kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
HAZIRCI VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE


İçtihat Metni

HAZIRCI VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE

3. DAİRE

(Başvuru no. 57171/00)

KARAR

KARAR TARİHİ:29 Kasım 2007

İşbu karar AİHS'nin 44§2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USULİ İŞLEMLER

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 57171/00 no'lu davanın nedeni T.C. vatandaşları Ercan Hazırcı, Sadık Günel, Ercan Başkan, Lütfiye Uluk, Kemal İyit, Uğur Parlak ve Erkal Balçık'ın ("başvuranlar"), Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 17 Şubat 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükler Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Adli yardım verilen birinci, ikinci, dördüncü ve altıncı başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından G. Altay, F.G. Yolcu ve H. Karakuş; üçüncü, beşinci ve yedinci başvuran yine İstanbul Barosu avukatlarından Z. Polat ve M. Çöpür tarafından temsil edilmiştir.

OLAYLAR

DAVANIN KOŞULLARI

Başvuranlar sırasıyla 1961, 1974, 1971, 1974, 1967, 1962 ve 1967 doğumludur. İlk iki başvuran İzmit'te yaşamaktadır. Üçüncü başvuran Almanya'da yaşamaktadır ve diğer başvuranlar, İstanbul'da yaşamaktadır.

A. Başvuranların polis tarafından gözaltında tutulması

11 Ocak 1998'de, yaklaşık 350-400 kişi TKP-ML/TIKKO üyelerinin ölümünü anlamak amacıyla Ümraniye Sarıgazi Cemevi'nde toplanmıştır. Anma, katılımcıların bir kısmı ile güvenlik güçleri arasında şiddetli bir çatışmaya dönmüştür. Başvuranlar da dahil olmak üzere otuz beş kişi yakalanmıştır. Başvuranlar önce Sarıgazi Jandarma Karakolu'na götürülmüştür. Daha sonra, aynı gün Sarıgazi Jandarma Karakolu'nda yeterli yer bulunmaması nedeniyle İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'na transfer edilmişlerdir.

11 Ocak ve 14 Ocak 1998 arasındaki çeşitli tarihlerde Sarıgazi Jandarma Karakolu'ndaki iki jandarma E.G. ve Ö.K., Ercan Başkan hariç tüm başvuranların ifadelerini almıştır. Ercan Başkan ifadesini Cumhuriyet Savcısı önünde vermek istemiştir.

15 Ocak 1998'de başvuranların tutuksuz yargılanmalarına karar verilmiştir.

B. Başvuranların sağlık raporları

12 ve 15 Ocak 1998 tarihleri arasında başvuranlar bir çok kez muayene edilmiştir.

1. Ercan Hazırcı

12 Ocak 1998'de başvuran Sarıyer Devlet Hastanesi doktoru O.A. tarafından muayene edilmiştir.

15 Ocak 1998'de başvuran Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir. Dr Ç.A., adıgeçenin sağ tibiasında ve sağ femür bölgesinde ekimozlar, sırtında eski ekimozlar tespit etmiş, ayrıca, başvuranın göğüs ağrısından şikayet ettiğini kaydetmiştir.

Aynı gün Üsküdar Adli Tıp Kurumu, doktorun raporuna dayanarak, aldığı yaraların bir hafta boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

2. Kemal Yiğit

13 Ocak 1998'de başvuran, sağ diz ekleminin derisinde sıyrıklar olduğunu kaydeden Dr O.A. tarafından muayene edilmiştir.

15 Ocak 1998'de başvuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir.

Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların üç gün boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

3. Erkal Balçık

13 Ocak 1998'de başvuran, Şişli Eftal Hastanesi'nde iki doktor tarafından muayene edilmiş ve vücudunun çeşitli yerlerinde ekimozlar tespit edilmiştir.

15 Ocak 1998'de, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir.

Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların bir hafta boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

4. Uğur Parlak

13 Ocak 1998'de başvuran, sol diz ekleminin derisinde sıyrıklar olduğunu kaydeden Dr O.A. tarafından muayene edilmiştir.

15 Ocak 1998'de başvuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir.

Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların üç gün boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

5. Sadık Günel

12 Ocak 1998'de başvuran, gözleri etrafında ve sol bacağında acı hissettiğini kaydeden Dr A.T. tarafından muayene edilmiştir.

15 Ocak 1998'de başvuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir.

Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların üç gün boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

6. Lütfiye Uluk

13 Ocak 1998'de başvuran, sağ uyluğunda ve sol kürek kemiğinde travmatik ekimoz tespit eden Dr O.A. tarafından muayene edilmiştir. İki doktor tarafından muayene edildiği Şişli Eftal Hastanesi'ne gönderilmiştir. Birinci doktor, başvuranın boynunda ve baldır bölgesinde acı hissettiğini belirtmiştir. İkinci doktor, uyluk bölgesinin sağ yan kısmında ekimoz ve acı hissi tespit etmiştir.

15 Ocak 1998'de başvuran, sağ kolunda ve bacaklarında hissizlikten şikayetçi olduğunu belirten Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir.

Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların bir hafta boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

7. Ercan Başkan

13 Ocak 1998'de başvuran, Şişli Eftal Hastanesi'nde iki doktor tarafından muayene edilmiştir. Aynı gün yayımlanan iki rapora göre, başvuranın burnunun sol tarafında ve sol kaşında yüzeysel bir sıyrık bulunmaktadır. Sol yanağı şişmiştir.

15 Ocak 1998'de başvuran, vücudunda hiçbir kötü muamele izi bulunmadığını tespit eden Dr Ç.A. tarafından muayene edilmiştir.

Aynı gün, Adli Tıp Kurumu aldığı yaraların bir hafta boyunca başvuranı çalışmaktan alıkoyduğu sonucuna varmıştır.

C. Başvuranların kötü muamele iddiaları hakkında başlatılan soruşturma

15 Ocak 1998'de başvuran Başkan, aleyhinde yapılan suçlamaları reddettiği Üsküdar Cumhuriyet Savcısı önüne çıkarılmıştır. Özellikle gözaltında tutulduğu sırada kötü muameleye maruz bırakıldığını belirtmiştir. Makatına cop soktuklarını, penisine vurduklarını ve testislerini sıkıştırdıklarını ileri sürmüştür.

Aynı gün, başvuranlar 11 Ocak 1998 tarihinde yaşanan çatışmaya dahil olduklarına ilişkin suçlamaları reddettikleri Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi önüne çıkarılmıştır. Hazırcı, güvenlik güçlerince hazırlanan ifadeyi imzalamaya zorlandığını belirtmiştir. Yiğit ve Başkan, güvenlik güçlerine verdikleri ifadelerin doğru olmadığını kaydetmiştir. Uluk, polise verdiği ifadeyi kendi isteği ile vermediğini, ilk ifadesini yırtıp yeniden yazdıklarını ve kendisine imzalattırdıklarını belirtmiştir. Mahkeme, serbest bırakılmalarına karar vermiştir.

Aynı gün, başvuranlar da dahil olmak üzere yakalanan otuz beş kişinin avukatları, Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'na bir dilekçe sunmuştur. Müvekkillerinin sorgulanmaları sırasında kötü muameleye maruz bırakıldığını, uygun şekilde muayene edilmediklerini ve muayeneleri ardından tekrar kötü muameleye maruz bırakıldıklarını ileri sürmüşlerdir. Başvuranların, acil olarak muayene edilmelerini talep etmişlerdir.

Üsküdar Cumhuriyet Savcısı başvuranları, muayene edilmeleri için Haydarpaşa Numune Hastanesi'ne göndermeye karar vermiştir. 15 Ocak 1998'de Üsküdar Asliye Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından hazırlanan rapora göre, davacılar savcının talebine rağmen duruşma ardından mahkeme binasını terk etmişler ve muayene edilmek üzere hastaneye götürülememişlerdir.

29 Ocak 1998'de Üsküdar Cumhuriyet Savcısı, dava dosyasını Şişli Cumhuriyet Savcısı'na havale etmiştir.

13 Şubat 1998'de Şişli Cumhuriyet Savcısı T.O. davacıların sorgulanmasında görev alan jandarmaların kimliklerinin tespit edilmesini istemiştir.

11 Mart 1998'de İstanbul İl Jandarma Komutanlığı Şişli Cumhuriyet Savcılığı'na davacıların sorgulanmasında görev alan jandarmaların E.G. ve Ö.K. olduklarını bildirmiştir.

8 Temmuz 1998'de E.G. ve Ö.K., bir Savcı önüne çıkarılmış ve aleyhlerindeki suçlamaları reddetmişlerdir.

21 Ekim 1998'de Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nda görev yapan bir diğer Savcı T.E., Ö.K. ve E.G. hakkında takipsizlik kararı verildiğini kaydetmiştir.

Başvuranlar, karara itiraz etmiştir.

11 Haziran 1999'da Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Birinci Dairesi, başvuranların itirazlarını reddetmiştir.

D. Müteakip gelişmeler

11 Ocak 1998'deki şiddetli çatışmalara dahil olmalarına ilişkin başvuranlar aleyhinde başlatılan cezai takibat, beraatlerine karar verilmesi ile sona ermiştir.

14 Kasım 2003'de Türkiye İnsan Hakları Derneği tarafından yayımlanan rapora göre Başkan, 7 Mayıs 1998'de kötü muamele iddiası için kendilerine başvurmuştur. 1994, 1995, 1996 ve Ocak 1998'de İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltında tutulduğu sırada maruz bırakıldığı kötü muameleyi tarif etmiştir. Raporda başvurana dişeti iltihabı, sinüzit ve hemoroid teşhisi konulduğu ve uygun şekilde tedavi edildiği belirtilmiştir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuranlar, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda göz altında tutuldukları sırada AİHS'nin 3. maddesini ihlal edecek şekilde işkenceye maruz kaldıkları hususunda şikayetçi olmuşlardır.

A. Tarafların görüşleri

Hükümet AİHS'nin 35/1. maddesi uyarınca başvuranların, altı ay kuralına uymadıklarını ileri sürmüştür. Bu hususta başvuranlar, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi Birinci Dairesi'nin 11 Haziran 1999 tarihli kararını müteakiben altı ay içerisinde AİHM'ye başvurularını sunmalıydılar.

Esasa ilişkin olarak Hükümet, sağlık raporlarında kaydedilen yaralanmaların başvuranların yakalanması sırasında meydana geldiğini belirtmiştir. Bu hususta başvuranların, şiddet içeren bir gösteri sırasında gözaltına alındıklarını ve başvuranların da doğrulamış olduğu gibi güvenlik güçlerinin, yakalanmaları sırasında güç kullandığını belirtmiştir. Hükümet, başvuranların kötü muamele iddialarının sağlık raporlarındaki fiziksel bulgularla uyuşmadığını kaydetmiştir. Başvuranların, serbest bırakılmaları ardından iddialarını kanıtlamak için detaylı bir sağlık muayenesine girme imkanlarının olduğunu belirtmiştir.
Başvuranlar, altı ay kuralına uyduklarını iddia etmiştir.

Esasa ilişkin olarak başvuranlar, 12 Eylül 2005 tarihli görüşlerinde, yakalandıkları sırada ve gözaltında kaldıkları süre boyunca kötü muameleye maruz bırakıldıklarını belirtmiştir. Sağlık raporlarında kaydedilen fiziksel bulguların, kötü muamele iddiaları ile uyuştuğunu ileri sürmüşlerdir. Gözaltında tutuldukları sırada dövülerek, elektrik şoku verilerek, nesnelerle vurularak, cinsel yönden taciz edilerek, testisleri sıkıştırılarak ve kafalarına kese geçirilerek kötü muameleye maruz bırakıldıklarını belirtmişlerdir. Yakalanmalarının hemen ardından bir doktor tarafından muayene edilmeleri gerektiğini belirtmişler ve aynı zamanda 15 Ocak 1998'da haklarında yayımlanan sağlık raporlarının doğruluğuna itiraz etmişlerdir.

B. AİHM'nin değerlendirmesi

1. Kabuledilebilirlik

(a) Hükümet'in ilk itirazı

AİHM, AİHS'nin 35/1. maddesince getirilen altı aylık zaman sınırlamasının başvuranların, iç hukuk yollarının tüketilmesi sürecinde nihai kararın verilmesinden itibaren altı ay içerisinde başvurularını sunmalarını gerektirdiğini hatırlatmaktadır.

Sözkonusu davada AİHM, başvuranların şikayetlerine ilişkin nihai geçerli kararın, Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi İkinci Dairesi'nin 29 Eylül 1999 tarihli kararı olduğu kanısındadır. Beyoğlu Ağır Ceza Mahkemesi İkinci Dairesi'nin 29 Eylül 1999 tarihli kararı ile başvuranların, Cumhuriyet Savcısı'nın başvuranların şikayetlerinin esasına ilişkin 15 Temmuz 1998 tarihli kararına yaptıkları itiraz reddedilmiştir. Başvuru, 17 Şubat 2000'de AİHM'ye sunulmuştur. Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, başvurunun AİHS'nin 35/1. maddesinde öngörülen altı aylık zaman sınırı içerisinde yapıldığı kanısındadır. Bu nedenle, Hükümet'in sözkonusu başlık altındaki itirazını reddetmektedir.

(b) Kabuledilebilirliğe ilişkin diğer hususlar

AİHM öncelikle tebliğ sonrası görüşlerinde, başvuranların yakalanmaları sırasında kötü muameleye maruz kaldıklarını ima ettiklerini kaydetmektedir. Ancak AİHM, bunun yeni bir şikayet olduğunu farz etse dahi, 12 Eylül 2005'te AİHM'ye sunulmasından altı aydan fazla bir süre öncesinde meydana gelen olaylar ve verilen kararlarla ilgili olduğunu kaydetmekte ve bu nedenle, AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca şikayeti reddetmektedir.

AİHM, başvuranlar Yiğit ve Parlak hususunda dava dosyasında 3. maddedeki eşiği aşan şiddette kötü muameleye maruz kaldıklarına ilişkin bir gösterge bulunmadığı kanısındadır. AİHM bu bağlamda gözaltında tutuldukları süre sonunda hazırlanan raporların kötü muameleye ilişkin ipuçları içermediğini ve 13 Ocak 1998 tarihli sağlık raporlarında kaydedilen sonuçların iddialarını kanıtlamak için yeterli olmadığını belirtmektedir. Başvuranların tutuksuz olarak yargılandıkları göz önüne alınırsa, AİHM'ye dava dosyasındaki sağlık raporlarını çürütecek deliller sunmaları mümkündü. Dolayısıyla AİHM başvuranların, jandarmalar tarafından kötü muameleye maruz bırakıldıklarına ilişkin savunulabilir bir iddia gerekçesi ortaya koymadıkları kanısındadır. Bu nedenlerle AİHM, AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. paragrafları bağlamında dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 3. maddesi bağlamındaki şikayetlerin kabuledilemez olduğu kanısındadır.
AİHM, diğer başvuranlara ilişkin olarak başvurularının AİHS'nin 35/3. maddesi bağlamında dayanaktan yoksun olmadığını belirtmiştir. Başvuruların başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadığını tespit etmektedir. Bu nedenle başvurunun kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.

2. Esas

(a) Başkan, Günel, Balçık

AİHM başvuranların yakalanması ve gözaltına alınmasından bir ya da iki gün sonra hazırlanan sağlık raporlarının bir dizi fiziksel bulgu içerdiğini gözlemlemektedir. Taraflar, bu bulgulara itiraz etmemektedir. Ancak, nasıl meydana geldiklerine ilişkin farklı görüşler belirtmişlerdir.

AİHM, başvuranların gözaltında tutulma süreleri sonunda hazırlanan raporlarda hiçbir kötü muamele tespiti bulunmadığını kaydetmektedir. Başvuranlar, serbest bırakılmalarına rağmen, AİHM'ye 15 Ocak 1998 tarihli sağlık raporları ile çelişen deliller sunmamıştır. AİHM ayrıca başvuranların, başvuruyu sunmalarından beş yıl sonrasına, 12 Eylül 2005'e kadar kötü muamele iddiaları hususunda hiçbir detay belirtmediklerini kaydetmektedir. Başvuranlar, polisin kendilerini yakalamak için güç kullandığı bir çatışma sırasında yakalandıkları iddiasına itiraz etmedikleri için bu olaylar, Hükümet'in 13 Ocak 1998 tarihli sağlık raporlarında kaydedilen yaralanmaların nedenine ilişkin iddiasına gerçeklik katmaktadır.

Yukarıda kaydedilenler ışığında başvuranlar tarafından sunulan deliller, AİHM'nin makul şüphenin ötesinde, İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltında tutuldukları sırada işkenceye, insanlık dışı ve küçük düşürücü muameleye maruz kaldıkları sonucuna varması için yeterli değildir.

Sonuç olarak AİHS'nin 3. maddesi ihlal edilmemiştir.

(b) Uluk ve Hazırcı

AİHM başvuranlara ilişkin sırasıyla 12 ve 13 Ocak 1998 tarihli sağlık raporlarında kaydedilen yaralanmaların, yakalanmaları sırasında meydana gelip gelmediğine karar vermeyi gerekli görmemektedir. Bunun nedeni, gözaltında tutuldukları süre sonunda hazırlanan raporlarda sırtlarında ve Hazırcı'nın sağ femoral bölgesinde ekimoz bulunduğuna değinilmesi ve bu bulguların, daha önceki sağlık raporlarında yer almamasıdır. Hükümet'in yaralanma nedenleri hususunda inandırıcı bir açıklama sunmamış olması nedeniyle AİHM, sözkonusu yaraların Hükümet'in sorumlu olduğu bir muamele sonucu meydana geldiği kanısındadır.

Sonuç olarak AİHS'nin 3. maddesi ihlal edilmiştir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

AİHS'nin 41. maddesine göre:
"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder."
A. Tazminat
Başvuranlar maddi tazminat olarak toplam 35,000 Euro (EUR) ve manevi tazminat olarak toplam 160,000 EUR talep etmiştir.
Hükümet sözkonusu meblağa itiraz etmiştir.
AİHM, başvuranların uğradıkları maddi zarara ilişkin olarak, Uluk ve Hazırcı'nın iddialarını destekleyecek bir yazı ya da belge sunmadıkları ve bu nedenle iddialarının reddedildiğini belirtmektedir. Diğer yandan AİHM, başvuranların yalnızca AİHM'nin ihlal bulgusu ile telafi edilemeyecek bir acıya ve sıkıntıya maruz kaldıkları kanısındadır. Eşit temellere dayanarak değerlendirmede bulunan AİHM, Uluk ve Hazırcı'nın her birine 5,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.
B. Yargılama masraf ve harcamaları
Avrupa Konseyi'nden yasal yardım alan başvuranlar, AİHM önünde yaptıkları masraf ve harcamalar için 3,950 EUR talep etmiştir. Taleplerini, İstanbul Barosu'nun tavsiye edilen asgari ücret listesine ve avukatlarınca hazırlanan bir harcama çizelgesine dayandırmışlardır. Ancak, herhangi bir makbuz ya da belge sunmamışlardır.
Hükümet sözkonusu meblağa itiraz etmiştir.
Uluk ve Hazırcı'nın, AİHM İç Tüzüğü'nün 60. maddesinin gerektirdiği gibi masraf ve harcamaları için gerekçe göstermemesi nedeniyle AİHM, başvuranlara bu başlık altında tazminat ödenmemesine karar vermiştir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİ İLE

1. Uluk ve Hazırcı'nın İstanbul İl Jandarma Komutanlığı'nda gözaltında tutuldukları sırada kötü muameleye maruz kaldıklarına ilişkin şikayetin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna,

2. AİHS'nin 3. maddesinin ihlal edilmiş olduğuna,

3. (a) AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevrilmek üzere ve her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak Savunmacı Hükümet tarafından başvuranlar Uluk ve Hazırcı'dan her birine manevi tazminat olarak 5,000 Euro (beş bin Euro) ödenmesi gerektiğine;

(b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına,

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine karar vermiştir.

İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 29 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA