kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

KARAKAYA - TÜRKİYE DAVASI

(Başvuru no: 11424/03)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ: 24 Ocak 2008

İşbu karar AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 11424/03 no'lu davanın nedeni T.C vatandaşı Emin Karakaya'nın ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca 25 Mart 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından M. İriz tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

1956 doğumlu olan başvuran İstanbul'da ikamet etmektedir.

20 Mart 2002 tarihinde Güngören İlçe Emniyet Müdürlüğü'ne telefonla isimsiz ihbarda bulunularak HADEP İlçe Başkanlığı tarafından Nevruz kutlaması bahanesiyle 'Molotof' kokteylleri hazırlandığı bildirilmiştir. İhbarda bulunan şahıs ayrıca, adıgeçen ilçe başkanlığında dağıtılmayı bekleyen çok sayıda yasadışı yayın ve el ilanı bulunduğunu da belirtmiştir.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakimi 20 Mart 2002'de, Eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 97. maddesi uyarınca HADEP Güngören İlçe Başkanlığında arama yapılması izni vermiştir.

Polis adıgeçen ilçe başkanlığında 20 Mart 2002 tarihinde yaptığı aramada 'Yeni Özgür Halk' dergisinin beş nüshasını, 'Genç Bakış' dergisinin 13 nüshasını, 'Özgür Halk' dergisinin 35 nüshasını ve bir adet 'Vest Özgürlük Halk Kültür Sanat Özel' ekini ele geçirmiştir. Polis ayrıca üzerinde 'Newroz Piroz Bê Kutlu Olsun - Barıştır - Özgürlüktür - Kardeşliktir - Birliktir İstanbul İl Başkanlığı' ibaresinin yer aldığı yüz adet afiş ve 'İnsan Hakları Bülteni (Hadi Newruza) başlıklı 135 adet el ilanı ele geçirmiştir.

Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı 3 Nisan 2002 tarihli iddianamesinde başvuran aleyhinde aralarında yasadışı yayın bulundurma suçunun da bulunduğu bazı suçlardan ceza davası açmıştır.

Bakırköy Sulh Ceza Mahkemesi dosya üzerinden inceleme yaparak başvuranı üç ay hapis ve 1.000 Türk Lirası para cezasına çarptırmış daha sonra da hapis cezasını 381.682.144 TL para cezasına çevirmiştir. 647 sayılı kanununun 6. maddesi uyarınca mahkeme başvuranın cezasının ertelenmesine karar vermiştir.

Başvuran 23 Ağustos 2002 tarihinde Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi önünde bu karara itiraz etmiştir.

Bakırköy Asliye Ceza Mahkemesi 23 Ağustos 2002 tarihinde aldığı kararla itiraz edilen kararı onamıştır. Bu karar 17 Eylül 2002 tarihinde başvurana tebliğ edilmiştir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, ulusal mahkemeler tarafından bir duruşma yapılmadığı cihetle davasının adil bir şekilde görülmediğini iddia etmektedir. Başvuran bu nedenle müzakerelere katılma hakkından yoksun bırakıldığını ve savunma haklarını tam manasıyla kullanamadığını iddia etmektedir. Başvuran bu hususta AİHS'nin 6/1 maddesine atıfta bulunmaktadır.

Hükümet bu sava karşı çıkmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

1.Mağdur niteliği

Hükümet sulh ceza mahkemesi tarafından başvuran hakkında verilen kararda cezanın infazının ertelenmesine hükmedildiğini açıklamaktadır. Başvuran para cezasını zaten ödememiş olduğundan bu karardan herhangi bir biçimde etkilenmiş değildir. Hükümet başvuranın mağdur sıfatını haiz olmadığını savunmaktadır.

Başvuran bu konuda görüş belirtmemektedir.

AİHM, Hükümet'in verdiği, Türk mevzuatının AİHS'nin gereklerine cevap verecek şekilde değiştirildiği bilgisini not etmektedir. Öte yandan, AİHM kendi görevinin mevcut dava olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu ve bu nedenle de ilgili dönemden bu yana bir takım gelişmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık başvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna varmasının beklenmemesi gerektiğini belirtir (bkz. mutatis mutandis, Karkın - Türkiye, no: 43928/98, prg. 43, 23 Eylül 2003, Sadak ve diğerleri - Türkiye (no:1), no: 29900/96, 29901/96, 29902/96, 29903/96, prg. 38, Lutz - Fransa (no:1), no: 48215/99, prg. 20, 26 Mart 2002, ve Kudla - Polonya, no: 30210/96, prg. 152).

AİHM bu konudaki içtihatını hatırlatır: Şayet yetkili ulusal makamlar açıkça ya da özü itibarıyla AİHS'nin ihlalinin varlığını kabul ederek bu durumu telafi etme yoluna gitmemiş iseler başvuran lehinde verilen bir karar ya da alınan bir tedbir ilke olarak başvuranın mağdur sıfatının ortadan kalkması için yeterli olmaz (AİHS'nin 10. maddesiyle ilgili olarak, bkz. bilhassa Öztürk - Türkiye, no: 22479/93, prg. 73).

Elindeki dosya unsurlarını göz önünde bulunduran AİHM mevcut davada sözkonusu ertelemenin, ihtilaf konusu mahkumiyete bağlı yasakların kaldırılmasını öngörmek suretiyle ceza mahkumiyetinin ve mahkumiyetle bağlantılı cezaların otomatik bir şekilde silinmesini beraberinde getiren bir mekanizma teşkil etmediğini tespit etmektedir (Abdullah Aydın (no:2), no: 63739/00, 24 Mart 2005). Bu itibarla Hükümetin itirazının reddedilmesi yerinde olacaktır.

2. Altı ay süresi kuralı

Hükümet altı ay süresi kuralına riayet edilmediği itirazında bulunmaktadır. Hükümet, sulh ceza mahkemesi kararının başvurana 23 Eylül 2002 tarihinde tebliğ edilmesine karşın başvuran tarafından yapılan başvurunun AİHM'ye 19 Haziran 2003 tarihinde ulaştığını belirtmektedir.

Başvuran bu hususta görüş belirtmemektedir.

AİHM, 19 Haziran 2003 tarihinin başvuru formunun AİHM'ye gönderilme tarihi değil Mahkeme kalemine ulaştığı tarih olduğunu tespit etmektedir. Buna karşın başvuran, başvuru formunu 25 Mart 2003 tarihinde faksla göndermiştir. Bu tarih dava başvurusunun yapıldığı tarih olarak değerlendirilmiştir. Bu nedenle başvuran AİHS'nin 35/1 maddesine uygun olarak başvurusunu altı ay içinde yapmıştır.

Netice itibarıyla Hükümetin bu itirazı kabul edilmeyecektir.

AİHM başvurunun AİHS'nin 35/3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. AİHM ayrıca başvurunun başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmiştir. Dolayısıyla başvuruyu kabuledilebilir ilan etmek yerinde olacaktır.

B. Esasa ilişkin

AİHM başvuran tarafından dile getirilen şikayete benzer bir şikayeti daha önce incelediğini ve başvuranın ulusal mahkemeler önünde duruşması yapılmadığı cihetle davasını alenen savunma hakkından yararlanmadığı için AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği hükmüne vardığını anımsatır (Karahanoğlu - Türkiye, no: 74341/01, prg. 37, 3 Ekim 2006, ve Tanyar ve Küçükergin - Türkiye, 74242/01, prg. 26-28, 5 Aralık 2006).

Mevcut davayı inceleyen AİHM, halihazırda farklı bir neticeye varabilmesi için Hükümet tarafından ikna edici bir olgu ya da argüman sunulmadığını değerlendirmektedir.

Bu itibarla mevcut davada AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran AİHS'nin 6. maddesi yönünden yaptığı şikayetleri sunabilmesi için iç hukukta bir başvuru yolu bulunmadığını iddia etmektedir. Başvuran bu hususta AİHS'nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.

Hükümet bu hususta görüş belirtmemektedir.

AİHM bu şikayetin yukarıda incelenen şikayetle ilintili olması hasebiyle aynı şekilde kabuledilebilir ilan edilmesi gerektiğini tespit etmektedir. Bununla birlikte AİHS'nin 6. maddesi çerçevesinde yaptığı tespiti göz önünde bulunduran AİHM, mevcut davada AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edilip edilmediği meselesini ayrıca incelemeye yer olmadığı kanaatindedir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran 1.000 Euro maddi ve 3.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.

Başvuranın maddi tazminat taleplerini reddeden AİHM, başvuranın belli bir manevi zarara uğradığı ve bu zararın telafisi için ihlal tespitinin yeterli olduğu kanaatindedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran ayrıca, AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3.875 Euro talep etmektedir.

Talep edilen meblağın herhangi bir belegeyle desteklenmediği gerekçesiyle Hükümet bu talebe itiraz etmektedir.

AİHM'nin içtihadına göre, yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve giderlerin gerçekliğinin, gerekliliğinin ve makul oranda olduğunun kanıtlanması ile mümkündür. Mevcut davada başvuranın talebini destekleyici mahiyette herhangi bir belge sunmadığını göz önünde bulunduran AİHM bu talebi reddeder.

BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna ;

2. AİHS'nin 6/1 maddesinin duruşma düzenlenmemesi sebebiyle ihlal edildiğine ;

3. AİHS'nin 13. maddesi yönünden yapılan şikayeti ayrıca incelemeye gerek olmadığına ;

4. İhlal tespitinin manevi zarar için başlı başına yeterli bir adil tatmin teşkil ettiğine ;

5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine ;

Karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 24 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA