kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SEVGİLİ - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

SEVGİLİ - TÜRKİYE DAVASI

3.DAİRE

(Başvuru no: 27402/03)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ: 18 Aralık 2007

İşbu karar AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafında belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup bazı şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan 27402/03 no'lu davanın nedeni T.C vatandaşı Latif Sevgili'nin ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 17 Ekim 2003 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesinin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, Ankara Barosu avukatlarından B. Güven tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

1942 doğumlu olan başvuran İstanbul'da ikamet etmektedir.

Başvuran tarafından aktarıldığı haliyle dava olayları aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

Nusaybin Belediyesi 13 Ekim 1997 tarihinde 38.178.418.000 TL bedelle başvurana ait arazileri istimlâk etmiştir.

Belirtilmeyen bir tarihte kamulaştırma işlemi kesinlik kazanmış ve idare 1.000.000.000 TL tutarında ilk tazminat ödemesini yapmıştır.

Geriye kalan tutarın ödenmemesi neticesinde başvuran, Nusaybin İcra ve İflas Müdürlüğü önünde icra takibi başlatmıştır.

İcra müdürlüğü başvuranın talebi üzerine 13 Aralık 2002 tarihinde bir tutanak düzenlemiştir. Bu tutanağa göre, yıllık %60 üzerinden hesaplanan yasal faiziyle birlikte idarenin borcu belirtilen tarihte 151.032.236.000 TL (yaklaşık 95.900 Euro) tutarındaydı.

Bu belgenin incelenmesinden, ayrıca, idareye bir ödeme emri gönderildiği anlaşılmaktadır.

Kamulaştırma tazminatının geriye kalanına ilişkin olarak 1 Ekim 2007 tarihine kadar idare tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı da dosya unsurlarından anlaşılmaktadır.

HUKUK

I. 1 NO'LU EK PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, idare tarafından kamulaştırma tazminatının ödenmemesi nedeniyle mülkiyet haklarının ihlal edildiğinden şikayetçi olmaktadır. Başvuran bu hususta 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

1. Altı ay süresi kuralına riayet edilmesi hakkında

Hükümet ilk olarak başvurunun geç yapıldığı itirazında bulunmaktadır. Hükümet, 1999 yılında icra takibi başlatılmasından sonra idare tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını savunmaktadır. Hükümete göre, başvuranın bu iç hukuk yolunun etkisizliğini fark ederek başvurusunu 17 Ekim 2003 tarihinden önce yapması gerekirdi.

AİHM, bir şikâyetin, herhangi bir başvuru imkânının bulunmadığı süregelen bir duruma ilişkin olması halinde, altı ay süresinin sözkonusu durumun sona ermesinden itibaren işlemeye başlayacağını anımsatır. Bu durum devam ettiği müddetçe altı ay süresi kuralı uygulanmaz (bkz., mutatis mutandis, Hornsby - Yunanistan, 19 Mart 1997 tarihli karar, prg. 35, ve Marikanos - Yunanistan, no: 49282/99, 29 Mart 2001). Halihazırda başvuran kamulaştırma tazminatının ödenmemesinden şikayetçi olmaktadır. AİHM, dosya unsurlarından, kamulaştırma tazminatının geriye kalanının 1 Ekim 2007 tarihine kadar ödenmediğini ve ödemenin yapılması için başvuranın idareyi icbar edici hiç bir imkânının bulunmadığını gözlemlemektedir. Dolayısıyla burada, anılan tarihe kadar devam eden bir yargı kararının uygulanmaması durumu sözkonusudur.

2. İç hukuk yollarının tüketilmesi hakkında

Hükümet ikinci olarak, başvuranın, idarenin mülklerini halkın kullanımına sunma kararının iptali için idare mahkemelerine başvurmadığı cihetle AİHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen iç hukuk yollarını tüketme şartına riayet etmediğini ileri sürmektedir. Hükümet ayrıca, başvuranın 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği yönündeki şikâyetini ulusal mahkemeler önünde gündeme getirmediğini ve icra davası açmadığını savunmaktadır.

AİHM, iç hukuk yollarının tüketilmesinin ancak bu yolların ihtilaflı durumun telafisine imkan tanır nitelikte olduğu müddetçe gerekli olduğunu anımsatır.

Kamulaştırma işlemi kesinlik kazanmış olduğundan, AİHM, mevcut davada başvuranın belli ve muaccel bir alacağa sahip olduğunu ve bu alacağının ödenmemesinin mülkiyetine saygı hakkını doğrudan tartışmalı hale getirdiğini tespit etmektedir (bkz., diğer birçokları arasında, Yunan rafinerileri Stran ve Stratis Andreadis - Yunanistan, 9 Aralık 1994 tarihli karar, prg. 59).

Tazminatın tamamı ödenmediğinden başvuran icra takibi başlatmıştır. AİHM bu hususta, idare aleyhinde verilen bir kararın uygulanmasının yine idareye düştüğü yönündeki içtihadını anımsatır (bkz., mutatis mutandis, adıgeçen Hornsby ve Tunç kararları). Kendisinden beklenen her şeyi yapmış olan başvuran bu nedenle alacağının ödenmesi için başka yollara başvurmamakla suçlanamaz. Bu değerlendirmelere istinaden AİHM, başvuranın AİHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen koşulları yerine getirdiği kanaatine varmaktadır.

Dolayısıyla Hükümetin bu itirazı da kabul edilmeyecektir.

AİHM ayrıca başvurunun AİHS'nin 35/1 maddesi anlamında açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Başvurunun başka herhangi kabuledilemezlik gerekçesi bulunmamaktadır. Bu itibarla başvurunun kabuledilebilir ilan edilmesi yerinde olacaktır.

B. Esasa ilişkin

Hükümet, bir yandan ihtilaf konusu mülklerin kamu yararı gerekçesiyle istimlâk edilmiş olduğu diğer yandan da tazminatın kamu kaynağının bulunmaması sebebiyle ödenmediği cihetle başvuranın mülkiyetine saygı hakkının ihlal edilmediğini savunmaktadır.

Başvuran bu sava karşı çıkmaktadır.

Müteaddit defalar mevcut davadakine benzer sorunları gündeme getiren davaları incelemiş olan AİHM, bu davalarda 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiği tespitinde bulunmuştu (bkz., sözgelimi, Bourdov - Rusya, no: 59498/00, Romachov - Ukrayna, 27 Temmuz 2004, ve Tunç, adıgeçen).

AİHM, özellikle bir devlet kurumunun, yargı kararına dayanan bir borcu ödememek için kaynak yokluğunu bahane edemeyeceğini ve bu kararın uygulanmasında meydana gelebilecek ciddi gecikmelerin AİHS ve AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün hükümleriyle koruma altına alınmış hakların ihlaline yol açacağını anımsatır (Bourdov, adıgeçen, prg. 35 ve 40).

Mevcut davada AİHM, arazisi istimlak edilen başvuranın kendisine kısmi bir ödeme yapıldıktan sonra idare aleyhinde icra takibi başlattığını gözlemlemektedir. Kendisine bir ödeme emri tebliğ edilmesine rağmen idare bu güne değin başvuranın mağduriyet iddiasında bulunduğu duruma çözüm getirmeye matuf herhangi bir ödeme yapmamıştır. Dolayısıyla bu koşulların, 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin alanına giren başvuranın mülkiyetine saygı hakkına yönelik bir müdahale olarak değerlendirilmesi gerekir.

AİHM, bu müdahalenin geçerli hiçbir gerekçeye dayanmadığını tespit etmektedir. Dolayısıyla sözkonusu müdahale keyfi bir müdahale olup kanunilik ilkesini ihlal etmektedir. Varılan böylesi bir sonuç, AİHM'yi, toplumun genel menfaatinin gerektirdikleri ile bireysel hakların korunması mecburiyeti arasında adil bir dengenin sağlanıp sağlanmadığı konusunu araştırmaktan muaf tutar (İatridis - Yunanistan, no: 31107/96, prg. 62, ve Karahalios - Yunanistan, no: 62503/00, prg. 35, 11 Aralık 2003).

II. AİHS'NİN 13. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran ayrıca AİHS'nin 13. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir. Başvuran Türk hukukunda ihtilaflı duruma çare olabilecek bir mekanizma olmamasından şikayetçi olmaktadır.

Yukarıda varılan sonucu göz önünde bulunduran AİHM, bu meselenin ayrıca 13. madde açısından incelenmesine gerek olmadığı kanaatindedir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran 267.615,60 YTL (yaklaşık 156.850 Euro) maddi ve 250.000 YTL (yaklaşık 146.500 Euro) manevi tazminat talebinde bulunmaktadır.

Hükümet bu taleplere itiraz etmektedir.

Akkuş - Türkiye davasında (9 Temmuz 1997 tarihli karar) benimsenen hesap yöntemini ve ilgili ekonomik verileri göz önünde bulunduran AİHM maddi tazminat olarak başvurana 134.000 Euro ödenmesini hükme bağlamıştır.

Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM, mevcut dava koşullarında ihlal tespitinin başlı başına yeterli bir adil tatmin teşkil ettiği kanaatindedir.

AİHM, bu meblağın başvuranın ulusal mahkemeler önünde sunduğu ve hâlihazırda incelenmiş taleplerinin tamamı için nihai çözüm teşkil ettiği kanaatindedir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yaptığı yargılama masraf ve giderleri için 16.931 YTL (9930 Euro) talep etmektedir. Bu çerçevede başvuran ulusal makamlar önünde icra davası açtığına ilişkin bir makbuzla birlikte çeviri masraflarına ilişkin birtakım faturalar sunmaktadır.

Sözkonusu talepleri aşırı bulan Hükümet AİHM'den bunları reddetmesini talep etmektedir.

AİHM'nin içtihadına göre bir başvurana yargılama masraf ve giderlerinin iadesi ancak bu masraf ve harcamaların gerçekliği, gerekliliği ve makul oranda olduğu ortaya konulduğu müddetçe mümkündür. Elindeki unsurları ve yukarıda anılan kıstasları göz önünde bulunduran AİHM, başvurana tüm masrafları için 500 Euro tutarında bir ödeme yapılmasının makul olduğuna hükmetmektedir.

C. Gecikme faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİ İLE

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna ;

2. 1 No'lu Ek Protokol'ün 1. maddesinin ihlal edildiğine ;

3. AİHS'nin 13. maddesi yönünden yapılan şikâyetin ayrıca incelenmesine gerek olmadığına;

4. a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden YTL' ye çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından, miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, başvurana maddi tazminat olarak 134.000 Euro (yüz otuz dört bin Euro), yargılama masraf ve giderleri için ise 500 Euro (beş yüz Euro) ödenmesine ;
b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına ;

5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

Karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 18 Aralık 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA