kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SAİME ÖZCAN -TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

SAİME ÖZCAN -TÜRKİYE DAVASI

2. DAİRE

(Başvuru no:22943/04)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ

STRAZBURG

KARAR TARİHİ:15 Eylül 2009

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan (22943/04) no'lu davanın nedeni (T.C. vatandaşı) Saime Özcan'ın (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 25 Mayıs 2004 tarihinde İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına ilişkin Sözleşme'nin (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi - AİHS) 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, İzmir Barosu avukatlarından Y. Özcan tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

I. DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran, 1963 doğumludur ve İzmir'de ikamet etmektedir.

Lise öğretmeni olan başvuran, Eğitim-Sen Sendikasına üye idi. Sözkonusu sendika, 1 Aralık 2000 tarihinde, devlet memurlarının koşullarının iyileştirilmesi için bir grev düzenlemiştir. Başvuran, greve katılmış ve işine gitmemiştir.

Belirtilmeyen bir tarihte, eski Türk Ceza Kanunu'nun 236. maddesi uyarınca, Savcılık, görevini terk etmekten başvuran hakkında ceza davası açmıştır.

31 Ocak 2002 tarihli bir kararla, eski Türk Ceza Kanunu'nun 236. maddesi uyarınca, Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesi, başvuranı, üç ay on gün hapis cezası ile 76.050.000 TL para cezasına mahkum etmiş ve üç ay süreyle görevinden uzaklaştırmıştır. Bilahare mahkeme, hapis cezasını, 380.250.000 TL para cezasına çevirmiştir. 647 sayılı Ceza İnfaz Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, mahkeme, cezanın infazını ertelemiştir.

2 Aralık 2003 tarihli bir kararla, Yargıtay, itiraz edilen kararı onamış ancak başvuranın kamu görevinden uzaklaştırılmasını iki ay on beş gün olarak düzeltmiştir.

29 Ağustos 2007 tarihli bir kararla, Adalet Bakanlığı'nın 16 Ağustos 2007 tarihli talebi ve yeni Türk Ceza Kanunu'nun 260/2 maddesi uyarınca, Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesi, 31 Ocak 2002 tarihli kararı iptal etmiş ve başvuran hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 11. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, AİHS'nin 11. maddesi ile öngörülen sendika hakkını kullandığı için mahkum edildiğini iddia etmektedir.

A. Kabuledilebilirliğe ilişkin

Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesi'nin 29 Ağustos 2007 tarihli kararına atıfta bulunarak, Hükümet, AİHS'nin 34. maddesi uyarınca başvuranın mağdur sıfatı bulunmadığı kapsamında itirazda bulunmaktadır. Bilahare Hükümet, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri Yönetim Bilgi Sistemi (İlsis) verilerinden alınan bilgilere göre, 31 Aralık 2001 tarihinden itibaren Eğitim-Sen Sendikası üyesi olarak başvuranın haklarından faydalandığını savunmaktadır. Başvuran, ne sendikadan ayrılmış ne de faaliyetlerini durdurmuştur. Ayrıca Hükümet, başvuran hakkında verilen ceza davasının uygulanmadığını ve 29 Ağustos 2007 tarihli bir kararla iptal edildiğini belirtmektedir.

Başvuran, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.

AİHM, "mağdur" sıfatıyla AİHS'nin 34. maddesinin, ihtilaflı bir eylem veya ihmal ile zarar sözkonusu olmasa dahi, zarar ancak AİHS'nin 41. maddesi kapsamında bir rol oynar, AİHS'nin 34. maddesinin gereklerinin yerine getirilmemesiyle doğrudan ilişkili olan bir şahsı tanımladığına dair yerleşik içtihadını hatırlatmaktadır. Dolayısıyla ulusal mahkemelerin AİHS'nin ihlal edildiğini alenen ya da özü itibariyle kabul etmedikleri ve ihlali gidermedikleri sürece, başvuran lehine alınan bir karar ya da tedbir, başvuranın mağdur sıfatını kaybetmesi için yeterli olmamaktadır (Öztürk-Türkiye, başvuru no: 22479/93, Dalban-Romanya, başvuru no: 28114/95 ve Amuur-Fransa, 25 Haziran 1996).

AİHM, mevcut davada, 29 Ağustos 2007 tarihinde, Karşıyaka Asliye Ceza Mahkemesi'nin, Adalet Bakanlığı'nın 16 Ağustos 2007 tarihli talebi üzerine ve yeni Türk Ceza Kanunu'nun 260/2 maddesi uyarınca, 31 Ocak 2002 tarihli kararı iptal ettiğini tespit etmektedir. Bununla birlikte, sözkonusu kararın ancak 29 Ağustos 2007 tarihinde, işbu başvurunun Hükümet'e tebliğ edilmesinin ardından, yani ilk mahkumiyet kararından sonra beş yıl yedi aydan fazla bir sürenin sonunda kabul edildiğini gözlemlemek uygun olacaktır. Sözkonusu süre boyunca, başvuran, para cezasına mahkum edilmiş ve kamu görevinden geçici olarak uzaklaştırılmıştır (mutatis, mutandis, Dudgeon-Birleşik Krallık, 22 Ekim 1981 ve Aslı Güneş-Türkiye, başvuru no: 53916/00, 13 Mayıs 2004). Bu itibarla, Hükümet'in itirazının reddedilmesi uygun olacaktır.

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca, başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas

Hükümet, devlet memurlarına ilişkin yasa uyarınca, başvuranın durumunda olduğu gibi eğitimcilerin, grev ya da iş yavaşlatma yapamayacaklarını savunmaktadır. Ayrıca Hükümet, başvuranın sendika üyesi olması nedeniyle değil diğer memurlarla birlikte görevini yapmamasından dolayı makum edildiğini belirtmektedir. Hükümet, müdahalenin yasa ile öngörüldüğünü, meşru bir amaç izlediğini ve demokratik bir toplumda gerekli olduğunu savunmaktadır.

Başvuran iddialarını yinelemektedir.

AİHM, öncelikle, Hükümet'in ilettiği Türk mevzuatının AİHS'nin gerekliliklerini karşılayacak şekilde düzenlediği bilgisini not etmektedir. Bununla birlikte, AİHM kendi görevinin mevcut dava olaylarını değerlendirmekle sınırlı olduğunu ve bu nedenle de ilgili dönemden bu yana bir takım gelişmeler meydana geldiği gerekçesiyle bir davanın artık başvuran açısından geçerli bir hukuki yararının kalmadığı sonucuna ulaşmaya çağrılmaması gerektiğini belirtir (Karakaya-Türkiye, başvuru no: 11424/03, 24 Ocak 2008).

Bilahare AİHM, başvuran açısından sunulan şikayete benzer bir şikayeti incelediği ve Urcan ve diğerleri-Türkiye (başvuru numaraları: 23018/04, 23034/04, 23042/04, 23071/04, 23073/04, 23081/04, 23086/04, 23091/04, 23094/04, 23444/04 ve 23676/04, 17 Temmuz 2008) kararında AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiği sonucuna ulaştığını hatırlatmaktadır. Nitekim mevcut davada AİHM, barışçıl toplanma özgürlüğü göz önüne alındığında özellikle demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını değerlendirebilmek için ihtilaflı mahkumiyet kararını olayların tamamı ışığında incelemiştir. AİHM, devlet memurlarının koşullarının iyileştirilmesi için Eğitim-Sen tarafından düzenlenen bir greve katıldığı gerekçesi ile başvuranın hapis cezasına çarptırıldığını bu cezanın para cezasına çevrildiğini ve eğitimci olarak geçici bir süreyle görevden uzaklaştırma cezası aldığını not etmektedir. Oysa AİHM, hükmedilen cezanın, üyelerinin çıkarlarını savunmak amacıyla eylemlere veya böyle bir greve katılmayı isteyen sendika üyeleri ve diğer kişiler açısından caydırıcı nitelik taşıdığı kanaatindedir (Karaçay).

AİHM mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in farklı bir sonuca ulaşmak için ikna edici hiçbir tespit ve delil sunmadığına kanaat getirmiştir. Bu itibarla AİHM, başvuranın, beş yıl yedi aydan fazla bir süre boyunca sonuçlarına doğrudan maruz kaldığı bir cezaya çarptırılmasının "demokratik bir toplumda gerekli olmadığı" sonucuna ulaşmaktadır.

Dolayısıyla AİHS'nin 11. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A.Tazminat

Başvuran, maruz kaldığı manevi zarar için 100.000 Amerikan Doları talep etmektedir.

Hükümet, sözkonusu iddiaya itiraz etmektedir.

AİHM, başvuranın manevi bir zarara uğradığı ve başvurana 500 Euro manevi tazminat ödenmesi gerektiği kanaatindedir.

B.Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran, AİHM önünde yapmış olduğu yargılama masraf ve giderleri için 2.750 Euro ve çeviri masrafları için 540 Euro talep etmektedir. Başvuran, avukatlık ücretine ilişkin bir belgenin kopyası ile çeviri masraflarına ilişkin bir fatura sunmaktadır.

Hükümet, sözkonusu iddialara itiraz etmektedir.

AİHM içtihadına göre bir başvuran yargılama masraf ve giderlerinin geri ödemesini ancak gerçekliği, gerekliliği ve oranlarının makul yapısı ortaya konduğu sürece elde edebilir. Mevcut davada sahip olduğu unsurları ve yukarıda sözü edilen kriterleri göz önüne alan AİHM, başvurana 1.840 Euro yargılama masraf ve gideri ödenmesine hükmetmektedir.

C.Gecikme faizi

AİHM, gecikme faizinin Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi faizlerine uyguladığı orana üç puanlık bir artış eklenerek belirlenmesine hükmetmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1.Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;

2.AİHS'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine;

3.a) AİHS'nin 44/2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere, Savunmacı Devlet tarafından başvurana aşağıdaki miktarların ödenmesine:

i. her tülü vergiden muaf tutularak 500 Euro (beş yüz Euro) manevi tazminat

ii. her türlü vergiden muaf tutularak 1.840 Euro (bin sekiz yüz kırk Euro) yargılama masraf ve gideri

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç
puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına

4.Adil tatmine ilişkin diğer tüm taleplerin reddine

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77. maddesinin 2. ve 3. paragraflarına uygun olarak 15 Eylül 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA