kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
FALAKOĞLU- TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
FALAKOĞLU- TÜRKİYE DAVASI (No:2) (Başvuru no:11840/02)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
10 Ekim 2006

İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve 11840/02 başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşı olan Bülent Falakoğlu'nun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 18 Şubat 2002 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin Temel İnsan Haklarınıgüvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur.

Başvuran, İstanbul Barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

Başvuran 1974 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Olayların meydana geldiği dönemde başvuran, merkezi İstanbul'da bulunan Yeni Evrensel gazetesi yazı işleri müdürüdür.

3 Aralık 2000 tarihinde Yeni Evrensel gazetesinin 791. sayısının 6. sayfasında "Yedekle ve Kullan" başlıklı bir yazı yayınlanmıştır.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı 13 Aralık 2000 tarihli bir iddianameyle, gazetenin yazı işleri müdürü olan başvuran hakkında ceza davası açmıştır. DGM Cumhuriyet Başsavcısı sözkonusu maddeye dayanarak, başvuranı Türk Ceza Kanunu'un 312 § 2. maddesi uyarınca halkıırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekle suçlamıştır.

Başvuran İstanbul DGM'de görülen davasında, dava konusu makale yazarının Kürt sorunu hakkında kişisel bakış açısını yansıttığını belirterek, ırk veya bölge ayrımcılığıgözeterek halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek gibi bir amaç gütmediğini ileri sürmüş ve özellikle AİHS'nin 6. ve 10. maddeleri ile sağlanan güvenceye atıfta bulunmuştur.

18 Temmuz 2001 tarihinde, üç sivil hakimden oluşan İstanbul DGM heyeti, TCK'nın 312 § 2 maddesi uyarınca başvuranı suçlu bularak, iki yıl hapis cezası ile birlikte 182.520.000 Türk Lirası para cezasına çarptırmış, ardından hapis cezasını para cezasına çevirerek başvuranı 2.403.180.000 T.L (yaklaşık 1780 Euro) ödemeye mahkum etmiştir. Mahkeme ayrıca 5680 sayılı Basın Kanunu'nun 2 § 1. maddesi gereğince gazetenin iki gün süreyle geçici olarak yayınını durdurmasına karar vermiştir.

Karar gerekçelerinde iddianamede yer alan dava konusu makalenin ilgili kısımlarına atıfta bulunan İstanbul DGM, Kürt sorununu ve Kürt kökenli insanlara uygulanan baskıyıtartışma konusu yapan bu türden makalelerin, TCK'nın 312 § 2. maddesi uyarınca ırk ve bölge ayrımcılığı gözeterek halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğine kanaat getirmiştir.

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin gerekçeleri ile dosyanın içeriğini dikkate alarak 21 Kasım 2001 tarihinde temyiz edilen kararı onamıştır.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran Yeni Evrensel gazetesi yazı işleri müdürü sıfatıyla mahkum edilmesinden şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 10. maddesine gönderme yapmaktadır.

AİHM bu şikayetin AİHS'nin 35 § 3 maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun kabul edilemeyeceğini saptamıştır. Bunun dışında başka hiçbir kabuledilemezlik gerekçesi ile karşılaşılmadığından Mahkeme, sözkonusu şikayeti kabuledilebilir bulmuştur.

Başvuran Yeni Evrensel gazetesi yazı işleri müdürü sıfatıyla mahkum edilmesinin ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini ileri sürmektedir.

Hükümet başvuranın bu savına karşı çıkmaktadır. Başvuranın ifade özgürlüğü hakkında yönelik bir müdahalenin varlığını kabul etmekle birlikte Hükümet, bunun AİHS'nin 10. maddesinin 2. paragrafıyla haklı kılındığını savunmaktadır.

AİHM sözkonusu mahkumiyet kararının, Sözleşme'nin 10 § 1 maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkına yönelik bir müdahale teşkil ettiği hususunun taraflar arasında bir ihtilafa yol açmadığını belirtir. AİHS'nin 10 § 2 maddesi uyarınca müdahalenin yasa ile öngörüldüğüne ve toprak bütünlüğünün korunması gibi meşru bir amaç güttüğüne yönelik bir itirazda da bulunulmamıştır (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96, 4 Haziran 2002). Bu durumda anlaşmazlık, müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.

AİHM, dava konusu makalede, makale yazarının "Türk-Kürt ve diğer milliyetlerden tüm emekçilere" çağrıda bulunarak " inkar ve baskı politikası" konusuna değindiğini "hukuki eşitliğin tanınması" şeklindeki açıklamalara yer verdiğini tespit etmektedir.

Makale yazarına göre "Anayasal ve fiili eşitliğin sağlanması önündeki tüm yasakların son bulması, asimilasyon hedefli politikalardan vazgeçilmesi (…)" gerekmektedir.

DGM, Kürt sorununu ve Kürt kökenli insanlara uygulanan baskıyı tartışma konusu yapan bu türden makalelerin, TCK'nın 312 § 2. maddesi uyarınca ırk ve bölge ayrımcılığıgözeterek halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiğine kanaat getirmiştir.

AİHM iç mahkemeler tarafından belirtilen gerekçeleri dikkatle incelemiş ve bu gerekçelerin tek başına, başvuranın ifade özgürlüğü hakkına yapılan müdahaleyi haklıkılmaya yeterli olamayacağı sonucuna varmıştır (Bkz., mutatis mutandis, Sürek-Türkiye no: 24762/94, 8 Temmuz 1999). Ayrıca, yapılan incelemeden, bu makalenin şiddeti, isyanı ya da demokratik ilkelerin her türlü inkarını teşvik ettiği şeklinde bir değerlendirilme yapılması için bir neden görememektedir.

Diğer yandan AİHM daha önce bu davanınkine benzer soruları gündeme getiren başka davalar da incelediğini ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği sonucuna vardığını hatırlatır (Bkz. özellikle, İbrahim Aksoy-Türkiye no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, 2 Ekim 2003). AİHM mevcut davayı içtihatlarıışığı altında incelemişve terörle mücadeleye bağlı zorluklara karşın, Hükümetin davayı farklışekilde sonuçlandıracak hiçbir tespit ve delil sunmadığını tespit etmiştir. (Bkz. İbrahim Aksoy, ve İncal-Türkiye, 9 Haziran 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler).

AİHM ayrıca, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararında sözkonusu durumda verilebilecek olan en ağır cezanın, yani para cezasıyla beraber iki yıl hapis cezasının- bu ceza daha sonra para cezasına çevrilmiştir- verildiğini tespit etmektedir. Ayrıca, sözkonusu gazetenin yayınının iki gün süreyle durdurulmasına karar verilmiştir.

Sonuç olarak, başvuran hakkında verilen mahkumiyet kararının amaçlanan hedeflerle orantısız olduğuna ve demokratik bir toplumda gerekli olmadığına kanaat getirmektedir.

Bu nedenle AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran maddi tazminat olarak 2.000 Euro talep etmektedir. Başvuran para cezasının ödendiğine dair yirmi-üç adet makbuz sunmaktadır. Başvuran aynı zamanda manevi tazminat olarak 4.000 Euro talep etmektedir.

Hükümet talep edilen miktarların aşırı olduğunu ileri sürerek bu iddialara karşıçıkmaktadır.

Maddi tazminatla ilgili olarak AİHM, başvurana verilen para cezalarının AİHS'nin 10. maddesinin ihlalinin doğrudan bir sonucu olduğunu tespit etmektedir. Bu nedenle ödenen miktarların, başvurana geri ödenmesi uygun olacaktır. AİHM, elindeki mevcut bilgilerden hareketle hakkaniyete uygun olarak başvurana 1.780 Euro ödenmesinin makul olduğu kanaatindedir.

Manevi tazminata ilişkin olarak ise AİHM, başvuranın, davanın koşulları nedeniyle bir tür karmaşaya maruz kalmış olabileceğine kanaat getirerek, AİHS'nin adil tazmin öngören 41. maddesi gereğince ve bu alandaki içtihatlarını dikkate alarak, başvurana 3.000 Euro tutarında manevi tazminat ödenmesine karar vermiştir.

B. Masraf ve Harcamalar

Başvuran, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yaptığı masraf ve harcamalar için 3.000 Euro tazminat talebinde bulunmaktadır. Başvuran bu harcama miktarını kanıtlayıcıhiçbir belge sunmamıştır.

Hükümet bu talebe karşı çıkmaktadır.

Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda, AİHM tüm masraflarla birlikte başvurana 1.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun geri kalanının kabuledilemez olduğuna;

2.AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere SavunmacıHükümet tarafından başvurana:

i. maddi tazminat için 1.780 Euro (bin yedi yüz seksen) ödenmesine;
ii. manevi tazminat için 3.000 Euro (üç bin) ödenmesine;
iii. masraf ve harcamalar için 1.500 Euro (bin beş yüz) ödenmesine; iiii.yukardaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;

b) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;

4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77§§ 2 ve 3 maddesine uygun olarak 10 Ekim 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA