kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
MEHMET SELÇUK - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

MEHMET SELÇUK - TÜRKİYE DAVASI

İKİNCİ DAİRE

(Başvuru no: 13090/04 )

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:10 Haziran 2008

İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan ve 13090/04 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Mehmet Selçuk'un (başvuran) 23 Mart 2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından M. Kolenoğlu tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran 1929 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

Başvuran, İstanbul Gaziosmanpaşa tapu kaydında 2904 parsel numarası ile tescilli taşınmazın maliki idi. Dava dosyasında yer alan bilgilere göre başvuranın hissesi 3.072 m2 idi. 1985 yılında yapılan imar değişikliği planının ardından başvuranın payı 892 no'lu adanın 1. parseli olarak belirlenmiştir.

Belirtilmeyen bir tarihte Gaziosmanpaşa Belediyesi üzerine okul inşaatı yapıldığı cihetle sözkonusu parselin tapuda belediye adına kaydedilmesini kararlaştırmıştır. Buna karşılık, Belediye başvurana 868 no'lu adanın 2.752 m2 tutarındaki 1. parselini ve 1183 no'lu adanın 2. parselinden toplam 233 m2 verilmesini öngörmüştür.

A. İdari mahkemeler önündeki süreç

Başvuran, Belediye Meclisi'nin kararının iptali istemiyle 9 Temmuz 1991 tarihinde İstanbul İdare Mahkemesi'nde dava açmıştır.

28 Şubat 1995'te davayı iadeten gören idari mahkeme, taşınmazının karşılığında başvurana tahsis edilen arsanın sit alanında bulunması nedeniyle Belediye Meclisi'nin kararını iptal etmiştir.

Danıştay 21 Mart 1996 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamış, kararın tashihi talebini ise 11 Mart 1997 tarihinde reddetmiştir.

B. Hukuk mahkemeleri önündeki süreç

Başvuran 18 Şubat 1991 tarihinde belediye adına kayıtlı sözkonusu parselin tapusunun iptal edilerek tapu sicilinde kendi adına tescil edilmesi talebiyle Gaziosmanpaşa Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Asliye Hukuk) başvurmuştur.

Asliye Hukuk Mahkemesi 10 Ekim 1997 tarihinde bu talebi yerinde bulmuştur.

Yargıtay 18 Mayıs 1998 tarihinde kararı bozarak sözü edilen parselin kamulaştırılması gerektiğine itibar etmiştir.

Belediye 20 Ocak 1998 tarihinde bir kamulaştırma kararı almış, ancak bu karar icra edilmemiştir.

Başvuran de facto kamulaştırma için tazminat almak amacıyla 7 Mayıs 1999 tarihinde ek başvuruda bulunmuş, 100.000.000.000 TL [o dönemde yaklaşık 238.000 Euro] tazminat talep etmiştir.

22 Eylül 2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi 7 Mayıs 1999 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiz oranı ile birlikte talep ettiği tazminatın başvurana ödenmesine karar vermiştir.

Yargıtay 27 Şubat 2002 tarihinde bu kararı onamış, 30 Eylül 2002'de kararın tashihi başvurusunu reddetmiştir.

Başvuran 20 Kasım 2002 tarihinde Belediye'den bu meblağı ödemesi talebinde bulunmuştur. Belediye 21 Mayıs 2004'te istenen faiz miktarına itiraz etmiş, 23 Haziran 2004'te icra mahkemesi davayı kabul etmiştir..

Mayıs 2005'te başvurana 392.110.000.000 TL [o dönemde yaklaşık 227.500 Euro] ödeme yapılmıştır.

Başvuran ayrıca Cumhuriyet Savcısı'na Gaziosmanpaşa Belediye Başkanı ve muhasebecisi aleyhine görevi kötüye kullanmak ve tehdit etmekten suç duyurusunda bulunmuştur. Bu şikayet ile ilgili takipsizlik kararı verilmiştir. Başvuran tarafından yapılan itiraz Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi tarafından reddedilmiştir.

HUKUK

I. EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran iç hukuktaki mahkemelerin ödenmesine hükmettiği kamulaştırma tazminatının yetersizliğinden, bu meblağın zamanla değer kaybetmesinden, Devlet tarafından bu tazminatın ödenmesindeki gecikmeden ve gecikme faizinin geç uygulanmaya başlamasından şikayetçi olmaktadır. Başvuran mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin yapıldığını ileri sürmektedir.

AİHM bu şikayeti Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi açısından inceleyecektir.

Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.

Bu başvuruda, Asliye Hukuk Mahkemesi 22 Eylül 2000 tarihinde başvurana talep ettiği tazminat miktarının tamamının ödenmesine ve bu miktara 7 Mayıs 1999 tarihinden itibaren yasal gecikme faizinin yansıtılmasına karar vermiştir. Yargıtay 30 Eylül 2002 tarihinde bu kararı onamış ve karara karşı yapılan kararın düzeltilmesi başvurusunu reddetmiştir.

AİHM'ye göre, başvuranın tazminatın yetersizliği ve gecikme faizinin başlama tarihi itibariyle yaptığı şikayet babında AİHS'nin 35. maddesinin uygulanması açısından 30 Eylül 2002 tarihli karar iç hukuktaki nihai kararı oluşturmaktadır. Başvuru bu karar tarihinden itibaren altı aydan fazla bir sürenin ardından gecikmeli olarak yapılmıştır, geç yapılan bu şikayet AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarının uygulanmasına istinaden reddedilmelidir.

AİHM, kamulaştırma bedelinin Devlet tarafından geç ödenmesine ve bu meblağın değer kaybetmesine ilişkin Akkuş-Türkiye (9 Temmuz 1997) kararında benimsediği hesaplama yöntemini hatırlatmakta, uğranılan maddi zararı değerlendirmek bakımından başvurana ödenen miktar ile alacağında gerekli düzeltmeler yapılsaydı alması gereken miktar arasında farkın, gecikme döneminde paranın uğradığı değer kaybı ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini kaydetmektedir. AİHM benimsemiş olduğu hesaplama yönteminde Devlet İstatistik Enstitüsü'nün ayrıntılı olarak yayımlamış olduğu tüketici fiyat endeksi listesinde yer alan verileri dikkate almaktadır. AİHM daha önce de dile getirdiği üzere bu hesaplamada oluşabilecek küçük farklılıkların yönteminin değerlendirilmesinden ileri gelen takdir yetkisi olarak değerlendirilmesi gerektiğine itibar etmektedir.

AİHM bu hesaplama yönteminin başvuranın hatırı sayılır bir kaybının olmadığını ortaya koyduğunu ifade etmektedir. Mevcut başvuruda, toplam tazminat miktarının çok az altında bir miktarın ödenmesi genel kamu menfaati ile başvuranın hakları arasında gözetilmesi gereken adil dengeyi bozmamaktadır. İç hukukta alınan nihai karar ile tazminatın ödenmesi arasında geçen sürenin Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi anlamında sözkonusu tazminatın enflasyonun etkisiyle değerini yitirmesine matuf tazminatı azaltıcı bir değer kaybına uğrattığı söylenemez.

Yapılan bu şikayetin ikinci kısmı dayanaktan yoksun bulunmaktadır ve AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragraflarına uygun olarak reddedilmelidir.

II. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22 Eylül 2000 tarihli kararının uzun bir süre boyunca infaz edilmediğinden şikayetçidir.

AİHM bu şikayeti AİHS'nin 6/1 maddesi çerçevesinde ele alacaktır.

A. Kabuledilebilirlik hakkında

Hükümet ulusal mahkemeler önünde yargılama devam ederken başvuranın AİHM'ye başvurmuş olması muvacehesinde iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yapmaktadır.

AİHM mevcut başvurunun 23 Mart 2004 tarihinde yapıldığını not etmektedir. İç hukuktaki nihai kararın 30 Eylül 2002 tarihinde kesinleşmesi ölçüsünde başvurunun yapıldığı bu tarihte iç hukukta devam eden herhangi bir yargı süreci bulunmamaktaydı. Bu nedenle Hükümetin itirazı reddedilmektedir.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esasa dair

Hükümet başvuranın iddiasına karşı çıkmaktadır.

Bir üye ülkenin iç hukuk düzeninin, nihai ve zorunlu bir yargı kararının taraflardan birinin aleyhine etkisiz kalmasına göz yumması halinde Sözleşmenin 6. maddesinin 1. paragrafında güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkı aldatıcı olur. Hangi düzeyde olursa olsun bir mahkemenin kararının icrasının AİHS'nin 6. maddesinin 1. paragrafı anlamında bir "davanın" bütünleyen bir parçası sayılması gerekmektedir (Bkz. Hornsby-Yunanistan kararı, 19 Mart 1997 ve Tunç-Türkiye kararı no: 54040/00, 24 Mayıs 2005).Yani, bir davanın tarafının etkili koruması, idarenin adaletin kararını yerine getirmesini gerektirmektedir. Devletin bir kurumu yargı kararıyla kesinleşmiş borcunu ödememek için kaynak yetersizliği bahanesini öne süremez (Bkz. Ak-Türkiye kararı no: 27150/02, 31 Temmuz 2007).

Öte yandan, AİHM'nin daha evvel müteaddit kez dile getirdiği üzere, kesinleşmiş bir yargı kararı sonucunda Devlet karşında alacaklı konumuna geçen bir kimseden alacağının ödenmesi için daha sonra yeniden bir cebri icra davası açması beklenemez. Bu nedenle başvurana ödenmesi gereken tutarın cebri icra yoluyla gecikmeli olarak ödenmiş olması, ulusal makamların yargı kararına uymayı uzun bir süre reddetmelerini ve uygun tazmin yoluna gitmemelerini telafi etmeyecektir (Bkz. Metaxas - Yunanistan, no: 8415/02, 27 Mayıs 2004 ve sözü edilen Ak kararı).

AİHM, bir idarenin ödeme yapmadan evvel belirli bir süreye gereksinim duyduğunu kabul etmektedir, ancak bu sürenin makul olması gerekir.

Bu başvuruda, İdare Yargıtay'ın 27 Şubat 2002 tarihli kararından yaklaşık üç yıl iki ay sonra Mayıs 2005'te başvurana borcunu ödemiştir. AİHM nezdinde bu makul bir süre olarak nitelendirilemez (Bkz. sözü edilen Ak kararı).

Sonuç olarak, AİHM nihai olarak kesinleşen yargı kararına makul bir sürede uymayan ulusal mercilerin 6/1 maddenin anlamını kısmen ortadan kaldırdıklarına itibar etmektedir.

Bu nedenle bu madde ihlal edilmiştir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesine göre "Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran 775.000 ABD Doları maddi tazminat ve 100.000 ABD Doları manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi tazminat arasında herhangi bir illiyet bağı kuramamakta ve bu talebi reddetmektedir.

Buna karşın AİHM başvuranın ödeme tarihindeki belirsizlik nedeniyle yalnızca ihlal kararının tespiti ile giderilemeyecek kadar manevi bir zarara maruz kaldığına itibar etmektedir. AİHM hakkaniyete uygun olarak başvurana 1.800 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran iç hukukta yapmış olduğu yargı giderleri için 95.000 ABD Doları ve AİHM nezdinde yapmış olduğu harcamalar için 12.000 Euro talep etmekte, herhangi bir kanıtlayıcı belge sunmamaktadır.

Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.

AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir.

AİHM, mahkemeye sunulan deliller ve sözü edilen kıstaslar ışığında bu talebi reddetmektedir.

C. Gecikme faizi

Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1. Kesinleşmiş yargı kararının icrasının yerine getirilmemesine ilişkin (6. madde) şikayetin kabuledilebilir, bunun dışındaki şikayetin kabuledilemez olduğuna;

2. AİHS'nin 6. maddesi'nin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvurana 1.800 (bin sekiz yüz) Euro manevi tazminat ödenmesine;

b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına,

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 10 Haziran 2008 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA