kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KAVAK -TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
KAVAK -TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 69790/01)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
9 Kasım 2006

İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (69790/01) başvuru no'lu davanın nedeni, bu ülke vatandaşı Mualla Kök'ün (başvuran) 3 Nisan 2001 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (AİHS) 34. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (Mahkeme) yapmış olduğu başvurudur.

Adli yardımdan yararlanan başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından F. Karakaş Doğan tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

DAVA ŞARTLARI

Başvuran, 1966 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

Olayların gerçekleştiği sırada başvuran HADEP ( Halkın Demokrasi Partisi ) Bayrampaşa İlçe Başkanlığı görevini yürütmekteydi. Başvuran, 7 Aralık 1997 tarihinde İstanbul'da yapılan olağanüstü HADEP kongresi esnasında bir konuşma yapmış ve bu konuşma polis tarafından kayda alınmıştır.

Polis komiserleri Kemal Çınar ve Gülşen Bilgin 8 Aralık 1997 tarihinde sözkonusu kongrede yapılan konuşmaları hazırladıkları bir raporla yazıya dökmüşlerdir. Raporda başvuranla ilişkili olarak, siyasi mücadeleyi etkin bir biçimde sürdürmek gerektiğini söylediği ve kürsüden ayrılırken eliyle zafer işareti yaparak " Biji PKK " ( " Yaşasın PKK " ) diye bağırdığı belirtilmiştir.

2 Mart 1998 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi adıgeçen kongrede yapılan konuşmaların yer aldığı ses kasetlerinin çözümü için polis memuru Abdullah Seçgin'i görevlendirmiştir.

Bunun akabinde, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı sözkonusu kongrede konuşma yapan başvuranın da aralarında bulunduğu kişiler hakkında adli soruşturma açmıştır.

23 Mart 1998 tarihinde Savcılık yetkili makamlardan başvuranın ifadesinin alınmasınıistemiştir.

25 Mart 1998 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı Nusrettin Kaplan'ıdinlemiştir. Adıgeçen, HADEP kongresine üye sıfatıyla katıldığını beyan etmiştir.

Savcı 26 Mart 1998 tarihinde Arife Çınar'ı dinlemiştir. Adıgeçen, kongre esnasında yasadışınitelikte hiçbir konuşma yapılmadığını beyan etmiştir.

Yine 26 Mart 1998 tarihinde Savcı başvuranın ifadesini almıştır. Başvuran bir konuşma yaparak eliyle zafer işareti yaptığını kabul etmiş ancak "Biji PKK " şeklinde bağırdığını inkar etmiştir.

1 Nisan 1998 tarihinde Savcı, başvuranın yaptığı konuşmayı kayda alan polis memurları Mahir Koyuncu ve Muammer Dündar'ı tanık olarak dinlemiştir. Adıgeçenler, kongrenin gerçekleştirildiği salonun kalabalık ve gürültülü olduğunu ancak başvuranın zafer işareti yaparak "Biji PKK " diye bağırdığını ifade etmişlerdir.

8 Haziran 1998 tarihli bir iddianame ile Savcı 3713 sayılı kanunun 7 § 2. maddesi temelinde PKK propagandası yapmak suçlamasıyla başvuran aleyhinde bir ceza davası açmıştır.

Biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşan DGM, 22 Haziran 1998 tarihinde başvuranın dosyasını incelemeye başlamıştır. Mahkeme başvurana iddianamenin bir suretini tebliğ ederek bir mahkeme celbi göndermiştir. Ayrıca tanık polis memurları Muammer Dündar ve Mahir Koyuncu'ya birer mahkeme celbi gönderilmiştir.

1 Eylül 1998 tarihinde, biri askeri hakim ikisi sivil olmak üzere üç hakimden müteşekkil Devlet Güvenlik Mahkemesi başvuranın gıyabında bir duruşma yapmıştır. DGM, mahkeme celbinin başvuranın eşine tebliğ edildiğini ancak başvuranın duruşmaya katılmadığını tespit etmiştir. Mahkeme polis memuru Mahir Koyuncu'yu dinlemiş, adıgeçen başvuranın eliyle zafer işareti yaparak "Biji PKK " dediğini beyan etmiştir. Mahkeme Savcı'nın talebi üzerine diğer polis memuru Muammer Dündar'ı dinlemekten vazgeçmiştir. DGM başvuran için yeniden bir mahkeme celbi çıkararak, bir kez daha duruşmaya katılmaması halinde hakkında gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarılmasına karar verilmiştir.

10 kasım 1998 tarihinde biri askeri yargıç ikisi sivil yargıç olmak üzere üç yargıçtan oluşan DGM başvuranın gıyabında bir duruşma daha yaparak, mahkeme celbinin başvuranın evinde kalan bir kişiye tebliğ edildiğini belirtmiştir. "atılı suçun cinsi ve kaçma ihtimali"ni dikkate alan DGM, başvuran hakkında gıyabi tevkif müzekkeresi çıkarmıştır.

18 Aralık 1998 tarihinde biri asker ikisi sivil üç hakimden müteşekkil DGM, başvuran ve avukatının hazır bulunduğu bir duruşma yapmıştır. Başvuran Mahkeme'ye daha önceki duruşmalara adres değişikliği nedeniyle katılamadığı bilgisini vermiştir.

Kongrede bir konuşma yaptığını ve eliyle zafer işareti yaptığını kabul eden başvuran kendisine yöneltilen diğer suçlamaları reddetmiştir. Öte yandan başvuran polis tarafından yapılan ses kaydının da "Biji PKK " şeklinde bir ifadede bulunmadığını gösterdiğini ancak polislerin ses kayıtlarının yazılı çözümlerinde bu ifadeye yer verdiklerini belirtmiştir. Başvuran Mahkeme tarafından dinlenen polis memurunun sorgulanmasını ve ses kayıtlarının bir bağımsız uzman tarafından incelenmesini talep etmiştir.

12 Ocak 1999 tarihli duruşmada DGM Hakimi E.C, bir mahkeme katibi, bir mübaşir ve başvuranın avukatının eşliğinde sözkonusu konuşmanın video kaydını izlemiştir.Hazırlanan tutanakta ilgili tarafından yapılan konuşmanın net olarak duyulmasının mümkün olmadığı ve böylesi bir beyanda bulunulmadığı tespit edilmiştir ( " herhangibir suç unsurlarının olmadığı").

Biri asker ikisi sivil olmak üzere üç hakimden oluşan DGM 18 Şubat 1999 tarihinde başvuran ve avukatının hazır bulunduğu bir duruşma yaparak polis memurları Kemal Çınar ve Gülşen Bilgin'in dinlenilmesine karar vermiştir. Başvuranın avukatı ses kayıtlarının anlaşılmaz olması sebebiyle bu kayıtların dinlenilmesine gerek olmadığını ifade etmiştir. DGM, 29 Nisan 1999 tarihinde ifadelerine başvurmak için tanıklar Kemal Çınar ve Gülşen Bilgin'e birer mahkeme celbi göndermiştir.

Biri asker ikisi sivil olmak üzere üç hakimden oluşan DGM 19 Şubat 1999 tarihinde başvuran ve avukatının gıyabında yapılan duruşmada, devlet memuru olmaları nedeniyle istedikleri zaman duruşmaya katılamayacaklarını belirterek bu tarihte dinlenilmeyi talep eden tanıklar Kemal Çınar ve Gülşen Bilgin'i dinlemiştir. Gülşen Bilgin başvuranın 7 Aralık 1997 tarihinde HADEP kongresi sırasında yaptığı konuşmayı ve başvurana yöneltilen suçlamaların doğruluğunu teyit etmiştir. Kemal Çınar ise olayların bir yıl önce gerçekleştiğini ifade ederek tam olarak hatırlamadığını belirtmiş ve yapılan konuşmalara ilişkin yazılı tutanağı esas almıştır.

Başvuran hakkında çıkarılan gıyabi tevkif müzekkeresi uyarınca 11 Mart 1999 tarihinde polis tarafından tutuklanmıştır.

Bir askeri hakim ve iki sivil hakimden müteşekkil DGM, 29 Nisan 1999 tarihinde yapılan başvuranın katılmadığı ancak avukatının hazır bulunduğu duruşmada Gülşen Bilgin ve Kemal Çınar'ın ifadelerini okumuştur. Başvuranın avukatı, sözkonusu tanıkların ifadelerinin kendisinin ve müvekkilinin gıyabında alınmasına itiraz etmiştir. DGM sözkonusu polislerin başvuran ve avukatının gıyabında bir ara duruşmada dinlenildiği tespitinde bulunmaktadır. Başvuran sözkonusu ifadelere, Ceza Muhakemeleri Usul Kanunu'nun ihlal edilerek alınmışolmaları sebebiyle ve tanıkları sorgulama imkanı bulunmaması nedeniyle itiraz etmiştir. Mahkeme, avukatın tanıkları sorgulama talebini reddetmiştir.

22 Haziran 1998 tarihinden 24 Nisan 1999 tarihine kadar DGM biri askeri hakim olmak üzere üç hakimden oluşmaktaydı.
Üç sivil hakimden müteşekkil DGM 6 Temmuz 1999 tarihinde başvuran ve avukatının hazır bulunduğu duruşmada tanıklar Mecit Aygün, Nizamettin Öztürk ve Kemal Yağış'ıdinlemiştir. Adıgeçen tanıklar başvuranın "Biji PKK " şeklinde bağırmadığını beyan etmişlerdir.

Savcılık 23 Eylül 1999 tarihinde yapılan başvuranın katılmadığı ancak avukatının hazır bulunduğu duruşmada 3713 sayılı kanunun 169 ve Türk Ceza Kanunu'nun 5. maddeleri temelinde esasa ilişkin taleplerini sunmuştur.

Başvuranın avukatı 15 Ekim 1999 tarihinde savunma layihasını sunmuştur. Başvuranın avukatı savunmasında, kongereye bir çok katılımcının iştirak ettiğini, başvuran konuşmasınıyaptığı esnada katılımcılar tarafından sloganlar atıldığını, ses kayıtlarının çözümünden müvekkilinin "Biji PKK " şeklinde bir ifade kullandığının kesin olarak anlaşılmadığınıbelirterek müvekkilinin bu türden ifadeleri kullandığını teyit eden tanıkların bir ara duruşma yapılarak dinlenmiş olmalarına ve kendisine sözkonusu tanıkları sorgulama imkanıtanınmamasına itiraz etmiştir.

DGM 19 Ekim 1999 tarihinde Türk Ceza Kanunu'nun 169. ve 3713 sayılı kanunun 5. maddeleri uyarınca başvuranı PKK' ya yardım ve yataklık etmek suçlarından üç yıl dokuz ay hapse mahkum etmiştir. Gerekçeli kararında DGM başvuranın olayların meydana geldiği dönemde HADEP Bayrampaşa İlçe Başkanı olduğunu belirtmiştir. Mahkeme,başvuranın HADEP 1. Olağanüstü Kongresinde bir konuşma yaptığını ve kürsüden ayrılırken eliyle zafer işareti yaparak "Biji PKK " şeklinde bağırdığını belirtmiştir. Bu durum kongrede hazır bulunan polisler tarafından düzenlenen tutanaklar ve sözkonusu polislerin verdikleri yeminli ifadelerle teyit edilmiştir. Mahkeme, 12 kasım 1999 tarihinde ses kayıtlarını dinlediğini ancak bu kayıtların anlaşılmaz olduğunu ve görüntü kayıtlarını izlediğini ancak sözkonusu kayıtlarda herhangi bir kanıt unsuruna rastlanmadığından bu kayıtları dikkate almadığınıbelirtmiştir. PKK silahlı bir terör örgütü olduğundan bu terör örgütünü övücü ifadeler de yasadışı silahlı bir örgüte yardım ve yataklık etme kapsamında kabul edilebilir.

11 Kasım 1999 tarihinde başvuran Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunmuştur.

8 Haziran 2000 tarihinde Yargıtay Başsavcısı yazılı mütalaasını vererek Yargıtay'dan itiraz edilen kararın onanmasını talep etmiştir. Sözkonusu mütalaa başvurana tebliğ edilmemiştir. Yargıtay 25 Ekim 2000 günü saat 9'da bir duruşma yapılacağı hususunda başvuranıbilgilendirmiştir. İlgilinin avukatıİstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde bir duruşmasıolduğundan sözkonusu duruşmaya mesleki nedenlerle katılamayacağı hususunda Yargıtay'ıbilgilendirmiştir. Yargıtay bu gerekçeyi reddetmiştir.

Yargıtay 2 Kasım 2000 tarihinde aldığı kararla itiraz edilen kararı onamıştır. Mahkem başvuranın avukatı tarafından beyan edilen özrün geçerli bir nedene dayanmadığını ve uygun bir biçimde toplandığını belirtmiştir.

Yargıtay 8 Ocak 2001 tarihli kararla 23 Nisan 1999 Tarihine Kadar İşlenen Suçlardan DolayıŞartla Salıverilmeye, Dava ve Cezaların Ertelenmesine Dair 4616 sayılı kanun uyarınca başvuran hakkında verilen cezanın infazının ertelenmesine karar vermiştir. Ayrıca Mahkeme, erteleme tarihinden itibaren beş yıl içinde aynı cezaya ya da daha ağır bir cezaya çarptırılmasıdurumunda ilgilinin hakkında verilen cezanın ugulanacağını belirtmiştir.

HUKUK AÇISINDAN

AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki davanın hakkaniyete uygun bir biçimde görülmediğinden ve 22 haziran 1998'den 24 Nisan 1999 tarihine kadar bünyesinde askeri bir hakim bulunması nedeniyle DGM'nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığından yakınmaktadır.

Başvuran delil olmadan kendisinin "Biji PKK " şeklinde bağırmaktan dolayı suçlanarak mahkum edildiğini, oysa polis tarafından yapılan ses kaydında böyle bir ifadenin yer almadığını öne sürmüştür. Başvuran sözkonusu bantların kayıt ve çözümlerinin bu davada uzman olarak görevlendirilmiş polisler tarafından gerçekleştirildiğini ve sözkonusu kişilerin objektif uzmanlar olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmektedir. Ayrıca tanık olarak çağırdığı kişilerin "Biji PKK " demediğini beyan ettiklerini ifade etmektedir.

Başvuran DGM'nin polis memuru Mahir Koyuncu'yu sorgulamasına imkan tanımaksızın gıyabında dinlediğini ve Muammer Dündar'ı dinlemekten vazgeçtiğini belirtmektedir. Ayrıca başvuran DGM'nin Gülşen Bilgin ve Kemal Çınar'ı gıyabında bir duruşma yaparak dinlemişolmasından da yakınmaktadır.

Son olarak başvuran Yargıtay Başsavcısı'nın mütalaasının kendisine tebliğ edilmediğini iddia etmektedir.

Başvuran AİHS'nin 6 §§ 1. ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.

Kabuledilebilirliğe dair

AİHM başvurunun AİHS'nin 35 § 3. madde anlamında açıkça dayanaktan yoksun olarak ilan edilemeyeceğini tespit etmektedir.

Ayrıca mevcut başvuru hiçbir kabuledilemezlik gerekçesiyle karşılaşmamaktadır. Bu nedenle başvuru kabuledilebilirdir.

Esasa dair

1. Devlet Güvenlik Mahkemeleri'nin tarafsızlık ve bağımsızlığına ilişkin

Hükümet bir anayasa değişikliği yapılarak Devlet Güvenlik Mahkemesi bünyesinde bulunan askeri hakimin sivil bir hakimle değiştirildiğini hatırlatmaktadır. Bu nedenle 19 Ekim 1999 tarihli DGM kararı bu yeni oluşum tarafından askeri hakim olmadan alınmıştır.

Başvuran iddialarını yinelemektedir.

AİHM başvuranın başlangıçta aralarında bir askeri hakimin de bulunduğu üç hakimden oluşan Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından yargılandığını tespit etmektedir. Bu yargılama sırasında Anayasa'nın 143. maddesinin 18 Haziran 1999 tarihinde 4388 sayılı kanunla değiştirilmesini müteakip askeri hakimler DGM bünyesinden çıkarılarak yerlerine sivil hakimler atanmıştır.

Sözkonusu tarihe kadar başvuranın davasına bakan askeri hakim için de durum bu şekilde cereyan etmiştir.

Bununla birlikte, askeri hakimin yerine sivil bir hakimin atanmış olması mevcut davada ortaya çıkan kurumsal sorunu çözmek için tek başına yeterli olmayacaktır. Yargılama sürecinin tamanının kurallara uygunluğu noktasında var olan şüphelerin hakim heyetinin değişmesinden sonra ortadan kalkması gerekir ( Öcalan - Türkiye, no: 46221/99, § 115, ve Ceylan - Türkiye, no: 68953/01 ). Bu nedenle her davada öncelikle askeri hakimin katılımıyla gerçekleştirilmiş yargılama işlemlerinin "hazırlık" işlemleri ile "esas" işlemler arasında bir ayrım yaparak incelemek ve akabinde "esasa ilişkin işlemler"in askeri hakimin yerine sivil hakim atanmasından sonra da mutat bir şekilde yinelenip yinelenmediğine bakılmalıdır ( adıgeçen, Öcalan, § 117 ).

Mevcut davada, dosya unsurları gözönüne alındığında AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin oluşumunda gidilen değişikliğin 6 Temmuz 1999 tarihinde gerçekleştiğinin altını çizmektedir. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi 22 Haziran 1998'den 24 Nisan 1999 tarihine kadar bir askeri hakim ve iki sivil hakim olmak üzere üç hakimden müteşekkil idi. Bu duruşmalar sırasında DGM başvuran ve avukatının gıyabında, sözkonusu konuşmayı kayda alan polis memuru Mahir Koyuncu'yu dinlemiş ve diğer polis memuru Muammer Dündar'ıdinlemekten vazgeçmiştir. Aynı Mahkeme 12 Ocak 1999 tarihli duruşmada konuşmanın video kaydını izleyerek başvurana isnad edilen ifadeyi duymadığını belirtmiştir. Son olarak Mahkeme yine başvuran ve avukatının gıyabında yapılan bir ara duruşmada polis memurlarıKemal Çınar ve Gülşen Bilgin'i dinlemiştir. Ancak AİHM, başvuranın kendisine yöneltilen suçlamaları kesin bir dille inkar etmiş olduğunu ve 6 Temmuz 1999 tarihinde sadece sivil üç hakimden müteşekkil yeni Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde yapılan duruşmada başvuran tarafından çağırılan tanıkların başvuranın ifadesini teyit ettiklerini tespit etmektedir. Üstelik başvuranın aleyhte tanıkların yeniden dinlenmesi talebi Mahkemece reddedilmiştir. Böylelikle AİHM, DGM bünyesinde askeri bir hakimin yer aldığını ve bu askeri hakimin esasa ilişkin duruşmalara katılarak sivil hakimlerce yinelenmeyen yargılama işlemlerine iştirak ettiğini tespit etmektedir.

Ancak AİHM, adıgeçen Öcalan kararında ( § 115 ), Büyük Daire'nin " şayet askeri bir hakim bir ya da birden çok yargılama işlemine iştirak etmiş ve daha sonra bu işlemler ilgili ceza mahkemesi nezdinde geçerli olmaya devam etmişse, sanık haklı olarak yargılama sürecinin tamamına ilişkin kuşku duyabilir " kanaatine vardığını hatırlatmaktadır. Bu nedenle askeri bir hakimin bir sivile karşı açılan bir davada yargılamanın esasına ait bir yargılama işlemine katılmış olması tüm yargılama sürecini bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yürütüldüğü görünümü sergilemekten mahrum bırakır.

Bu sebeplerle AİHS'nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.

2. Devlet Güvenlik Mahkemesi ve Yargıtay önünde yapılan yargılamanın hakkkaniyete uygunluğu hakkında

Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmektedir.

AİHM daha önce de benzer davalarda, bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksunluğu kanıtlanmışbir mahkemenin hiçbir şart altında davasını gördüğü kişilere adil bir yargılamayı garanti edemeyeceğine hükmettiğini hatırlatmaktadır ( bkz., özellikle, Çıraklar - Türkiye, 28 Ekim 1998 tarihli karar ).

Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği kararını gözönünde bulunduran AİHM diğer şikayetleri incelemeye gerek görmemiştir (bkz., Canevi ve diğerleri - Türkiye, no: 10 Kasım 2004 tarihli karar, ve Kutal ve Uğraş - Türkiye, no: 61648/00, § 32, 13 Haziran 2006 ).

AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran "Biji PKK" şeklinde bir ifadede bulunduğu gerekçesiyle hakkında mahkumiyet kararı verilmesiyle AİHS'nin 9. ve 10. maddelerinin ihlal edildiği iddiasında bulunmaktadır. AİHM, bu şikayetin 10. madde yönünden incelenmesine karar vermiştir.
Hükümet başvuranın tezine itiraz etmektedir.

Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiği kararını gözönünde bulunduran AİHM sözkonusu düzenlemenin mevcut davada ihlal edilip edilmediğini incelemeye gerek olmadığı görüşündedir.

AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Maddi tazminat olarak 10 000 Euro talep eden başvuran manevi tazminat olarak ise 3 000 Euro talep etmektedir.

Talep edilen miktara itiraz eden Hükümet Çıraklar kararına ( § 82 ) atıfta bulunmaktadır.

AİHM mevcut dava koşullarında ihlal tespitinin iddia edilen manevi zararın tazmini için yeterli bir adil tatmin teşkil ettiğini değerlendirmektedir ( Çıraklar, adıgeçen, § 49 ).

B. Masraf ve harcamalar

Başvuran ulusal mahkemeler ve AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için 3 750 Euro talep etmektedir. Ayrıca başvuran tercüme, posta ve sekreterlik hizmeti masrafları için 2 000 Euro talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara itiraz etmektedir.

AİHM'nin yerleşik içtihadına göre, bir başvuran yaptığı masraf ve harcamaların iadesini ancak sözkonusu masraf ve harcamaların gerçekliğini, zorunluluğunu ve makul oranda olduğunu ispatladığı sürece elde edebilir. Elindeki unsurları ve yukarıda adıgeçen kriterleri gözönünde bulunduran AİHM mevcut davayla ilgili olarak yapılan masraf ve harcamalar için, hakkaniyete uygun olarak başvurana 2 500 Euro ödenmesine ve ödeme yapılırken bu meblağdan, Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 715 Euro ( yedi yüz doksan ) tutarındaki adli yardımın düşülmesine karar vermiştir.

C. Gecikme faizi

Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığıfaiz oranına üç puan eklenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE

1. Başvurunun geriye kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna;

2.İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olmasısebebiyle AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. AİHS'nin 6. maddesi yönünden yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;

4. AİHS'nin 10. maddesi yönünden yapılan şikayetin incelenmesine gerek olmadığına ;

5. Mevcut kararın başlı başına manevi zararın tazmini için yeterli bir adil tatmin teşkil ettiğine;

6.a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde,döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak, Savunmacı Hükümet tarafından başvurana masraf ve harcamalarıiçin 2 500 Euro ( iki bin beş yüz) ödenmesine; ödeme yapılırken bu meblağdan Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 715 Euro tutarındaki adli yardımın düşülmesine;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına; b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

5. Adil tatmine ilişkin diğer taleplerin reddine;Karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddesine uygun olarak 9 Kasım 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA