kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
EROĞLU - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
EROĞLU - TÜRKİYE DAVASI(Başvuru no: 59769/00)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
21 Eylül 2006

İşbu karar AİHS'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (59769/00) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşı Mesut Eroğlu'nun (başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne 16 Haziran 2000 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) Temel İnsan Haklarını güvence altına alan34. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) önünde İstanbul barosu avukatlarından Ö.Erdem tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

1972 doğumlu başvuran İstanbul Kadıköy'de ikamet etmektedir.

PKK bünyesinde eylem yapmaktan aranan başvuran 6 Kasım 1996 tarihinde bir gösteri sırasında yakalanarak gözaltına alınmıştır.

Başvuran 8 Kasım 1996 tarihinde polise vermiş olduğu ifadesinde aleyhinde yapılan suçlamalara karşı çıkmıştır.

Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı 19 Kasım 1996 tarihli bir iddianame ile başvuran hakkında kamu davası açmış ve TCK'nın 169. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddelerinin uygulanmasını talep etmiştir.

Aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı DGM heyeti 26 Ağustos 1998 tarihinde hakkında yapılan ithamlardan suçlu bulmuş ve başvuranı üç yıl hapis cezasına çarptırmıştır.

Yargıtay 16 Aralık 1999 tarihinde temyizine gidilen kararı onamıştır.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 6 § 1. ve 14. MADDELERİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

A. Kabuledilebilirlik hakkında

Başvuran kendisini yargılayıp mahkum eden DGM mahkemesi heyeti arasında askeri bir hakimin bulunması nedeniyle bu mahkemenin bağımsız ve tarafsız olmayışından şikayetçi olmakta bu yönde AİHS'nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunmaktadır.

Başvuran ayrıca, DGM tarafından hükmedilen cezalar ile umumi hukukta diğer mahkemeler tarafından tutulu bulundurma hakkında alınan kararlar arasında farklılıklar bulunduğundan şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 6. maddesiyle birlikte 14. maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

Başvuran 17 Şubat 2006 tarihli yazılı görüşlerinde AİHS'nin 5 § 3. ve 3. maddelerinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

Hükümet bir ihlalinin olduğuna karşı çıkmakta ve AİHM'den başvuranın şikayetlerinin kabuledilemez ilan edilmesi talebinde bulunmaktadır.

AİHM, başvuran tarafından 17 Şubat 2006 tarihinde yazılı olarak Sözleşmenin 5 § 3. ve 3. maddelerine dair yapılan şikayetlerin geç yapıldığı ve AİHS'nin 35 § 4. maddesinin uygulanmasına istinaden reddedilmesi gerektiği tespitini yapmaktadır.

AİHS'nin 6. maddesiyle birlikte 14. maddesi hakkında yapılan şikayet ile ilgili olarak AİHM, yapılan suçlamanın yasadışı bir örgüte yardım ve yataklık etmek gibi Türk hukukunda "terörist" eylemler için nitelendirilen ağır bir suç kapsamında olduğunu not etmekte, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin yapısına ve işleyişine dair 2845 sayılı Kanun'un "terörist" olmakla itham edilen herkesin, özellikle cezaların infaz usulünde ve gözaltı süresinin sınırlandırılmasında umumi hukuka göre daha az elverişli bir muameleye tabi tutulmasınıöngördüğünü hatırlatmaktadır. Sözü edilen ayrım farklı gruplardaki kişiler arasında değil ağırlık derecesini yasayı uygulamadan sorumluların belirlediği değişik türdeki suçlar arasındadır. Bu doğrultuda, AİHS'ye aykırı olarak bir "ayrımın" mevcut olduğu neticesine varacak hiçbir unsur bulunmamaktadır (Bkz. Gerger-Türkiye kararı, no: 24919/94, 8 Temmuz 1999).

Şikayetin bu bölümü AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca dayanaktan yoksun bulunmakta ve 35 § 4. maddenin uygulanması gereğince reddedilmektedir.

AİHM, yerleşik içtihadından doğan kıstaslar (Bkz. özellikle Çıraklar-Türkiye kararı, 28 Ekim 1998) ve sunulan delillerin bütünü ışığında başvuranın Devlet Güvenlik Mahkemesi bünyesinde askeri bir hakimin yer almasına dair şikayetinin esastan incelenmesi gerektiğine itibar etmektedir. Ayrıca kabuledilemezliğe ilişkin hiçbir gerekçe yer almamaktadır.

B. Esas hakkında

AİHM, daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlali ile sonuçlandığını belirtmektedir. (Bkz. Özel kararı ve Özdemir-Türkiye kararı no: 59659/00 6 Şubat 2003).

AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklışekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını kaydetmekte, bunun yanı sıra aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi karşısında başvuranın "ulusal güvenliğe" dayalı suçlardan yargılanması konusunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu tespitinde bulunmaktadır.

Başvuran, hakkında açılan davada Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını yabancıgerekçelere dayandırdığı yönünde bir şüphe duyabilir. Bu nedenle başvuranın bu yargımakamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekir. (Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998).

AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin 6 § 1. madde uyarınca bağımsız ve tarafsız olmadığı sonucuna varmıştır.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

A. Maddi ve manevi tazminat

Başvuran 250.000 Euro maddi zarara uğradığını iddia etmekte, ayrıca 50.000 Euro manevi tazminat talep etmektedir.

Hükümet bu miktarlara karşı çıkmaktadır.

Öne sürülen maddi zarara ilişkin AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesi önündeki sürecin Sözleşmenin ihlali ile sonuçlanmadığı haller üzerinde durmadığını kaydederek başvurana bu yönde bir tazminat ödenmesine gerek olmadığını ifade etmektedir. (Bkz. Findlay-İngiltere kararı, 25 Şubat 1997).

AİHM, manevi tazminatla ilgili olarak, ihlal kararının tespitinin öne sürülen manevi zarar açısından başlı başına bir manevi tazmini oluşturduğunu kaydetmektedir.

Sözleşme tarafından öngörülen bağımsızlık ve tarafsızlık koşullarını yerine getirmeyen bir mahkeme tarafından mahkumiyet kararı alındığında, ilgilinin talebi doğrultusunda yeni bir sürecin ya da yargılamanın başlatılması, ilke olarak tespit edilen ihlalin giderilmesi bakımından uygun bir yöntemi oluşturur (Bkz. Öcalan-Türkiye Büyük Daire kararı, no: 46221/99, AİHM 2005-...).

B. Masraf ve harcamalar

Başvuran iç hukukta ve AİHM nezdinde yapmış olduğu yargı giderleri için 15.000 Euro talep etmektedir.

Hükümet bu miktara karşı çıkmıştır.

Mahkemeye sunulan unsurlar ve bu yöndeki yerleşik içtihat doğrultusunda AİHM, tüm yargıgiderleri için başvurana 800 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

C. Gecikme Faizi

Gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığıfaiz oranına 3 puanlık bir artış eklenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM, OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvuranın İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığına dair şikayetinin kabuledilebilir, bunun dışında kalanların kabuledilemez olduğuna;

2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) İhlal tespitinin manevi zarar için başlı başına bir adil tazmini oluşturduğuna;

b) AİHS'nin 44 § 2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.' ye çevrilmek ve miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutulmak üzere Savunmacı Hükümetin başvurana masraf ve harcamalar için 800 (sekiz yüz) Euro ödemesine;

c) Sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizin uygulanmasına;

4. Adil tazmine ilişkin diğer taleplerin reddine;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2. ve 3. maddelerine uygun olarak 21 Eylül 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA