kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KILIÇOĞLU VD -TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

KILIÇOĞLU vd -TÜRKİYE DAVASI

(Başvuru no:50945/99)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:12 Şubat 2008

İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (50945/99) no'lu davanın nedeni (T.C. vatandaşları) Haydar Kılıçoğlu, Hasan Türk, Mensur Işık, Faruk Yaygın, Mehdin Güler, Ali Özgen, Salih Yalçınkaya, Celal Ayus, Ramazan Tekin, Cemal Koçer ve Hüseyin Bora'nın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 25 Mart 1999 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına alan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Adli yardımdan yararlanan başvuranlar, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Vefa tarafından temsil edilmektedirler.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Türk vatandaşı olan başvuranlar, Haydar Kılıçoğlu, Hasan Türk, Mensur Işık, Faruk Yaygın, Mehdin Güler, Ali Özgen, Salih Yalçınkaya, Celal Ayus, Ramazan Tekin, Cemal Koçer ve Hüseyin Bora sırasıyla 1955, 1953, 1975, 1971, 1951, 1950, 1951, 1960, 1964, 1949 ve 1962 doğumlulardır ve Diyarbakır ve Şanlıurfa'da ikamet etmektedirler. Olayların meydana geldiği dönemde, başvuranların tamamı HADEP üyesiydi.

16 Şubat 1999 tarihinde PKK eski lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanmasının ardından, olası eylemleri engellemek için Diyarbakır bölgesinde, operasyonlar gerçekleştirilmiştir. Çok sayıda insan "şüpheli" sıfatıyla yakalanmış ve polis memurları tarafından sorgulanmıştır (Bkz. aynı bağlamda, Çelik ve Yıldız-Türkiye, başvuru no: 51479/99, 10 Kasım 2005 ve Sinan Tanrıkulu ve diğeleri- Türkiye, başvuru no: 50086/99, 3 Mayıs 2007).

Sözkonusu operasyonlar çerçevesinde başvuranlar, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri tarafından "şüpheli" sıfatıyla yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır. Başvuranların çoğu HADEP binasında yakalanmışlardır. Başvuranların gözaltı gerekçeleri, yakalama ve arama tutanaklarında belirtilmemiştir.

19 Şubat 1999 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, dosya üzerinden yaptığı incelemenin ardından, sorgulanacak şüpheli sayısının fazla olması nedeniyle başvuranların gözaltı süresini iki gün uzatmıştır.

Başvuranlar, 20 ve 21 Şubat 1999 tarihlerinde sorgulanmışlardır. Sorgularının sonunda, Devlet Güvenlik Mahkemesi nöbetçi hakiminin dosya üzerinden verdiği karar ile başvuranların gözaltı süresi altı gün daha uzatılmıştır.

25 Şubat 1999 tarihinde, Savcı, dokuz veya on gün süreyle gözaltında bulunan başvuranların salıverilmesine karar vermiştir.

Abdullah Öcalan'ın yakalanmasını protesto etme amacı taşıyan gösteri hazırlıkları ve diğer tüm yasadışı faaliyetler hakkında polis memurlarının karinelerini destekleyecek delillerin yetersiz olması nedeniyle, 1 Mart ve 22 Nisan 1999 tarihli takipsizlik kararları ile Savcı, başvuranlar hakkında yürütülen cezai soruşturmayı sonlandırmıştır.

HUKUK

I. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar, suç işlemelerinden şüphelenilmesini gerektirecek makul hiçbir gerekçe öne sürülemeyeceğinden gözaltına alınmalarının kanuna aykırı olmasından şikayetçilerdir. Başvuranlar ayrıca gözaltı süresinin çok uzun olduğunu ve sözkonusu gözaltının kanuna uygunluğuna itiraz imkanı tanıyan bir başvuru yolunun bulunmadığını ifade etmişlerdir. Başvuranlar, AİHS'nin 5/1 c), 5/3. ve 5/4. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmüşlerdir.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

Hükümet, AİHM'ye iç hukuk yollarının tüketilmemesinden dolayı başvurunun kabuledilemez ilan edilmesi çağrısında bulunmaktadır. Hükümet, eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uyarınca, başvuranların gözaltına alınmalarının kanuna uygunluğu hususuna, gözaltı sürelerinin uzunluğu ile sorgulanmak için polis karakolunda tutulmalarına itiraz etme imkanlarının bulunduğu fakat başvuranların itirazda bulunmadıkları kanaatindedir. Ayrıca kanuna aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimseye tazminat verilmesine ilişkin 7 Mayıs 1976 tarihli 466 sayılı yasa uyarınca, başvuranlar, tazminat elde edebilirlerdi.

AİHM, benzer bir sorunu daha önce incelediğini ve Hükümet'in itirazını reddettiğini hatırlatmaktadır (Bkz. örneğin, Öcalan-Türkiye, başvuru no: 46221/99). Mevcut davada başka bir sonuca ulaşmasını gerektirecek hiçbir gerekçe bulunmadığını tespit eden AİHM, Hükümet'in ön itirazını reddetmektedir.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas

1. AİHS'nin 5/1. maddesi

Başvuranlar, kanuna aykırı olarak özgürlüklerinden yoksun bırakılmalarından şikayetçilerdir.

Hükümet, mevcut dava koşullarında, başvuranların gözaltına alınmalarının kanuna uygun olduğunu ve başvuranların suç işlemesine engel olma zorunluluğu inancına ilişkin makul gerekçelere dayandığını savunmaktadır. Hükümet, ilgili dönemde yazılı basında çıkan makalelere ve AİHM'nin somut olaylara dayanarak (beyanlar ve gösteri çağrısında bulunan televizyon yayınları) başvuranların gözaltına alınmalarına neden olan şüphelerin zorunluluk seviyesinin bulunduğu sonucuna ulaştığı benzer koşullardaki Çelik ve Yıldız kararına atıfta bulunmaktadır.

Başvuranlar, iddialarını yinelemişlerdir.

AİHM, aynı bağlamdaki olayların ortaya konulduğu Çelik ve Yıldız ve Sinan Tanrıkulu ve diğerleri davalarında, olayların meydana geldiği dönem göz önüne alındığında, güvenlik güçlerince elde edilen bilgilerin objektif olarak ciddiye alınabileceğini kabul ettiğini ve AİHS'nin 5/1. maddesinin ihlal edilmediği tespitine ulaştığını hatırlatmaktadır. Hükümet, görüşünde, Çelik ve Yıldız davası ile yasadışı gösteriler hakkında yayımlanan makalelere atıfta bulunmakla yetinmektedir. AİHM, AİHS'nin 5. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde aşağıda yaptığı tespitlerini ve bu maddenin 1. ve 3. paragrafları arasındaki bağı göz önüne alarak, bu belirsizlikten kesin bir sonuç çıkarmaya gerek görmemektedir.

Bu durumda AİHM, mevcut davada, gözaltının kanuna aykırı olduğu iddiası hakkındaki şikayetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.

2. AİHS'nin 5/3. maddesi

Başvuranlar, gözaltı süresinin çok uzun olmasından şikayetçilerdir (Kılıçoğlu için on gün ve diğer başvuranlar için dokuz gün).

Hükümet, belirtilen sürenin, olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte olan mevzuata uygun olduğu kanaatindedir.

AİHM, Brogan ve diğerleri-Birleşik Krallık kararında (29 Kasım 1988 tarihli karar), adli müdahale olmaksızın dört gün altı saatlik gözaltı süresinin, teröre karşı toplumu koruma amaçlı da olsa, AİHS'nin 5/3. maddesinde belirlenen kesin zaman sınırlarını aştığına karar verdiğini hatırlatmaktadır.

AİHM, mevcut davada, Cumhuriyet Savcısı karşısına çıkarılmadan ve salıverilmeden önce başvuranların sırasıyla dokuz ve on gün boyunca gözaltında tutulmalarının gerekli olduğunu kabul edememektedir.

Bu durumda AİHS'nin 5/3. maddesi ihlal edilmiştir.

3. AİHS'nin 5/4. maddesi

Başvuranlar, kendilerine uygulanan tedbirlerin kanuna uygunluğunun denetimi için iç hukukta başvuru yolunun bulunmayışından şikayetçilerdir.

Hükümet, kanuna aykırı olarak özgürlüğünden yoksun bırakılan bir kimseye tazminat verilmesi hakkındaki 466 sayılı yasa uyarınca başvuranların tazminat talebinde bulunabileceklerini belirterek itirazını sunmaktadır.

AİHM, hızlı ve otomatik bir hukuki denetim olmaksızın gözaltına alınan başvuranlardan tazminat başvurusunda bulunmalarının istenmesinin, AİHS'nin 5. maddesinin 5. paragrafından farklı olan 4. paragrafı tarafından sunulan güvencenin niteliğini değiştirilebileceği kanısındadır (Yağcı ve Sargın - Türkiye, 8 Haziran 1995 tarihli karar).

Gözaltına alınmanın ve gözaltı süresinin kanuna uygunluğunun denetimi için hakime başvurma imkanı tanıyan eski Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 128/4 maddesince öngörülen başvuru ile ilgili olarak, AİHM, Öcalan-Türkiye (başvuru no: 46221/99, 12 Mayıs 2005) kararında, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 128/4 maddesi uyarınca, gözaltında tutulmanın kanuna uygunluğunun ulusal bir hakim tarafından değerlendirilmesinin AİHS'nin 5/4 maddesinin gereklerine uymadığı kanaatine vardığını hatırlatmaktadır.

AİHM, bu görüşlerin mevcut dava için de geçerli olduğu kanısındadır ve AİHS'nin 5/4. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaşmaktadır.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuranlar, maruz kaldıkları kanaatinde oldukları zararlarının tanzim edilmesini istemekte ve başvuranların her biri 1.000 Euro maddi ve 10.000 Euro manevi tazminat talebinde bulunmaktadırlar.

Hükümet, bu iddialara karşı çıkmaktadır.

AİHM, iddia edilen maddi tazminatın hiçbir hukuki mesnedinin bulunmadığını tespit etmekte ve sözkonusu talebi reddetmektedir. Buna karşın AİHM, manevi tazminat olarak, Kılıçoğlu'na 3.500 Euro, diğer başvuranların her birine de 3.000 Euro ödenmesine karar vermektedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuranlar, yerel mahkemeler ve AİHM önünde yapmış oldukları masraf ve harcamalar için toplamda 51.067 Euro talep etmektedirler. Başvuranlar, Devlet Güvenlik Mahkemeleri önünde uygulanan adli yardım ücret tarifesi ile Diyarbakır Barosu ücret tarifesine ilişkin değerlendirmeleri temelinde talep ettikleri, dosya hazırlanması sırasında geçen saat ücretinin ve çeviri, yazışma, fotokopi ve kırtasiye masraflarının hesap dökümünü yapmaktadırlar.

Hükümet, sözkonusu talebin asılsız ve aşırı olduğu kanaatindedir.

AİHM içtihadına göre, bir başvuran, yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini, gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda oldukları ortaya konulduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada, sahip olduğu unsurları, yukarıda sözü edilen kriterleri ve Avrupa Konseyi tarafından AİHM önündeki yargılama için önceden adli yardım olarak verilen miktarı göz önüne alarak AİHM, yargılama masraf ve giderleri için başvuranlara ödeme yapılmasına gerek olmadığı kanaatindedir.

C. Gecikme faizi

Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine;

3. AİHS'nin 5/4. maddesinin ihlal edildiğine;

4. AİHS'nin 5/1. maddesinin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;

5. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL' ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından Kılıçoğlu'na 3.500 Euro (üç bin beş yüz Euro) ve diğer başvuranların her birine 3.000 Euro (üç bin Euro) manevi tazminat ödenmesine;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet
tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;

6. Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 12 Şubat 2008 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA