kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
LALEH GHADERYPOOR - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni







LALEH GHADERYPOOR - TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no: 49662/07)

KARAR
(Kayıttan Düşme)

KARAR TARİHİ:6 Mayıs 2008

OLAYLAR

Laleh Ghaderypoor isimli başvuran 1968 doğumlu bir İran vatandaşıdır ve İngiltere'de ikamet etmektedir. Başvuran, AİHM huzurunda Ankara Barosu avukatlarından Salih Efe tarafından temsil edilmektedir.

Dava olayları

Taraflarca sunulduğu şekliyle dava olayları şöyle özetlenebilir.

Başvuran, 8 Ağustos 2007 tarihinde, kendisine sığınma hakkı tanıyan ve geçen beş yıl boyunca ikamet ettiği İngiltere'den uçakla İstanbul'a gelmiştir. Başvuranın sekiz yaşındaki kızı İngiltere'de kalmış ve başvuranın arkadaşları tarafından bakılmıştır.

Aynı gün, başvuran İran'a gitmiştir. Her iki seyahat için de İran pasaportunu kullanmıştır. Başvuranın İran'a gitmesinin sebebi, yıllarca görmediği ağır hasta olan annesini ziyaret etmektir. Başvuran İran'a geldiğinde, İran makamları tarafından İran pasaportu elinden alınmış ve başvuran bu makamlarca sorgulanmıştır.

Eylül 2007'de, başvuran yasadışı yollardan İran'dan Türkiye'ye girmiş ve 16 Ekim 2007 tarihinde, İngiliz makamları tarafından verilen seyahat belgelerini kullanarak Londra uçağına binmek üzere Ankara'daki havalimanına gitmiştir. Ancak, yasadışı yollardan Türkiye'ye giriş yaptığı gerekçesiyle Türk polisi tarafından alıkonmuştur. Başvuran, avukatının yardımıyla, İçişleri Bakanlığı'ndan serbest bırakılmasını ve İngiltere'ye gitmesi için Türkiye'den ayrılmasına izin verilmesini talep etmiştir. 13 Kasım 2007'de, İçişleri Bakanlığı başvuranın taleplerini reddetmiştir.

15 Kasım 2007 tarihinde, başvuran bu başvuruyu yapmıştır. Başvuran, AİHM İçtüzüğü'nün 39. maddesi uyarınca, AİHM'den Hükümet'in kendisini İran'a göndermemesi gerektiği yönünde karar vermesini talep etmiştir. 16 Kasım 2007 tarihinde, Daire Başkanı, gelecek yedi gün içerisinde başvuranın sınır dışı edilmemesinin hem tarafların yararı hem de AİHM önündeki yargılamanın düzgün bir biçimde yürütülmesi için gerekli olduğunu Hükümet'e bildirmeye karar vermiştir. Bunun üzerine, makamlar başvuranı sınır dışı işlemini iptal etmişlerdir. Başvuran, yabancılar misafirhanesinden çıkarılmamıştır.

21 Kasım 2007 tarihinde, Daire Başkanı, bir sonraki bildirime kadar ihtiyati tedbir kararının uzatılmasına karar vermiştir.

ŞİKAYETLER

Başvuran, İran'a sınır dışı edilmesi halinde, geçmişte İran'daki rejime karşı yapmış olduğu eylemlerden ve İngiltere'ye sığınma için başvurduğu sırada İngiliz makamlarına vermiş olduğu ifadelerden dolayı kötü muameleye maruz bırakılacağı ve hatta idam cezası alacağı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHS'nin 3. maddesine dayandırmıştır.

Başvuran, İran'a sınır dışı edilmesi halinde, İngiltere'de yaşayan kızını göremeyeceği konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHS'nin 8. maddesine dayandırmıştır.

Başvuran, makul bir süre içerisinde hakim önüne çıkartılmadığı, haklarıyla ilgili olarak kendisine bilgi verilmediği ve tercüman ve avukat yardımından yararlanmadığı konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetlerini AİHS'nin 5 ve 6. maddelerine dayandırmıştır.

Başvuran, ayrıca, İran'a sınır dışı edilmesi halinde serbest dolaşım özgürlüğünün ihlal edileceği konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini 4 No.lu Protokol'ün 2. maddesine dayandırmıştır.

Başvuran, son olarak, İçişleri Bakanlığı'na çok sayıda dilekçe sunmuş olmasına rağmen, sınır dışı edileceğine dair karar alınıp alınmadığıyla ilgili olarak kendisine bilgi verilmediği konusunda şikayetçi olmuş ve bu şikayetini AİHS'nin 13. maddesine dayandırmıştır. Başvuranın iddiasına göre, sınır dışı kararının alınıp alınmadığıyla ilgili olarak kendisine bilgi verilmemesi, son anda böyle bir karar alınması halinde idare mahkemeleri önünde bu kararı sorgulaması için kendisine yeterli zaman verilip verilmeyeceği konusunda kafasında soru işaretleri yaratmıştır.

HUKUK

A. AİHS'nin 37/1 maddesinin uygulanması

Hükümet, 30 Ocak 2008 tarihli mektubuyla, yerel makamların İngiltere'ye gitmesi için başvurana izin vermeye hazırlandıklarını AİHM'ye bildirmiştir. Hükümet'in mektubu, varsa yargılama masraflarına ilişkin talepleri ile birlikte 22 Şubat 2008'e kadar görüşlerini sunmak üzere başvuranın avukatına gönderilmiştir.

Sırasıyla 8 Şubat ve 12 Şubat 2008 tarihli mektuplarıyla başvuranın avukatı ile Hükümet, başvuranın 2 Şubat 2008 tarihinde İngiltere'ye gitmek üzere Türkiye'den ayrıldığını AİHM'ye bildirmiştir.

Başvuranın avukatı, 19 Şubat 2008 tarihli mektubuyla, başvuranın artık başvurusunu takip etme niyetinde olmadığını AİHM'ye bildirmiştir.

AİHM, bu koşullar altında, AİHS'nin 37/1(a) maddesi uyarınca, başvuranın artık başvurusunu takip etme niyetinde olmadığı görüşündedir. AİHM, AİHS'nin 37/1 maddesi uyarınca,Sözleşme ve Protokollerinde tanımlanan insan haklarına saygı açısından başvuruyu incelemeye devam etmeyi gerektirecek özel bir durum olmadığı görüşündedir. Yukarıdaki bilgiler ışığında, AİHS'nin 29 / 3 maddesi ile AİHM İçtüzüğü'nün 39. maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve davanın kayıttan düşürülmesi uygun olacaktır.

B. AİHM İçtüzüğü'nün 43/4 maddesinin uygulanması

Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masrafları için toplam 3,400 Euro talep etmiştir. Bu miktarın içerisinde, başvuranın 5,901 Türk Lirası miktarında bir fatura sunduğu 3,000 Euro'luk avukat ücreti bulunmaktadır. Kalan 400 Euro, vekaletname hazırlanması karşılığında ödenen noter ücreti, çeviri ücreti, avukatının seyahat masrafları, telefon ve faks masrafları karşılığında talep edilmiştir.

Hükümet, AİHM tarafından alınacak kararın kabuledilemezlik kararı niteliğinde olacağı gerekçesiyle, başvuranın taleplerine cevap vermenin gereksiz olacağını ileri sürmüştür.

AİHM, İçtüzüğün 43/4 maddesi uyarınca, kayıttan düşürülen başvurularda yargılama masraf ve giderleri karşılığında tazminat ödenip ödenmeyeceği konusunun kendi takdirine bırakıldığını hatırlatmaktadır.

AİHM, bu bağlamda, İçtüzüğün 43/4 maddesinde yer alan masrafların tazminine ilişkin genel ilkelerin AİHS'nin 41. maddesinde yer alan ilkelerle esas bakımından aynı olduğunu hatırlatmaktadır. Bir başka deyişle, tazminat ödenebilmesi için, masrafların iddia edilen ihlal veya ihlallerle ilgili olması ve makul bir miktarda olması gerekmektedir. Ayrıca, İçtüzüğün 60/2 maddesi uyarınca, bütün taleplerin destekleyici belgeleri veya faturaları ile birlikte ayrıntılı bir dökümü yapılır; bunun yapılmaması halinde talepler AİHM tarafından tamamıyla veya kısmen reddedilebilir (bkz, örneğin, El Majjaoui ve Stichting Touba Moskee / Hollanda, no. 25525/03; J.M. / İngiltere, no. 41518/98).

Sözkonusu davada, AİHM'ye sunulan fatura ile başvuranın yargılama masraflarına ilişkin talepleri, Salih Efe tarafından sağlanan avukatlık hizmetlerinin tam niteliğini belirtmemekte olup dava açarken avukatın kaç saat harcadığı konusunda bilgi vermemektedir (bkz, mutatis mutandis, Kaftailova / Letonya, no. 59643/00). AİHM, başvuranın belirttiği yargılama masraflarının gerçekten yapıldığını düşünmeye hazır olsa da, yapılan masrafların ne kadar gerekli olduğunu ve makul miktarda olup olmadığını inceleyemez.

AİHM, yukarıdaki kriterler ve elindeki bilgiler ışığında, yargılama masrafları için, her türlü vergi ve kesintiden muaf tutularak, başvurana 1,000 Euro ödenmesini uygun görmektedir. AİHM, gecikme faizi için, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

Başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA