kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SERİN -TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

SERİN -TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no:18404/04)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

STRAZBURG

KARAR TARİHİ :18 Kasım 2008

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (18404/04) no'lu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Mehmet Serin'in (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 9 Nisan 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, İzmir Barosu avukatlarından S. Çetinkaya tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran, 1945 doğumludur ve İzmir'de ikamet etmektedir.

12 Ekim 2002 tarihinde, komşularıyla tartışmasının ardından başvuran yakalanmış ve Kemeraltı Karakolu'nda gözaltına alınmıştır.

Aynı gün akşam başvuran, İzmir Tıp Fakültesi Hastanesi'ne sevk edilmiştir. Sağlık muayenesinden geçirilen başvuranın vücudunda çok sayıda yara ve darp izine rastlanmıştır.

13 ve 16 Ekim 2002 tarihlerinde, başvuranın eşi, başvuranı göz altına alan polis memurları hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na şikayette bulunmuştur. Başvuranın eşi çaresiz bir şekilde, polis tarafından eşine şiddet uygulanmasını izlediğini, hakarete uğrayıp tehdit edildiğini belirtmiştir.

2 Nisan 2003 tarihinde, başvuranın yedi günlük işgöremezlik raporu olduğunu tespit eden Savcı, sekiz polis memurunu kötü muamele ve görevi kötüye kullanmakla suçlamıştır.

31 Aralık 2003 tarihinde, başvuran, İzmir İdare Mahkemesi'nde 45.000.000.000 TL değerinde maddi ve manevi tazminat davası açmıştır. Başvuran, ayrıca, muhtar tarafından düzenlenen fakirlik belgesini sunarak, ekonomik durumu nedeniyle yargılama masraflarını ödeme imkanının bulunmadığını, emekli aylığı ile yaşadığını ve kirada oturduğunu belirtmiş ve adli yardım talebinde bulunmuştur.

Sözkonusu tarihte, başvuranın emekli aylığının yıllık 4 517 000 000 TL, yani aylık 376 000 000 TL'ydi (yaklaşık 220 Euro).

14 Ocak 2004 tarihinde, İdare Mahkemesi, Hukuk Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 465. maddesinde belirtilen adli yardım koşullarına uygun olmadığı gerekçesi ile talebini reddetmiştir. Kararın hiçbir gerekçesi bulunmamaktadır.

16 Şubat 2004 tarihinde, İdare Mahkemesi, başvuranın, 607. 880.000 TL (yaklaşık 370 Euro) değerindeki mahkeme harcının ödemesi gerektiği hususunda başvuranın avukatını bilgilendirmiştir. Mahkeme, otuz gün içerisinde ödeme yapılmadığı takdirde davanın açılmamış sayılacağını belirtmiştir.

15 Nisan 2004 tarihinde, sözkonusu ödemeyi yapamayan başvurana ikinci bir ödeme emri gönderilmiştir.

8 Haziran 2004 tarihinde, İdare Mahkemesi, mahkeme harcı yatırılmadığı cihetle davanın açılmamış sayılmasına karar vermiştir.

10 Ekim 2007 tarihinde, İzmir Asliye Ceza Mahkemesi, altı polis memurunun kötü muameleden üç yıl hapis cezasına mahkum edilmesine, sözkonusu cezanın ertelenmesine karar vermiştir. Dava, halen Yargıtay'da derdesttir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, yargılama masrafları ve adli yardım talebinin reddedilmesi nedeniyle davasından sorumlu idare mahkemelerine erişim imkanından yoksun bırakılmasından şikayetçidir. Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği kanısındadır.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

8 Haziran 2004 tarihli İdare Mahkemesi kararına karşı başvuranın temyiz başvurusunda bulunmamış olmasından dolayı Hükümet, iç hukuk yollarının tüketilmediği kapsamındaki kabuledilemezliğe dair itirazını sunmaktadır.

Başvuran, Hükümet'in itirazına karşı çıkmaktadır.

AİHM, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 469. maddesi uyarınca, adli yardım yapılması ya da yapılmaması kararının nihai olduğunu ve temyiz konusu yapılamayacağını saptamaktadır. Dolayısıyla AİHM, başvuranın 8 Haziran 2004 tarihli karara karşı temyiz başvurusunda bulunacak durumda olmadığı kanaatindedir (Bkz, bu anlamda, Tunç-Türkiye, başvuru no: 20400/03, 21 Şubat 2008 ve Ciğerhun Öner-Türkiye, başvuru no: 33612/03, 20 Mayıs 2008). Bu durumda AİHM, Hükümet'in itirazını reddetmektedir.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas

Başvuran, mahkemenin adli yardım talebi hakkındaki kararını, ilgili maddeye atıfta bulunmakla yetinerek araştırma yapmadan ve hiçbir gerekçe göstermeden on dört gün içerisinde verdiğini iddia etmektedir. Başvuran, fakirlik belgesi ve talebinin yerindeliğine ilişkin belgeler sunduğunu da sözlerine eklemektedir.

Hükümet, başvurana adli yardım yapılması hakkındaki ret kararının iç hukuka uygun olduğunu ileri sürmektedir. Fakirliğe dair kanıt unsurlarının ve dosyada bulunan diğer unsurların incelenmesinin ardından, hakimler, adli yardım yapılmasına gerek olmadığı kanaatine varmışlardır. Hükümet, hakimlerin adli yardım yapılmasına karar vermeleri yönünde bir zorunluluklarının bulunmadığını da eklemektedir.

Hükümet, başvuranın emekli maaşı olduğunu ve bir avukatı olduğuna işaret etmektedir. Hükümet, hiçbir ücret almadan bir kişiye hizmet veren her avukatın bu durumdan Baro'yu bilgilendirmesi gerektiğini, ancak mevcut davada böyle bir durumun sözkonusu olmadığını belirtmektedir. Hükümet, bu durumdan, başvuranın avukatlık ücretini ödemek için yeterli geliri olduğu, o halde mahkeme masraflarını da ödeme imkanına sahip olduğu sonucuna ulaşmaktadır. Hükümet, başvuranın yargılama masraf ve giderlerini azaltacak şekilde kısmi dava açabilme imkanının bulunduğunu da sözlerine eklemektedir.

Hükümete göre, adli yardım talebinin reddedilmesi, mahkemeye erişim hakkının özüne halel getirecek şekilde veya düzeyde başvuranın erişimini engellememiştir.

AİHM, mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığını ve zımnen kabul edilmiş bazı sınırlamalara tabi olabileceğini, zira erişim hakkının doğası gereği, devlet tarafından bir düzenleme gerektirdiğini hatırlatmaktadır. AİHS'nin 6/1 maddesi davacıların "medeni hak ve yükümlülüklerine" ilişkin kararlar hakkında mahkemeye erişim hakkını etkin bir biçimde güvence altına almakta ise de bu hususta kullanılacak araçların seçimini devlete bırakır. Ancak, Sözleşmeye taraf olan devletler, bu konuda belli bir takdir payına sahip olsalar da AİHS'nin gereklerine riayet edilip edilmediğine dair son karar AİHM'ye aittir (Airey-İrlanda, 9 Ekim 1979 tarihli karar ve Z ve diğerleri-Birleşik Krallık, başvuru no: 29392/95). Mahkemeye erişim hakkı, bir yargılanabilirin mahkemeye erişim hakkının özüne halel getirecek şekilde ve düzeyde sınırlandırılamaz. Mahkemeye erişim hakkına getirilen kısıtlama, meşru bir amaç taşıdığı ve kullanılan araçlarla amaç arasında makul bir orantılılık ilişkisi mevcut olduğu sürece, AİHS'nin 6/1 maddesine uygun düşer (Bellet-Fransa, 4 Aralık 1995 tarihli karar).

Sözkonusu sınırlama mali nitelikli olabilir (Kreuz-Polonya, başvuru no: 28249/95). AİHM, adaletin iyi şekilde tecelli etmesi için, bir kişinin mahkemeye erişim hakkına mali kısıtlamalar getirilebileceğini hiçbir zaman göz ardı etmemiştir (Tolstoy-Miloslavsky- Birleşik Krallık, 13 Temmuz 1995 tarihli karar). Hukuk mahkemelerinde açılan davalar için mahkeme harcı ödenmesinin istenmesi, AİHS'nin 6/1 maddesine aykırı olarak mahkemeye erişim hakkının sınırlaması olarak kabul edilemez. Bununla birlikte, ilgilinin, mahkemeye erişim hakkından yararlanıp yararlanmadığının ve "davasının bir mahkeme tarafından görülüp görülmediğinin" belirlenmesinde, bir davanın özel koşulları ışığında değerlendirilen masrafların tutarı, kişinin ödeme gücü ve sözkonusu sınırlamanın yargılamanın hangi safhasında ortaya çıktığı gibi faktörlerin dikkate alınması gerekir. (Kreuz, Weissman ve diğerleri- Romanya, başvuru no: 63945/00, Iorga-Romanya başvuru no: 4227/02, 25 Ocak 2007).

Mevcut davada, yargılama masraflarının ödenmemesi, İdare Mahkemesi'nin davanın açılmamış sayılmasına yol açmıştır. Başvuranın ödemesi gereken yargılama masraflarının miktarı 607.880.000 TL'ydi (yaklaşık 370 Euro). Sözkonusu miktar çok yüksek gibi görünmese de aylık emekli maaşı 376.000.000 TL (yaklaşık 220 Euro) olan ve kirada oturan başvuran için yüksek bir meblağ idi.AİHS'nin amacının teorik ya da hayali hakları değil gerçek ve etkili hakları (Artico-İtalya, 13 Mayıs 1980) korumak olduğunu göz önüne alan AİHM, geliri yalnızca emekli aylığından ibaret olan başvuran için yargılama masraflarının başvurana aşırı yük yüklediği kanaatindedir (Iorga).

AİHM, adli yardım talebini reddederken, İdare Mahkemesi'nin, yoksulluk, talebin yerindeliği gibi, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 465. maddesinde belirtilen koşulların biraya gelmediği kanaatine vardığını not etmektedir.

Başvuranın durumunun belirsizliği, mahkemeye erişim hakkına yönelik olarak getirilen kısıtlamanın incelenmesinde belirleyici bir unsur oluşturmaktadır. AİHM, devletin kamu kaynaklarından sadece gerçekten ihtiyacı olan davacılara adli yardım yapmak istemesini meşru bir kaygı olarak kabul etmektedir. Bununla birlikte, AİHM, fakirlik belgesinin başvuranın maddi durumunu belirtmek için yeterli olduğu kanaatindedir. İdare mahkemesinin değerlendirme yaparken sözkonusu fakirlik belgesini göz önünde tutması gerekmekteydi. Oysa mevcut davada böyle olmamıştır. Ayrıca İdare Mahkemesi, sözkonusu kararı hiçbir şekilde gerekçelendirmemiş olup, başvuranın durumunun etkili ve somut bir şekilde incelendiğinden emin olmak mümkün değildir (bu anlamda, Ciğerhun Öner).

AİHM, mevcut davada, adli yardım talebinin reddedilmesinin başvuranı davasının bir mahkeme tarafından görülmesi imkanından yoksun bıraktığını tespit etmektedir. Yargılamanın ilk safhasında ilk derece mahkemesinde gerçekleşen bir kısıtlama sözkonusudur.

Sözkonusu unsurlar göz önüne alındığında, AİHM, başvuranın, somut ve etkili bir şekilde idare mahkemesine erişim hakkından yararlanamadığı kanaatine varmaktadır.

Bu durumda AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 1. VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, mahkemeye erişim imkanının engellenmesinden dolayı etkili bir başvuru imkanından yoksun bırakılmasından şikayetidir. Başvuran, AİHS'nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır. Aynı olaylar temelinde, başvuran, AİHS'nin 1. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

AİHM, sözkonusu şikayetlerin yukarıda incelenen şikayetle bağlantılı dolayısıyla kabuledilebilir nitelikte olduğunu belirtmektedir.

Bununla birlikte, AİHS'nin 6. maddesi kapsamındaki tespiti göz önüne alarak, AİHM, mevcut davada, ihlal edilmiş olsalar dahi sözkonusu hükümlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran, maruz kaldığı maddi zararın 45.000 Euro olduğunu dile getirmektedir. Başvuran, idare mahkemesi önünde dile getirdiği miktarları güncel değerlerine uyarlayarak sözkonusu miktara ulaşmaktadır. Başvuran, ayrıca 30.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.

Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.

AİHM, maddi tazminat ile ilgili olarak, AİHS'nin 6/1 maddesi ile güvence altına alınan mahkemeye erişim hakkının ihlaline yönelik prensip olarak en uygun telafinin başvuranın isteği üzerine ve makul bir sürede başvuranın davasının hükme bağlanması olacağını hatırlatmaktadır (Bkz, aynı anlamda, Mehmet ve Suna Yiğit-Türkiye, başvuru no: 52658/99, 17 Temmuz 2007).

Manevi tazminat ile ilgili olarak, AİHM, hakkaniyete uygun olarak, başvurana 3.000 Euro ödenmesine hükmetmektedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran, ulusal merciler ve AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 12.000 Euro talep etmektedir. Başvuran, hiçbir belge sunmamaktadır.

Hükümet, sözkonusu miktara karşı çıkmaktadır.

AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri kapsamındaki talebi reddetmektedir.

C. Gecikme faizi

Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1.Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2.AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiğine;

3.AİHS'nin 1. ve 13. maddeleri kapsamında yapılan şikayetlerin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;

4.a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL' ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;

5.Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 18 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA