kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
OĞRAŞ - TÜRKİYE


İçtihat Metni

OĞRAŞ - TÜRKİYE

2. DAİRE

(Başvuru no. 13918/03)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

STRAZBURG

KARAR TARİHİ:13 Ekim 2009

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 13918/03 no'lu davanın nedeni, Yahya Oğraş ("başvuran") adlı T.C. vatandaşının, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 2 Nisan 2003 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin ("Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin - AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran Diyarbakır Barosu avukatlarından I. Sağlam tarafından temsil edilmiştir.

OLAYLAR

1972 doğumlu başvuran Diyarbakır'da ikamet etmektedir.

Başvuran 31 Ekim 2000 tarihinde yasadışı silahlı Hizbullah örgütüne üye olduğu gerekçesiyle Diyarbakır'da gözaltına alınmıştır. Yanında bir avukat bulunmaksızınpolise verdiği 9 Kasım 2000 tarihli ifadesinde, kendisine yöneltilen suçlamaları kabul etmiştir.

Başvuran 10 Kasım 2000 tarihinde, önce Cumhuriyet Savcısı, ardından soruşturma hakimi huzuruna çıkarılmıştır. Başvuran Cumhuriyet Savcısı ve soruşturma hakimi önünde Hizbullah üyesi olduğunu reddetmiştir..

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 30 Kasım 2000 tarihinde, başvuranı, yasadışı silahlı örgüte üye olmakla suçlayan bir iddianame hazırlamıştır.. İddianameyle başvuranın Türk Ceza Kanunu'nun 168. maddesi uyarınca suçlu bulunup mahkum edilmesi talep edilmiştir.. Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi 30 Nisan 2002 tarihinde başvuranı suçlu bulmuş, on iki yıl altı ay hapis cezasına çarptırmıştır. Mahkeme başvuranın mahkumiyet kararını avukatının yokluğunda alınan ifadesine dayanarak almıştır.

Başvuran 30 Nisan 2002 tarihinde itiraz etmiştir. 19 Haziran 2002 tarihinde Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı bir tebliğname sunmuş, burada Yargıtay'ın Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını onaması gerektiğini belirtmiştir. Başsavcının tebliğnamesi başvuran ve temsilcisine tebliğ edilmemiştir. Yargıtay 21 Ekim 2002 tarihinde Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını onamıştır.

Başvuran 8 Temmuz 2005 tarihinde cezaevinden salıverilmiştir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin kendisine bildirilmediğinden şikayetçi olmuştur. Ayrıca gözaltındayken avukat yardımı verilmediğinden ve ulusal mahkemelerin, mahkumiyet kararı verirken avukatı yokluğunda alınan ifadesini kullandıklarından şikayetçi olmuştur. Son olarak, başvuran, yargılama sürecinin hakkaniyete uygunluğuna ilişkin şikayette bulunmuş, ifadeler, kendisinin gözaltına alınıp mahkum edilmesini sağlayan iki tanığın davayı gören mahkemeye çağrılmadıklarını, sonuç olarak bu tanıkların mahkeme tarafından dinlenmediklerini iddia etmiştir. Ayrıca mahkumiyeti için aleyhinde kullanılan delillerin kurallara uygun biçimde yargı makamlarına sunulmadığını, bunun da makamların güvenilirliğine gölge düşürdüğünü ifade etmiştir. Başvurana göre, uzmanlar hard disklerin trankripsiyonunu yapmamışlardır. Şikayetlerine ilişkin olarak 6. maddenin 1, 2 ve 3. fıkralarına atıfta bulunmuştur.

AİHM'nin özellikle önem atfettiği şikayetler, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin başvurana bildirilmemesi ile başvuranın gözaltındayken avukat yardımı alamamasıdır. Bu nedenle incelemesini yalnızca bu meseleler üzerinde yoğunlaştırmaya karar verir.

A. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin başvurana bildirilmemesi

Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin kendisine bildirilmediğinden şikayetçi olmuştur.

İlk olarak, AİHS'nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde bu şikayetin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.
AİHM, aynı mağduriyeti Göç ? Türkiye davasında incelediğini, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini ([BD], 36590/97) gözlemler. Bu kararda AİHM, Cumhuriyet Başsavcısı'nın görüşlerinin mahiyeti ile başvurana cevaben yazılı görüş bildirme olanağı tanınmaması göz önünde tutularak, başvuranın çekişmeli yargılama hakkının ihlal edildiği kararına varmıştır.

AİHM mevcut davayı incelemiş, yerleşik içtihatlarının dışına çıkılmasını gerektirecek özel koşullar tespit etmemiştir.
Buna göre AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilmiştir.

B. Gözaltındayken avukata erişim

Başvuran, gözaltındayken avukat yardımı verilmediğinden ve avukatı olmaksızın polise verdiği ifadelerin davayı gören mahkeme tarafından mahkumiyeti için kullanıldığından şikayetçi olmuştur. Başvuran şikayetlerine ilişkin olarak AİHS'nin 6. maddesinin 2. ve 3. fıkralarına dayanmıştır.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. fıkrası çerçevesinde başvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka bir gerekçe altında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvurunun bu kısmı kabuledilebilir niteliktedir.

Esasa ilişkin olarak, AİHM, aynı mağduriyeti Salduz ? Türkiye davasında incelediğini, AİHS'nin 6/3(c) maddesinin 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edildiğini ([BD], 36391/02) tespit ettiğini ([BD], 36590/97) gözlemler. Bu kararda AİHM, avukata erişim hakkına uygulanan kısıtlamanın sistemli olduğu ve sözkonusu tarihlerde gözaltında bulunan, yaşlarına bakılmaksızın, Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin yetkisine giren suçlarla bağlantısı olan herkese uygulandığı kararına varmıştır.

AİHM mevcut davayı incelemiş, Salduz kararındaki içtihadın dışına çıkılmasını gerektirecek özel koşullar tespit etmemiştir.

Bu nedenle mevcut davada AİHS'nin 6/3(c) maddesi 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edilmiştir.


II. AİHS'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİA EDİLEN DİĞER MADDELERİ

Başvuran, AİHS'nin 5. maddesine dayanarak, kendisi hakkında makul bir şüphe olmadığı için gözaltına alınmasının yasalara aykırı olduğundan ve gözaltı süresinin makul süre kuralını çiğnediğinden şikayetçi olmuştur. Ayrıca tutuklu olarak yargılanmasının yasal olmadığına itiraz edemediğini ve 5. madde çerçevesindeki mağduriyetleri için tazminat hakkı bulunmadığını iddia etmiştir. Öte yandan, AİHM, bu şikayetlerin, AİHS'nin 35/1 maddesinde öngörülen altı aylık süre kuralına aykırı biçimde yapıldığı veyahut AİHS'nin 35/3 maddesi çerçevesinde tamamen asılsız oldukları için dayanaktan yoksun oldukları gerekçeleriyle reddedilmesi gerektiği kanısındadır. Bu nedenle AİHS'nin 35/4 maddesiyle uyumlu olarak reddedilmesi gerekir.

Başvuran, AİHS'nin 6/1 maddesine atıfta bulunarak, hakkındaki cezai yargılamayla ilgili de şikayette bulunmuştur. Öte yandan, bu takibat iki yargı aşamasında yalnız bir yıl on bir ay sürdüğünden, bu şikayet de açıkça dayanaktan yoksun olduğu için AİHS'nin 35. maddesinin 3 ve 4. fıkralarına göre reddedilmelidir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesine göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran 38.202 Türk Lirası (YTL) (yaklaşık 17.600 Euro) maddi tazminat talep etmiştir. Manevi tazminata ilişkin olarak herhangi bir talepte bulunmamıştır.

Hükümet başvuranın taleplerine itiraz etmiştir.

AİHM talep edilen maddi tazminat ile tespit edilen ihlal arasında illiyet bağı bulunmadığını kaydetmektedir. Bu nedenle bu talebi reddeder. Manevi tazminata ilişkin olarak AİHM, bir başvuranın AİHS'nin 6/1 maddesi ihlal edilerek mahkumiyet giydiği sonucuna varırsa, ilke olarak, uygulanabilecek en doğru yöntemin, başvuranın olabildiğince bu hükmün dikkate alındığı bir konumda olmasını sağlamak olduğu kanısındadır. Bu nedenle AİHM, en uygun telafi biçiminin, başvuranın talep etmesi halinde,
AİHS'nin 6/1 maddesinin koşullarına uygun olarak yeniden yargılanmasını sağlamak olduğu sonucuna varır (bkz. Salduz).

B. Yargılama giderleri

Başvuran masraflara ilişkin olarak 20.000 YTL (yaklaşık 9200 Euro), avukatlık masrafları için 800 YTL (yaklaşık 370 Euro) talep etmiştir.

Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.

Yargılama masraflarıyla ilişkili olarak, AİHM'nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, başvuran, talep ettiği masrafların gerçekten yapıldığını kanıtlayamamıştır. Buna göre bu başlık altında tazminat ödenmemesine hükmeder.


AİHM YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK, OYBİRLİĞİYLE

1. Başvuranın, gözaltındayken avukat yardımı sağlanmaması ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin bildirilmemesine ilişkin şikayetlerinin kabuledilebilir; başvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;

2. Gözaltındayken başvurana avukat yardımı sağlanmamasıyla ilgili şikayete ilişkin olarak, AİHS'nin 6/3 maddesinin, 6/1 maddesiyle bağlantılı olarak ihlal edildiğine;

3. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin bildirilmemesine ilişkin olarak, AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

4. Başvuranın adil tazmin talebinin reddine,

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar İngilizce hazırlanmış, AİHM İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2. ve 3. maddesi uyarınca 13 Ekim 2009 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

Françoise Elens-Passos Françoise Tulkens
Zabıt Katibi Yardımcısı Başkan


 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA