kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KARAKOYUN VE TURAN - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

KARAKOYUN VE TURAN - TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no: 18482/03)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ:11 Aralık 2007

İşbu karar AİHS'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 18482/03 başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşları Mehmet Nuri Karakoyun ve Mehmet Salih Turan'ın (başvuranlar) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 14 Mayıs 2003 tarihinde Temel İnsan Hakları ve Özgürlüklerini güvence altına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuranlar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından F. Karakaş Doğan tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

DAVANIN KOŞULLARI

Başvuranlar sırasıyla 1971 ve 1977 doğumludur ve İstanbul'da ikamet etmektedir.

M. N. Karakoyun, haftalık Kürtçe Azadiya Welat dergisini yayımlayan "Mehmet Nuri Karakoyunlu" yayınevinin sahibidir.

M. S. Turan olayların meydana geldiği dönemde bu derginin yazı işleri müdürü idi.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcılığı 1 Eylül 2001 tarihli bir kararla 5680 sayılı Basın Kanunu'na ek 2. maddesinin 1. paragrafı uyarınca yasadışı örgüt PKK yanlısı propaganda yaptığı gerekçesiyle haftalık Azadiya Welat dergisinin 292 numaralı sayısının toplatılmasını kararlaştırmıştır.

7 Eylül 2001 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı derginin toplatılan sayısı hakkında M. S. Turan'ın ifadesini almıştır..

Savcılık 7 Eylül 2001 tarihli iddianame ile başvuranlar hakkında yasadışı örgüt PKK sorumlularının beyanlarını yayımlamak suçu ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6/1. ve 4. maddelerine dayalı olarak ceza davası açmıştır.

İstanbul DGM 10 Mayıs 2002 tarihli bir karar ile dava konusu sayıda yer alan suç unsuru oluşturan makalelerin bir bütün olarak ve PKK liderlerinin fotoğraflarının bilgilendirme amaçlı olmadığına, adı geçen terör örgütünün sorumlularının ve eylemlerinin propagandasını yapma amacını güttüğüne itibar etmiştir. DGM, mezkur 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6/2. ve 4. maddelerine dayalı olarak başvuranların her birini 142.365.600 TL. [116 Euro] para cezasına çarptırmış ve 5680 sayılı Basın Kanunu'na ek 2. maddesinin 1. paragrafı uyarınca bahse konu haftalık derginin yayımının yedi gün süreyle durdurulmasına karar vermiştir.

Başvuranlar DGM'nin bu kararına karşı 4 Haziran 2002 tarihinde temyize gitmişlerdir.

Başvuranlar 10 Mayıs 2002'de Yargıtay'da duruşma yapılmasını talep etmişlerdir.

Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı 20 Kasım 2002'de ilk derece mahkemesinin kararının onanması yönündeki yazılı görüşünü sunmuştur.

Bu tebliğname başvuranlara tebliğ edilmemiştir.

Yargıtay 12 Aralık 2002 tarihinde CMUK'a dayalı olarak başvuranların duruşma taleplerini reddederek ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

13 Ocak 2003 tarihinde DGM savcılığı cezaların infazı dairesi 10 Mayıs 2002 tarihli kesinleşen karar hakkında bilgi sahibi olmuştur.

7 Nisan 2003 tarihinde başvuranların her biri 142.400.000 TL. [81 Euro] para cezasını ödemişlerdir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 10. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar para cezasına çarptırılmalarının ve dergilerinin yayınının geçici olarak durdurulmasının ifade özgürlüklerinin ihlalini oluşturduğundan şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS'nin 10. maddesine atıfta bulunmaktadır.

Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe dair

Yapılan bu şikayetin AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas hakkında

AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, AİHS'nin 10/1. maddesinin güvence altına aldığı başvuranların ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10/2. maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. Yağmurdereli no: 29590/96, 4 Haziran 2002). AİHM, bu değerlendirmeye katılmaktadır. Buna karşın, bu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığı" konusunda uyuşmazlık bulunmaktadır.

Hükümet sözkonusu makalelerin Türkiye'de terör tehdidinin arttığı bir dönemde PKK'yı ilgi çekici, dahası sempatik göstererek terör örgütünün propagandasını yaptığını savunmaktadır. Yayınevinin sahibi ve yazı işleri sorumlusu sıfatıyla kendilerine düşen görev ve sorumluluklar dikkate alındığında, başvuranların ifade özgürlüklerini kullanırken daha özenli davranmaları ve sözkonusu yayın aracılığıyla terörist örgütü öven görüşler ve beyanları vermekten, kamuoyunun görüşünde kin ve şiddeti körükleyebilecek provokasyon risklerinden kaçınmaları beklenirdi. Öncelikli olarak terörist tehdit unsurunu göz önünde bulunduran ulusal mahkemelerin almış oldukları tedbirler orantısız değildir ve ulusal güvenliğin sağlanması, toprak bütünlüğünün, ulusal barışın ve kamu düzeninin korunması ve suçun önlenmesi gibi meşru amaçlar taşımaktadır.

AİHM bu bağlamda yerleşik içtihadından ileri gelen genel ilkeleri hatırlatır (Bkz. diğerleri arasında, Ceylan-Türkiye no: 23556/94, Öztürk-Türkiye no: 22479/93, sözü edilen İbrahim Aksoy-Türkiye, Karkın-Türkiye no: 43928/98, Kızılyaprak-Türkiye kararları). Mahkeme başvuruyu bu ilkeler ışığında inceleyecektir.

AİHM suç unsuru teşkil eden makalelerde kullanılan ifadelere ve yayımlandığı ortama özel bir dikkat vermiştir. Bu anlamda, davayı çevreleyen koşulları, özellikle de terörle mücadelede karşılaşılan güçlükleri dikkate almaktadır. (Bkz. İbrahim Aksoy kararı, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, /60, 10 Ekim 2000 ve Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV, s. 1568, / 58).

Suç unsuru oluşturan makaleler özellikle PKK lideri Abdullah Öcalan ile diğer liderlerin beyanlarına ve sivil toplum örgütlerinin çeşitli kaynaklardan derlenen açıklamalarına dayanmaktadır ve bahse konu dergide Kürtçe yayımlanmışlardır. Makalelerde, HADEP tarafından dünya barış günü vesilesiyle düzenlenen mitingin yasaklanması, Türkiye'deki demokratikleşme sürecinin yavaş ilerleyişi eleştirilmekte ve barış ve kardeşliğin önemi vurgulanarak, şiddetin Türkler ve Kürtler arasındaki dostluk bağlarını zedeleyebileceğine dikkat çekilmektedir.

AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin sözü edilen haftalık dergide yayımlanan makalelerin bir bütün olarak yalnızca kamuoyunu bilgilendirmek amacını taşımadığına, terörist örgütün propagandasını yaptığına itibar ettiğini ve bu durumun olayların meydana geldiği dönemde yürürlükte bulunan 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 6/2. ve 4. maddelerine istinaden suç unsurunu oluşturduğunu kaydettiğini tespit etmektedir.

AİHM, iç hukuk mahkemelerinin kararlarında yer alan gerekçeleri incelemiş ve bu gerekçelerin başvuranların ifade özgürlüğüne karşı bir müdahaleyi meşru kılmaya yetmediğine itibar etmiştir (Bkz. mutatis mutandis Sürek-Türkiye kararı (no:4) no:24762/94, 8 Temmuz 1999). AİHM makalelerdeki bazı bölümlerin Türk devletinin en olumsuz yanlarını çizen bir tabloyu ortaya koyduğunu, bu yönüyle makaleye düşmanca bir his verdiği, fakat bu söylemlerin şiddet kullanımına, silahlı direnişe ve başkaldırıya ilişkin hiçbir çağrıda bulunmadığını gözlemlemektedir. Ayrıca burada nefret içeren söylemler sözkonusu değildir, AİHM'ye göre dikkate alınacak temel unsur budur. (Bkz. a contrario Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95 ve Gerger-Türkiye, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).

Bu bağlamda, AİHM, ifade özgürlüğünün, basına, yasaklanmış örgütlerin üyelerinin açıklamaları vasıtasıyla şiddet içeren fikirlerin yayılması için tribün görevi görmesine izin vermediğinin altını çizmek ister. (Bkz. diğerleri arasında, Yıldız ve Taş-Türkiye kararı (no:1), no:77641/01, 19 Aralık 2006 ve a contrario Sürek-Türkiye kararı (no:3) no: 24735/94, 8 Temmuz 1999).

AİHM, verilen cezanın niteliğinin ve ağırlığının da müdahalenin orantılılığını ölçmek bakımından göz önünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu tespit etmektedir. AİHM bu çerçevede, sözü edilen haftalık derginin yayınının yedi gün süreyle durdurulduğunun ve başvuranların her birinin 142.365.600 TL. [116 Euro] ağır para cezasına çarptırıldığının ve 7 Nisan 2003 tarihinde 142.400.000 TL. [81 Euro] ödediklerinin altını çizmektedir.

Bu saptamalar ışığında, başvuranların mahkumiyeti öngörülen amaçlarla orantısız bulunmakta ve "demokratik bir toplumda gereklilik" arz etmemektedir. Bu nedenle AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 6/1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısının tebliğnamesinin kendilerine tebliğ edilmediğinden şikayetçidir. Başvuranlar AİHS'nin 6/1. maddesine göndermede bulunmaktadır.

Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe dair

Yapılan bu şikayetin AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle şikayet kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas hakkında

Başvuranlar Başsavcının görüşünden haberdar olmadıklarını öne sürmektedir.

Hükümet bu iddiaya karşı çıkmaktadır.

AİHM başvuranın sunduğu şikayete benzer bir şikayeti daha önce incelediğini ve Cumhuriyet Başsavcısı'nın gözlemlerinin niteliğini ve yargılanan kişinin yazılı olarak bunlara cevap verme olanağının bulunmamasını göz önüne alarak, Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşünün tebliğ edilmemesinden dolayı AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatır (Bkz. diğerleri arasında sözü edilen Göç kararı ve Ayçoban-Türkiye kararı, no: 42208/02, 43491/02 ve 43495/02, 22 Aralık 2005).

AİHM, Hükümetin Mahkemenin bu davada farklı bir sonuca ulaşmasını sağlayacak ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir.

Bu nedenle AİHS'nin 6/1. maddesi ihlal edilmiştir.

III. AİHS'NİN 1, 6/2, 14, 18 VE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDELERİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar aynı olaylara dayalı olarak AİHS'nin 1, 6/2, 14, 18 ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddelerinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

AİHM, AİHS'nin 10. ve 6/1. maddelerinin ihlal edildiği tespitine varması ışığında mevcut başvuruda ortaya konan temel hukuki sorunları incelemeye itibar ettiğini ifade etmektedir. Dava olaylarının tamamı ve tarafların argümanları göz önünde bulundurulduğunda AİHM, 1, 6/2, 14, 18 ve Ek 1 no'lu Protokol'ün 1. maddelerine yönelik şikayetlerin ayrıca incelenmesini gerekli görmemektedir.

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesine göre "Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, AİHM, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın adil tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuranlar 1.410.300.000 TL. [763 Euro] maddi zarara uğradıklarını iddia etmektedir. Bu meblağların dağılımı şu şekildedir: yayınevinin kapatılması nedeniyle 1.125.500.000 TL. ve mesleki gelir kaybı, her birinin ödemiş olduğu 142.400.000 TL., toplamda 284.800.000 TL. para cezası.

Başvuranlar ayrıca 20.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.

Öne sürülen gelir kaybı ile ilgili olarak AİHM, AİHS'nin 10. maddesinin ihlali sonucunda başvuranların uğradığı gelir kaybı miktarının net olarak hesaplanmasına imkân tanımadığını kaydetmekte ve bu talebi reddetmektedir (Bkz. aynı anlamda, Karakoç vd.-Türkiye kararı no: 27692/95, 28138/95 ve 28498/95, 15 Ekim 2002).

Buna karşın, AİHM başvuranlara verilen para cezasının AİHS'nin 10. maddesinin ihlalinin doğrudan sonucu olduğunu hatırlatır. Başvuranların her biri 142.400.000 TL. [81 Euro] para cezası ödemiştir. Hakkaniyete uygun, mahkemeye sunulan bilgilerin bütününe dayalı olarak, özellikle bu miktarın ödenmesi sırasındaki döviz kuru ışığında, AİHM başvuranların her birine 81 Euro ödenmesine karar vermiştir.

AİHM manevi tazminata ilişkin, ilgililerin olayların koşulları nedeniyle birtakım sıkıntılar yaşadığını ifade ederek, AİHS'nin 41. maddesi doğrultusunda hakkaniyete uygun manevi tazminat olarak başvuranlara birlikte 1.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuranlar AİHM önünde yapmış oldukları yargı giderleri için 9.600 Euro talep etmektedir. Bunun 2.000 Euro'luk kısmı tercüme, posta, ulaşım, iletişim gideridir. Başvuranlar kanıtlayıcı belge niteliğinde İstanbul barosunun iç hukuktaki ve AİHM önündeki avukatlık giderine karşılık belirlediği minimum ücret tarifesini ve 12 Şubat 2007 tarihli 3.000 TL. (yaklaşık 1.800 Euro) avukatlık ücreti makbuzunu sunmaktadır.

Hükümet bu meblağlara karşı çıkmaktadır.

AİHM'nin yerleşik içtihadına göre bir başvuran gerçekliğini, gerekliğini kanıtladığı makul miktarlardaki yargı giderlerini elde edebilir. Bu başvuruda AİHM, başvuranların AİHM önünde yapmış olduklarını öne sürdükleri yargı giderlerini kanıtlayıcı hiçbir belgeyi sunmadığı tespitini yapmakta, başvuranlara bu yönde bir ödeme yapılmasını gerekli görmemektedir. Bu karşılık avukatlık ücreti makbuzunu sunmaları doğrultusunda başvuranlara avukatlık ücretinin tamamı olan 1.800 Euro'nun ortaklaşa ödenmesine karar vermiştir.

C. Gecikme Faizi
Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM,

1. Oybirliğiyle, başvuranların AİHS'nin 10. ve 6/1. maddesi hakkındaki şikayetlerinin kabuledilebilir olduğuna;

2. Oybirliğiyle, AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

3. Oybirliğiyle, AİHS'nin 6/1. maddesinin ihlal edildiğine;

4. Oybirliğiyle, geri kalan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;

5. a) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvuranlara birlikte;

i. maddi tazminat için 162 (yüz altmış iki) Euro ödemesine;
ii. manevi tazminat için 1.500 (bin beş yüz) Euro ödemesine;
iii. yargı giderleri için 1.800 (bin sekiz yüz) Euro ödemesine;
iv. belirtilen miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;

b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, bu meblağlara Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;

6. İkiye karşı beş oyla adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 11 Aralık 2007 tarihinde yazıyla bildirilmiştir

Mevcut karar ekinde, AİHS'nin 45. maddesinin 2. paragrafı ve AİHM tüzüğünün 74. maddesinin 2. paragrafı uyarınca yargıçlar Tulkens ve Mularoni'nin ortak kısmi ayrı oy görüşü yer almaktadır.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA