kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
MEHMET BAHRİ KURT


İçtihat Metni

MEHMET BAHRİ KURT

2. DAİRE

(Başvuru no: 45630/04)

Kararın Özeti

(Dostane Çözüm)

KARAR TARİHİ:1 Temmuz 2008

OLAYLAR

Türk vatandaşı olan başvuran Mehmet Bahri Kurt, 1966 doğumlu olup Tekirdağ'da ikamet etmektedir. Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından M. Avcı tarafından temsil edilmektedir.

Tarafların aktardığı şekliyle dava olayları şu şekilde özetlenebilir:

14 Ekim 1992 tarihinde polis tarafından düzenlenen ve başvuran tarafından imzalanan yakalama tutanağı, PKK'ya karşı düzenlenen bir operasyonun ardından başvuranın, PKK adına kaynak toplarken güvenlik güçleri tarafından yakalandığını ve gözaltına alındığını belirtmiştir.

15 Ekim 1992 tarihinde, Terörle Mücadele Şubesi'nin talebi üzerine, Savcılık, başvuranın gözaltı süresini on beş gün uzatmıştır.

20 Ekim 1992 tarihinde, Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polis memurları tarafından başvuranın ifadesi alınmıştır. 25 Ekim 1992 tarihinde, başvuranın ve diğer yirmi beş kişinin sorgu tutanağı düzenlenmiştir.

27 Ekim 1992 tarihinde, Savcılık, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nden başvuranın tutuklanmasını talep etmiştir. Aynı gün, başvuran, Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi karşısına çıkarılmıştır. Hakim başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.

10 Kasım 1992 tarihli bir iddianame ile Cumhuriyet Savcısı, Türk Ceza Kanununun 125. maddesi uyarınca, aralarında ulusal toprak bütünlüğünü bozmaya yönelik eylemlerde bulunan başvuranın da olduğu yirmi altı kişiyi suçlamıştır. 15 Haziran 1995 ve 7 Ağustos 2001 tarihinde, Savcı, iddianamesini yinelemiştir.

12 Ocak 1993 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi, ilk duruşmasını gerçekleştirmiştir.

Mahkeme, başvuranın talebi üzerine veya re'sen belirli aralıklarla başvuranın tutukluluk halinin devamına ilişkin sorunu incelemiş, başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiş ve başvuranın itirazlarını reddetmiştir.

11 Mart 2003 tarihinde, Türk Ceza Kanununun 125. maddesi uyarınca, Mahkeme, başvuranı atılı olaylardan suçlu bulmuştur.

9 Haziran 2004 tarihinde, Yargıtay, başvuran ve diğer bir kişi tarafından ortaya konan gözaltında işkence iddiaları, bu konudaki sağlık raporlarının mevcudiyeti ve başvuranın suçlandığı A.A cinayeti hakkında yürütülen soruşturmanın yetersizliği nedeniyle Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını bozmuştur.

Dava, 5190 sayılı yasanın 2. maddesi uyarınca İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne sevk edilmiştir.

Başvuranın hazır bulunmadığı 30 Temmuz 2004 tarihinde, Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranın tutukluluk halinin devamına ve Yargıtay kararına uygun olarak yargılamanın sürdürülmesine karar vermiştir.

12 Ekim 2004 tarihinde başvuran, serbest bırakılmıştır.

Dosya unsurlarına göre, sözkonusu kararın kabul edildiği tarihte, dava halen, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde derdesttir.

ŞİKAYETLER

AİHS'nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak başvuran, tutukluluk süresinin uzunluğunda şikayetçidir. Başvuran, yargılama süresi boyunca dosya unsurları değiştiği halde tutukluluk halinin devamına karar vermek için Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin nerdeyse aynı ifadeleri kullandığını ileri sürmektedir. Başvuran, sözkonusu tutumun, masumiyet karinesi ilkesini ve özgürlük hakkına saygı ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedir.

Ayrıca AİHS'nin 6/1 ve 14. maddelerine atıfta bulunarak, başvuran, cezai yargılama süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır. Başvurana göre, sözkonusu yargılama süresinin uzunluğu, mahkeme heyetinin ve Cumhuriyet Savcısı'nın sıklıkla değişmesine, duruşmalar arasında iki üç aylık bir sürenin geçmesine, kanıtların toplanmasına mahkeme tarafından itina edilmemesine, diğer adli ve idari makamlarla irtibat sırasında yaşanan gecikmelere bağlıdır.

Son olarak, AİHS'nin 13. maddesine atıfta bulunarak, başvuran, tutukluluk ve cezai yargılama süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetini sunmak için iç hukukta hiçbir yolun mevcut olmadığını iddia etmektedir.

HUKUK

25 Ekim 2007 tarihinde, AİHM, başvuran taraf tarafından imzalanan izleyen beyanı almıştır:

"Başvuranın avukatı olarak, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, AİHM'de görülmekte olan yukarıda belirtilen başvuru kaynaklı davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla, Mehmet Bahri Kurt'a karşılıksız olarak 16.500 Euro (on altı bin beş yüz Euro) tutarını ve yargılama masraf ve giderleri için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro) tutarını ödemeye hazır olduğunu not ediyorum.

Bu miktar maddi, manevi her türlü tazminat ile masraf ve harcamaları kapsamakta olup tüm vergilerden muaf olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin AİHS'nin 37/1 maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakip üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL' ye çevrilmek suretiyle ödenecektir. Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır.

Mehmet Bahri Kurt bu öneriyi kabul etmekte ve sözkonusu başvuruya yol açan olaylar hususunda Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki diğer tüm taleplerden vazgeçmektedir. Davanın nihai sonuca ulaştığını bildiririm."

4 Nisan 2008 tarihinde, AİHM, Hükümet tarafından imzalanan izleyen beyanı almıştır:

"Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin AİHM önünde bulunan başvuruyu dostane çözüme kavuşturmak üzere, Mehmet Bahri Kurt'a karşılıksız olarak 16.500 Euro (on altı bin beş yüz Euro) tutarında ve yargılama masraf ve giderleri için 1.500 Euro (bin beş yüz Euro) tutarında ödeme yapmayı önerdiğini bildiririm.

Bu miktar maddi, manevi her türlü tazminat ile masraf ve harcamaları kapsamakta olup tüm vergilerden muaf olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin AİHS'nin 37/1 maddesi uyarınca verdiği kararın bildirilmesini müteakip üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL' ye çevrilmek suretiyle ödenecektir. Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, söz konusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar geçecek süre için Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanacaktır. Bu tutarın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir."

AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü kaydeder. Bu çözümün Sözleşme ve Eki Protokoller'de tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatinde olup, diğer taraftan, başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek kamu düzenine ilişkin hiçbir gerekçe görmemektedir (AİHS'nin 37/1 maddesi in fine). Sonuç olarak, AİHS'nin 29 / 3 maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve davanın zabıttan düşürülmesi uygun olacaktır.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA