kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SEYITHAN ALPAR/TÜRKİYE


İçtihat Metni

Seyithan ALPAR/TÜRKİYE

3. DAİRE

KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN KARAR

(Başvuru no. 5684/02)

KARAR TARİHİ:27 Mayıs 2008

OLAYLAR

Başvuran Seyithan Alpar, 1971 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Mardin'in Midyat ilçesinde yaşamaktadır. Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından F. Gümüş tarafından temsil edilmiştir.

A. Dava Koşulları

22 Aralık 1992'de başvuran yasadışı bir örgüt olan PKK mensubu olduğu şüphesi ile Nusaybin Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polis memurlarınca gözaltına alınmıştır.

18 Ocak 1993'te Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir. Cumhuriyet Savcısı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne sunduğu iddianamesinde başvuranı, Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca terörist bir örgüte üye olmakla ve Devlet topraklarını bölmeyi amaçlayan faaliyetlere dahil olmakla suçlamıştır.

26 Nisan 1993'te Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuran ve diğer on üç sanık aleyhindeki davayı görmeye başlamıştır.

18 Haziran 1999'da Türkiye Büyük Millet Meclisi, Anayasa'nın 143. maddesinde değişiklik yapmış ve askeri hakimler Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısından çıkarılmıştır. 22 Haziran 1999'da Devlet Güvenlik Mahkemeleri Kanunu'nda yapılan benzer değişiklikleri müteakiben başvuranın davasına bakan Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yer alan askeri hakimin yerini sivil bir hakim almıştır.

8 Temmuz 1999 tarihli duruşmada Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde yer alan askeri hakimin yerini sivil bir hakim almıştır.

8 Mayıs 2000'de Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı suçlu bulmuş ve müebbet hapis cezasına çarptırmıştır. Başvuran, karara itiraz etmiştir. Başvuranın yasal temsilcisi, Yargıtay'dan duruşma yapılmasını talep etmiş ve isteği kabul edilmiştir.

2 Nisan 2001'de Yargıtay, başvuranın temsilcisini dinledikten sonra, duruşmayı bitirmiş ve taraflara, kararın 11 Nisan 2001 tarihinde açıklanacağını bildirmiştir.

11 Nisan 2001 tarihli duruşmada Yargıtay, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi kararını onayladığını belirtmiştir. Başvuranın temsilcisi, duruşmaya katılmamıştır.

4 Haziran 2001'de Yargıtay kararı, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi kalemine kaydedilmiştir.

22 Ekim 2001'de başvuranın temsilcisi, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi kayıtlarından nihai kararın bir nüshasını istemiştir. Nüsha aynı gün kendisine verilmiştir.

ŞİKAYETLER

Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesi uyarınca, kendisini yargılayan ve mahkûm eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde bir askeri hakimin bulunması nedeniyle adil bir yargılamaya tabi tutulmadığından şikâyetçi olmuştur. Başvuran, hukuki yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinin "makul süre" zorunluluğunu aşmasından şikâyetçi olmuştur.

HUKUK

Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesi uyarınca makul sürede bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından adil bir yargılamaya tabi tutulmadığından şikâyetçi olmuştur.

Hükümet, başvuranın AİHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen altı ay kuralına uymadığını belirtmiştir. Mahkeme'nin Salih Özdemir/Türkiye davasındaki kararına değinen Hükümet, sözkonusu davadaki altı aylık zaman sınırının, Yargıtay'ın kararını bildirdiği 11 Nisan 2001 tarihinden itibaren işlemeye başladığını ileri sürmüştür. Başvuranın yasal temsilcisine, 2 Nisan 2001 tarihli duruşmada Yargıtay'ın kararını, 11 Nisan 2001'de açıklayacağı bildirilmiş olduğu halde, 11 Nisan 2001 tarihindeki duruşmaya katılmadığını ve 22 Ekim 2001'e kadar nihai kararı öğrenmeye teşebbüs etmediğini belirtmiştir.

Başvuran, başvurunun kabuledilebilir olduğunu ileri sürmüştür.

AİHM, başvuranın nihai kararın yazılı bir nüshasını almaya otomatik olarak hak kazandığı hallerde, AİHS'nin 35/1 maddesinin amaç ve kapsamının en iyi şekilde, altı aylık sürenin yazılı kararın kendisine bildirildiği tarihten itibaren işlemeye başladığının kabul edilmesi ile yerine getirildiğini teyit etmektedir. İç hukukun buna imkan vermediği hallerde, AİHM, tarafların kararın içeriğinden haberdar edildikleri durumda, kararın kesinleştiği tarihi başlangıç noktası olarak kabul etmeyi uygun bulmaktadır.

AİHM Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun, mahkeme hükümleri ve kararlarının, taraflara bildirilmesi gerektiğini öngören 33. maddesine rağmen, kararlarını sanıklara bildirmenin Yargıtay Ceza Dairelerinin uygulamasına dahil olmadığını gözlemlemektedir. Sanık ve avukatı Yargıtay kararının ilk derece mahkemesi kalemine tebliğ edildiği tarihten itibaren kararın bir nüshasını talep edebilir.

Mevcut davada AİHM, başvuranın aleyhindeki davalar sırasında bir avukat tarafından temsil edildiğini belirtmektedir. Yargıtay taraflara, kararını 11 Nisan 2001 tarihli duruşmada açıklayacağını belirtmiş olduğu halde, başvuranın yasal temsilcisi duruşmaya katılmamıştır. Ayrıca, Yargıtay kararı ilk derece mahkemesi sekretaryasına gönderildiği 4 Haziran 2001 tarihinden itibaren başvuran ve avukatının dikkatine sunulmuştur. Dolayısıyla, altı aylık zaman sınırı, en geç, 4 Haziran 2001 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. Başvuranın avukatı, 22 Ekim 2001 tarihinde nihai kararın bir nüshasını edinmiş ve altı aylık zamanın dolmasından bir gün sonra, 5 Aralık 2001'de başvuruyu AİHM'ye sunmuştur.

Mevcut başvuru, gerekli süre içerisinde sunulmamıştır. Dolayısıyla, AİHM Hükümet'in itirazını onaylamakta ve başvurunun, AİHS'nin 35. maddesinin 1. ve 4. paragrafları uyarınca kabuledilemez olduğu sonucuna varmaktadır.

Yukarıda kaydedilenler ışığında, AİHS'nin 29/3 maddesinin uygulanmasına son vermek ve başvuruyu reddetmek uygundur.

Bu gerekçelere dayanarak, AİHM oybirliğiyle

Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğu sonucuna varmıştır.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA