kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SADIKOĞULLARI VE ERDEM - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

SADIKOĞULLARI VE ERDEM - TÜRKİYE DAVASI

3.DAİRE

(Başvuru no: 4220/02 ve 8793/02)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

STRAZBURG

KARAR TARİHİ: 21 Ekim 2008

İşbu karar Sözleşme'nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 4220/02 ve 8793/02 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Ramazan Sadıkoğulları ve Rauf Erdem'in (başvuranlar) 4 Aralık 2001 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından E. Kanar ve Y. Başara tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

DAVANIN KOŞULLARI

Başvuranlar sırasıyla 1965 ve 1968 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

Başvuranlar İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından 11 Mayıs 1992 tarihinde yasadışı bir örgütün eylemlerine katıldıkları şüphesiyle yakalanmışlardır.

Adı geçenler İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) hakiminin kararı ile 22 Mayıs 1992 tarihinde tutuklanmışlardır.

Cumhuriyet Savcısı 1 Haziran 1992 tarihli bir iddianame ile TCK'nın 168/2 ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesine dayalı olarak aralarında iki başvuranın da yer aldığı üç sanık hakkında ceza davası açmıştır. Başvuranlar yasadışı bir örgüt olan Direniş Hareketi'ne katılmak ve bu örgütün biri silahlı soygun olmak üzere birçok eylemine karışmakla itham edilmişlerdir.

DGM İkinci Dairesi 28 Aralık 1993 tarihli ilk kararında başvuranları on beş yıl ağır hapis cezasına çarptırmış, suçlamaların bir kısmı açısından yetkisiz olduğuna hükmetmiştir.

Yargıtay DGM'nin bu kararını soruşturmadaki eksiklikler ve usuli nedenlerle 11 Temmuz 1994 tarihinde bozmuştur.

DGM 16 Temmuz 1996 tarihli yeni kararı ile olayları yeniden incelemiş ve başvuranları Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın tamamını veya bir bölümünü zorla değiştirme teşebbüsünde bulunmak suçundan ölüm cezasına çarptırmıştır. DGM, bunun yanı sıra sanıkların lehinde alınan bir temyiz kararının ardından ilk derece mahkemesinin failleri daha ağır bir cezaya çarptıramayacağına dair CMUK hükmünden hareketle başvuranların her birini on beş yıl hapis cezasına çarptırmıştır.

Yargıtay 12 Haziran 1997 tarihinde usul gerekçeleriyle ilk derece mahkemesinin kararını ikinci kez bozmuştur.

DGM 7 Temmuz 1998 tarihinde vermiş olduğu üçüncü kararı ile başvuranları bu defa "yirmi sekiz ila on dört yıl" arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırmıştır.

Yargıtay 15 Temmuz 1999 tarihinde "Yargıtay denetimine mahal verecek gerekçenin bulunmadığı" gerekçesiyle DGM tarafından alınan kararı üçüncü kez bozmuştur.

DGM 4 Nisan 2000 tarihinde daha ayrıntılı bir gerekçeye dayanarak başvuranların her birini otuz bir yıl on bir ay on gün ağır hapis cezasına çarptırmıştır.

Yargıtay 19 Şubat 2002 tarihli bir kararı ile usuli ve teknik hukuki gerekçelere dayanarak DGM'nin kararını dördüncü kez bozmuştur.

DGM 7 Mart 2002 tarihinde almış olduğu karar ile başvuranları son olarak yirmi sekiz yıl on dört ay hapis cezasına çarptırmıştır.

Yargıtay 14 Kasım 2002 tarihinde cezanın infaz edilmesine ilişkin bir hususta yaptığı düzeltmelerle birlikte kararı esastan onamıştır.

Karar nihai hale gelmiştir.

Yargı süreci boyunca başvuranların serbest bırakılma talepleri düzenli olarak başvuranların talebi üzerine veya resen incelenmiş ve her defasında "işlenen suçun niteliği, dosyanın içeriği ve kanıtların durumu" gibi basmakalıp ifadelerle reddedilmiştir.

Başvuranlar tahliye taleplerinin reddedilmesine karşı yargılama süresi boyunca en az bir kez AİHS'nin 5/3 maddesine atıfta bulunarak 5 Haziran 2001 tarihinde itiraz etmişlerdir. Bu talepleri İstanbul 3 numaralı DGM tarafından dosyanın incelenmesinin ardından gerekçe gösterilmeksizin reddedilmiştir.

Sağlık sorunları nedeniyle R. Erdem 21 Nisan 2003 tarihinde ve R. Sadıkoğulları 22 Kasım 2003 tarihinde tahliye edilmişlerdir.

17 Aralık 2004 tarihinde yeni Ceza Muhakemeleri Kanunu Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Yasal düzenlemelerin ardından belirtilmeyen bir tarihte başvuranlar İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvurarak mahkumiyetlerinin 5237 sayılı Kanun uyarınca adapte edilmesini talep etmişlerdir.

Ağır Ceza Mahkemesi 5 Haziran 2008 tarihli bir kararı ile sözü edilen dönemde, halihazırda yürürlükte bulunan yasal hükümlere nazaran daha lehlerine olan hükümlere dayanılarak mahkum edildikleri gerekçesiyle sözü edilen kanunun uygulanmasına gerek olmadığına karar vermiştir.

Başvuranlar bu kararı temyiz etmişlerdir. Dava Yargıtay önünde halen derdesttir.

HUKUK

I. BAŞVURULARIN BİRLEŞTİRİLMESİNE İLİŞKİN

Başvuruların olaylar ve ortaya koydukları sorunlar açısından birbirleriyle olan bağlantısı nedeniyle AİHM, İçtüzüğünün 42/1 maddesinin uygulanmasına istinaden başvuruların birleştirilmesinin yerinde olacağına kanaat getirmektedir.

II. AİHS'NİN 5/3 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar gözaltı ve tutukluluk süresinin aşırı uzunluğundan yakınmakta ve AİHS'nin 5/3 maddesine atıfta bulunmaktadır.

A. Kabuledilebilirlik hakkında

AİHM başvuranların gözaltı süresinin başvurunun yapılmasından altı aydan fazla bir süre önce 1992 yılında sona erdiğini saptamaktadır. AİHM bu durumda AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragraflarına uygun olarak gözaltı süresinin uzunluğu hakkındaki şikayeti reddetmektedir.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde tutukluluk süresinin uzunluğuna ilişkin şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas hakkında

Başvuranlar iddialarını yinelemektedir.

Hükümet bahse konu tutukluluk süresinin uzunluğunun aşırı olmadığını savunmaktadır. Hükümete göre işlenen suçun niteliği ve başvuranlara isnat edilen delillerin ciddiyeti tutukluluk halinin uzunluğunu meşru kılmaktadır.

AİHM tutukluluk süresinin uzunluğuna dair içtihadından ileri gelen ilkelerin hatırlanması için Solmaz-Türkiye kararına (no:27561/02) atıfta bulunmaktadır.

Bu ilkelere uygun olarak, başvuranların hürriyetlerinden yoksun kaldıkları toplam dönemden AİHS'nin 5. maddesinin 1 a) bendine uygun olarak "mahkum edilmelerinin ardından hükümlü" konumunda oldukları dönem çıkarıldıktan sonra kalan toplam süre beş yıl on bir aydır.

AİHM, müteaddit defa bu başvurudakine benzer sorunları ortaya koyan davalarda AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunduğunu hatırlatır (Bkz. örneğin Karagöz-Türkiye kararı, no: 5701/02 20 Ekim 2005, Dereci-Türkiye kararı, no: 77845/01, 24 Mayıs 2005, Atıcı-Türkiye kararı (no1), no: 19735/02, 10 Mayıs 2007).

AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM ilgili yerleşik içtihadı ışığında başvuranların tutukluluk süresinin uzunluğunun aşırı ve AİHS'nin 5/3 maddesine aykırı olduğu kanısına varmaktadır (Bkz. aynı anlamda Gökçe ve Demirel-Türkiye kararı no: 51839/99, 22 Haziran 2006).

AİHM bu hususlar AİHM'nin AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varması için yeterlidir.

III. AİHS'NİN 6/1 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar ceza yargılamasının makul süre şartına uymadığını öne sürmekte, AİHS'nin 6/1 maddesine göndermede bulunmaktadır.

A. Kabuledilebilirlik hakkında

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas hakkında

AİHM kaydedilmesi gereken dönemin başvuranların yakalandığı 11 Mayıs 1992 tarihinde başlayıp, 14 Kasım 2002 tarihinde Yargıtay tarafından verilen nihai karar ile sona erdiği saptamasını yapmaktadır. AİHM bu çerçevede, başvuranların CMK'nın ıslahına yönelik 5237 sayılı Kanun uyarınca cezalarının uyarlanması için açtıkları davanın ayrı bir süreç olduğunu ve bu başvuru çerçevesinde süre hesabına dahil edilmemesi gerektiği kanaatindedir. (Bkz. örneğin kartal ve Kızıldağ-Türkiye kararı, no: 59641/00, 8 Nisan 2008).

Sözü edilen dava iki dereceli mahkemede verilen toplam on hüküm ile yaklaşık on yıl altı ay sürmüştür.

AİHM yargılama süresinin makul olup olmadığının davanın şartları ışığında ve özellikle de davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili mercilerin tutumu, davanın başvuran için arzettiği önem gibi, içtihadında yerleşmiş ölçütlere bakılarak değerlendirilmesi gerektiğini hatırlatır (Bkz. diğer birçokları arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa kararı, no: 25444/94).

AİHM kendisine sunulan bütün unsurları incelemiş ve Hükümetin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. AİHM yerleşik içtihadı ışığında sözkonusu yargılama süresinin toplam uzunluğunun aşırı olduğuna ve "makul süre" gereği ile bağdaşmadığına itibar etmektedir (Bkz. diğer birçokları arasında, Özkan ve Adıbelli-Türkiye kararı no: 18342/02, 9 Ocak 2007).

AİHS'nin 6/1 maddesi bu bakımdan ihlal edilmiştir.

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN

A. Tazminat

Başvuranların her biri maddi tazminat olarak 50.000 YTL (23.000 Euro'ya tekabül etmektedir) ve manevi tazminat olarak 75.000 TL (5.000 Euro'ya tekabül etmektedir) istemektedir. Başvuranlar maddi zarara ilişkin hapsedilmeleri nedeniyle uğradıkları gelir kaybını dayanak göstermektedir.

Hükümet bu miktarların aşırı ve kanıtlanmamış olduğunu savunmaktadır.

AİHM tespit edilen ihlal kararı ile öne sürülen maddi zarar arasında hiçbir illiyet bağı kuramamakta dolayısıyla bu talebi reddetmektedir. AİHM bununla birlikte başvuranların her birine hakkaniyete uygun 6.000 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuranlar iç hukukta ve AİHM önünde yapmış oldukları yargılama giderleri için 80.400 YTL (yaklaşık 38.000 Euro) talep etmekte, AİHM'ye avukatlarının hapishane ziyaretleri dolayısıyla yapmış olduğu harcamaların ayrıntılarını sunmaktadır.

Başvuranlar ayrıca tercüme ve posta giderlerinin ayrıntılarını, İstanbul barosu avukatlık ücret tarifesini ve avukatlarının iş çalışma saatlerini ve ücretini gösterir makbuzu sunmaktadır.

Hükümet bu miktarların kanıtlanmamış ve aşırı olduğunu ifade etmektedir.

AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. AİHM sunulan belgeler ve sözü edilen kıstaslar ışığında başvuranlara AİHM önünde yapmış oldukları yargı giderleri için toplam 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvuruların birleştirilmesine;

2. Tutukluluk süresinin uzunluğu (5/3 madde) ve yargılamanın uzunluğu (6/1 madde) hakkındaki şikayetlere ilişkin başvuruların kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;

3. AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;

4. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

5 a) AİHS'nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvuranların her birine manevi tazminat için 6.000 (altı bin) Euro ve yargılama giderleri için başvuranlara toplam 2.000 (iki bin) Euro ödenmesine;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

6. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 21 Ekim 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA