kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
GÜZEL (ZEYBEK) - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni


GÜZEL (ZEYBEK) - TÜRKİYE DAVASI

(Başvuru no:6257/02 )

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

KARAR TARİHİ :20 Kasım 2007

İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

T.C. vatandaşı Asiye Güzel (Zeybek)'in (başvuran) Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine 9 Ocak 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM), Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu (6257/02) numaralı başvuru sonucu bu dava görülmektedir.

Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından E. Kanar ve Y. Başara tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran 1970 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

Başvuran 22 Şubat 1997 tarihinde İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'nin yasadışı silahlı örgüt MLKP/K'ya karşı sürdürdüğü operasyon kapsamında gözaltına alınmıştır.

6 Mart 1997 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

İstanbul Cumhuriyet Savcılığı 18 Mart 1997 tarihli bir iddianame ile TCK'nın 168/1. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddelerine dayalı olarak yasadışı bir örgütü yönetmek ithamıyla başvuran hakkında ceza davası açmıştır.

DGM, 1 Nisan 1997 tarihli ilk duruşmada "işlenen suçun niteliği, dava dosyasının ve kanıtların durumu ve tutukluluk hali" gerekçelerini göz önünde bulundurarak başvuranın tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

DGM'de iki aylık süre zarfında yapılan duruşmalarda başvuranın tutuksuz yargılanma talebi benzer gerekçelerle reddedilmiştir.

6 Temmuz 2001 tarihinde başvuran DGM karşında tutukluluk halinin devamına itiraz etmiştir. Adı geçen AİHS'nin 5 / 3. maddesine atıfta bulunarak dört yıl dört aydan bu yana tutulu bulunduğunu ifade etmiştir.

DGM, 5 Haziran 2002 tarihinde başvuranın serbest bırakılmasını kararlaştırmıştır.

DGM, 16 Ekim 2002 tarihli bir karar ile TCK'nın 168 / 2. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddelerinin uygulanmasına istinaden başvuranı on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır. Adı geçen hakkında tevkif müzekkeresi çıkarılmıştır.

Yargıtay 15 Ocak 2004 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını bozarak davayı ilk derece mahkemesine geri göndermiştir.

24 Mayıs 2006 tarihinde alınan son yazılı bilgiye göre, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, mevzuat gereği kararın bozulmasından sonra mahkemece yeniden dinlenmesi gereken başvuranın firari olmasından dolayı mahkemece dinlenmesi mümkün olmadığından duruşmanın ertelenmesine ve adı geçen hakkında tevkif müzekkeresinin devamına karar vermiştir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 5 / 3. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran bir yanda gözaltı süresinin uzunluğundan diğer yanda tutukluluk halinin uzunluğundan şikayetçi olmakta, bu yönde AİHS'nin 5/3. maddesine atıfta bulunmaktadır.

A. Kabuledilebilirliğe dair

AİHM gözaltı süresinin uzunluğu hakkındaki şikayetle ilgili olarak, yerleşik içtihadına göre başvuranın bu yönde bir şikayette bulunması için gözaltı süresinin sonunda altı ay içinde başvurusunu yapması gerektiğini hatırlatmaktadır. Fakat başvuran gözaltı süresi 6 Mart 1997 tarihinde sona erdiği halde AİHM'ye 9 Ocak 2002 tarihinde başvuruda bulunmuştur. Bu şikayet geç yapılmıştır ve AİHS'nin 35 / 1. ve 4. maddelerine uygun olarak reddedilmesi gerekmektedir.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun geri kalanının dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun esastan incelenmesi gerektiğini tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas hakkında

Hükümet, başvuranın yasadışı bir örgütün faaliyetlerine karıştığını gözlemlemekte bu doğrultuda adı geçenin serbest bırakıldığı takdirde firar etme riskinin bulunduğunu savunmaktadır. Hükümet başvuranın tutukluluk halinin devamında kamu menfaatinin olduğu sonucuna varmaktadır. Devlet Güvenlik Mahkemesi tüm yargı süreci boyunca başvuranın tutuksuz yargılanma taleplerini büyük bir ihtimamla incelemiştir.

Başvuran Hükümetin bu görüşlerine karşı çıkmaktadır.

AİHM, AİHS'nin 5 / 3. maddesinde öngörülen son sürenin "tutuklunun ilk derece mercii tarafından esasa dayalı olarak itham edilmesi" olduğunu hatırlatmaktadır (Bkz. Wemhoff-Almanya kararı, 27 Haziran 1968, A serisi, no:7 ve Labita-İtalya kararı no: 26772/95).

Mevcut başvuruda başvuranın tutukluluk halinin ilk bölümü 6 Mart 1997 tarihinde başlamakta ve serbest bırakıldığı 5 Haziran 2002 tarihinde sona ermektedir. Bu süre beş yıl üç aydır.

AİHM, ilk olarak ulusal makamların tutukluluk süresinin makul sınırı aşmamasını gözetmekle birinci derecede yükümlü olduklarını hatırlatmaktadır. Bu amaçla, masumiyet karinesi doğrultusunda bireysel özgürlüğe saygı kuralına istisna getirilmesini meşru kılan kamu çıkarının gerektirdiği gerçek bir zorunluluğun olup olmadığını ortaya çıkaracak bütün koşulları incelemesi ve tutuksuz yargılanma talebini reddettiğinde kararında bunu gerekçelendirmelidir. Özellikle mevcut kararlarda yer alan gerekçelere, ilgili tarafından yapılan başvurularda ithilafa mahal vermeyen olaylara dayalı olarak AİHM, AİHS'nin 5 / 3. maddesine yönelik bir ihlalin olup olmadığını tespit ederken, sözkonusu kararlardaki gerekçeleri ve başvuran tarafından yerel mahkeme nezdinde yapılan başvurularda dile getirilen tartışılmaz verileri değerlendirecektir. (Bkz. Assenov ve diğerleri-Bulgaristan kararı, 28 Ekim 1998).

Bu bağlamda yakalanan kişinin bir suç işlediğinden şüphe edilmesine neden olan makul nedenlerin devam etmesi, tutukluluk halinin devamı için sine qua non (olmazsa olmaz) koşuldur. Ancak bir süre sonra bu da yeterli olmaz. Dolayısıyla AİHM, adli makamlar tarafından benimsenen diğer gerekçelerin, özgürlükten yoksun bırakmayı haklı göstermeye yetip yetmediğini belirlemelidir. Bu gerekçeler "uygun" ve "yeterli" olduğu takdirde, AİHM, bunun üzerine yetkili ulusal makamların "yargılamanın devamına özel bir ihtimam gösterip göstermediğini araştırmalıdır (Bkz. diğerleri arasında, Ali Hıdır Polat-Türkiye kararı, no: 61446/00).

Devlet Güvenlik Mahkemesi dava dosyasında yer alan unsurlar ışığında "işlenen suçun niteliği, dava dosyasının ve kanıtların durumu ve tutukluluk hali" gerekçelerine dayalı olarak başvuranın serbest bırakılma taleplerini reddetmiş ve tutukluluk halinin devamına karar vermiştir.

Oysa AİHM'nin gözünde, "kanıtların durumu" suçluluğun ciddi belirtilerinin var olduğunu ve var olmaya devam ettiği şeklinde değerlendirilse de, bu davada sözkonusu koşullar, bu kadar uzun bir süre başvuranın tutuklu kalmaya devam etmesini tek başına haklı gösteremez (Bkz. sözü edilen Ali Hıdır Polat kararı).

Mevcut başvurunun koşullarında ve özellikle başvuranın tutukluluk süresinin uzunluğunda, AİHM, AİHS'nin 5/3. maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmaktadır.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

A. Tazminat

Başvuran 25.000 YTL maddi [yaklaşık 14.705 Euro], 40.000 YTL [yaklaşık 23.529 Euro] manevi tazminat talep etmekte, ayrıca oturduğu şehir dışında mahkum olması nedeniyle yapmış olduğu çeşitli gider ve harcamalar için 30.000 YTL [yaklaşık 17.647 Euro] talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmıştır.

AİHM, ihlal tespiti ile ileri sürülen maddi tazminat talebi arasında hiçbir illiyet bağı kurulamadığından bu talebi reddetmektedir.

Buna karşın, hakkaniyete uygun olarak başvurana 3.300 Euro manevi tazminat ödenmesini kararlaştırmıştır.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran iç hukukta yapmış olduğu yargı masraf ve giderleri için 9.580 YTL [yaklaşık 5.635 Euro] ve AİHM önünde yapmış olduğu giderlere ilişkin 14.500 YTL [yaklaşık 8.529 Euro] talep etmiş fakat kanıtlayıcı hiçbir belge sunmamıştır.
Hükümet bu miktarlara karşı çıkmıştır.

Kanıtlayıcı belgenin olmadığı hususunu dikkate alan AİHM bu talebi reddetmektedir.

C. Gecikme Faizi

Gecikme faizi Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. Tutukluluk süresinin uzunluğu hakkındaki şikayetin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;

2. AİHS'nin 5/3. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS'nin 44 / 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtılabilecek her türlü vergi ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana 3.300 (üç bin üç yüz) Euro manevi tazminat ödemesine;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapıldığı tarihe kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 / 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 20 Kasım 2007 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA