kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
RASİM AYDIN - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

RASİM AYDIN - TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no: 62597/00)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ: 31 Ocak 2008

İşbu karar AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 62597/00 no'lu davanın nedeni T.C vatandaşı Rasim Aydın'ın ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca 31 Ağustos 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından H. Kaplan, Ayşe Bingöl ve Gülcan Kartal tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran üzerinde sahte kimlik taşıdığı gerekçesiyle 28 Aralık 1998 tarihinde yakalanarak gözaltına alınmıştır.

31 Aralık 1998 tarihli iddianamede başvuranın polis sorgusunda PKK üyesi olduğunu ikrar ettiği ancak daha sonra bu ifadesini savcı ve hakim karşısında inkar ettiği belirtilmiştir. İddianamede ayrıca iki adet adres defterinin içeriği, grafoloji ekspertizi ve bir adet yüzleştirme tutanağına yer verilmiştir. Savcı Türk Ceza Kanunu'nun 168/2 maddesinin uygulanmasını talep etmiştir.

Başvuran 3 Ocak 1999 tarihinde tutuklanmıştır. Başvuranın dosyası İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sevk edilmiştir.

15 Ocak ve 9 Nisan 1999 tarihlerinde yapılan duruşmalarda İstanbul DGM dosyanın içeriğini göz önünde bulundurarak başvuranın tutukluluğunun devamına karar vermiştir. Bu duruşmalarda başvuran avukatı tarafından temsil edilmiştir.

18 Haziran 1999 tarihinde düzenlenen üçüncü duruşmada başvuran aralarında halen askeri bir hakimin de bulunduğu İstanbul DGM heyeti karşısında savunmasını sunmuştur. Başvuran askerlikten kaçmak için kimlik üzerinde tahrifatta bulunduğunu, ancak bu kimliği kullanmadığını iddia etmiştir. Hakkında yapılan tüm suçlamaları reddeden başvuran gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz kaldığından yakınmıştır. Başvuran ve aynı suçtan sanık başka bir kimse soruşturma sırasında toplanan delillerin kanundışı olarak elde edildiğine dikkat çekmişlerdir. İstanbul DGM tutuksuz yargılanma taleplerini reddederek daha evvel Erzurum DGM'nin başvuran hakkında verdiği beraat kararına ilişkin dosyanın kendisine gönderilmesini talep etmiştir.

18 Haziran 1999 tarihinde Anayasa'nın 143. maddesinde yapılan bir değişiklikle askeri hakimler DGM'lerin oluşumundan çıkarılmıştır. Bu doğrultuda 22 Haziran 1999 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kuruluşunu düzenleyen kanunda yapılan değişiklikler uyarınca DGM'lerdeki askeri hakimler sivil hakimlerle değiştirilmiştir.

25 Ağustos 1999 tarihinde yapılan dördüncü duruşmada başvuranın tutuksuz yargılanma talebi geri çevrilerek duruşma usul gerekçesiyle 3 Kasım 1999 tarihine ertelenmiştir.

3 Kasım 1999 tarihinde savcı davanın esası hakkındaki mütalaasını, başvuran ise yazılı savunmasını vermiştir.

Üç sivil hakimden müteşekkil İstanbul DGM Türk Ceza Kanununun 168/2 maddesi temelinde başvuranı PKK'ya üye olmak suçundan 12 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırmıştır. Karar gerekçesinde aynı kanun hükmü uyarınca başvuran hakkında Erzurum DGM tarafından verilen beraat kararına da atıfta bulunulmuştur. İstanbul DGM başvuranın PKK'ya silahlı militan kazandırılmasına yardımcı olduğunu ve bazı militanların yurtdışına kaçmalarını sağladığını ortaya koymuştur. Bu kararda bilhassa başvuranın ve bir tanığın soruşturma sırasında verdiği ifadeler, başvuranın üzerinde bulunan tahrif edilmiş kimlik ve sözkonusu örgüte ait dokümanlar esas alınmıştır.

Yargıtay 22 Mayıs 2000 tarihinde bu kararı onamıştır.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, kendisini yargılayarak mahkum eden İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi hakim heyetinde askeri bir hakim bulunduğu cihetle davasının bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir biçimde görülmediğinden yakınmaktadır. Başvuran ayrıca, bir izahat vermeksizin, sözkonusu mahkeme önünde silahların eşitliği ilkesinden yararlanamadığını ve savunmasını hazırlamak için gerekli zaman ve kolaylığın kendisine tanınmadığından şikayetçi olmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

AİHM şikayetin AİHS'nin 35/3 maddesi bakımından açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka herhangi bir kabuledilemezlik gerekçesinin bulunmadığını tespit etmektedir. Bu itibarla şikayetin kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.

B. Esasa ilişkin

Hükümet başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının 1999 yılı Haziran ayında gerçekleştirilen reformu müteakip 17 Aralık 1999 tarihinde verildiğine dikkat çekmektedir. Hükümete göre sözkonusu şikayet açıkça dayanaktan yoksundur.

Hükümet ayrıca başvuranın İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlığına ilişkin kuşkularına dair gerekçe sunmadığını savunmaktadır.

Başvuran iddialarını yinelemektedir.

AİHM, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmasına yol açan benzer davalardakinden farklı bir karara varabilmesi için Hükümet tarafından ikna edici herhangi bir argüman sunulmadığını gözlemlemektedir (Özel - Türkiye, no: 42739/98, prg. 33-34, 7 Kasım 2002, ve Özdemir - Türkiye, no: 59659/00, prg. 35-36, 6 Şubat 2003).

Esasen mevcut davada da, bu denli ağır suçlamalara cevap veren başvuranın aralarında askeri yargıya mensup profesyonel bir subayın da bulunduğu bir hakim heyeti karşısına çıkmaktan endişe duyması anlaşılabilir bir durumdur. Bu nedenle başvuran, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin haksız şekilde kendi davasıyla ilgili olmayan birtakım mülahazaların etkisinde kalabileceğinden kuşku duymakta haklıdır.

18 Haziran 1999 tarihinde gerçekleştirilen reformu müteakiben 25 Ağustos 1999 tarihli duruşmada dava dosyasının yalnızca sivil hakimlerden müteşekkil bir hakim heyeti tarafından incelenmeye devam edildiği doğruysa da, bu durum mevcut davada anılan reform ile 17 Aralık 1999 tarihli karar arasında yapılan iki duruşmada yeni hakim heyeti, askeri hakimin katılımıyla yürütülen davanın neticesi ve savunma hakları bakımından belirleyici nitelikteki usul işlemlerinden hiçbirini yenilememiştir (konuyla ilgili tartışma hakkında, bkz. Kabasakal ve Atar - Türkiye, no: 70084/01 ve 70085701, prg. 33-35, 19 Eylül 2006, bkz., ayrıca, Aslan ve Şancı - Türkiye, no: 58055/00, prg. 25-27, 5 Aralık 2006, Kutal ve Uğraş - Türkiye, no: 61648/00, prg. 27, 13 Haziran 2006, ve Benli - Türkiye, no: 65715/01, prg. 39, 20 Şubat 2007).

Bu itibarla başvuranın İstanbul DGM'nin bağımsızlık ve tarafsızlığına ilişkin duyduğu kuşkular nesnel olarak haklı görülebilir. Mevcut davada bu kuşkuların yalnızca askeri hakimin sivil bir hakimle değiştirilmesiyle ortadan kaldırılması mümkün olamazdı.

Bu nedenle AİHM, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır. AİHM, şikayetin sarahatten yoksun olan diğer kısmını ise incelemeye gerek görmemektedir.

II. AİHS'NİN 7. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

AİHS'nin 7. maddesine atıfta bulunan başvuran, İstanbul DGM'nin daha önce Erzurum DGM önünde bir yargılamaya konu olan ve beraatıyla sonuçlanan olaylar temelinde kendisini mahkum ettiğinden şikayetçi olmaktadır.

Hükümet başvuran hakkında Erzurum DGM tarafından beraat kararı verilmesine konu olan olayların 1993 ila 1997 yıllarında meydana geldiğini, ancak sözkonusu yargılamaya konu olayların 1998 yılında gerçekleştiğine dikkat çekmektedir.

AİHM, başvuranın, hangi şekilde AİHS'nin 7. maddesinde öngörülen 'kanunsuz ceza olmaz' ilkesine aykırı bir mahkumiyet kararına konu edildiğini açıkça belirtmediğini gözlemlemektedir. Bu nedenle AİHM sözkonusu şikayeti açıkça dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle kabuledilemez ilan etmek durumundadır.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran 20.000 Euro maddi ve 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir. Başvuran maddi tazminat talebine ilişkin herhangi bir belge sunmamıştır.

Hükümet bu talebin mesnetsiz olduğu kanaatindedir.

AİHM mevcut dava koşullarında ihlal tespitinin başlı başına yeterli bir adil tatmin teşkil ettiğini değerlendirmektedir (bkz. sözgelimi, Kutal ve Uğraş, adıgeçen kararlar).

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran ayrıca AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 5.000 Euro talep etmektedir. Başvuran bu konuda herhangi bir belge sunmamıştır.

Hükümet bu talebin mesnetsiz olduğu kanaatindedir.

AİHM'nin içtihadı uyarınca yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve giderlerin gerçekliği, gerekliliği ve de makul oranda olduğu ortaya konulduğu müddetçe mümkündür. Yukarıda anılan kıstasları ve başvuranın taleplerini desteklemek üzere herhangi bir belge sunmadığını göz önünde bulunduran AİHM bu talebi reddeder.

BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE

1. Başvurunun AİHS'nin 6/1 maddesi yönünden yapılan şikayete ilişkin olarak kabuledilebilir, geriye kalanının ise kabuledilemez olduğuna ;

2. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun oluşu ve hakim heyetinde askeri bir hakimin bulunması nedeniyle AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine ;

3. Şikayetin geriye kalanını incelemeye gerek olmadığına ;

4. İhlal tespitinin manevi zarar için başlı başına yeterli bir adil tatmin teşkil ettiğine ;

5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine ;

Karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 31 Ocak 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA