kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
KIZILYAPRAK - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
KIZILYAPRAK - TÜRKİYE DAVASI(Başvuru no: 27528/95)

NİHAİ KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
STRASBOURG
2 Ekim 2003

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (27528 / 95) başvuru no'lu davanın nedeni Zeynel Abidin Kızılyaprak'ın (başvuran) Avrupa İnsan Haklan Mahkemesine 19 Ekim 1994 tarihinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından T.Geyik tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

Başvuran 1960 doğumlu olup İstanbul'da ikamet etmektedir.

Aralık 1991'de başvurana ait Pele Sor adlı bir yayınevinden ("Kürt Halkına Karşı Nasıl Savaştık-Bir Askerin Anıları") başlıklı bir kitap yayımlanmıştır.

20 Aralık 1991'de İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı başvuranı etnik kökene dayalı ayrımcılık ve bölücülük propagandası yapma suçu ile itham ekmiş ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasasının 8. ve TCK'nın 312 §§ l ve 2 maddelerine dayanarak başvuranın mahkum edilmesi ve yayının toplatılması isteminde bulunmuştur.

14 Ekim 1993 tarihinde DGM, 3713 sayılı Kanunun 8. maddesine dayanarak başvuranı Pele Sor yayınevi sorumlusu sıfatıyla altı ay hapis ve 50.000.000. TL para cezasına çarptırmıştır.

2 Mart 1994 tarihinde Yargıtay ilk derece mahkemesinin kararını onamıştır.

HUKUK AÇISINDAN

1. AİHS'NİN 9. ve 10. MADDELERİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN OLARAK

Başvuran yayınevi sahibi olarak hakkında verilen mahkumiyet kararı ile düşünce ve İFADE (özgürlüğünün ihlal edildiğini öne sürmekte, bu yönden AİHS'nin 9. ve 10. maddelerine göndermede bulunmaktadır.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi bu şikayetleri AİHS'nin 10. maddesi çerçevesinde inceleme kararını almıştır.

Başvuran ifade özgürlüğüne getirilen bu müdahaleye karşı çıkmakta, yayımladığı kitabında resmi görüşlerin tamamen dışında bir bakış açısını yansıtması nedeniyle mahkum edildiğini ileri sürmektedir. Başvurana göre hakkında alınan mahkumiyet kararı ile 10. madde ile güvence altına alınan temel haklara yönelik bir müdahale sözkonusudur.

Hükümet sözkonusu kitabın içeriğinde okuyucuyu galeyana getirici, bölücü ve özellikle Türk devletine karşı silahlı mücadeleyi teşvik edici öğeler yer aldığını savunmakta, bu yönden mahkeme içtihatlarına göndermede bulunmaktadır.(Bkz. Sürek-Türkiye (no3) 24735/94, 8 Temmuz 1999 ve Wingrove-İngiltere kararları 25 Kasım 1996, 1996-V).

Hükümet ayrıca yapılan müdahalenin orantılılığı göz önünde bulundurulduğunda yapılan müdahalenin türü ve derecesinin dikkate alınması gerektiğinin altını çizmektedir. (Bkz;. Sürek-Türkiye (no1) kararı 26682/95, § 64, AİHM 1999-IV). Üstelik mevcut durumda uygulanan yaptırımlar çok hafiftir ve ertelenmeye müsaittir.

AİHM, sanıklarla verilen cezalar arasında bir karşılaştırma yapıldığında, başvurana uygulanan bu müdahalenin AİHS'nin 10 § 1 maddesi ile güvence altına alınan ifade özgürlüğünün bir ihlalini oluşturduğunu not etmektedir. Üstelik bu müdahalenin yasayla öngörülen ve AİHS'nin 10 § 2 maddesince ulusal toprak bütünlüğüne yönelik yapıldığı kabul edilemez bir durumdur. (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye kararı no:29590/96, § 40, 4 Haziran 2002).

Bu durumda sözkonusu müdahalenin "demokratik bir toplum için zaruret" taşımadığının sorgulanması gerekmektedir.

Mahkeme bu yöndeki temel içtihatlarını hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında Castells-İspanya 23 Nisan 1992, seri A no:236, s.23, § Zana-Türkiye 25 Kasım 1997, 1997-VII, s. 2547-2548, § Fressoz ve Roire-Fransa no:29183/95, § 45, 1999-1, Ceylan-Türkiye no:23556/94, § 32, 1999-IV, Öztürk-Türkiye no:22479/93, § 64, 1999-VI, ve İbrahim Aksoy-Türkiye 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, §§ 51-53, 10 Ekim 2000 kararları).

AİHM, sözkonusu kitapta kullanılan sözcüklere dikkat etmekte ve özellikle olayların meydana geldiği sırada teröre karşı verilen mücadelenin güçlüklerini göz önünde bulundurmaktadır (Bkz. söz edilen İbrahim Aksoy kararı 9 Haziran 1998, 1998-TV, s. 1568, § 58).

Söz edilen yapıt, askerlik görevini güneydoğuda yapmış ve kimliği gizli tutulan bir askerin anılarından oluşan bir kitaptan ibarettir. Kitapta Türk ordusundaki bir askerin o dönemde içinde bulunduğu koşullarla ilgili bir izlenim verilmekte, yaşadığı ve gözlemlediği olaylar aktarılmaktadır.

Türk yetkililerinin tutumlarına ve tarihi olayların seyrine eleştiriler yönelten kitabı Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'nın "yansız" bir biçimde değerlendirmediği ortadadır.

AİHM, eserin sert bir dille, özellikle Türk devletinin ve ordusunun en olumsuz yönlerinin aktarıldığı bazı bölümlerinden ne şiddet kullanımını, ne orduya karşı direnmeyi veya ayaklanmayı teşvik ettiği sonucunun çıkarılamayacağını not etmektedir (Bkz. Gerger-Türkiye no:24919/94, § 50, 8 Temmuz 1999). Başvuran sözkonusu kitapta yer alan ifadelerin "PKK mensuplarının haklı olduğu sonucunun çıkarılmaması gerektiğini" dile getirmiştir. Böylelikle sunulan unsurlar ışığında yazarın sözkonusu kitapta Türkiye'nin güneydoğusunda sivil halka yönelik saldırılar düzenleyen yasadışı örgüt PKK'yı desteklediği veya adı geçen örgütün eylemlerini haklı gösterdiği gibi bir sonuç çıkmamaktadır (sözü edilen Zara kararı ile karşılaştırınız, s. 2549, § 58).

AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemesinin başvuranı şiddete teşvik etme suçuyla değil, Türkiye'nin özel bir bölgesini "kürdistan" olarak nitelendirmesi nedeniyle mahkum ettiğini hatırlatarak bu gerekçenin kabul edilse dahi başvuranın ifade ve düşünce özgürlüğüne yönelik bir müdahale için yeterli bulunmayacağını eklemektedir (Bkz. mutatis mutandis Sürek-Türkiye kararı (no 4) 24762/94, § 58, 8 Temmuz 1999).

Sözü edilen bu unsurlar ışığında AİHM, yerel yetkililerin Türkiye'nin güneydoğusu hakkında kamuoyunun değişik bir bakış açısı ile bilgilenme hakkını yeteri derece dikkate almadıkları görüşündedir (sözü edilen Sürek kararı (no4), § 58).

AİHM, yapılan müdahalenin orantılığı hususunda verilen cezanın türü ve derecesinin de dikkate alınması gereken noktalar olduğunu hatırlatmaktadır.

II. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİNİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN OLARAK

Başvuran kendisini yargılayan ve mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkemesinin bünyesinde askeri bir hakimi bulundurması nedeniyle "bağımsız ve tarafsız" bir mahkeme olarak nitelendirilemeyeceğini belirtmekte ve AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğini ileri sürmektedir.

Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlandırıldığını ortaya koymaktadır (Bkz. adıgeçen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 35-36).

AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklı şekilde sonuçlandıracak hiçbir tespiti ve delili sunmadığını incelemekte, bunun yanı sıra Devlet Güvenlik Mahkemesinin başvuranı yürürlüğe giren 4126 sayılı yasaya dayanarak mahkum ettiği ve bu kararı Yargıtay'ın onadığı aşamada yeni bir inceleme yapılmadığını belirtmektedir. AİHM, bu aşamada başvuranın aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi tarafından TCK'ya dayalı olarak yapmış olduğu yargılama hususunda endişe duymasının anlaşılabilir olduğu kanısındadır. Üstelik Devlet Güvenlik Mahkemesinin davanın gerekmesine yabancı mülahazalar ışığında başvuran hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle başvuranın bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir, (sözü edilen Incal kararı s. 1573, § 72).

Bu nedenle AİHM, başvuranı yargılayıp mahkum eden Devlet Güvenlik Mahkeme AİHS'nin 6 § 1 maddesinde yer alan bağımsız ve tarafsız bir mahkeme niteliğini taşımadığı sonucuna varmaktadır.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE

AİHS'nin 41. maddesinde yer alan unsurlar:

A. Tazminat

Başvuran uğramış olduğu maddi zarar miktarının 132.995 Amerikan Dolarına yükseldiğini ifade ederek (USD) bunun 480 USD'lik kısmının sözkonusu kitabın toplatılmasına (yayım masrafı ve gelir kaybı), 105.700 USD'lik kısmının yayın evinin kapatılması ve gelir kaybına uğramasına ve 26.115 USD'lik miktarın ceza, taşınma ve kira bedeline ilişkin olduğunu ileri sürmektedir.

Ayrıca başvuran uğramış olduğu manevi zarara yönelik 6.600 USD talep etmektedir.

Hükümet bu taleplere karşı çıkmıştır.

İddia edilen gelir kaybına yönelik AİHM, Sözleşmenin ihlal edilmesi neticesinde başvuranın gelir kaybına uğradığını kanıtlayacak hiçbir belgenin bulunmadığına itibar etmektedir (Bkz. aynı nedenler Karakoç ve diğerleri-Türkiye kararı no:27692/95, 28138/95 ve 28498/95; § 69, 15 Ekim 2002). Verilen para cezasına gelince, Mahkeme bu cezanın ertelendiğini ve başvuranın bu miktarı ödediğine dair hiçbir makbuzun bulunmadığını hatırlatmaktadır.

Manevi zararla ilgili olarak ise, ilgilinin mevcut olaylara dair bazı tespitlerde bulunduğunu tespit ederek kendisine AİHS'nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak 3.000 Euro manevi tazminat verilmesini kararlaştırmıştır.

B. Masraf ve Harcamalar

Başvuran, 372 USD AİHM'de yapılan masraflar ve 12.950 USD avukatlık ücreti olmak toplam 13.322 USD talep etmektedir. Başvuran sözkonusu masraflar, avukatlık ücreti ve çeviri masraflarına ilişkin ispat belgelerini sunmuştur.

Hükümet bu tezlere karşı çıkmaktadır.

AİHM, AİHS'nin 41. maddesini hatırlatarak yapılan harcamalara ilişkin belirtilen miktarın makul ve gerekli olduğu görüşüne varmaktadır (Bkz. Nikolova-Bulgaristan kararı no: 31195/96, § 79, AİHM 1999-II).

Bu unsurlar ışığında AİHM, eşit ve hakkaniyete uygun olarak başvuran tarafından talep edilen masraflara ilişkin 2.500 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

C. Temerrüt Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı %3'lük bir faiz oranının uygulanacağını belirtmektedir.

BU SEBEPLERDEN DOLAYI MAHKEME OYBİRLİĞİYLE,

1. AİHS 'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine ;

2. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesinin bağımsızlıktan ve tarafsızlıktan yoksun bulunması nedeniyle AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;

3 a) AİHS'nin 44 § 2 maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, miktara yansıtabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümetin başvurana:

i. manevi tazminat olarak 3.000 (üç bin) Euro ödemesine;
ii. masraf ve harcamalar başlığı altında 2.500 (iki bin beş yüz) Euro ödemesine;

b) Ödemenin öngörülen süre içerisinde yapılmaması durumunda, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar, Hükümetin, Avrupa Merkez Bankasının o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faizi uygulamasına;

4. Adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine ;

KARAR VERMİŞTİR.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77 §§ 2 ve 3. maddelerine uygun olarak 2 Ekim 2003 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA