kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
EMİNE ARAÇ - TÜRKİYE


İçtihat Metni

EMİNE ARAÇ - TÜRKİYE

2. DAİRE

(Başvuru no: 9907/02)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

STRAZBURG

KARAR TARİHİ: 23 Eylül 2008

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (9907/02) no'lu davanın nedeni Emine Araç'ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 22 Ekim 2001 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran Londra Barosu avukatlarından, M. Muller ve T. Otty ile İstanbul Barosu avukatlarından da H. Tuna tarafından temsil edilmektedir.

AİHM, 19 Eylül 2006'da başvurunun kısmen kabuledilemez olduğuna ve Hükümete şikayetin AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlaline ilişkin bölümünün tebliğ edilmesine karar vermiştir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran, 1973 doğumludur ve İstanbul'da ikamet etmektedir.

Malatya Inönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğrencisi olan başvuran, 24 Eylül 1998 tarihinde Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne kaydını yaptırmak üzere başvurmuştur. Bu amaçla istenen diğer belgelerle birlikte, türbanlı olarak çekilmiş bir vesikalık fotoğrafını takdim etmiştir.

1 Ekim 1998 tarihinde, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ilgili şahıs tarafından takdim edilen vesikalık fotoğrafın yürürlükteki yönetmeliğe uygun olmadığını ve istenilen belgelerin yönetmeliğe uygun olmaması nedeniyle kaydının yapılamayacağını kendisine bildirmiştir.

Belirtilmeyen bir tarihte başvuran, İstanbul İdare Mahkemesi önünde bir iptal davası açmıştır. Başvuran iptal talebine gerekçe olarak özellikle üniversite idaresinin bireysel haklarına saygı göstermediğini ileri sürmüştür.

23 Eylül 1999 tarihli kararında İdare Mahkemesi, kaydın reddinin yürürlükteki mevzuata uygun olduğu gerekçesiyle başvuranın talebini reddetmiştir. Mahkeme özellikle başvuran tarafın yönetmeliğe uygun olmayan bir fotoğraf takdim ettiğini ve Yüksek Öğretim Kurulu tarafından 17 Nisan 1998 tarihinde kabul edilen üniversiteye giriş sınavı yönetmelik kılavuzunda (madde 4 prg. 1 f) yeralan "takdim edilen fotoğraflar şahsın kolayca tanınması için altı aydan daha yakın bir zamana ait ve ön cepheden çekilmiş olacak, ayrıca baş ve boyun açık olarak görünecektir" ibaresine ters düştüğünü vurgulamıştır.

Başvuranın temyize gitmesi sonucunda, Danıştay, 23 Eylül 1999 tarihli mahkeme kararını yasa ve usul kurallarına uygun olduğu gerekçesiyle onamıştır.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLÂL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, Danıştay önünde yargılamanın adil olmadığını savunmuştur. AİHS'nin 6/1 maddesini ileri sürmüştür.

Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.

A. Kabuledilebilirlik üzerine Hükümet, esas itibariyle bu davada 6/1 maddenin uygulanamazlığını ileri sürmektedir, zira Hükümet'e göre idari yargılama organları önüne getirilen bu anlaşmazlık, bireysel hak ve yükümlülükleri kapsamamaktadır. Başvuran, kamu hukuku alanına giren ve üniversite yetkilileri tarafından kabul edilmiş bir yönetmeliğin iptali için dava açmıştır. Diğer taraftan Hükümet, Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'nun (AİHK) Birleşik Krallık aleyhine André Simpson davası (no 14688/89, 4 Aralık1989 tarihli AİHK kararı, Kararlar ve raporlar bölümü (DR) 64, sayfa 196) ile ilgili aldığı kararda, eğitim ile ilgili yasalar hakkında 6. maddenin uygulanamazlığı yönünde bir sonuca vardığını anımsatmaktadır. Özellikle, AİHK "temel eğitim alma hakkının reddedilmemesi" konusunu bu hak ile bireysel hakların arasında hiçbir benzerlik bulunmaması ve bireysel hak ve yükümlülükler üzerine herhangi bir yansımasının olmaması nedeniyle kamu hukukunun alanı olarak değerlendirmiştir.

Başvuran, bu davada 6. maddenin uygulanabileceğini ileri sürmektedir.

AİHM'nin yerleşik içtihadına göre, "bireysel hak ve yükümlülükler ile ilgili olarak yapılan itirazlar" ifadesi, sonuçları itibarıyla bu tür hak ve yükümlülükler için belirleyici nitelikteki tüm yargılamaları kapsamaktadır (Avusturya aleyhine Ringeisen davası, 16 Temmuz 1971 tarihli karar, seri A no 13, s. 39, prg. 94). Bununla birlikte, 6/1 maddenin kapsamı dile getirilirken, sadece zayıf bir bağlantı ya da çok dolaylı bir etki ile yetinilmemiştir: bireysel hak ve yükümlülüklerin itirazın konusu- veya konularından biri- olması ve ihtilaflı yargılamanın sonucunun böylesi bir hak üzerinde doğrudan belirleyici olması gerekmektedir. (Belçika aleyhine Le Compte, Van Leuven ve De Meyere davası, 23 Haziran 1981 tarihli karar, seri A no 43, s. 21, prg. 46).

Bu davada, başvuranın yürürlükteki yönetmeliğe aykırı bir vesikalık fotoğraf vermesi nedeniyle Marmara Üniversite İlahiyat Fakültesi'nin 1 Ekim 1998 tarihli kararıyla başvuranın kaydının yapılmaması üzerine bir "itiraz"da bulunulduğu açık olarak görülmektedir. Başvuran tarafından yapılan bu gerçek ve ciddi itiraz, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde başladığı eğitimini devam ettirme hakkının özüne ilişkindir. İhtilaflı dava başvuranın davacı olduğu, kaydının yapılmasının reddedilmesi kararının iptali ile sonuçlanabilirdi, bu açıdan da başvuru konusu hak için belirleyici bir karardır

Bu durumda, Bayan Araç'ın ilahiyat eğitimine devam etmesinin, 6/1 madde kapsamına giren bireysel bir hak olup olmadığının değerlendirilmesi gerekecektir.

AİHM, bireysel hak ve özgürlüklerin özerk kavram niteliği olduğu sonucuna varmışsa da, bu hususun, ilgili ülkenin mevzuatının da hiç dikkate alınmaması gerektiği anlamına gelmediğini vurgulamıştır. (Almanya aleyhine König davası, 28 Haziran 1978 tarihli karar, seri A n 27, s. 30, prg. 89). Gerçekten de, bir hakkın AİHS'nde ifadesini bulduğu şekilde bireysel bir hak olup olmadığına karar vermek için yalnızca hukuki tanımlamasının değil, aynı zamanda esasının ve ilgili Devlet'in iç hukukundaki uygulanmasının da dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca AİHM, denetim görevini yerine getirirken, AİHS'nin amaç ve konusunu da dikkate almak durumundadır (Fransa aleyhine Perez davası [GC], no 47287/99, prg. 57, CEDH 2004 I).

AİHM, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 42. maddesindeki düzenlemeler uyarınca, İnönü Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'nde eğitim görmüş olan başvuranın, yasayla öngörülmüş koşulları yerine getirmek şartıyla, Türk hukukunun kendisine, Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi'ne kayıt olma hakkı tanıdığını gerçekçi bir şekilde savunabileceğini tespit etmektedir. Ancak burada, başvuranın kaydı, koşullardan birini yerine getirmediği için değil, söz konusu yönetmelikte öngörülen bir formaliteye uymadığı için reddedilmiştir.

Hükümet'e göre, yüksek öğretim kurumlarında kayıt işlemlerinin düzenlenmesi kamu hukukunun alanına girmektedir. AİHM'nin gözünde, kamu hukukunun alanına girmesi, söz konusu hakkın 6/1 madde kapsamına giren bireysel hak kategorisinin dışında tutulması için yeterli değildir. Diğer taraftan AİHM'in gözlemlerine göre, resmi makamların bir yasa veya yönetmelik yoluyla müdahale etmesi, birçok davada (özellikle Hollanda aleyhine König; Le Compte, Van Leuven ve De Meyere; Benthem davası, 23 Ekim 1985 tarihli karar, seri A n 97; Hollanda aleyhine Feldbrugge davası, 29 Mayıs 1986 tarihli karar, seri A n 99) bu ihtilaflı hakkın bireysel nitelikte kabul edilmesini engellememiştir. Gerçekten de, iç hukuk çerçevesinde "kamu hukuku"'nun alanına giren bir yargılama sonuçları açısından bireysel hak ve yükümlülükler için belirleyici olursa 6/1 maddenin uygulama alanına girebilir.

Diğer taraftan AİHM (Türkiye aleyhine Kök davası (no 1855/02, prg.36, 19 Ekim 2006 tarihli kararında), tıbbî uzmanlığa kabul edilme talebinin reddi kararının iptaliyle ilgili anlaşmazlıkta 6. maddenin uygulanabileceği sonucuna varmıştır. Üstelik AİHM, bir Devlet'in vatandaşlarına adli itiraz yolları açık bazı hakları tanıdığı durumlarda, bu hakların, genellikle, 6/1 madde kapsamına giren bireysel nitelikli haklar olarak değerlendirilebileceği kanaatinde olduğunu belirtmiştir (bakınız, aynı bağlamda, Birleşik Krallık aleyhine Tinnelly & Sons Ltd ve diğerleri ve McElduff ve diğerleri davası, 10 Temmuz 1998 tarihli karar, Karar ve hükümlerin derlemesi 1998 IV, s. 1656, prg. 61).

Aynı zamanda Bayan Araç'ın, takdir yetkisini kullanan kamu erkinin doğrudan kendisi ile sorunu olmadığını, sade bir kamu hizmeti kullanıcısı olarak özel hayatının etkilendiğini düşündüğünü vurgulamak gerekir. Dolayısıyla başvuran, yüksek öğretim kurumunda eğitimini devam ettirme hakkına zarar verdiğini düşündüğü yürürlükteki bu yönetmeliğe itiraz etmektedir.

Diğer taraftan AİHM, eğitim hakkıyla ilgili olarak 6. maddenin uygulanabilmesi için açık kapı bıraktığı yakın tarihli bir içtihatında, yüksek öğretim mevzuatı ile bağlantılı yargılamaların uygunluğunu daima 6/1 maddesinin gerekleri açısından incelemiştir (bakınız, örnek olarak, Türkiye aleyhine Mürsel Eren davası (karar), no 60856/00, 6 Haziran 2002 ; Çek Cumhuriyeti aleyhine D.H. ve diğerleri davası (karar), no 57325/00, 1 Mart 2005; Türkiye aleyhine Mahmut Tig davası (karar), no 8165/03, 24 Mayıs 2005).

Başvuranın yüksek öğretime devam etme hakkının öneminden hareketle AİHM, (yüksek öğretime girme hakkının önemi ve temel rolüyle ilgili olarak, bakınız Türkiye aleyhine Leyla Şahin davası [GC], no 44774/98, prg. 136, CEDH 2005 ....), yönetmelik vasıtasıyla getirilen bu sınırlamanın başvuranın kişisel haklarıyla ilgili olduğuna ve dolayısıyla bireysel nitelik taşıdığından şüphe duymamaktadır.

Daha önceki bilgiler ışığında ve bireysel bir hakla ilgili yargılamaların usule uygunluğunun başvuran tarafından yapıldığı gibi adli itiraz yollarına açık olması dolayısıyla, burada da "bireysel nitelikli hak"'la ilgili bir "itiraz" davasının ortaya çıktığı ve bu davanın idari yargılama organları tarafından karara bağlandığı sonucuna varmak uygun olacaktır. Dolayısıyla bu davada 6/1 madde uygulanabilir.

AİHM, bu şikâyetin AİHS'nin 35/3 maddesi kapsamında dayanaksız olmadığını vurgulamaktadır. Diğer taraftan, bu davada başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesi tespit edilmemiştir.

B. Esasa ilişkin

AİHM, başvuran tarafından sunulan bu şikâyete benzer başka bir davayı incelediğini ve Danıştay başsavcısının tebliğnamesinin niteliği ve ilgili şahsın yazılı olarak cevap verme imkânının bulunmaması nedeniyle çekişmeli yargı hakkına saygı gösterilmediği için AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlâl edildiği yönünde karar aldığını hatırlatmaktadır (bakınız, mutatis mutandis, Türkiye aleyhine Göç davası [GC], no 36590/97, prg. 58, CEDH 2002 V ; Türkiye aleyhine Meral davası, no 33446/02, prg. 32 39, 27 Kasım 2007). AİHM davayı incelemiş ve Hükümet'in bu davada başka yönde karar vermeyi gerektirecek inandırıcı herhangi bir kanıt ve belge sunmadığı kanaatine varmıştır.

Dolayısıyla, 6/1 madde ihlâl edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran, maruz kaldığı maddi zarar için 32.500 Euro talep etmektedir. Başvuran, belli bir miktar manevi zarara da uğradığı kanaatindedir ancak sözkonusu zararın miktarını AİHM'nin takdirine bırakmaktadır.

Hükümet, sözkonusu iddialara karşı çıkmaktadır.

AİHM, talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydetmektedir ve talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, başvuranın belli bir manevi zarara maruz kaldığı, ancak ihlal tespitinin manevi zararı telafi etmek için yeterli olduğu kanaatindedir (Meral).

B. Yargılama Masraf ve Giderleri

Başvuran, avukatlık ücreti ve başvurusunu sunarken yaptığı masraflar için 4.426,60 İngiliz Sterlini ve 6.710,40 YTL talep etmektedir. Başvuranın talepleri şu şekildedir:

-Kurdish Human Rights Project avukatlık ücret tarifesi: K. Yıldız 712,50 İngiliz Sterlini ( 4 saat 15 dakikalık çalışma); L. Claridge, 2 437,50 İngiliz Sterlini (16 saat 45 dakikalık çalışma) ve H. Tuna, 5 940 YTL (13 saat 30 dakikalık çalışma);

-Çeviri masrafları: 625,40 YTL ve 1 228,60 İngiliz Sterlini;

-Diğer harcamalar: 48 İngiliz Sterlini ve 145 YTL

Başvuran, çeviri masrafları ve ulusal mahkemelerde yapmış olduğu masraflarına ilişkin ödeme belgeleri sunmaktadır. Başvuranın avukatları, ücretlerinin kendi adlarına bankaya İngiliz Sterlini olarak yatırılmasını talep etmiştir.

Hükümet, aşırı olduğuna hükmederek başvuranın avukatlarının taleplerine karşı çıkmaktadır. Hükümet, yalnızca gerçekten ödendiği ortaya konan masrafların geri ödenebileceğini savunmaktadır; başvuranın veya avukatlarının yargılama masraf ve giderlerine ilişkin her türlü taleplerini belgelerle desteklemeleri gerekmektedir. Listeler veya toplam meblağlar yeterli değildir ve iddia edilen giderleri kanıtlayamamaktadır. Sözkonusu miktarların makul ve gerekli miktarlar olması gerekmektedir. Giderlere ilişkin her türlü talepler faturalara dayanmalı ve gider kalemlerinin her biri belgelerle desteklenmelidir.

AİHM, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca yalnızca ödendiği gerçekten ortaya konan, bir gerekliliği olan ve makul miktardaki masrafların geri ödenebileceğini hatırlatmaktadır (Nikolova -Bulgaristan, başvuru no: 31195/96).

Mevcut davada, başvuran tarafından sunulan ayrıntılar göz önüne alındığında, AİHM, Kurdish Human Rights Project avukatları tarafından belirtilen masrafların tamamının gerektiği şekilde yapıldığı konusunda ikna olmamıştır ayrıca bu bağlamda ödenen miktarlara ilişkin hiçbir belge sunulmamıştır. Buna karşın benzer davalarda ödenen miktarlar ve AİHM önünde yapılan çalışma göz önüne alındığında (bkz, Meral). AİHM, başvurana 1.500 Euro ödenmesine karar vermiştir.

C. Gecikme faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1.Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;

2.AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

3.İhlal tespitinin kendisinin başvuranın maruz kaldığı manevi zarar için yeterli adil tatmin oluşturduğuna;

4.a) AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL'ye çevrilmek üzere Savunmacı Devlet tarafından yargılama masraf ve giderleri için başvurana 1.500 Euro (bin beş yüz Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

5. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;


KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 23 Eylül 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA