kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
NURİ ÖZKAN - TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
NURİ ÖZKAN - TÜRKİYE (Başvuru no. 50733/99)

KARAR
ÖZET ÇEVİRİ
9 Kasım 2004

Bu karar Sözleşme'nin 44/2 maddesinde belirtilen şartlar uyarınca kesinlik kazanacaktır. Şekle ilişkin değişiklik yapılması mümkündür.

USULİ İŞLEMLER

Dava, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Hürriyetler Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca AİHM'ne, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Nuri Özkan isimli Türk vatandaşı ("başvuran") tarafından 14 Mayıs 1999 tarihinde yapılan başvurudan (no. 50733/99) kaynaklanmaktadır.

28 Ocak 2003 tarihinde, AİHM, başvuruyu kısmen kabuledilemez bulmuş ve idari işlemlerin uzunluğu ile ilgili şikayeti Hükümet'e bildirmeye karar vermiştir. AİHS'nin 29 § 3. maddesini uygulayarak başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilirliği ve esaslarını birlikte ele alarak sonuca varmayı kararlaştırmıştır.

OLAYLAR

Başvuran 1950 doğumludur ve Aydın ili, Kuşadası ilçesinde ikamet etmektedir.

9 Haziran 1989 tarihinde Kuşadası Belediyesi (bundan böyle "Belediye") ve başvuran bir anlaşma imzalamıştır. Bu anlaşma ile, Belediye, Kuşadası'ndaki tarihi kalenin bir kısmını şartsız olarak, müze açması ve süresiz işletmesi için başvurana tahsis etmiştir. 18 Temmuz 1989 tarihinde başvurana, müzeyi açmasına olanak sağlayan tapu belgesi verilmiştir.

26 Mayıs 1990 tarihinde, Kültür Bakanlığı'nca verilen ruhsatı takiben müze kamuya açılmıştır.

22 Nisan 1991 tarihinde Belediye, başvuranın, müzenin açılmasından sonraki on beş gün içinde Kuşadası Belediye Başkanı ile protokol imzalamadığı gerekçesiyle 9 Haziran 1989 tarihli anlaşmayı feshetmiştir. Bu protokole göre, başvuran, müzeye gelen ziyaretçilere kesilen biletlerden elde edilen gelirin % 40'nı Belediye'ye ödemekle yükümlü olacaktı. Belediye çalışanları müzedeki parçaları götürmüşlerdir.

27 Haziran 1991 tarihinde, başvuran, Belediye'nin 22 Nisan 1991 tarihli kararının bozulması için Aydın İdare Mahkemesi'nde dava açmıştır.

12 Kasım 1991 tarihinde, Aydın İdare Mahkemesi, Belediye'nin başvurana protokol hakkında hiçbir bilgi vermemesi ve anlaşmayı feshedeceği uyarısında bulunmadığı gerekçesiyle kararı feshetmiştir. Belediye temyize gitmiştir.

2 Mayıs 1995 tarihinde Danıştay, Aydın İdare Mahkemesi'nin 12 Kasım 1991 tarihli kararını bozmuştur.

28 Eylül 1995 tarihinde Aydın İdare Mahkemesi, Danıştay'ın kararını kabul etmiş ve başvuranın, Belediye'nin kararının iptal edilmesi talebini reddetmiştir. Mahkeme, Belediye ve başvuran arasında yapılan ilk anlaşmadaki bir maddenin, gelirin % 40'ının Belediye'ye verilmesini öngördüğünü not etmiştir. Mahkeme ayrıca, Belediye'nin 24 Mayıs 1990 tarihinde bu madde ile ilgili bir hatırlatmada bulunduğunu ve başvuranın protokolü imzaladığını tespit etmiştir.

27 Şubat 1997 tarihinde Danıştay, başvuranın temyiz talebini reddetmiştir.

3 Nisan 1997 tarihinde başvuran, Danıştay'a başvurmuş ve Danıştay'ın 27 Şubat 1997 tarihli kararının düzeltilmesi talebinde bulunmuştur.

23 Aralık 1998 tarihinde Danıştay, başvuranın düzeltme talebini reddetmiştir.

HUKUK

I.AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, idari işlemlerin AİHS'nin 6 § 1. maddesinde öngörülen "makul süre" şartıyla bağdaşmadığından şikayetçi olmuştur, maddenin ilgili bölümleri şu şekildedir:

"Herkes, … medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili nizalar, … konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir."

Hükümet bu iddiaya itiraz etmiştir.

İlgili süreç 27 Haziran 1991'de başlamış ve 23 Aralık 1998'de sona ermiştir. Dolayısıyla yedi yıl altı ay sürmüştür.

A.Kabuledilebilirlik

AİHM, başvurunun geri kalan kısmının AİHS'nin 35 § 3. maddesi kapsamında temelsiz olmadığını not eder. Ayrıca, başka gerekçelerden dolayı kabuledilmez olmadığını da not eder. Dolayısıyla başvuru kabuledilebilir ilan edilmelidir.

B. Esaslar

AİHM, işlemlerin uzunluğunun makuliyetinin, davanın olayları ışığında ve şu ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerektiğini yineler: davanın karmaşıklığı, başvuranın ve ilgili makamların tutumu ve anlaşmazlık sürecinde başvuranın karşı karşıya olduğu riskler (bkz diğerlerinin yanı sıra, Frylender - Fransa [BD], no. 30979/96, § 43, AİHM 2000-VII).

AİHM, bu davadaki olgulara benzer konuları olan davalarda AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. yukarıda anılan Frylender).

Yerel mahkemelerin işlemler esnasında yedi yıl altı ay süresince beş karar aldığı doğrudur. Ancak, AİHM, Aydın İdare Mahkemesi'nin karar günü ile (12 Kasım 1991), Danıştay'ın, Belediye'nin bu kararı temyize götürmesi hakkındaki kararını verdiği tarih arasında (2 Mayıs 1995) - üç yıl altı ay gibi - uzun bir süre geçtiği gerçeğini gözardı edemez. Hükümet, bu durumla ilgili herhangi bir açıklama yapmamıştır. Şu halde, başvuranın suçlanmasını gerektiren herhangi bir belirti bulunmadığından, gecikmenin, mahkemenin temyiz işlemlerini ele almasına yüklenebileceği düşünülmelidir. Konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak, AİHM, bu davada işlemlerin uzunluğunun haddinden fazla olduğu ve "makul süre" şartını karşılamadığı kanısındadır.

Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesi şöyledir:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A.Tazminat

Başvuran, 29,458,863 Euro karşılığı olan 50,296,780,000,000 TL maddi tazminat istemiştir. Manevi tazminat olarak ise 1,000,000,000,000 TL (584,530 Euro) talep etmiştir.

Hükümet bu talepleri haddinden fazla olarak nitelemiş ve reddetmiştir.

AİHM, tespit edilen ihlal ve talep edilen tazminat arasında herhangi bir sebep-sonuç bağlantısı görmediğinden bu talebi reddetmiştir. Öte yandan, AİHM, işlemlerin uzun sürmesi sebebiyle başvuranın, yalnızca bir ihlal tespiti ile tazmin edilemeyecek stres ve hayal kırıklığı gibi bir manevi zarar yaşamış olduğunu kabul etmektedir. Davanın olaylarını ve içtihadını dikkate alarak AİHM, bu başlık altında başvurana 1,800 Euro ödenmesini kararlaştırmıştır.

B. Mahkeme masrafları

Başvuran, AİHM'deki işlemler için yapılan harcamalara ilişkin herhangi bir ödeme talebinde bulunmamıştır.

C. Gecikme faizi

AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesine karar vermiştir.

YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;

3. (a) Sorumlu Devlet'in, AİHS'nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde olmak üzere, ödeme günündeki kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek ve her türlü vergiden muaf olmak suretiyle, başvurana, 1,800 Euro (bin sekiz yüz Euro) manevi tazminat ödemesine;

(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;

4. başvuranın diğer adil tazmin taleplerinin reddine

KARAR VERMİŞTİR.

İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 § 2. ve 3. bentleri uyarınca 9 Kasım 2004 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA