kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KUŞ - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

KUŞ - TÜRKİYE DAVASI

2.DAİRE

(Başvuru no: 27817/04)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:8 Temmuz 2008

İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.
USUL

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 27817/04 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Remzi Kuş'un 22 Haziran 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir barosu avukatlarından B. Kaptan tarafından temsil edilmektedir.


OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran 1944 doğumlu olup Almanya Sinn'de ikamet etmektedir.

Iğdır Belediye Meclisi 6 Ekim 1999 tarihinde Nuh Nebi Camii etrafındaki bazı binaların kamulaştırılmasını beş yıllık şehir planına dahil etmeye karar vermiştir.

Belediye Meclisi 21 Ekim 1999 tarihinde 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun 6. maddesine dayalı olarak Karaağaç mahallesinde bulunan 368 m2 yüzölçümündeki 2 no'lu parselin, 131 m2 yüzölçümündeki 3 no'lu parselin ve 140 m2 yüzölçümündeki 14 no'lu parselin kamulaştırılmasını kararlaştırmıştır.

Belediye Meclisi sözü edilen taşınmazları 22 Ekim 1999 tarihinde "yeşil alan" olarak vasıflandırmıştır.

Belediye Meclisi 28 Ekim 1999 tarihinde 2 no'lu parseli 7.360.000.000 TL., 3 no'lu parseli 2.620.000.000 TL., ve 14 no'lu parseli 1.400.000.000 TL. karşılığında kamulaştırmıştır. Belediye Meclisi kamulaştırma bedellerinin bloke bir banka hesabına yatırılmasına karar vermiştir.

Daha sonra 2 ve 14 no'lu parseller tapuda belediye adına tescil edilmiştir.

Hükümete göre ekonomik sıkıntılar nedeniyle başvuranın 3 numaralı parsel için herhangi bir kamulaştırma bedeli ödenmemiştir.

Başvuran 22 Ocak 2001 tarihinde Erzurum İdare Mahkemesi'ne başvuruda bulunarak Iğdır Belediyesi'nin 28 Ekim 1999 tarihli kararının iptali istemiyle dava açmıştır.

İdare Mahkemesi 29 Mayıs 2001 tarihli bir karar ile başvuranın talebini reddetmiştir. Mahkeme, Belediye Meclisi'nin 2942 sayılı Kanun gereğince şehir planına uygun olarak park alanı yapımı için başvuranın taşınmazlarını kamulaştırdığını hatırlatmıştır.

Danıştay 21 Ocak 2003 tarihli bir karar ile ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

8 Aralık 2003 tarihinde alınan ve başvurana 30 Aralık 2003'te tebliğ edilen karar ile Danıştay başvuranın kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.

Başvuran 22 Şubat 2007 tarihinde AİHM'ye yazmış olduğu mektup ile 2 ve 14 numaralı parsellere ilişkin kamulaştırma bedelini aldığını, buna karşın 3 numaralı parsel için herhangi bir tazminat almadığını bildirmiştir.


HUKUK

I. AİHS'NİN 6. VE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran 3 numaralı parselin kamulaştırılması ile AİHS'nin 6. ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir. AİHM başvuranın şikayetinin Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde inceleneceğine itibar etmektedir.

Hükümet başvuranın iddiasına karşı çıkmaktadır.

A. Kabuledilebilirlik hakkında

Hükümet 3 numaralı parselin tapuda halen başvuran adına kayıtlı olması nedeniyle kamulaştırma işleminin tamamlanmadığını ifade ederek başvuranın mağdur sıfatına karşı çıkmaktadır.

Başvuran Hükümetin itirazına karşı çıkmaktadır.

AİHM Hükümetin itirazının başvuranın 3 numaralı parselin kamulaştırılmasının Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlali anlamına geldiğini öne sürdüğü şikayeti ile ilintili olduğuna itibar etmektedir. Bu nedenle Hükümetin ön itirazı şikayetin esası ile birlikte incelenecektir.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvuruların dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvurular kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esasa dair

Hükümet başvuranın taşınmazının kamu yararına bir park inşası için yasaya uygun şekilde kamulaştırıldığı açıklamasını yapmaktadır. Bu işlem ulusal mahkemeler tarafından da teyid edilmiştir. Hükümet ayrıca ekonomik sıkıntılar nedeniyle taşınmaz için saptanan kamulaştırma bedelinin başvurana ödenemediği açıklamasını yapmaktadır. Bahse konu taşınmaz tapuda halen başvuran adına tescillidir. Hükümet başvuranın mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin sözkonusu olmadığını savunmaktadır.

Başvuran Hükümetin argümanlarına karşı çıkmakta ve iddiasını yinelemekte, Kamulaştırma kararının Danıştay tarafından onanması nedeniyle kamulaştırma işleminin tamamlandığını öne sürmektedir. Başvurana göre arsanın tapuda kendi adına kayıtlı olması basit bir şekli durumdan ibarettir. Başvuran arsalarının park yapmak için kullanılmadığını, oraya bir cami inşa edildiğini ve eklerinde de ticaret yapıldığını beyan etmektedir.

AİHM, Iğdır Belediye Meclisi'nin 28 Ekim 1999 tarihli kararı ile 3 numaralı parselin kamulaştırıldığını tespit etmektedir. Bu uygulama Danıştay tarafından onanmıştır. AİHM bu nedenle sözkonusu parselin kamulaştırıldığı kanaatine varmaktadır. AİHM taşınmazın değeri ile ilintili makul bir meblağ ödemeksizin bir mülkten mahrum bırakmanın aşırı bir uygulama olduğunu ve mutlak bir tazminat yokluğunun Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında, ancak istisnai şartlarda haklı gösterilebileceğini not etmektedir (Bkz Jahn vd.-Almanya kararı no: 46720/99, 72203/01 ve 72552/01). Bu başvuruda başvuran kamulaştırma nedeniyle herhangi bir tazminat elde etmemiştir. AİHM, Hükümetin hiçbir tazminat ödenmemesini meşru kılacak herhangi bir istisnai koşul ortaya koymadığını not eder. AİHM ayrıca Hükümetin başvuranın halen bu parselin maliki olduğu yönündeki argümanına katılmamaktadır. Zira adıgeçen kendi tasarrufunda bulunan taşınmazdan tam anlamıyla ve arzu ettiği şekilde istifade edememektedir. Başvuran pratikte malını kullanamadığından AİHM'ye göre yetkililerin tutumundan taşınmazı kamulaştırmak niyetinde oldukları, ancak, ne başvurana tazminat ödemek istedikleri ne basit bir şekilcilik nedeniyle Hazine adına tapuya tescil ettirdikleri ortaya çıkmaktadır.

AİHM bu bağlamda, Devletin bir kurumunun adli bir karar sonucu oluşan bir borcun ödenmemesi için kaynak yetersizliği veya mali sıkıntı bahanesini öne süremeyeceğini ve bu kararın icrasındaki hatırı sayılır gecikmelerin AİHS hükümleri ve 1 no'lu Ek Protokol ile güvence altına alınan haklara yönelik bir ihlali oluşturduğunu hatırlatır (Bkz. Sakarya-Türkiye kararı no: 11912/04). AİHM bu nedenle Hükümetin kamulaştırma işleminin tamamlanmaması nedeniyle başvuranın mağdur sıfatının bulunmadığı yönündeki itirazını reddetmektedir.

Bu durum AİHM'yi başvuranın toplum yararının gerektirdikleri ile mülkiyet hakkına saygının korunması arasında hüküm sürmesi gereken adil dengeyi bozan alışılmışın dışında ve ölçüsüz bir yüke katlanmak zorunda kaldığı ve hala katlandığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir.

Bu nedenle Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN

AİHS'nin 41. maddesine göre "Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran 1.150.000 Euro maddi tazminat ve 350.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

AİHM Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlalini oluşturan olayın, taşınmaza el konmasına ilişkin bir gayri yasal uygulama değil, uygun tazminat ödenmeyişi olduğunu belirtir (Bkz. Scordion-İtalya kararı (no1), no: 36813/97).

AİHM başvuranın uğradığı maddi zararın Danıştay'ın 8 Aralık 2003'te kesin hüküm haline geldiğinde kendisine ödenmesi gereken kamulaştırma tazminatına denk düştüğüne itibar etmektedir. AİHM ayrıca 2003 yılından itibaren enflasyon nedeniyle paranın uğradığı değer kaybının dikkate alınması gerektiğini hatırlatmakta ve Akkuş-Türkiye (Akkuş-Türkiye kararı, 9 Temmuz 1997) içtihadında benimsenen ilkeye atıfta bulunmaktadır. AİHM ilgili ekonomik veriler ışığında yapılan hesaplama ışığında başvurana 7.500 Euro verilmesini uygun görmektedir.

Bu meblağ, işbu başvuru çerçevesinde incelenen ve iç hukukta başvuran tarafından öne sürülen taleplerin tamamını nihai olarak karşılamaktadır.

AİHM ayrıca ihlal tespiti kararının kendisinin manevi zararın giderilmesi bakımından adil bir tazmini oluşturduğuna itibar etmektedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran iç hukukta ve AİHM önünde yapmış olduğu yargı giderleri için 61.000 Euro talep etmektedir. Başvuran bu yönde 507,1 TL tutarındaki bir faturayı ve avukatlık sözleşmesinin bir örneğini sunmaktadır.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında başvurana yargı giderleri başlığı altında 500 Euro ödenmesine karar vermektedir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2. Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS'nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana;

i. maddi tazminat için 7.500 (yedi bin beş yüz) Euro ödenmesine;
ii. yargı giderleri için 500 (beş yüz) Euro ödenmesine;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 8 Temmuz 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA