kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
ELDEN-TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ELDEN - TÜRKİYE DAVASI(Başvuru no:40985/98)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
9 ARALIK 2004

Türkiye Cumhuriyeti Devleti aleyhine açılan ve (no:40985/98) başvuru no'lu davanın nedeni Türk vatandaşı Cemil Elden'in (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na (AİHK) 18 Mart 1998 tarihinde Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi'nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmışolduğu başvurudur. Başvuran Ankara'da avukat olan Levent Kanat tarafından temsil edilmiştir.

OLAYLAR

DAVA KOŞULLARI

1955 doğumlu başvuran Antalya'da ikamet etmektedir. HADEP (Halkın Demokrasi Partisi) üyesi ve 1995 parlamento seçimlerine aday olan başvuran dünya barış günü vesilesiyle düzenlenen l Eylül 1996 tarihli gösteri sırasında Ankara'da açık havada konuşma yapmıştır. Başvuran kürtçe başlayıp Türkçe devam ettiği konuşmasında HADEP parti üyesi olarak kendisini ifade etmiştir. Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Başsavcısı 27 Eylül 1996 tarihli iddianameyle Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 312§2 maddesi uyarınca diğer kişiler arasında başvuranı da l EylüPdeki konuşmasından dolayı "halkıırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etmekle" suçlamıştır. Cumhuriyet Başsavcısı esas hakkındaki görüşünde, başvuranın devlet bütünlüğüne karşı propaganda yaptığı gerekçesiyle 27 Ekim 1995 tarihli ve 4126 sayılı Kanun'la değişik 1991 tarihli Terörle Mücadele Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca mahkum edilmesini talep etmiştir. Başvuran, DGM önünde suçlamaları reddederek yaptığı konuşmanın barışkonusunda olduğunu ve hiçbir suç niteliği oluşturacak amaç içermediğini ileri sürmüştür. DGM 21 Ekim 1997 tarihli kararla başvuranı 1991 yılı Kanunu'nun 8. maddesine uygun olarak bir yıl hapis ve 600.000.000 Türk Lirası (TL) para cezasına çarptırmıştır. Başvuran 2 Aralık 1997 tarihinde DGM kararına karşı temyiz başvurusunda bulunmuştur. Başvuran temyiz gerekçelerinde politikacı olduğunu ve Hükümet'i eleştirmenin politikacı olarak varlık nedeni olduğunu hatırlatmıştır. Başvuran devlet bütünlüğüne karşı propaganda yapma amacı gibi suçu oluşturan sübjektif unsurların değerlendirilmesinde bu olgunun gözönünde bulundurulması gerektiği kanısındadır.

Yargıtay Cumhuriyet Savcısının görüşü başvurana tebliğ edilmemiştir. Yargıtay 11 Şubat 1998 tarihinde başvuranın temyiz talebini reddetmiş ve 21 Ekim 1997 tarihli kararı onamıştır.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran cezai mahkumiyetinin ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden şikayetçi olmuştur. Başvuran bu bağlamda AİHS'nin 10. maddesini ileri sürmüştür. AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, Sözleşmenin 10§1 maddesiyle güvence altına alınan ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını kaydetmiştir. Müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğü ve Sözleşmenin 10§2 maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal bir amaç güttüğü gözönüne alınmıştır.(Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, §40). Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır. AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer sorunları irdelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no:23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74, 1999-VI, İbrahim Aksoy-Türkiye, no: 28635/95, 30171/96 ve 34535/97, §§80, 10 Ekim 2000, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003). AİHM, içtihadıışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, söz konusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek olay ve delil sunmadığına kanaat getirmiştir. AİHM, konuşmada kullanılan siyasi ifadelere ve konuşmanın yapıldığı duruma önem vermiştir. Bu bağlamda, mahkeme önündeki davanın koşullarını ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları göz önünde bulundurmuştur (Bkz. sözüedilen İbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s. 1568, §58). Başvuranın dava konusu yapılan konuşmasında, Hükümet'in kurt kökenli halka ilişkin politikası sert bir üslupla eleştirilmektedir. AİHM, DGM'nin dava konusu konuşmanın Türk devletinin toprak bütünlüğünü bozma amacı güden ifadelere yer verdiğine kanaat getirdiğini belirtmiştir. AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleye ilişkin yerel mahkemelerin aldığı kararlan incelemiş ve mahkeme kararlannın gerekçelerinde müdahaleyi haklı gösterecek kendi içinde yeterli olmayan unsurlar olduğuna dikkat çekmiştir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 8 Temmuz 1999). AİHM, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye ne de ayaklanmaya tahrik etmeden başvuranın politikacıolarak Türk siyasi yaşamındaki aktör rolü çerçevesinde kendini ifade ettiğini ve AİHM'nin, gözönünde bulundurulması gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:l), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50,8 Temmuz 1999). AİHM, müdahalenin oranını değerlendirmek sözkonusu olduğunda verilen cezaların niteliği ve seviyesinin de gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu belirtmiştir.

Davada başvuranın mahkumiyeti istenilen amaçlara göre orantılı değildir dolayısıyla, "demokratik bir toplumda gerekli" değildir. Bu nedenle AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, kendisini mahkum eden DGM'nin, bünyesinde bir askeri hakim bulundurması nedeniyle, kendisine hakkaniyete uygun yargılamayı garanti eden "tarafsız ve bağımsız bir mahkeme" olamayacağını iddia etmiştir. Başvuran ayrıca, Yargıtay Cumhuriyet Savcısının görüşünün kendisine uygun zamanda tebliğ edilmemesi sebebiyle adil yargılanma hakkına ilişkin AİHS'nin 6§1 ve 3 (b) maddesinin ihlal edildiğini öne sürmüştür.

l. DGM'nin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında: AİHM, geçmişte de birçok defa benzer olayların meydana geldiğini, sözü edilen durumlarla ilgili sorunlara benzer sorunları birçok kez incelediğini belirterek AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğini tespit etmiştir (Bkz. Özel kararı, §§33-34 ve Özdemir kararı, no: 59659/00, §§35-36, 6 Şubat 2003). AİHM, mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, söz konusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek olay veya delil sunamadığına kanaat getirmiştir. AİHM, "milli güvenlik"e ilişkin suçlar hakkında DGM'ye çıkarılan başvuranın, aralarında askeri hakimin de bulunduğu mahkeme heyeti önüne çıkmaktan çekinmesinin anlayışla karşılanacağını saptamıştır. Bu nedenden dolayı, başvuran, DGM'nin bu türden davalara ters düşen değerlendirmelerle haksız yere yönlendirilmelerine izin vermesinden haklı olarak çekinmektedir. Böylece, bu mahkemenin tarafsızlığı ve bağımsızlığı hakkında başvuran tarafından duyulan şüphelerin objektif olarak kanıtlandığı düşünülebilir (sözüedilen Incal kararı, §72 in fine). Sonuç olarak AİHM, başvuranı yargılayan DGM'nin AİHS'nin 6§1 maddesi uyarınca tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır.

2. Ceza muhakemeleri usulünün hakkaniyeti hakkında: Hükümet ihlalin bulunduğuna itiraz etmiştir. AlHM, benzer davalarda, tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olduğu ortaya konulan bir mahkemenin, her olasılıkta, kendi yargısına tabi kişilere hakkaniyetli bir yargı sağlayamayacağı hükmüne varıldığını hatırlatmıştır. AİHM, başvuranın tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından dinlenme hakkının ihlal edilmesi sonucu gözönünde bulundurulursa, işbu şikayeti incelemeye gerek olmadığı kanaatine varmıştır (Bkz. diğerleri arasında, 28 Ekim 1998 tarihli Çıraklar-Türkiye kararı, 1998-VII,s.3074, §§44-45).

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

AİHS'nin41. maddesi gereğince,

A. Tazminat

Başvuran 20.000 euro (EUR) tutannda maddi zarara uğradığını iddia etmiştir. Bu miktar şu şekilde ayrılmaktadır: 18.300 EUR mesleki gelir kaybı için ve 1.700 EUR para cezası için. Başvuran ayrıca, 15.000 EUR tutarında manevi zararın tazmin edilmesini istemiştir.

Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir. AİHM, başvuranın AİHS'nin 10. maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktannın belirlenmesini sağlayan delil unsurlarını sunduğu ölçüde iddia edilen gelir kaybı konusunda hakkaniyete uygun olarak bu bağlamda başvurana 2.000 EUR verilmesine karar vermiştir. Ayrıca AİHM, başvurana verilen para cezasının, AİHS'nin 10. maddesinin direk ihlalinin bir sonucu olduğunu belirtmiştir. Dolayısıyla başvuranın ödediği miktarların tamamının geri ödenmesi kararı alınmalıdır. AİHM başvuranın bu bağlamda 1.700 EUR ödediğini saptamış ve başvurana bu tutann ödenmesi kararı almıştır. AİHM, manevi zarar hakkında, ilgilinin dava koşullarından dolayışaşkınlık içinde olduğunun söylenebileceğine kanaat getirmiştir. Bu bağlamda başvuranın dokuz ay boyunca fiili tutuklu kaldığını belirtmiştir. AİHM, AİHS'nin
41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak manevi tazminat adı altında başvurana 6.500 EUR verilmesine karar vermiştir (Feridun Yazar-Türkiye kararıyla karşılaştırın, no: 42713/98,23 Eylül 2004). AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının 6§1 maddesi bağlamında tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en uygun tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılamak olacağıkanaatindedir (sözüedilen Gencel, §27).

B. Masraf ve Harcamalar

Başvuran ayrıca, ulusal merciler ve AİHM'de yapılan masraf ve harcamalar için 3.140 EUR talep etmiştir. Başvuran delil olarak Ankara Barosu tarafından yayımlanan uygulanabilir minimum ücret tarifesini vermiştir. Hükümet bu iddialara itiraz etmiştir. AİHM, elinde bulunan unsurları ve konu hakkındaki içtihadını gözönünde bulundurarak yapılan bütün masraflar için 3.000 EUR tutarının makul olduğuna kanaat getirmiş ve bu tutarın başvurana verilmesine karar vermiştir.

C. Temerrüt faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığıbasit faize dayalı olarak %3 'lük bir faiz oranı uygulanacağını belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

2. Ankara DGM'nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edildiğine;

3. AİHS'nin 6. maddesine göre yapılan diğer şikayetlerin incelenmesine gerek olmadığına;

a) Bu kararın, AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet'in başvurana:

i. maddi tazminat için 3.700 EUR (üç bin yedi yüz euro);
ii. manevi zarar için 6.500 EUR (altı bin beş yüz euro);
iii. masraf ve harcamalar için 3.000 EUR (üç bin euro);
iv. miktara yansıtılabilecek KDV ve pul, harç ve masraflarla birlikte ödemesine;

b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için,yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası'nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;karar vermiştir.

4. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 9 Aralık 2004 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA