kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
TANER KILIÇ TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

ETKİLİ BAŞVURU HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
ÖZEL HAYATIN VE AİLE HAYATININ KORUNMASI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
TANER KILIÇ - TÜRKİYE (Başvuru no. 70845/01)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
24 Ekim 2006

İşbu karar AİHS'nin 44§2. Maddesi'nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Davanın nedeni, Türk vatandaşı Taner Kılıç'ın ("başvuran"), İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("AİHS") 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 5 Ocak 2001 tarihinde yapmış olduğu 70845/01 no'lu başvurudur.

AİHM, 4 Aralık 2003 tarihinde, başvuruyu kısmen kabuledilmez olarak beyan etmiş ve başvuranın evi ile işyerinde yapılan arama, arama sırasında video kasetlere el konulması ve bu konuyla ilgili hukuki bir çözümün bulunmaması ile ilgili şikayetleri Hükümet'e bildirme kararı almıştır. AİHM, AİHS'nin 29 § 3. Maddesi'nin hükümleri uyarınca, başvurunun esaslarını, kabuledilebilirliğiyle aynı anda incelemeye kadar vermiştir.

OLAYLAR

I. DAVANIN OLAYLARI

1969 doğumlu başvuran İzmir'de ikamet etmektedir.

Başvuran avukattır ve İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlumder) İzmir Şubesi'nin yönetim kurulu üyesidir.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 16 Haziran 1999 tarihinde, mahkemeden, Mazlumder'in genel merkezi ile şubeleri için, derneğin "toplumun bütünlüğü ile laik rejime" karşı gerçekleştirildikleri iddia edilen belirli eylemleriyle ilgili delil toplamak için bir arama emri çıkarmasını talep etmiştir. Mahkeme aynı gün bir arama emri çıkarmıştır.

…

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 18 Haziran 1999 tarihinde, yerine getirilmesi için, mahkeme kararınıİçişleri Bakanlığı'na bildirmiştir. Cumhuriyet Savcısı aynı gün, ek bir yazı göndermiştir.

…

Yine aynı gün, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı 80 ilin valilerine bir yazı göndermiştir:

"… Mazlumder'in ülkenin bütünlüğü ve laik rejime karşı hareket etmekte olduğunu gösteren bilgi ve deliller ışığında, derneğin Genel Merkezi ile şubelerinde ve şubelerin yönetim kurulu üyelerinin ev ve işyerleri de dahil olmak üzere, genel başkan ile yönetim kurulu üyelerinin ev ve işyerlerinde arama yapılması talep edilmektedir."

Polis memurları, 19 Haziran 1999 tarihinde, Müsteşar'ın yazısında geçen ve başvuranın evi ve hukuk bürosu da dahil tüm yerlere aynı anda arama düzenlemiştir.

Evinin aranması esnasında, polis memurları başvurana Müsteşar'ın yazısınıgöstermişlerdir. Polis memurları, başvuranın evinde buldukları iki videokasete el koymuşlar, işyerindeki bazı belgelerin fotokopisini çekmişlerdir. Evin aranmasının ardından, başvuran ve eşi, polis tarafından düzenlenmiş bir arama raporunu imzalamışlardır.

Başvuran, 23 Kasım 1999 tarihinde, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'na bir dilekçe sunmuş, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, İçişleri BakanlığıMüsteşarı ve aramayı gerçekleştiren polis memurlarının yetkilerini kötüye kullandıklarınıiddia etmiştir.

7 Şubat 2000 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcısı, Müsteşar'ı, yasaların kendisine verdiği güçle hareket edip, yalnız yargı makamlarını destekleyerek yetkisini kötüye kullanmakla suçlayan dilekçe üzerine hareket etmenin gerekli olmadığına karar vermiştir.

Başvuran, 28 Şubat 2000 tarihinde, Cumhuriyet Başsavcısı'nın kararına itiraz etmiştir. Başvuran, Cumhuriyet Savcısı'nın, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin verdiği arama emrini genişleterek, yetkisini aştığından ve Müsteşar'ın, Cumhuriyet Savcısı'nın talimatlarını, şubenin tüm yönetim kurulu üyelerinin ikametlerini de içine katarak, fazla kapsamlıyorumladığından şikayetçi olmuştur.

İçişleri Bakanlığı Araştırma Kurulu, 20 Nisan 2000 tarihinde, Müsteşar'la ilgili yetkisizlik kararı vermiştir. Araştırma Kurulu, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin verdiği arama emri ile Cumhuriyet Savcısı'nın talimatlarının bütün olarak yorumlanması gerektiği kararınıkorumuştur. Başvuran, bu karara, 2 Haziran 2000 tarihinde, Danıştay'da itirazda bulunmuştur.

Başvuran, 12 Haziran 2000 tarihinde, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne, evine arama yapıldığı sırada el konulan videokasetlerin iade edilmesini talep eden bir dilekçe sunmuştur.

Adalet Bakanlığı'na bağlı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü, 30 Haziran 2000 tarihinde, başvuranın, Ankara Devlet Güvelik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı aleyhindeki cezai yargılama başlatılması talebini, hiçbir gerekçe vermeden reddetmiştir.

19 Eylül 2000 tarihinde, Danıştay, başvuranın, Araştırma Kurulu'nun kararına olan itirazını, bu kararın yasalara uygun olduğunu belirterek reddetmiştir.

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, 4 Mart 2003 tarihinde, Dernek Genel Sekreterliği hakkında yetkisizlik kararı vermiştir. Cumhuriyet Savcısı, kararda, arama esnasında ele geçirilen bilgi ve belgelerin hiçbir suç işleme niyeti ya da eylemini ortaya koymadığını ifade etmiştir. Öte yandan, ele geçirilen bilgi ve belgelerin kanıt olarak değerlendirilmesi ve bu nedenle alıkonulması gerektiği sonucuna varmıştır.

19 Haziran 1999 tarihinde yapılan arama esnasında el konulan her şey, 2004 yılının Mayıs ayında, Mazlumder genel merkezine iade edilmiştir. Bunu müteakiben, başvuran, videokasetlerini geri almıştır.

HUKUK

I. HÜKÜMET'İN ÖN İTİRAZI

Başvuran, AİHS'nin 8. Maddesi ile AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi uyarınca, hem evi ile işyerinin aranmasından hem de videokasetlerine el konulmasından şikayetçi olmuştur. Ayrıca, AİHS'nin 13. Maddesi kapsamında, AİHS'den doğan mağduriyeti ile ilgili olarak iç hukukta etkili başvuru yollarının bulunmadığından şikayetçi olmuştur.

A. Altı ay kuralı

Hükümet, başvuranın 27 Mart 2001 tarihli başvuru formunun, AİHM'ye, 6 Nisan 2001 tarihinde ulaştığını, ancak ulusal makamların nihai kararlarının 19 Eylül 2000 tarihinde verildiğini belirtmiştir. Bu nedenle, başvurunun, altı ay kuralını yerine getirmemesi nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur.

AİHM, başvuranın, başvurusunun esaslarını AİHM'ye açıkladığı ilk dilekçesinin 5 Ocak 2001 tarihli olduğunu ve bu dilekçenin aynı gün Sekretarya'ya faks ile gönderildiğini kaydeder. Başvuranın şikayetlerinin, AİHS'nin 35 § 1. Maddesi'nde öngörülen altı aylık süre içinde sunulduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle, Hükümet'in konuyla ilgili ön itirazınıreddeder.

B. İç hukuk yollarının tüketilmemesi

Hükümet, başvuranın, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, Mazlumder'in genel merkezleri ile şubelerine arama yapılması için izin veren 16 Haziran 1999 tarihli kararına itiraz dilekçesi sunmadığını iddia etmiştir. Ayrıca, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 103. Maddesi uyarınca, başvuranın, videokasetlerini geri almak için dava açma olanağının bulunduğunu savunmuştur. Sonuç olarak, başvuranın AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi kapsamındaki şikayeti, AİHS'nin 35. Maddesi uyarınca iç hukuk yollarınıtüketmediği için reddedilmelidir.

Hükümet'in itirazının ilk kısmı ile ilgili olarak, AİHM, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi hakiminin verdiği arama izninin, yönetim kurulu üyelerinin evleri ile işyerlerinin değil, yalnız derneğin genel merkezi ile şubelerinin aranmasına izin verdiğini gözlemler. Öte yandan, başvuranın şikayeti, usulünce verilmiş bir hakim kararı olmaksızın evi ile işyerinin aranması ve eşyalarına polis tarafından el konulması ile ilgilidir. Başvuranın AİHS'den doğan mağduriyeti ile ilgili olarak, mahkemenin verdiği arama izni aleyhinde itiraz dilekçesi vermesinin, iç hukukta etkili bir başvuru yolu olmayacağı anlaşılmaktadır.

Hükümet'in itirazının ikinci kısmı ile ilgili olarak, AİHM, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 103. Maddesi'nin, işlendiği iddia edilen suçtan mağdur olan kimseden alınmışolan eşyanın mağdura geri verilmesi ile ilgili olduğunu gözlemler. AİHM, başvuranın, yetkili makamların soruşturduğu ve işlendiği iddia edilen suçun mağduru olmadığından, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 103. Maddesi'nin, başvuranın el konulan eşyasının iade edilmesi için hukuki bir çare teşkil edemeyeceğini kaydeder.

Yukarıda anılanlar göz önüne alınarak, AİHM, Hükümet'in ön itirazını reddeder ve başvurunun AİHS'nin 35 § 3. Maddesi kapsamında dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Ayrıca başvurunun, diğer bakımlardan da kabuledilmez olmadığını ve bu nedenle kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder.

II. AİHS'NİN 8. VE 13. MADDELERİİLE AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, evi ile işyerinin aranmasından, videokasetlerine el konulmasından ve AİHS'den doğan mağduriyeti için etkili iç hukuk yollarının bulunmayışından şikayetçi olmuştur. Başvuran, AİHS'nin 8. ve 13. Maddeleri ile AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'ne atıfta bulunmuştur. Bu Maddelerin ilgili kısımları aşağıdaki gibidir:

Madde 8

"1. Herkes özel ve aile hayatına, konutuna ve haberleşmesine saygı gösterilmesi hakkına sahiptir.

Bu hakkın kullanılmasına bir kamu otoritesinin müdahalesi, ancak ulusal güvenlik, kamu emniyetinin … korunması için, demokratik bir toplumda, zorunlu olan ölçüde ve yasayla öngörülmüş olmak koşuluyla söz konusu olabilir."

Madde 13

"Bu Sözleşme'de tanınmış olan hak ve özgürlükleri ihlal edilen herkes, ihlal fiili resmi görev yapan kimseler tarafından bu sıfatlarına dayanılarak yapılmışda olsa, ulusal bir makama etkili bir başvuru yapabilme hakkına sahiptir."

AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol Madde 1

"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

A. Tarafların savları

Başvuran, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi hakiminin verdiği mutlak yetki olmaksızın evi ile işyerinin aranması ile arama ve el koymaların keyfiliğinin yasalara aykırıolduğunu iddia etmiştir. Ayrıca, arama esnasında el konulan videokasetlerin, ancak aramanın üzerinden dört yıl, Dernek Genel Sekreterliği ile ilgili yetkisizlik kararının üzerinden ise bir yıl geçmesinin ardından iade edildiğini ileri sürmüştür. Başvuran, videokasetlerinden geçici bile olsa mahrum kalmasının, AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'nin ihlalini teşkil ettiğini belirtmiştir. Ayrıca, ne aramaya usulüne uygun olarak yetki veren bir belgenin ne de el konulan ve kopyalanan belgelerin listesinin verildiğinden şikayetçi olmuştur.

Hükümet, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin Kuruluş ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun'un 13. Maddesi ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 86, 94, 95, 96, 97 ve 98. Maddeleri'ne uygun olarak, başvuranın evi ile işyerinin aranması ve kişisel eşyaları ve belgelerine el konulmasına yetki verdiğini savunmuştur. Hükümet, 16 Haziran 1999 tarihli arama izninin, tüm yönetim kurulu üyelerinin evleri ile işyerlerinin aranmasına açıkça yetki vermese de, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 94. ve 95. Maddeleri ışığında, yasal olarak başvuranın evi ile işyerini kapsadığıbiçiminde yorumlanabileceğini ileri sürmüştür.

Ayrıca, Hükümet, başvuranın videokasetlerine el konulmasının, AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi kapsamında herhangi bir sıkıntıya mahal vermediğini, zira bu madde kapsamında, başvuranın eşyalarıyla ilgili her türlü müdahalenin, bu madde çerçevesinde kamu yararına haklı çıkarıldığını iddia etmiştir. Bu bağlamda, Hükümet, aramanın düzensizlik ve suçun önlenmesi için AİHS'nin 8 § 2. Maddesi uyarınca gerekli olduğunu vurgulamıştır. Ayrıca, imzaladıkları tutanakta görüldüğü üzere, başvuran ve eşinin aramaya rıza gösterdiklerini de kaydetmiştir.

Başvuranın, AİHS'nin 13. Maddesi uyarınca bulunduğu şikayetle ilgili olarak, Hükümet, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 90. Maddesi'ne uygun olarak, eşyalara el konulmasının yasallığının incelenmesi için mahkeme talebinde bulunma olanağına göndermede bulunmuştur. Ayrıca, başvuranın, evine girmelerine izin vermeyerek polise direnebileceğini ileri sürmüştür.
Sonuç olarak, Hükümet, başvuranın, hem AİHS'nin 8. ve 13. Maddeleri, hem de AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi kapsamındaki şikayetlerinin, tümüyle temelsiz olduğunu iddia etmiştir.

B. AİHM'nin değerlendirmeleri

AİHM, öncelikle, başvuranın AİHS'nin 8. Maddesi kapsamındaki şikayetlerini inceleyecektir.

AİHM, başvuranın evinin aranması ve videokasetlerine el konulmasının, bu madde uyarınca haklarına müdahale teşkil ettiği sonucuna varmıştır. Benzer biçimde, işyerinin aranması ile burada bulunan bazı belgelerin kopyalanmasının, konutuna saygı gösterilmesi hakkına müdahaleye eşdeğer olduğu kanısındadır (bkz. Niemietz - Almanya kararı, Elçi ve Diğerleri - Türkiye, 23145/93 ve 25091/94). Bu müdahalenin, 8. Madde'nin 2. fıkrasıuyarınca haklı olup olmadığı ve özellikle tedbirlerin bu fıkrada belirtilen amaçlar doğrultusunda "yasaya uygun" olup olmadığı soruları ise yanıtlanmayı beklemektedir.

AİHM, Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin çıkardığı arama izninin, yalnız derneğin genel merkezi ile şubelerinin aranmasına yetki verdiğini gözlemler. Cumhuriyet Savcısı, ortada ivedi bir durum olduğunu savunarak, arama izninin kapsamını genişletmiş, derneğin genel başkanı ile yönetim kurulu üyelerinin evleri ile işyerlerinin aranması emri vermiştir. Bunun ardından, İçişleri Bakanlığı Müsteşarı, Devlet Güvenlik Mahkemesi ile Cumhuriyet Savcısı'nın arama emirlerini yöneticilere bildirirken, yalnız genel başkan ile yönetim kurulu üyelerinin evleri ile işyerlerinin değil, tüm şubelerin yönetim kurulu üyelerine ait ev ve işyerlerinin aranmasını belirtmiştir.

AİHM, mahkemenin ilk verdiği ve daha sonra Cumhuriyet Savcısı tarafından genişletilen arama izninin, İçişler Bakanlığı Müsteşarı tarafından İzmir şubesi yönetim kurulu üyesi olan başvuranın evi ile işyerini de kapsayarak fazla geniş biçimde yorumlandığı kanısındadır. AİHM, arama ile eşyalara el koymanın büyük çapta olduğunu ve dernekle ilgili gizli bilgi ve belgelerin özel yetki olmaksızın alınmış olduğunu gözlemler. Ne arama öncesinde ne de sonrasında, başvurana mahkeme izni gösterilmiştir. Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 90. Maddesi'nin koştuğu üzere, tedbirin alınmasından itibaren üç gün içinde eşyalara el konulması ve belgelerin kopyalanmasını teyit eden bir mahkeme kararı bulunmamaktaydı. Benzer biçimde, kopyalanan belgelerin listesi, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 90. Maddesi'ne riayet edilmeyerek, başvurana verilmemiştir.

AİHM ayrıca, başvuranın, bu davaya adı karışan görevliler aleyhinde cezai takibat başlatılması talebinin, hiçbir gerekçe verilmeden reddedildiğini, evinin aranması sırasında el konulan videokasetlerin iade edilmesi talebinin ise yanıtsız bırakıldığını kaydeder.

Özetle, AİHM, başvuranın evi ile işyerinin aranması ve eşyaları ile belgelerine el konulmasının, uygun hiçbir izin ya da teminat olmaksızın gerçekleştirildiği kanısındadır (bkz. yukarıda sözü edilen Elçi ve Diğerleri kararı). Bu koşullarda, AİHM, başvuranın haklarına müdahalenin "yasalara uygun" olduğunun kanıtlanamadığı sonucuna varmıştır. Buna göre, bu konuda 8. Madde ihlal edilmiştir. Bu sonuç ışığında, AİHM, AİHS'nin bu Maddesinden doğan diğer meselelerin haklılıklarını incelemenin gerekli olmadığı sonucuna varmıştır.

AİHM ayrıca, AİHS'nin 8. Maddesi'nin ihlal edildiği sonucuna varmasını göz önünde bulundurarak, başvuranın, AİHS'nin 13. Maddesi ile AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi kapsamındaki şikayetlerini ayrı olarak incelemenin gerekli olmadığı kanısındadır (bkz. mutatis mutandis, Monory - Romanya ve Macaristan, 71099/01).

III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. Maddesi'ne göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran, manevi tazminat olarak 20.000 Euro (EUR) talep etmiştir.

Hükümet, bu talebin, haddinden fazla olmasının yanısıra temelsiz olduğunu ileri sürmüştür.

AİHM, başvuranın, yalnız ihlalin var olduğunun tespit edilmesiyle karşılanamayacak bir manevi zarara uğradığı kanısındadır. Bu davada tespit edilen ihlalin niteliğiyle ilgili olarak, AİHM, tarafsızlık esasıyla, başvurana 2.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B. Mahkeme masrafları

Başvuran, mahkeme masrafları için 5.000 Euro talep etmiştir.

Hükümet, yalnız gerçekten yapılan harcamaların geri ödenebileceğini belirtmiştir. Bu bağlamda, Hükümet, başvuranın tüm mahkeme masraflarını belgelemesi gerektiğini, yaklaşık rakamların harcamaları kanıtlamak için değerlendirilemeyeceğini ileri sürmüşlerdir.

Tarafsızlık esasıyla ve içtihadında koşulan ölçütleri göz önünde tutarak, AİHM, başvurana mahkeme masraflarıyla ilgili olarak 1.000 Euro ödenmesinin makul olacağı kanısındadır.

C. Gecikme faizi

AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığımarjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.

BU NEDENLERLE, AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 8. Maddesi'nin ihlal edildiğine;

3. AİHS'nin 13. Maddesi ile AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi kapsamındaki şikayetleri ayrı olarak incelemenin gerekli olmadığına;

4. a) Sorumlu Devlet'in, aşağıdaki miktarları, AİHS'nin 44 § 2. Maddesi'ne göre, nihai kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevirerek, başvurana ödemesine:

(i) 2.000 Euro (iki bin Euro) manevi tazminat;
(ii) mahkeme masrafları için 1.000 Euro (bin Euro);
(iii) yukarıdaki meblağlara uygulanabilecek tüm vergiler;

(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.

4. Başvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.

İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 24 Ekim 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA