kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
AKPOLAT/TÜRKİYE


İçtihat Metni

AKPOLAT/TÜRKİYE

2. DAİRE

(Başvuru no. 35561/06)

KARAR

STRAZBURG

KARAR TARİHİ: 8 Ocak 2008

Sözkonusu karar AİHS'nin 44/2 maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak, şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.

USULİ İŞLEMLER

Davanın nedeni, Türk vatandaşı Mehmet Akpolat'ın ("başvuran"), 11 Temmuz 2001 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvurudur (başvuru no. 35561/06).

OLAYLAR

I. DAVA OLAYLARI

Başvuran, 1975 doğumludur ve halen Türkiye'deki bir cezaevinde müebbet hapis cezası çekmektedir.

Başvuran, 18 Temmuz 1995'te PKK adına bir kişiyi öldürdüğü şüphesi ile İstanbul'da yakalanmıştır. Aynı gün, polis tarafından gözaltına alınmış ve polis memurları, başvuranın iki ayrı ifadesini almıştır.

31 Temmuz 1995'te kendisini ayrıca sorgulayan bir Cumhuriyet Savcısı ve bir hakim önüne çıkarılmıştır. Hakim, aleyhindeki cezai takibat beklenirken başvuranın tutuklanmasına karar vermiştir.

2 Ağustos 1995'te İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Savcısı, bu mahkemeye bir iddianame sunarak başvuranı ve diğer beş kişiyi, ülke topraklarının bir kısmını ülkeden ayırma amaçlı eylemler gerçekleştirmekle suçlamıştır. Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca ölüm cezası talep etmiştir.

30 Ekim 1995'te İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde ("birinci derece mahkemesi") dava görülmeye başlanmıştır.

28 Şubat 2001'de düzenlenen 31. duruşma sırasında başvuranın avukatı, başvuranın tahliyetisi talep etmiştir. Avukat, talebinde ayrıca AİHM'nin, AİHS'nin 5. maddesine ilişkin verdiği kararlara atıfta bulunmuştur. Birinci derece mahkemesi, tahliye talebini reddetmiştir. Red kararına edilen itiraz da 9 Mayıs 2001'de reddedilmiştir.

Başvuran, 17 Nisan 2002'de iddia makamının talebine uygun biçimde suçlu bulunmuş ve ölüm cezasına mahkum edilmiştir. 24 Eylül 2002'de ölüm cezası, ömür boyu hapis cezasına çevrilmiştir. Başvuran aleyhindeki kararı temyiz etmiş, Yargıtay başvuruyu 10 Haziran 2003'te reddetmiştir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 5/3 ve 5/4 MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, tutuklu yargılanma süresinin uzunluğundan şikayetçi olmuştur. Ayrıca, tutuklanmasının kanuna uygunluğuna itiraz etmek için başvurabileceği etkili bir hukuk yolu olmamasından da şikayetçi olmuştur. Şikayetlerini, AİHS'nin 5/3 ve 5/4 maddelerine dayandırmıştır.

A. Kabuledilebilirlik

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetlerin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadıklarını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedirler.

B. Esas

Hükümet, AİHS'nin başvuranın tutuksuz yargılanma hakkına ilişkin 5/3 maddesi bağlamındaki şikayeti hususunda, başvuranın tutuklu yargılanmasının kamu yararına olduğunu ve başvuranın aleyhindeki delilleri yok etme veya yeniden suç işleme riskini ortadan kaldırmak için gerekli olduğunu belirtmiştir.

Hükümet, AİHS'nin 5/4 maddesi bağlamındaki şikayeti hususunda, başvuranın Ceza Kanunu'nun 298. maddesi bağlamında, tutuklu yargılanmasının kanuniliğine itiraz edebileceği bir iç hukuk yolunun mevcut olduğunu belirtmiştir.

Başvuran, iddialarını yinelemiştir.

1. AİHS'nin 5/3 maddesi

AİHM, başvuranın tutuklu yargılanmasının, polis tarafından 18 Temmuz 1995'te gözaltına alınması ile başladığını gözlemler. Birinci derece mahkemesinin, aleyhindeki suçlamaları karara bağladığı 17 Nisan 2002'de sona ermiştir (bkz. Wemhoff/Almanya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, A Serisi no. 7, 9. paragraf). Sonuç olarak, altı yıl dokuz ay boyunca tutuklu yargılanmıştır.

AİHM, mevcut davadakine benzer konuların ortaya çıktığı davalarda sıklıkla AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğini tespit ettiğini yineler (bkz., Habip Çiftçi/Türkiye, no. 28485/03, paragraflar 29-33, 23 Eylül 2008).

Kendisine sunulan delilleri inceleyen AİHM, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak ikna edici bir delil ya da iddia sunmadığı kanısına varmıştır.

AİHM, yukarıda kaydedilenler ışığında, başvuranın tutuklu yargılanma süresinin aşırı olduğu sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla, AİHS'nin 5/3 maddesi ihlal edilmiştir.

2. AİHS'nin 5/4 maddesi

AİHM, daha önce tutuklu yargılamanın kanuna uygunluğuna itiraz aşamasında başvurulabilen iç hukuk yolunun, uygulamada başarı ümidi vermediği ve sanık için çekişmeli bir yargılama yöntemi sağlamadığı sonucuna varmıştır (bkz. Habip Çiftçi/Türkiye, 34. paragraf). AİHM, mevcut davada daha önce vardığı sonuçlardan farklı bir sonuca varmasına neden olacak özel koşullar görmemektedir.

AİHM, yukarıda kaydedilenler ışığında, AİHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

II. AİHS'NİN 6/1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, hukuki yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesi bağlamındaki "makul süre" gereğini ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur.

Hükümet, şikayete itiraz etmiş ve davanın karmaşık olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, birinci derece mahkemesinin davaya titizlikle baktığı kanaatindedir.

AİHM, başvuran aleyhindeki cezai takibatın, 18 Temmuz 1995'te yakalanması ile başladığını ve Yargıtay'ın, mahkumiyetini onayladığı 10 Haziran 2003'te sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla, iki aşamalı yargılamada yaklaşık sekiz yıl sürmüştür.

A. Kabuledilebilirlik

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde şikayetlerin dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, ayrıca başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru taşımadıklarını tespit eder. Bu nedenle, kabuledilebilir niteliktedirler.

B. Esas

AİHM, dava uzunluğunun makul olup olmamasının, dava koşulları ışığında değerlendirilmesi gerektiğini yineler. Davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili makamların tutumları göz önüne alınmalıdır (bkz., diğer hususlar meyanında, Pélissier ve Sassi/Fransa [BD], no. 25444/94, 67. paragraf, AİHM 1999-II).

Kendisine sunulan delilleri inceleyen AİHM, Hükümet'in mevcut davada farklı bir sonuca varmasını sağlayacak ikna edici bir delil ya da iddia sunmadığı kanısına varmıştır. Konuya ilişkin içtihadını göz önüne alan AİHM, dava uzunluğunun aşırı olduğu ve "makul süre" gereğini karşılamadığı sonucuna varmıştır.

Dolayısıyla, 6/1 madde ihlal edilmiştir.

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesine göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın adil tazminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran, maddi tazminat olarak 14,994 Euro ve manevi tazminat olarak 20,000 Euro talep etmiştir.

Hükümet, bu taleplerin aşırı ve dayanaktan yoksun olduğunu ileri sürmüştür.

AİHM, tespit edilen ihlal ve ileri sürülen maddi zarar arasında illiyet bağı görmemektedir. Bu nedenle talebi reddeder. Diğer yandan, başvurana manevi tazminat olarak 7,000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B. Yargılama masraf ve giderleri

Başvuran, AİHM ve ulusal mahkemeler önünde yaptığı masraflar için 6,684 Euro talep etmiştir. Taleplerine gerekçe olarak, avukatlarının dava üzerinde harcadığı saatleri gösteren bir çizelge sunmuştur.

Hükümet, taleplere itiraz etmiştir.

AİHM içtihadına göre, başvuran ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığını ve miktarın makul olduğunu kanıtlaması durumunda masraflarının tazmin edilmesine hak kazanır. Mevcut davada sahip olduğu bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri göz önünde bulunduran AİHM, başvurana yaptığı masraf ve harcamalar için toplam 2,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 5/3 maddesinin ihlal edildiğine;

3. AİHS'nin 5/4 maddesinin ihlal edildiğine;

4. AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

5. (a) AİHS'nin 44. maddesinin 2. paragrafı gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden ulusal para birimine çevrilmek üzere Sorumlu Devlet tarafından başvurana aşağıda kaydedilen meblağların ödenmesine;

(i) Manevi tazminat olarak 7,000 Eueo (yedi bin Euro) ve ödenebilecek her tür vergi;

(ii)Yargılama masraf ve giderleri için 2000 Euro (iki bin Euro) ve başvurana uygulanabilecek her tür vergi;

(b)Yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan marjinal kredi kolaylığı oranının üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına;

4. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddedilmesine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İçtüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları gereğince 8 Ocak 2009 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA