kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
YAVUZ SARIKAYA - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

YAVUZ SARIKAYA - TÜRKİYE DAVASI

2.DAİRE

(Başvuru no: 11098/04)

STRAZBURG

KARAR TARİHİ: 13 Ocak 2009

İşbu karar Sözleşme'nin 44 / 2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 11098/04 numaralı başvurunun nedeni T.C. vatandaşı Yavuz Sarıkaya'nın 1 Mart 2004 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Ankara barosu avukatlarından H.T. Ulus tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran 1934 doğumlu olup Ankara'da ikamet etmektedir.

Başvuran olayların meydana geldiği dönemde Ankara Yenimahalle'de bulunan bir arsanın sahibiydi.

1Kamulaştırmasız el atmaya karşı tazminat talebine ilişkin yargı süreci Yenimahalle Belediyesi (Belediye) başvurana ait arsanın bir bölümüne kamulaştırmasız el atmıştır.

Başvuran 24 Aralık 1999 tarihinde Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nde (Mahkeme)kamulaştırma tazminatı talebiyle Belediye aleyhine dava açmıştır.

Mahkeme 26 Nisan 2000 tarihinde başvuranın talebini kısmen yerinde bulmuş ve kamulaştırmasız el atma için 24 Aralık 1999 tarihinde değişen yasal faiz oranıyla birlikte başvurana 939.053.750.000 TL (olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 1.676.882 Euro) tazminat ödenmesine hükmetmiştir.

Yargıtay 25 Eylül 2000 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamış, 21 Kasım 2000'de belediyenin karar düzeltme talebini reddetmiştir.

Başvuran 8 Ocak 2001 tarihinde yasal faiz ve tüm giderlerle birlikte 1.567.590.197.916 TL (olayların meydana geldiği dönemde yaklaşık 2.468.250 Euro) tutarındaki meblağ için Belediye aleyhinde icra takibi başlatmıştır.

17 Ocak 2001 tarihinde belediye, belediyeye ait bütün malların kamu hizmetinde olduğu ve hiçbir hacze konu teşkil edemeyeceği gerekçesiyle bu talebe uymamıştır. Belediye bu yönde belediye meclisinin almış olduğu 1 Şubat 2000 ve 31 Ocak 2001 tarihli kararlarına atıfta bulunmuştur.

Başvuran bu arada 11 Eylül 2001 tarihinde Türkiye Jokey Kulübü tarafından Belediye'ye verilen vergiye haciz koydurmuştur.

Belediyenin 18 Eylül 2001 tarihli itirazı üzerine icra hakimi 21 Eylül 2001'de, belediye meclisinin 31 Ocak 2001 tarihinde sözkonusu meblağın kamu yararına kullanılmasına karar vermiş olmasını göz önünde bulundurarak, sözkonusu vergi üzerindeki haczi kaldırmıştır.

Yargıtay 15 Kasım 2001 tarihinde başvuranın yaptığı temyiz başvurusunu reddetmiştir.

Başvuran başka bir tarihte belediyeye karşı icra takibi başlatmış ve yeniden Türkiye Jokey Kulübü tarafından ödenen vergiye haciz koydurmuştur.

Belediyenin 10 Temmuz 2003 tarihindeki itirazı üzerine, icra hakimi, başvuranın belediyenin sözkonusu verginin kamu yararına kullanılmasına ilişkin kararını iptal ettirmiş olmasına rağmen, belediyeye ödenen vergilere haciz konamayacağı gerekçesiyle sözkonusu meblağ üzerindeki haczi kaldırmıştır.

Yargıtay 21 Kasım 2003 tarihinde bu kararı onamıştır.

Başvuran 22 Haziran 2007 tarihinde AİHM'ye yazmış olduğu yazı ile icra sürecinin halen devam ettiğini ve 11 Ekim 2005 tarihindeki hesaplama yöntemine göre kamulaştırmasız el atma bedelinin 4.088.309,99 YTL'ye (2.523.650 Euro) karşılık geldiğini bildirmiştir.

2) Belediye Meclisi'nin 1 Şubat 2000 ve 31 Ocak 2001 tarihli kararlarının iptal edilmesi talebine ilişkin yargı süreci Başvuran belirtilmeyen bir tarihte Ankara İdare Mahkemesi'nde (İdari Mahkeme) belediye meclisinin sözü edilen kararlarının iptali ve mahkeme karar verene kadar yürütmenin durdurulması talebiyle dava açmıştır.

İdari Mahkeme 13 Mart 2002 tarihinde yürütmenin durdurulmasına karar vermiştir. Bu kararlar Bölge İdare Mahkemesi tarafından onanmıştır.

20 Eylül 2002 tarihinde İdari Mahkeme belediye meclisinin sözü edilen gelirin hangi hizmete yönelik kullanıldığının tam olarak belirtilmediği gerekçesiyle itiraz konusu kararların iptaline karar vermiştir. Mahkemeye göre bu kararlar yalnızca icra işlemlerine engel olması amacıyla alınmıştır.

Danıştay 15 Eylül 2003 tarihinde İdare Mahkemesi'nin iptal kararlarını onamıştır.

3) Kira tazminatı talebine ilişkin yargı süreci Başvuran 21 Aralık 2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi'ne giderek İdare
kamulaştırmasız el atma yapmasaydı bu beş yıllık süre zarfında elde edeceği kira tutarları için
ecrimisil davası açmıştır.

Asliye Hukuk Mahkemesi 22 Ocak 2003 tarihinde başvuranın talebini kısmen yerinde bulmuş ve başvurana yıllık faiz oranıyla birlikte 77.000.000.000 TL. (o dönemde 43.135 Euro) tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.

Yargıtay 16 Haziran 2003 tarihinde ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

Başvuran 28 Ekim 2003 tarihinde Belediyenin bu tazminatı ödemesi için icra takibi başlatmıştır.

Belediyenin kararı düzeltme talebi 20 Ekim 2003 tarihinde reddedilmiş, bu karar başvurana 23 Şubat 2004 tarihinde tebliğ edilmiştir.

Başvuranın avukatı 22 Haziran 2007 tarihli mektubuyla, başvuranın 22 Ocak 2003 tarihli yargı kararından doğan alacağına karşılık belediyenin bir arsayı başvurana devretmek suretiyle aralarında vardıkları uzlaşmayla davanın dostane çözüm yoluyla sonuçlandığı bilgisini AİHM'ye vermiştir.

Hükümet 7 Kasım 2007 tarihli yazılı görüşlerinde başvuranın ve belediyenin dostane çözüm yoluyla davayı sonuçlandırdıklarından AİHM'yi haberdar etmiştir. Hükümet bu bağlamda, dosyaya başvuranın belediyeye vermiş olduğu ve 22 Ocak 2003 tarihli yargı kararı sonucu oluşan alacak ile ilgili davanın dostane çözüm yolu ile çözümlendiğini, «hiçbir hak talep
etmeyeceğini» belirten beyanını eklemektedir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN VE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

A. Kabuledilebilirlik hakkında

Başvuran, belediyenin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından alınan ve nihai hale gelen yargı kararını infaz etmediğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran belediyenin kesinleşmiş yargı kararları ile kendisine ödemesi gereken tazminatları ödememesi nedeniyle mülkiyet hakkına yönelik bir ihlalin yapıldığını öne sürmektedir. AİHM başvuran tarafından öne sürülen olayların AİHS'nin 6/1 ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin uygulama alanına girdiğine itibar etmektedir.

Hükümet başvuran ile belediye arasındaki görüşmelerin halen sürdüğünü, başvuranın Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26 Nisan 2001 tarihli kararının icrasına yönelik bu idari sürecin sonuçlanmasını beklemesi gerektiğini, bu yüzden iç hukuk yollarının tüketilmediğini savunmakta ve AİHM'den AİHS'nin 35/1 maddesine uygun olarak başvuruyu kabuledilemez ilan etmeye davet etmektedir. Hükümet aynı mahkemenin 22 Ocak 2003 tarihli kararına ilişkin davanın dostane çözüm ile sonuçlandığını ifade etmektedir.

1) 22 Ocak 2003 tarihli yargı kararı Başvuranın avukatı 22 Ocak 2003 tarihli yargı kararı sonucu oluşan alacak ile ilgili olarak
davanın dostane çözüm ile sonuçlandığını kabul etmektedir. Avukat bu başvurunun yapılmasının ardından başvurunun dostane çözüm ile sonuçlanması nedeniyle AİHM nezdinde oluşan temsil giderlerine ve manevi tazminata ilişkin taleplerinin geçerli olduğunu belirtmektedir. Başvuranın temsilcisi 10 Ocak 2008 tarihli yazılı görüşlerinde de herhangi bir
rakam belirtmeksizin taleplerini yinelemiştir.

Hükümetin ve başvuran tarafın görüşleri, dosyada yer alan deliller ve bilhassa başvuranın belediyeye «hiçbir hak talep etmeyeceğine» dair vermiş olduğu beyan ışığında, AİHM tarafların 22 Ocak 2003 tarihli yargı kararının sonucunda oluşan başvuranın alacağı hususunda açıkça uzlaşma sağladıkları saptamasında bulunmaktadır. Dolayısıyla başvuranın
avukatının manevi tazminat taleplerinin dayanağı bulunmamaktadır. Kaldı ki bahse konu talepler herhangi bir rakamla gerekçelendirilmemiştir (Bkz. aynı anlamda, Ekici-Türkiye kararı, no: 11703/03, 1 Haziran 2006 ve Namlı-Türkiye kararı, no: 40083/02, 5 Haziran 2007).

Başvuran tarafından AİHS'nin 6/1 ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesi çerçevesinde öne sürülen talepler karşılanmış görünmektedir, bu durumda başvuran bu maddelerin ihlali ile mağdur edildiğini öne süremez. Başvuranın 22 Ocak 2003 tarihli yargı kararı sonucunda oluşan alacağına ilişkin başvurusunun bu kısmının AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. maddelerine uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.

2) 26 Nisan 2000 tarihli yargı kararı AİHM başvuranın şikayetçi olduğu, 21 Kasım 2000 tarihinde nihai hale gelen ve halen infazı
gerçekleşmeyen 26 Nisan 2000 tarihli kararın taraflar arasında bir ihtilaf konusu edilmediğini not eder. AİHM Hükümetin halen süren görüşmelerin sonucunda başvuranın daha neden beklemesi gerektiği konusuna açıklık getirmediğini belirtmekte ve netice itibarıyla Hükümetin itirazını reddetmektedir.

AİHM 26 Nisan 2000 tarihli yargı kararı ile ilgili olarak, başvurunun AİHS'nin 35/1 maddesi gereğince dayanaktan yoksun bulunmadığını saptamaktadır. Kabuledilemezliğe dair başka hiçbir gerekçe tespit edilmemiştir. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esasa dair

AİHM başvuranın bu başvuruda öne sürdüğüne benzer bir şikayeti daha önce de incelediğini ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz.örneğin Bourdov-Rusya kararı, no: 59498/00, Romachov-Ukrayna kararı, no: 67534/01, 27 Temmuz 2004 ve Akıncı-Türkiye kararı, no: 12146/02, 8 Nisan 2008).AİHM bu başvuruyu incelemiş ve Hükümetin mevcut davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını kaydetmiştir. AİHM İdarenin iç hukuktaki mahkemeler tarafından hükmedilen alacağı başvurana ödemediğine itibar etmektedir. Başka bir ifadeyle, nihai bir yargı kararı vardır ve başvuran lehine infazı 21 Kasım 2000 tarihinden yani yaklaşık sekiz yıldan beri sonuçsuz kalmıştır. Bu durum AİHM'yi sözü edilen süre boyunca kesinleşmiş yargı kararına uygun olarak gerekli tedbirlerin
alınmadığı yönünde düşünmeye sevk etmektedir, Türk yetkilileri AİHS'nin 6/1 maddesi ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin etkili hükümlerinden mahrum bırakmışlardır.

Bu nedenle sözü edilen bu hükümler ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASINA İLİŞKİN AİHS'nin 41. maddesine göre "Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi
edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder."

A. Tazminat Başvuran ödemenin yapıldığı yıla kadar geçerli yıllık %30'luk faiz oranı ile birlikte maddi tazminat olarak 3.597.325,85 YTL (başvurunun yapıldığı tarihte yaklaşık 2.180.197 Euro) talep etmektedir. Başvuranın talep ettiği bu meblağ Ankara Asliye Hukuk Mahkemesinin yasal faiz oranının 24 Aralık 1999 tarihinden başlayarak geçerli olmasına hükmettiği 26 Nisan 2000 tarihinden itibaren ve başvurunun yapıldığı tarih olan 1 Mart 2004'te hesaplanmıştır.

Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.

AİHM bu başvuruda iç hukukta başvuran lehine alınan nihai yargı kararlarının infaz edilmemesi dolayısıyla AİHS'nin 6/1 ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğini saptamaktadır. Başvuran tarafından başlatılan icra takibi ise Ankara İcra Dairesi'nde halen sürmektedir. Neticede AİHM başvuranın kesinleşmiş yargı kararları ile almaya hak kazandığı alacaklarının olduğu ve icra takibi sürecinin halen sürdüğü kanısındadır. AİHM, AİHS'nin 6. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığında, prensip olarak en uygun yöntemin başvuranın bu hükmün ihlal edilmediği duruma eşdeğer bir duruma mümkün olan en kısa zamanda getirilmesi olacağını ifade etmektedir (Bkz. Basoukou-Yunanistan no: 3028/03, 21 Nisan 2005; Ahmet Kılıç-Türkiye kararı no: 38473/02, 25 Temmuz 2006; Sipchenko-Rusya no:38368/04, 1 Mart 2007; mutatis mutandis Piersack-Belçika (50. madde) 26 Ekim 2003 ve sözü edilen Akıncı-Türkiye kararı). AİHM bu ilkenin ihlal tespitlerinin yapıldığı mevcut başvuruya da uygulanacağını kaydetmektedir. AİHM, Savunmacı Devletin gerekli tedbirleri alarak iç hukuktaki mercilerin Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26 Nisan 2000 tarihli kararının (21 Kasım 2001'de nihai hale gelmiştir) infazının gerektiği şekilde yerine
getirilmesini sağlaması gerektiği kanısındadır.

AİHM başvuranın herhangi bir manevi tazminat veya yargılama gideri talebinde bulunmadığını not eder.

B. Gecikme Faizi AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26 Nisan 2000 tarihli kararı (nihai karar 21 Kasım 2000) hakkındaki başvurunun kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;

2. AİHS'nin 6/1 maddesinin ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS'nin 44 / 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, Savunmacı Hükümet tarafından gerekli tedbirler alınarak Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 26 Nisan 2000 tarihli kararının (nihai karar 21 Kasım 2000) infazının sağlanmasına;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 13 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA