kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
MEDENİ AYHAN - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
MEDENİ AYHAN - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 45585/99 )

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
10 Kasım 2004

Başvuran Medeni Ayhan, 1968 doğumlu T.C. vatandaşı olup, Ankara'da ikamet etmektedir. Mesleği avukatlık olan başvuran, olayların meydana geldiği sırada Özgür Bilim adlı bir derginin editörlüğünü yapmaktadır. Başvuran, Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi (AİHM) önünde, Ankara Barosu avukatlarından S. Kaya tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcısı, 10 Aralık, 23 Eylül 1993 ve 5 Aralık 1994 tarihinde hazırlamış olduğu iddianameler ile 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 7 § 2 ve 8 § 1 maddelerine dayanarak bölücülük propagandası yaptığı gerekçesiyle başvuran hakkında üç ceza davası açmıştır. Başsavcı, iddianamesini Özgür Ekin Derneği'nin 7 Mart - 29 Nisan 1993 tarihleri arasında düzenlemiş olduğu "işçi sınıfı,sendikalar ve 1 mayıs" konulu panele ve başvuranın Özgür Bilim adlı bir derginin editörü ve kürt meselesini irdeleyen siyasi bir kişilik olarak kaleme aldığı "değerlendiremeyen ve aşamayan temsilciler" adlımakaleye dayandırmıştır.

1. 7 Mart 1993 tarihli toplantı sırasında okunan kürtçe şiir ve kürtçe konuşma ile ilgili olarak yürütülen cezai soruşturma
DGM, 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın 8 § 1 maddesine dayalı olarak başvuranı iki yıl hapis ve 250.000.000 T.L. para cezasına çarptırmıştır. Başvuran aynı gün tutuklanarak cezaevine konulmuştur.

Yargıtay, 17 Şubat 1995 tarihinde aldığı ve 22 Şubat 1995'te tefhim etmiş olduğu kararı ile ilk derece mahkemesinin hükmünü bozmuştur. Yargıtay 3713 sayılı Terörle Mücadele Yasası'nın 8 § 1 maddesinde dile getirilen bölücülük propagandasının olmadığını fakat, kine ve husumete teşvik suçunun yer aldığını belirterek TCK'nın 312 § 2 maddesinin uygulanması gerektiğini kaydetmiştir.

25 Nisan 1995 tarihinde DGM, Yargıtay kararına karşı çıkarak yine mezkur karara dayalı olarak başvuranı iki yıl hapis ve 250.000.000 T.L. para cezasına çarptırmıştır.

30 Ekim 1995 tarihinde yürürlüğe giren 27 Ekim 1995 tarihli ve 4126 sayılı Kanun özellikle hapis cezalarında bir indirime gidilmesini ve 3713 sayılı Yasanın 8. maddesinde belirtilen para cezalarının artırılmasını kararlaştırmıştır. Ayrıca, 4126 sayılı Yasanın 2. maddesinde yer alan geçici hüküm fıkrası 3713 sayılı Yasanın 8. maddesince alınan kararların resmi olarak yeniden gözden geçirilmesini öngörmüştür. Sonuç olarak DGM, davayı esastan inceleme kararı almış, 7 Aralık 1995'te başvuranıbir yıl hapis ve 100.000.000 T.L. para cezasına çarptırmış, ardından hapis cezasınıhafifleterek başvuranı toplam 101.825.000 T.L. para cezasına çarptırmış, suç unsurunu teşkil eden kürtçe söylemin bölücülük propagandasını içerdiğini eklemiştir.

16 Kasım 1995'te başvuran serbest bırakılmıştır.

DGM, 22 Ekim 1996 tarihli kararında Yargıtay kararı ile aynı doğrultuda karar vermişve TCK'nın 312 § 2 maddesine dayalı olarak başvuranı bir yıl hapis ve 160.000 T.L. para cezasına çarptırmış, cezada indirime giderek başvuranı 1.985.000 T.L. para cezası ödemeye hükmetmiştir.

Yargıtay 6 Temmuz 1998 tarihli kararı ile başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.

2. 29 Nisan 1993 tarihli Panelde "İşçi sınıfı, sendikalar ve 1 mayıs" konulu konuşmayla ilgili yürütülen cezai soruşturma
Başvuran 29 Temmuz 1994 tarihli savunmasında kürtçe yapmış olduğu konuşma ve şiirin dile getirmiş olduğu durumu ifade etmeye yaradığını özellikle vurgulayarak sanatçı ve entelektüel çevrenin söylemlerini kürtçe yapmaları ve kürtçe konuşmalarıgerektiğini ileri sürmüştür.

DGM, 29 Temmuz 1994 tarihli kararı ile 3713 sayılı Kanunun 8 § 1 maddesine dayanarak sözkonusu söylemin bölücülük propagandası içerdiğini belirterek başvuranı iki yıl hapis ve 250.000.000 TL. para cezasına çarptırmıştır.

Devlet Güvenlik Mahkemesi 28 Aralık 1995 tarihli kararı ile Yargıtay kararına ve 3713 sayılı Kanunun 8 § 1 maddesine uygun olarak başvuranı bir yıl hapis ve 100.000.000 T.L. para cezasına çarptırmış, hapis cezasını hafifleterek 1.825.000 T.L. para cezasına çevirmiştir.

1 Mayıs 1998 tarihinde Yargıtay kararı başvurana tebliğ edilmiştir.

3. 3 Şubat 1994 tarihinde yayımlanan "Değerlendiremeyen ve aşamayan temsilciler" adlı makale ile ilgili yürütülen cezai soruşturma Devlet Güvenlik Mahkemesi 4 Aralık 1995 tarihli kararı ile 3713 sayılı Kanunun 7 § 2 maddesine dayanarak başvuranı bir yıl hapis ve 450.000.000 T.L. para cezasına, ardından 3713 sayılı Kanunun 8 §1 maddesince bir yıl hapis ve 100.000.000 T.L. para cezasına çarptırmıştır. Sonuç olarak mahkeme başvurana iki yıl hapis ve 550.000.000 T.L. para cezasına hükmetmiştir.3 Haziran 1996 tarihinde Yargıtay başvurana verilen para cezası miktarında yanlışlık yapıldığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur.

DGM, 28 Ekim 1996 tarihli kararıyla Yargıtay ile aynı yönde karar vererek 3713 sayılıKanunun 7 § 2 maddesine göre başvuranı bir yıl hapis ve 400.000.000 T.L. para cezasına, 3713 sayılı Kanunun 8 § 1 maddesine dayanarak bir yıl hapis ve
100.000.000 T.L. para cezasına olmak üzere toplam iki yıl hapis ve 500.000.000 T.L. para cezasına çarptırmıştır. DGM, gerekçesinde başvuranın Türkiye Cumhuriyeti devletinin bölünmez bütünlüğüne kast ve yasadışı örgütler; PKK, Dev-Sol ve TİKKO' nun propagandasını yaptığını ifade etmiştir.

23 Haziran 1998 tarihli karar ile Yargıtay başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 10. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, cezai mahkumiyet kararının ifade özgürlüğünü ihlal etmesinden şikayet etmektedir. Buna istinaden AİHS'nin 10. maddesini öne sürmüştür.

AİHM'nin içtihatlarına (Sürek-Türkiye kararı, no: 26682/95, ve 25 Kasım 1997 tarihli Zana-Türkiye kararı, § 10) dayanan Hükümet, AİHS'nin 10 § 2 maddesi uyarınca sözkonusu beyanda ve makalede yeralan bölücülük propagandası, devletin bölünmez bütünlüğüne yönelik saldırı nedeniyle yapılan müdahalenin meşru olduğunu savunmaktadır.

Hükümet, sözü edilen müdahalenin bölücülük propagandasının toplumdaki farklıgruplar arasında düşmanlığa ve şiddete kaçınılmaz olarak teşvik ederek demokrasinin ve insan haklarının ihlaline neden olduğunda "demokratik bir topluluk için zaruret" niteliğini taşıdığını ifade etmektedir. Mevcut yazısında ve konuşmasında başvuran, toplumsal menfaatlere olduğu kadar ulusal bütünlüğe ve güvenliğe, suçun önlenmesi unsurlarına da saldırıda bulunmuştur. Bu nedenle Hükümet, AİHS'nin 10 § 2 maddesine uygun olarak Devletin takdir payını kullandığı görüşündedir.

AİHM, dava konusu mahkumiyet kararının, 10 §1 maddesinin güvence altına aldığıbaşvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturmasının taraflar arasında ihtilaf konusu olmadığını kaydetmiştir. Üstelik müdahalenin kanun tarafından öngörüldüğüne ve 10 § 2 maddesi bakımından toprak bütünlüğünün korunması gibi yasal amaç güttüğüne itiraz edilmemektedir (Bkz. 4 Haziran 2002 tarihli Yağmurdereli-Türkiye kararı, no: 29590/96, § 40). AİHM, bu değerlendirmeyi benimsemiştir. Buna karşın uyuşmazlık, bu müdahalenin "demokratik bir toplumda gerekli" olup olmadığı sorusuna dayanmaktadır.

AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan buna benzer sorunları irdelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz.Özellikle Ceylan-Türkiye, no:23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74, 1999-VI, İbrahim Aksoy, §§80, Karkın, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no. 27528/95, § 43, 2 Ekim 2003).

AİHM, içtihat kararlarıışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in, sözkonusu durumu farklı bir sonuca ulaştırabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmiştir.

AİHM, sözkonusu şiirde, söylemde, makalede ve bir siyasetçi ile yapılan röportajda kullanılan ifadelere ve bildirme veya yayınlanma şekline dikkat çekmektedir. Bu bağlamda, mevcut davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlızorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. İbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, § 58).

Söylemler, şiir, sözkonusu makale ve röportaj, siyasi nitelikli sözler içermektedir. Başvuran, Türkiye'nin Güneydoğu bölgesinde meydana gelen olayların temelini kürt halkına dayandırarak kendine göre Türkiye'nin sosyo-ekonomik ve Türk ve kürt işçilerin durumlarını ortaya koymuştur.

AİHM, DGM'nin 7 Mart 1994 tarihinde okunan şiirin ve söylemlerin, 29 Nisan 1993 tarihli söylem ve 3 Şubat 1994 tarihinde yayınlanan makale ve röportajın Türk Devleti'nin toprak bütünlüğü hedef alan ifadeler bulunduğu kanısında olduğunu belirtmiştir.

AİHM, başvuranın ifade özgürlüğüne yapılan müdahaleyi haklı gösterecek kendi içinde yeterli olmayan yerel mahkemelerin aldığı kararlarda bulunan gerekçeleri incelemiştir. (Bkz. Mutatis mutandis, Sürek-Türkiye (no:4), no: 24762/94, §58, 1999IV). AİHM, konuşmaların, şiirin ve röportajın hassas niteliği olan bazı bölümleri içerse de ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teşvik etmiştir ve AİHM'nin gözünde, gözönünde bulundurulması gereken başlıca unsur konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığıdır (Bkz. a contrario, Sürek -Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).

AİHM, yapılan müdahalenin orantılılığını belirlemek sözkonusu olduğunda, verilen cezaların niteliği ve ağırlığının da gözönünde bulundurulması gereken unsurlar olduğunu saptamıştır.

Davada başvuranın mahkumiyetinin amaçlanan hedeflerle orantılı olmadığı ortaya çıkmaktadır ve bu nedenle "demokratik bir toplumda gerekli" değildir. Dolayısıyla AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI HAKKINDA

Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGM'nin bünyesinde askeri bir hakimin bulunması nedeniyle adil yargılanmalarını güvence altına alacak "bağımsız ve tarafsız bir mahkeme" olmadığını iddia etmiştir.

Mahkeme daha önceki kararlarda buna benzer pek çok şikayetlerin dile getirildiğini ve bunların AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiği yönünde sonuçlandırıldığınıortaya koymaktadır. (Bkz. söz edilen Özel kararı, §§ 33-34, ve Özdemir kararı, §§ 3536).
AİHM, mevcut davada Hükümetin davanın seyrini farklışekilde sonuçlandıracak bir tespitte bulunmadığını ve hiçbir delili sunmadığını incelemiştir. Başvuranın "ulusal güvenliğe" yönelik işlenen suçlardan yargılanmasının anlaşılabilir olduğu, bunun yanısıra başvuranın aralarında askeri bir hakimin de yer aldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin TCK'ya dayalı olarak yapmış olduğu yargılama hususunda endişe duymasının yerinde olduğu kanısındadır. Üstelik Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin davanın gerekçesine yabancı mülahazalar ışığında başvuran hakkında sebepsiz bir yargı kararı aldığı sonucu çıkmaktadır. Bu nedenle başvuran bu yargı makamının tarafsız ve bağımsız olmadığı yönündeki şüphelerinin dikkate alınması gerekmektedir. (Bkz. Incal-Türkiye kararı, 9 Haziran 1998, 1998-IV s. 1573, § 72 ).

AİHM, DGM'nin başvuranı yargılayıp, mahkumiyet kararı verdiğinde, AİHS'nin 6 § 1 maddesi uyarınca bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığı sonucuna varmıştır. Bu hüküm uyarınca bir ihlal sözkonusudur.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Zarar

Başvuran, hapsedilmesine ve para cezasına bağlı mesleki gelir kaybından dolayı135.775 Euro tutarında maddi zarara uğradığını iddia etmiştir.

Ayrıca, başvuran, 50.000 Euro tutarındaki manevi zararın tazmin edilmesini talep etmiştir.

AİHM, iddia edilen gelir kaybı konusunda sunulan delillerin, başvuranın AİHS'nin 10. maddesinin ihlalinden doğan kazanç kaybının miktarını kesin olarak belirlemediği kanısındadır (Bkz. aynı yönde alınan Karakoç ve diğerleri kararı, no:27692/95, 28138/95 ve 28498/95, § 69, 15 Ekim 2002). AİHM, buradan yola çıkarak bu talebi reddetmiştir.

AİHM, verilen para cezası konusunda, başvuranın bu tutarları ödediğine dair hiçbir belge sunmadığını ortaya koymuştur.

Dolaysıyla, AİHM sözkonusu talebi reddetmiştir.

AİHM, manevi zarara ilişkin olarak, başvuranın aleyhinde açılan üç ceza davasıgözönüne alındığında dava koşullarından dolayışaşkınlık içinde olabileceğinin söylenebileceğine kanaat getirmiştir. AİHM, AİHS'nin 41. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun olarak bu bağlamda başvurana 8.000 Euro verilmesine karar vermiştir (Bkz, 7 Şubat 2002 tarihli E.K.-Türkiye kararına, no: 28496/95, §106).

AİHM, başvuran hakkındaki mahkumiyet kararının 6 § 1 maddesi bağlamında tarafsız ve bağımsız olmayan bir mahkeme tarafından verildiği sonucuna vardığında prensip olarak en uygun tazminin, başvuranı zamanında tarafsız ve bağımsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılamak olacağı kanaatindedir (Gençel-Türkiye, no: 53431/99, §27, 23 Ekim 2003).

B. Masraf ve harcamalar

Ayrıca, başvuran, ulusal merciler ve AİHM'de yapılan masraf ve harcamalar için 31.610 Euro talep etmiştir.

AİHM, elinde bulunan unsurları ve konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak yapılan bütün masraflar için 2.500 Euro tutarının makul olduğuna kanaat getirmiştir.

C. Gecikme faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı %3 'lük bir faiz oranının uygulanacağını belirtmektedir

BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM, OYBİRLİĞİYLE;

1. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

2.İstanbul DGM'nin tarafsızlıktan ve bağımsızlıktan yoksun olması nedeniyle AİHS'nin 6 § 1 maddesinin ihlal edildiğine;

3. a) Bu kararın, AİHS'nin 44 § 2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet'in başvurana:

i. manevi tazminat için 8.000 Euro (sekiz bin)
ii.masraf ve harcamalar için 2.500 Euro (iki bin beş yüz) ödenmesine;
iii.yukarıda anılan miktarların yansıtılabilecek her türlü verginin ilave edilmesine;

b) belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçecek süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli marjinal kredi faiz oranına uyguladığı yüzde üçlük gecikme oranının uygulanmasına;

karar vermiştir.

4. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 10 Kasım 2004 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA