kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
TÜM - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

TÜM - TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no: 11855/04 )


KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:17 Haziran 2008

İşbu karar AİHS'nin 44/2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (11855/04) no'lu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Okan Tüm'ün (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 18 Şubat 2004 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.

Başvuran, AİHM önünde İstanbul Barosu avukatlarından M.A. Kırdök ve M. Kırdök tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

1977 doğumlu olan başvuran Kocaeli'nde ikamet etmektedir.

Yasadışı bir örgüte mensup olduğu gerekçesiyle 17 Ekim 1996 tarihinde yakalanan başvuran 31 Ekim 1996'da tutuklanmıştır.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı başvuran hakkında yasadışı bir örgüte mensup olmak ve bu örgüte yardım ve yataklık etmek suçlarından bir ceza davası açmıştır.

14 Şubat, 9 Nisan, 27 Haziran, 1 Eylül, 5 Kasım ve 26 Aralık 1997 tarihlerinde yapılan duruşmalarda DGM başvuranın tutuksuz yargılanma taleplerini reddetmiş ve 'dosya durumunu ve kanıt unsurlarını göz önünde bulundurarak' tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

DGM 23 Şubat 1998 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmasına karar vermiştir.

DGM savcılığı 22 Haziran 1998 tarihli ikinci bir iddianameyle patlayıcı madde atma gibi yeni bazı suçlardan bir ceza davası açmıştır.

Başvuran hakkında açılan ceza davaları 2 Ekim 1998 tarihinde birleştirilmiştir.

DGM 4 Aralık 1998, 19 Şubat ve 16 Nisan 1999 tarihli duruşmalarda 'dosya durumunu ve kanıt unsurlarını göz önünde bulundurarak' başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

DGM, 30 Haziran, 28 Ağustos, 5 Kasım ve 29 Aralık 1999 tarihli duruşmalarda başvuranın tutuksuz yargılanma taleplerini reddetmiş ve 'dosya durumunu ve yargılamanın seyrini göz önünde bulundurarak' tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

8 Mart, 12 Mayıs ve 4 Ekim 2000 tarihli duruşmalarda DGM başvuranın tutuksuz yargılanma taleplerini reddetmiş ve 'dosya durumunu ve kanıt unsurlarını göz önünde bulundurarak' tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

21 Temmuz, 1 Aralık 2000, 27 Haziran 2001 ve 10 Mayıs 2002 tarihli duruşmalarda DGM 'suçun vasfı ve cinsini, kanıt unsurlarını ve suçun işlendiği tarihi ve tutuklanma tarihini göz önünde bulundurarak' başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

27 Temmuz 2001 tarihli duruşmada DGM 'delillerin durumunu ve tutuklanma gerekçelerinin halen geçerli olduğunu göz önünde bulundurarak' başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

DGM 10 Mayıs 2002 tarihinde aldığı bir kararla yasadışı bir örgüte mensup olduğu ve bu örgüte yardım ve yataklık ettiği gerekçesiyle başvuranı on iki yıl altı ay hapse mahkum etmiştir.

Yargıtay 7 Temmuz 2003 tarihinde aldığı bir kararla itiraz edilen kararı bozmuştur.

Başvuranın davasını inceleyen İstanbul DGM 1 Temmuz 2003 tarihinde aldığı bir kararla başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

12 Aralık 2003, 21 Nisan 2003, 1 Eylül 2004 ve 28 Eylül 2005 tarihlerinde yapılan duruşmalarda DGM 'suçun vasfını, kanıt unsurlarını ve suçun işlendiği tarihi ve tutuklanma tarihini göz önünde bulundurarak' başvuranın tutukluluğunun devamına hükmetmiştir.

17 Aralık 2004, 13 Ocak, 3 Mart, 31 Mart ve 18 Nisan 2005 tarihli duruşmalarda DGM 'suçun vasfını, kanıt unsurlarını ve suçun işlendiği tarihi ve tutuklanma tarihini ve tutuklanma gerekçelerinin halen geçerli olmasını göz önünde bulundurarak' başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir.

Başvuranın 12 Ocak 2004 tarihli tutuksuz yargılanma talebi 29 Ocak 2004 tarihinde DGM tarafından reddedilmiştir.

DGM 28 Aralık 2005 tarihinde başvuranın tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasına karar vermiştir.

Taraflarca verilen bilgiye göre davanın görülmesine DGM önünde halen devam edilmektedir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 5/3 MADDESİNİN İHAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran tutuklu yargılanma süresinin uzunluğundan şikayetçi olmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

Hükümet, başvuranın 18 Şubat 2004 tarihinde AİHM'ye başvuru yaptığı cihetle yakalandığı 31 Ekim 1996 tarihinden tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı 23 Şubat 1998 tarihine kadar geçen dönem bakımından AİHS'nin 35. maddesinin 1. fıkrasında öngörülen altı ay süresi kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet aynı itirazı 1 Haziran 1998'den 10 Mayıs 2002'ye kadar geçen dönemle ilgili olarak da gündeme getirmektedir. Hükümet, yalnızca 7 Temmuz 2003 tarihinden 28 Aralık 2005'e kadar geçen dönemin dikkate alınması gerektiğini savunmaktadır.

Başvuran Hükümet tarafından dile getirilen kabuledilemezlik itirazlarına karşı çıkmaktadır.

AİHM başvuranın ilk tutukluluk döneminin yakalandığı 17 Ekim 1996 tarihinde başlayarak DGM tarafından tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldığı 23 Şubat 1998 tarihinde sona erdiğini, buna karşın başvuranın 18 Şubat 2004 tarihinde başvuruda bulunduğunu tespit etmektedir. Bu itibarla başvuranın ilk tutukluluk dönemi altı ay süresi kuralına riayet edilmediği gerekçesiyle AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.

Diğer iki tutukluluk dönemine ilişkin olarak ise AİHM daha önce buna benzer bir itirazı reddettiğini anımsatır. Bu çerçevede AİHM, AİHS'nin 5. maddesinin 3. fıkrasında belirtilen sürenin sona erdiği tarihin 'isnat edilen suçun ilk derece mahkemesi tarafından bile olsa sabit bulunduğu tarih' olduğunu vurgulayarak (Wemhoff - Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, prg. 9 ; Labita - İtalya, no: 26772/95, prg. 147) mevcut davadaki gibi arada hiçbir serbest bırakmanın olmadığı birden çok tutukluluk döneminin olması halinde sözkonusu tutukluluk dönemlerinin tamamının dikkate alınması gerektiğini hatırlatır (Baltacı - Türkiye, no: 495/02, prg. 46, 18 Temmuz 2006 ; Solmaz - Türkiye, no: 27561/02, prg. 34-37). Halihazırda başvuran 18 Şubat 2004 tarihinde AİHM'ye başvuruda bulunmuştur. Halbuki başvuran bu tarihte halen tutuklu bulunmakta olup DGM başvurana isnat edilen suçların sübut bulup bulmadığı konusunda henüz bir hükme varmamıştı. Bu itibarla AİHM Hükümetin itirazını reddeder.

AİHM başvurunun AİHS'nin 35. maddesinin 3. fıkrası bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla başvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.

B. Esasa ilişkin

Hükümet, başvuranın 7 Temmuz 2003 tarihinde başlayarak 28 Aralık 2005 tarihinde sona eren tutululuk süresinin aşırı olmadığını savunmaktadır. Hükümete göre başvuranın tutukluluğunun devamı yönünde verilen karar suçun niteliği, dosyanın içeriği ve başvurana isnat edilen suçların ağırlığı gibi nedenlerle haklı bir karardı. Başvuran 'molotof kokteyli' atma suçundan takibata uğramıştı. Hükümet tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılmasından üç ay sonra başvuranın bir bombalı saldırı olayına karıştığını ve tutuklandığını belirtmektedir.

Hükümetin argümanlarına itiraz eden başvuran iddialarını yinelemektedir.

Dikkate alınması gereken dönemle ilgili olarak AİHM içtihadından doğan ilkeleri anımsatır (bkz., diğerleri arasında, adıgeçen, Wemhoff, Labita, Baltacı ve Solmaz kararları). Mevcut davada olduğu gibi birden çok tutukluluk dönemi olması halinde sözkonusu tutukluluk dönemlerinin tamamını dikkate almak gerekir (Baltacı, adıgeçen, prg. 45-46).

Halihazırda AİHM, başvuranın AİHM'nin incelemesine konu olabilecek ilk tutukluluk döneminin yakalandığı tarih olan 1 Haziran 1998'de başlayarak DGM'nin hakkında mahkumiyet kararı verdiği 10 Mayıs 2002 tarihinde sona erdiğini tespit etmektedir. Bu ilk dönem üç yıl on bir ay sürmüştür.

Başvuranın bu bağlamda incelenecek ikinci tutukluluk dönemi Yargıtay'ın 10 Mayıs 2002 tarihli kararı bozduğu 7 Temmuz 2003 tarihinde başlamıştır. Böylelikle AİHS'nin 5. maddesinin 3. fıkrası anlamında ikinci bir tutukluluk dönemi başlamıştır. Bu dönem DGM'nin başvuranın tutuksuz yargılanmasına karar verdiği 28 Aralık 2005 tarihinde sona ermiştir. Bu ikinci dönem altı ay sürmüştür.

Başvuran toplam olarak altı yıl beş ay tutuklu kalmıştır.

Bir davada sanığın tutukluluk süresinin makul sınırı aşmamasını sağlamak aslen ulusal adli mercilerin görevidir. Bu çerçevede ulusal adli merciler masumiyet karinesini göz önünde bulundurarak kamu menfaati bakımından bireysel özgürlüğe saygı kuralına bir istisna getirmeyi haklı kılacak gerçek bir ihtiyacın olup olmadığını belirlemek için tüm koşulları incelemeli ve verecekleri kararlarda tahliye taleplerini de dikkate almalıdırlar. Bu kararlarda yer verilen gerekçeler ve ilgilinin başvurularında belirttiği itiraza yol açmayan olaylar temelinde AİHM, AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edilip edilmediğini belirlemelidir.

Yakalanan kişinin bir suç işlemiş olduğuna dair makul sebeplerin devam ediyor olması o kişinin tutukluluk halinin sürdürülmesinin olmazsa olmaz koşuludur. Ancak bu belli bir süreden sonra yetersiz hale gelir. Bu durumda AİHM, adli merciler tarafından benimsenen diğer gerekçelerin özgürlükten yoksun bırakma işlemini haklı kılmaya devam edip etmediğini belirlemelidir (bkz. Assenov ve diğerleri - Bulgaristan, 28 Ekim 1998 tarihli karar, prg. 154). Bu gerekçelerin 'uygun' ve 'yeterli' olduğunun tespit edilmesi halinde AİHM, yetkili ulusal makamların 'yargılamanın devamına özel bir önem atfedip atfetmediğini' araştırır (bkz., diğerleri arasında, Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar, prg. 52, Ali Hıdır Polat - Türkiye, no: 61446/00, prg. 26, 5 Nisan 2005, ve Baltacı, adıgeçen, prg. 48).

Mevcut davada yetkili makamların başvuranın lehine işleyen zamanı dikkate aldığını gösterene herhangi bir unsur yoktur. Başvuran tarafından sürekli yinelenen salıverilme taleplerinin, DGM tarafından, 'isnat edilen suçun cinsi ve vasfı', 'delillerin durumu', 'suçun işlendiği tarih ve tutuklanma tarihi' ya da 'tutukluluk gerekçelerinin halen geçerli olması' gibi neredeyse birbirinin aynı hatta basmakalıp gerekçelerle reddedilerek başvuranın tutukluluğunun devamına hükmedildiği dosya unsurlarından anlaşılmaktadır. DGM başvuranın tutuksuz yargılanma talebini iki kez de herhangi bir gerekçe göstermeden reddetmiştir.

Oysa AİHM'ye göre, 'delillerin durumu' suçluluğa ilişkin ciddi emarelerin varlığına ve sürekliliğine işaret eden unsurlar olarak mütalaa edilebilirse de ve bu unsurlar halihazırda genel olarak uygun etkenler teşkil ediyorlarsa da, başvuranların bu denli uzun bir süre boyunca alıkonulmalarını tek başına meşru kılamaz (Ali Hıdır Polat, adıgeçen, prg. 28, ve Baltacı, adıgeçen, prg. 50).

Başvuranın uzun tutuklu yargılanma süreleri göz önünde bulunduran AİHM bu koşullarda AİHS'nin 5. maddesinin 3. fıkrasının ihlal edildiği neticesine varmaktadır.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran uğradığı manevi zararın tazmini için 10.000 Euro talep etmektedir.

Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.

Hakkaniyete uygun bir karara varan AİHM manevi tazminat olarak başvurana 4.500 Euro ödenmesinin yerinde olacağına hükmetmektedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamaların iadesi için 4.600 YTL (yaklaşık 2.660 Euro) talep etmektedir. Başvuran bu doğrultuda bir avukatlık sözleşmesi ve avukatının verdiği hizmetin süresini gösteren bir makbuz sunmaktadır. Başvuran ayrıca iletişim, tercüme ve fotokopi masrafları için 210 YTL (yaklaşık 118 Euro) talep etmektedir. Başvuran bu talebiyle ilgili herhangi bir belge sunmamıştır.

Hükümet bu meblağlara itiraz etmektedir.

AİHM'nin içtihadına göre bir başvurana yaptığı masraf ve harcamaların iadesi ancak bu masraf ve harcamaların gerçekliği, zorunluluğu ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu takdirde mümkündür. Mevcut davada elindeki bilgileri ve yukarıda anılan kıstasları dikkate alan AİHM, başvurana AİHM önündeki yargılama için 2.660 Euro ödenmesinin makul olacağına hükmetmektedir.

C. Gecikme faizi
Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.
BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM,

1. Başvurunun, başvuranın 1 Haziran 1998 tarihinden itibaren başlayan tutukluluk süresine ilişkin bölümünün kısmen kabuledilebilir, geriye kalanının ise kabuledilemez ilan edilmesine oybirliğiyle ;

2. Bire karşı altı oyla AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine ;

3. Bire karşı altı oyla,

a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvurana
i. yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak manevi tazminat için 4.500 Euro (dört bin beş yüz Euro) ödenmesine;
ii. masraf ve harcamalar için ise yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak 2.660 Euro (iki bin altı yüz altmış Euro) ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

Karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 17 Haziran 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA