvuran 15 Ocak 1998 tarihinde kamulaştırma bedelinin artırımı talebiyle Antalya Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurmuştur.

Mahkeme, 15 Temmuz 1998 tarihinde aldığı bir kararla, iki bilirkişi raporuna dayanarak başvurana 243.071.898.435 TL (sözkonusu tarihte 904.184 ABD Dolarına tekabül etmekteydi) ek kamulaştırma tazminatı ödenmesine hükmetmiştir. Yargıtay bu kararı bozarak dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesi'ne iade etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesi yeniden bilirkişi incelemesi yaptırdıktan sonra 23 Haziran 1999 tarihinde bir karara vararak başvurana 231.810.426.895 TL (sözkonusu tarihte yaklaşık olarak 554.067 ABD Dolarına tekabül etmekteydi) ödenmesine hükmetmiştir. İdare bu karara itiraz etmiştir.

Yargıtay, başvurana ait taşınmaz için ödenen meblağın bu taşınmaza komşu olan taşınmazlar için o ana kadar ödenen meblağın çok üzerinde olduğu gerekçesiyle Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararını bir kez daha bozmuştur.

Asliye Hukuk Mahkemesi bir kez daha Yargıtay kararına uyarak yeniden bilirkişi incelemesi yaptırmıştır. Ancak başvuranın 23 Haziran 1999 tarihinde belirlenen meblağa itiraz etmediği gerekçesiyle sözkonusu meblağı kabul etmiş sayılması gerektiği kanaatine vararak bir kez daha aynı meblağa hükmetmiştir.

Yargıtay 20 Haziran 2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi'nin kararını üçüncü kez bozmuştur. Yargıtay 1997 yılından bu yana sözkonusu bölgede yapılan kamulaştırmalara ilişkin davalarda belirlenen metrekare fiyatına yakın bir meblağa hükmedilmediğini gözlemlemiştir. Karar düzeltme talebi 26 Eylül 2000 tarihinde reddedilmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesi 15 Kasım 2000 tarihinde aldığı kararla, her davanın kendi özel koşulları içerisinde değerlendirilmesi gerektiği ve Yargıtay'ın bilirkişilere taşınmazlara değer biçerken hesaba katmaları gereken bir tavan fiyat empoze etme yetkisi bulunmadığından bahisle daha önce verdiği kararda ısrar etmiştir.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 18 Nisan 2001 tarihinde bu kararı dördüncü kez bozmuştur. YHGK başvurana ait taşınmaza bu taşınmaza komşu olan taşınmazlardan daha fazla değer biçilmesini gerektirecek herhangi bir objektif unsur bulunmadığına dikkat çekmiştir.

Asliye Hukuk Mahkemesi 18 Eylül 2001 tarihinde başvurana toplam olarak 111.810.000.000 TL (sözkonusu tarihte yaklaşık olarak 73.559 ABD Dolarına tekabül etmekteydi) ek kamulaştırma bedeli ödenmesine hükmetmiştir. Bu meblağa, bedel artırımı başvurusunun yapıldığı 15 Ocak 1998 tarihinden geçerli olmak üzere işletilen yasal gecikme faizi de eklenmiştir.

Yargıtay,18 Eylül 2001 tarihli kararı 13 Kasım 2001 tarihinde onamıştır.

Bu arada 24 Temmuz 2001 tarihinde 65.651.713.000 TL (sözkonusu tarihte yaklaşık olarak 50.115 ABD Dolarına tekabül etmekteydi) tutarında bir ilk ödeme yapılmıştır. 26 Ekim 2001 ve 28 Kasım 2001 tarihlerinde sırasıyla 374.155.397.135 TL (sözkonusu tarihte yaklaşık olarak 236.519 ABD Dolarına tekabül etmekteydi) ve 5.590.000.000 TL (sözkonusu tarihte yaklaşık olarak 3.857 ABD Dolarına tekabül etmekteydi) tutarlarında iki ödeme daha yapılmıştır.

HUKUK

I. AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran ulusal mahkemeler tarafından hükmedilen tazminatın yetersiz olmasından ve bu tazminatın ödeme tarihinde değerini yitirmesinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu konuda 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

Hükümet, iç hukuktaki başvuru yollarının tüketilmediği gerekçesiyle AİHM'yi bu başvuruyu reddetmeye davet etmektedir. Bu çerçevede Hükümet, başvuranın Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde öngörülen enflasyondan doğan zararının tazminine yönelik olarak başvuruda bulunmadığını savunmaktadır.

Başvuran bu sava itiraz etmektedir.

AİHM Borçlar Kanunu'nun 105 maddesinde öngörülen başvuru yolunun etkisiz olması nedeniyle daha evvel benzer bir itirazı reddettiğini anımsatır (bkz., bilhassa, Aka, adıgeçen, prg. 34-37). Bu itibarla AİHM sözkonusu ön itirazı da aynı gerekçeyle reddeder.

AİHM, bu şikayetin başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla sözkonusu şikayeti kabuledilebilir ilan etmek yerinde olacaktır.

B. Esasa ilişkin

Arabacı - Türkiye (no: 65714/01, 7 Mart 2002) ve Gül ve diğerleri - Türkiye (no: 44715/98, 18 Mart 2004) davalarını emsal gösteren Hükümet, AİHM'yi bu şikayeti açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle reddetmeye davet etmektedir. Hükümet, sözkonusu ek kamulaştırma bedelinin tamamının Yargıtay kararı verilmeden önce idare tarafından ödendiğini savunmaktadır.

AİHM, ek kamulaştırma bedelinin bir bölümünün, 15 Ocak 1998 tarihinden itibaren işletilen gecikme faiziyle birlikte Yargıtay tarafından ilk derece mahkemesinin kararının onanmasından önce başvurana gerçekten ödendiğini tespit etmektedir. Bununla birlikte paranın değer kaybetmesinden doğan muhtemel bir zarar olup olmadığını belirlemek maksadıyla AİHM, ilgili döneme ait ekonomik verileri dikkate alan bir hesaplama yöntemi kullanarak bu zarar hakkında bir hükme varmalıdır.

Mevcut davada AİHM, tazminat elde etmek amacıyla açılan davanın üç yıl sürdüğünü ve bu dönemde parada görülen değer kaybının başvuranı mülkünün kamulaştırılmasına ek olarak ayrı bir zarara daha soktuğunu kaydetmektedir. Başvuranın alacağının taşınmazının kamulaştırıldığı dönemdeki değeriyle, ödemenin yapıldığı tarihteki değeri arasındaki fark AİHM'yi, ilgilinin kamu menfaati gereklilikleriyle mülkiyet hakkına saygının korunması arasında olması gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir (bkz., diğer birçokları arasında, Aka, adıgeçen ; Akkuş, adıgeçen ; Ertuğrul Kılıç - Türkiye, no: 38667/02, prg. 20, 12 Aralık 2006).

Bu itibarla 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, Yargıtay'ın kendisine ödenecek ek kamulaştırma bedeli miktarının düşürülmesi yönünde bilirkişilere talimat vermek suretiyle adli denetim yetkisini aştığını iddia etmektedir. Bu çerçevede başvuran, sözkonusu miktarın taşınmazının piyasa değerini karşılamaktan uzak olduğunu iddia ederek mevcut davada uygulanan gecikme faizi oranlarının Türkiye'deki yüksek enflasyon oranı karşısında yetersiz kalması nedeniyle ödenen meblağın değerini yitirdiğinden yakınmaktadır. Başvuran ayrıca yargılama sürelerinin AİHS'nin 6/1 maddesine aykırı olduğunu iddia etmektedir.

AİHM bu şikayetlerin yukarıda incelenen şikayetlerle bağlantılı olması sebebiyle kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini tespit etmektedir. Ancak 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesi yönünden yaptığı tespiti göz önünde bulunduran AİHM şikayetlerin geriye kalanını ayrıca incelemeye gerek olmadığı kanaatindedir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Maddi ve manevi tazminat

Başvuran maddi tazminat olarak, taşınmazın piyasa değeri ile eline geçen kamulaştırma bedeli arasındaki farka tekabül edecek şekilde 2.788.000 Euro, ödemelerdeki gecikmelerin tazmini için 26.067.000 Euro, kamulaştırma nedeniyle doğan zararı için ise 1.584.000 Euro talep etmektedir. Başvuran ayrıca 200.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.

Konuyla ilgili içtihadına (adıgeçen Aka ve Akkuş kararları) uygun olarak elinde bulunan uygun ekonomik veriler ışığında kendi hesap yöntemine başvuran AİHM, başvurana 117.175 Euro maddi tazminat ödenmesine hükmetmektedir.

Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM, mevcut dava koşullarında ihlal tespitinin başlı başına yeterli bir adil tatmin teşkil ettiği kanaatindedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran ayrıca, AİHM önünde yargılama için avukatlık ücreti olarak 20.000 Euro talep etmektedir.

Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.

AİHM'nin içtihadına göre bir başvurana yaptığı masraf ve harcamaların iadesi ancak bu masraf ve harcamaların gerçekliğini, gerekliliğini ve makul oranda olduğunu ortaya koyduğu müddetçe mümkündür. Mevcut davada elindeki unsurları ve yukarıda anılan kıstasları göz önünde bulunduran AİHM bu yönde başvurana 1.000 Euro ödenmesinin makul olacağına hükmeder.

C. Gecikme faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE

1. Başvurunun kabuledilebilir ilan edilmesine ;

2. 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine ;

3. AİHS'nin 6. maddesi yönünden yapılan şikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına ;

4. Bu kararın başvuranın uğradığı manevi zarar için başlı başına yeterli bir adil tatmin teşkil ettiğine ;

5. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana :
i. maddi tazminat olarak 117.175 Euro (yüz on yedi bin yüz yetmiş beş Euro) ;
ii. yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak yargılama masraf ve giderleri için 1.000 Euro (bin Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

Karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA