kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
GENCER - TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

GENCER - TÜRKİYE DAVASI

2, DAİRE

(Başvuru no. 31881/02)

KARAR

STRAZBURG

KARAR TARİHİ: 25 Kasım 2008

İşbu karar AİHS'nin 44/2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli düzeltmelere tâbi olabilir.

USUL

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 31881/02 no'lu davanın nedeni T.C. vatandaşı olan Bedran Gencer'in ("başvuran") Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 22 Temmuz 2002 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin ("AİHS") 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, AİHM önünde Mardin Barosu avukatlarından H. Cangir tarafından temsil edilmiştir.

OLAYLAR

DAVANIN KOŞULLARI

Başvuran 1952 doğumludur ve Şanlıurfa'da yaşamaktadır. 22 Kasım 1984 tarihinde 3083 sayılı kanun yürürlüğe girmiş, kanunun 5. maddesine göre devlet arazilerinin ihtiyacı olan ve belli şartları haiz çiftçilere ("hak sahipleri") kiralanması öngörülmüştür. Sözkonusu kanunun 24/1 maddesinde ise belli suçlardan hüküm giymiş olanların bu kanunun getirdiği haklardan faydalanamayacakları belirtilmiştir.

Kanunun yürürlüğe girmesinin ardından başvuran, hak sahiplerini belirlemekle görevli Komisyona başvurarak Ceylanpınar'da arazi talep etmiş, Tarım Reformu Genel Müdürlüğü ("Genel Müdürlük") kendisine kira ödemesi karşılığında süresiz olarak arazi tahsis etmiş, başvuran geçimini bu arazide tarım yaparak sağlamıştır.

Yürütülen bir güvenlik soruşturması sonucu 11 Mayıs 2000 tarihinde başvuranın hak sahibi statüsü Genel Müdürlük tarafından iptal edilmiştir. Başvuran 31 Mayıs 2000 tarihinde yürütmenin durdurulması ve Genel Müdürlük kararının iptali talebiyle Gaziantep İdare Mahkemesi'nde dava açmış, mahkeme başvuranın hak sahibi statüsünün iptali kararının gerekçelerini idareden talep etmiştir. Mahkeme başvuranın yürütmenin durdurulması talebini 2 Ağustos 2000 tarihinde reddetmiştir.

Genel Müdürlük mahkemeye gönderdiği cevabi yazıda İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/3 maddesine dayanarak talep edilen bilgi ve belgeleri "devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin" oldukları gerekçesiyle göndermeyi reddetmiştir.

Gaziantep İdare Mahkemesi başvuranın hak sahibi statüsünün iptali ve Genel Müdürlüğün ilgili bilgi ve belgeleri göndermemesinin mevzuata uygun olduğuna hükmederek başvuranın davasını 7 Aralık 2000 tarihinde reddetmiştir.

15 Nisan 2002 tarihinde Danıştay başvuranın itirazını reddetmiş, karar başvurana 5 Temmuz 2002 tarihinde tebliğ edilmiştir.







HUKUK

I. HÜKÜMETİN ÖN İTİRAZLARI

Hükümet, Danıştay kararının düzeltilmesi talebinde bulunmamış ve yürütmenin durdurulması talebinin reddine Gaziantep İdare Mahkemesi'nde itiraz etmemiş olması nedeniyle başvuranın iç hukuk yollarını tüketmediğini savunmuştur.

Hükümetin itirazının ilk kısmına ilişkin olarak AİHM, daha önceki davalarda benzer itirazları inceleyip reddetmiş olduğunu hatırlatır (bkz. özellikle Dağtekin vd. - Türkiye, no. 70516/01 ve Gök vd. - Türkiye, no. 71867/01, 71869/01, 73319/01, 74858/01). Somut davada sözkonusu tespitinden uzaklaşmasını gerektirecek neden görmemekte, dolayısıyla Hükümetin itirazının bu kısmını reddetmektedir.

Hükümetin itirazının ikinci kısmına ilişkin olarak ise AİHM, AİHS'nin 35/1 maddesine göre bir davayı ancak tüm iç hukuk yolları tüketildikten sonra inceleyebileceğini hatırlatır. Ne var ki iç hukuk yollarının tüketilmesi şartı başvuranın sadece Sözleşme mağduriyetleri bağlamında etkili, yeterli ve erişilebilir hukuk yollarına başvurmasını gerektirir.

Somut davada başvuranın şikâyeti kira sözleşmesinin haksız olarak iptal edilmesine ilişkindir. Başvuran bu bağlamda Genel Müdürlüğün 11 Mayıs 2000 tarihli kararının iptali istemiyle idare mahkemelerinde dava açmış ve sözkonusu kararın yürütmesinin durdurulması için ara tedbir talebinde bulunmuştur. Ancak başvuranın talepleri Gaziantep İdare Mahkemesi tarafından reddedilmiştir. AİHM'ye göre başvuranın yürütmenin durdurulması talebinin reddine itiraz etmemiş olması önemli bir husus değildir, talebi usule ilişkin böyle bir şartı yerine getirmediği için reddedilmemiştir. Başvuranın davasının ulusal mahkemelerce incelenip bu konuda kesin ve bağlayıcı bir karar verildiği dikkate alındığında AİHM, başvuranın AİHS'nin 35/1 maddesinin gerektirdiği iç hukuk yollarını tüketmiş kabul edilmesi gerektiğine ve Hükümetin itirazının bu kısmının kabul edilmemesine karar verir.

II. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

1. Yargılama süresi bakımından
Başvuran AİHS'nin 6/1 maddesine dayanarak yargılama süresinin makul süre şartını yerine getirmediğini iddia etmiştir.

AİHM, sözkonusu sürenin 11 Mayıs 2000 tarihinde başlayıp 15 Nisan 2002 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Bu nedenle süre iki yargı aşamasında yaklaşık 2 yıldır. Bu nedenle AİHM, somut davadaki yargılama süresinin AİHS'nin 6/1 maddesinde belirtilen makul süreyi aşmış olarak değerlendirilemeyeceği kanaatindedir.

Başvurunun bu kısmı, açıkça dayanaktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 35. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilmelidir.

2. Adil yargılama bakımından
Başvuran Genel Müdürlüğün hak sahibi statüsünün iptaline ilişkin belgeleri ulusal mahkemelere göndermemiş olmasının AİHS'nin 6/1 ve 6/3 (a) ve (b) maddeleri bağlamında adil yargılanma hakkını ihlal etmesinden şikâyetçi olmuştur.
Hükümet başvuranın iddiasına karşı çıkmıştır. İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 20/3 maddesine göre istenen bilgi ve belgelerin devletin güvenliğine veya yüksek menfaatlerine ilişkin olması halinde Başbakan veya ilgili bakanın söz konusu bilgi ve belgeleri vermeyebileceğini ifade etmiştir. Hükümete göre somut davada idare, 3038 sayılı kanunun 24. maddesi ve Uygulama Talimatı'nın 38. maddesi uyarınca kendisine tanınan takdir yetkisini kullanmıştır. Buna göre özellikle sözkonusu bölgenin güvenliğini göz önünde bulundurarak hak sahipleri listesinde değişiklik yapmıştır.

AİHM, somut davada olayların üst üste gelmesi ve sadece ceza yargılaması alanında geçerli olan 6/3 maddesinin alt paragraflarının bazen hukuk davalarında birinci paragrafta belirtilen adil yargılama güvencesinin genel unsurları olarak kabul edilebilmesi nedeniyle başvuranın şikâyetlerinin bir bütün olarak AİHS'nin 6/1 maddesi bağlamında incelenmesini uygun bulmaktadır.

A. Kabuledilebilirlik

AİHS'nin 35. maddesinin 3. paragrafı çerçevesinde başvurunun dayanaktan yoksun olmadığını kaydeden AİHM, başvurunun başka açılardan bakıldığında da kabuledilemezlik unsuru bulunmadığını tespit eder. Bu nedenle başvuru kabuledilebilir niteliktedir.

B. Esas

AİHM geçmişte somut davaya benzer bir davayı (bkz. Dağtekin vd., yukarıda anılan) inceleyip AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine karar vermiş olduğunu kaydeder. O davada ulusal yetkililer bir güvenlik soruşturmasının ardından başvuranların Türkiye'nin güneydoğusunda çiftlik kiralama hakkını iptal etmiş, sözkonusu soruşturmanın sonuçları başvuranlar ya da ulusal mahkemelere tebliğ edilmemiştir. Ayrıca ulusal yargılamanın hiçbir aşamasında başvuranlara sözleşmelerinin iptal edilme nedenini öğrenme imkânı tanınmadığı için sözkonusu güvenlik soruşturmasının neticesinin başvuranlar için önemli sonuçları olmuştur. Hak sahibi statülerinin iptalinin kanuna uygunluğunu dile getirebilecekleri etkili bir yol da kendilerine tanınmamıştır.

AİHM, somut davada farklı bir sonuca varmak için neden görmemektedir. İhtilaf konusu güvenlik soruşturması nedeniyle başvuran, ailesinin temel geçim kaynağı olan çiftlik arazisinde tarım yapma hakkını kaybetmiş ve sözleşmesinin iptal edilmesine hiçbir gerekçe gösterilmemiştir. Sözkonusu güvenlik soruşturmasının sonuçlarının ulusal mahkemelere iletilmemiş olması nedeniyle hak sahibi statüsünün iptalinin kanuna uygunluğunu dile getirebileceği etkili bir yol da kendisine tanınmamıştır. Sonuç olarak başvuran yetkililer tarafından yapılan keyfi işlemlere karşı yeterli güvencelerden mahrum bırakılmıştır (bkz. Dağtekin vd., yukarıda anılan).

Yukarıda belirtilenler ışığında AİHM, güvenlik soruşturması raporunun açıklanmamasının başvuranın AİHS'nin 6/1 maddesi bağlamındaki adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vermiştir. Dolayısıyla sözkonusu hüküm ihlal edilmiştir.

III. AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOLÜN 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran ayrıca 1 no'lu Protokolün 1. maddesine dayanarak, ulusal mercilerden kiraladığı arsanın yine ulusal mercilerin adaletsiz kararları sonucunda elinden alınmasından şikâyetçi olmuştur.
Hükümet, yetkililerin başvuranın hak sahibi statüsünün iptal edilmesinde keyfi davranmadıklarını ifade etmiştir. Ayrıca başvuranın 1 no'lu Protokolün 1. maddesi bağlamında bir "mülkiyet"i bulunmadığını savunmuştur.

AİHM sözkonusu şikâyetin yukarıdaki şikâyetle bağlantılı olup aynı şekilde kabuledilebilir olarak ilan edilmesi gerektiği düşüncesindedir.

Somut başvuruda dile getirilen temel Sözleşme sorunu, ulusal yargılamanın AİHS'nin 6/1 maddesi bağlamında adil olup olmadığıdır. Sözkonusu hükmün ihlal edildiğinin tespiti nedeniyle AİHM, başvuranın 1 no'lu Protokolün 1. maddesine dayanan şikâyetine ilişkin ayrı bir hüküm vermenin gerekli olmadığını değerlendirir (bkz. Dağtekin vd., yukarıda anılan).

IV. AİHS'NİN DİĞER MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, aynı olaylara dayanarak AİHS'nin 13., 14. ve 18. maddeleri ile korunan haklarının ihlal edildiğini iddia etmiş, Hükümet iddialara karşı çıkmıştır.

AİHM, dava dosyasında sözkonusu hükümlerin ihlaline işaret eden hiçbir delil bulamamıştır. Bu nedenle başvurunun bu kısmı açıkça dayanaktan yoksundur ve AİHS'nin 35/3 ve 35/4 maddeleri uyarınca reddedilmelidir.

V. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesine göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

Başvuran adil tatmine ilişkin herhangi bir talepte bulunmamıştır. Bu nedenle AİHM kendisine herhangi bir ödeme yapılmaması gerektiğine karar vermiştir.


BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvuranın adil yargılanma ve mülkiyet dokunulmazlığına saygı haklarına ilişkin şikâyetlerinin kabuledilebilir, başvurunun kalan kısmının ise kabuledilemez olduğuna;

2. Adil yargılamaya ilişkin olarak AİHS'nin 6/1 maddesinin ihlal edildiğine;

3. Başvuranın 1 no'lu Protokolün 1. maddesine dayalı şikâyetinin ayrıca incelenmesine gerek bulunmadığına;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış ve AİHM İç Tüzüğü'nün 77. maddesinin 2. ve 3. paragrafları uyarınca 25 Kasım 2008 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA