kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
AYDOĞAN-TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
AYDOĞAN - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:40530/98)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
22 ARALIK 2005

İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 40530/98 başvuru no'lu davanın nedeni, Türk vatandaşı Cemil Aydoğan (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 26 Şubat 1998 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi'nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatlarından M. Özer tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

1954 doğumlu başvuran, Mardin'de ikamet etmektedir.

Silahlı örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlanan başvuran, 4 Kasım 1993 tarihinde, Mardin Emniyet Müdürlüğü tarafından yakalanarak gözaltına alınmıştır.

Ceza Mahkemesi, 8 Kasım 1993 tarihinde başvuranın ifadesini almış ve daha sonra serbest bırakmıştır. Aynı gün, Ağır Ceza Mahkemesi önünde Mardin Cumhuriyet Başsavcısı'nın itirazı üzerine, başvuran tutuklanmıştır. Cumhuriyet Başsavcısı 9 Kasım 1993 tarihinde, görevsizlik kararı vererek dava dosyasını Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne (DGM) sevk etmiştir.

DGM Cumhuriyet Başsavcısı, 30 Kasım 1993 tarihinde verdiği iddianameyle, başvuranın ve diğer dört sanığın Türk Ceza Kanunu'nun (TCK) 169. maddesine dayanarak mahkum edilmelerini istemiştir.

Hazırlık duruşması 6 Aralık 1993 tarihinde gerçekleşmiştir.

DGM 25 Ocak 1994 tarihinde, ilk defa başvuranı ve diğer sanıkları dinlemiştir.

DGM, yargılama sırasında daha önce müsadere edilen altı ateşli silah hakkında inceleme yapılmasını istemiş ve diğer dört sanığı dinlemiştir.

DGM, 13 Aralık 1994 tarihli duruşmada, başvuranın serbest bırakılmasına karar vermiştir. Diğer sanıklar hakkındaki başvuranın serbest bırakılmasından sonraki yargılamanın, 2 Şubat 1995, 9 Ağustos 1995, 3 Ekim 1995, 3 Ocak 1996, 11 Haziran 1996, 7 Ağustos 1996, 8 Ekim 1996, 3 Nisan 1997, 5 Haziran 1997 ve 23 Ekim 1997 tarihli duruşmalarına ne başvuran ne avukatı katılmıştır.

DGM, 4 Mart 1999 tarihinde toplam otuz duruşma yaptıktan sonra, başvuranı üç yıl dokuz ay hapis cezasına çarptırmıştır.
Yargıtay, 2 Aralık 1999 tarihinde, başvuran hakkındaki kamu davasının zamanaşımına uğradığını tespit ettiğinden dolayı verilen kararı bozmuş ve dava dosyasını DGM'ye geri göndermiştir.

Ne başvuran ne de avukatı, 10 Şubat 2000 tarihli duruşmaya katılmıştır. Başvuran ve avukatı DGM'nin yaptığı ihtar üzerine, 6 Nisan 2000 tarihli duruşmaya katılmışlar ve Yargıtay'ın bozma kararına ilişkin görüşlerini sunmuşlardır.

Bu son tarih ile 7 Haziran 2002 tarihleri arasında gerçekleşen on dört duruşma sırasında, başvuran hakkında hiçbir hukuki işlem yapılmamıştır.

DGM 7 Haziran 2002 tarihinde, başvuran aleyhine açılan kamu davasını kayıttan düşürülmesine karar vermiştir. Dava, diğer sanıklar adına devam etmektedir.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 6§1 MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, yargılama süresinin AİHS'nin 6§1 maddesinde öngörülen "makul süreyi" aştığını iddia etmektedir.

Hükümet, özellikle davanın karmaşıklığını ve sanık sayısını gözönüne alarak, bu sava itiraz etmektedir.

Değerlendirmeye alınacak dönem, 4 Kasım 1993 tarihinde başlamış ve 7 Haziran 2002 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla yargılama süresi, üç derecedeki mahkemeler için sekiz yıl yedi aydır.

A. Kabuledilebilirlik Hakkında

AİHM, bu şikayetin AİHS'nin 35§3 maddesi uyarınca açıkça dayanaktan yoksun olmadığını tespit etmektedir. Ayrıca AİHM, başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesinin bulunmadığını belirtmektedir.

B. Esas Hakkında

AİHM, yargılama süresinin makul yönünün dava koşullarına göre ve AİHM içtihadının yer verdiği özellikle davanın karmaşıklığı, başvuranın ve yetkili makamların tutumları gibi kriterleri gözönüne alınarak değerlendirildiğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Pelissier ve Sassi-Fransa, no: 25444/94, § 67, AİHM 1999-II).

AİHM, dava konusu teşkil eden yargılamanın özel bir karmaşıklık arz etmediğini tespit etmektedir.

AİHM, başvuranın tutumunun yargılama süresinin bu denli uzamasınıgerektirmediğine kanaat getirmektedir. Zira, sadece yaklaşık iki aylık bir gecikmeye neden olan, başvuranın 10 Şubat 2000 tarihindeki duruşmaya katılmaması başvurana isnat edilebilir.

AİHM, adli makamların tutumu konusunda, sadece Devlet'e isnat edilebilecek yavaşlıkların, "makul sürenin" aşıldığını tespit etmeye itebileceğini hatırlatmaktadır (Bkz. diğerleri arasında, Gergouil-Fransa, no: 40111/98, § 19, 21 Mart 2000).

AİHM, kendisine sunulan bütün unsurları inceledikten sonra, başvuranın 13 Aralık 1994 tarihinde serbest bırakılmasından sonraki yargılamanın sadece diğer sanıklarla ilgili olduğunu belirtmektedir. Zaten başvuranın mahkemeye çıkması, DGM tarafından gerçekten gerekli görülmemiştir.

Ayrıca AİHM, 6 Nisan 2000 ile başvuran aleyhinde başlatılan kamu davasının kayıttan düştüğü 7 Haziran 2002 tarihleri arasında başvuran hakkında DGM'nin hiçbir hukuki işlem yapmadığını gözlemlemektedir.

AİHM, Hükümet'in bu süreleri açıklayıcı hiçbir argüman ya da olay sunmadığına kanaat getirmektedir. İlgili mahkemenin çalışma yoğunluğu olsa bile, böyle bir argüman geçerli bir açıklama oluşturmamaktadır. Zira AİHS'nin 6§1 maddesi, Sözleşmeci Devletleri, mahkemelerin yükümlülüklerinin her birini, özellikle makul süre ile ilgili yükümlülüğü yerine getirebilmeleri amacıyla adalet sistemlerini düzenleme zorunluluğu getirmektedir (Bkz. Portington-Yunanistan, 23 Eylül 1998 tarihli karar, 1998-VI, s. 2633, § 33).

AİHM, yukarıda varılan sonuçları gözönüne alarak, bu durumda yargılama süresinin aşırı olduğuna ve "makul süre" gerekliliğine cevap vermediğine kanaat getirmektedir.

Dolayısıyla AİHS'nin 6§1 maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran, yargılamanın ticari faaliyetleri üzerinde olumsuz etkilerinin olduğuna kanaat getirdiğinden, maddi zararı için 153.000 Amerikan Doları (Dolar) ve manevi zararıiçin ise 150.000 Dolar istemektedir.

Başvuran, AİHM önünde yaptığı masraf ve harcamalar için hiçbir talepte bulunmamaktadır.

AİHM, tespit edilen ihlal ile iddia edilen maddi zarar arasında illiyet bağıgörmediğinden talebi reddetmektedir. Ancak AİHM, manevi zarar adı altında başvurana 6.000 Euro verilmesinin uygun olacağına kanaat getirmektedir.

B. Gecikme Faizi

Gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puan eklenecektir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun geri kalan kısmının kabul edilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 6§1 maddesinin ihlal edilmiş olduğuna;

3. a) Bu kararın, AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet'in başvurana manevi tazminat için 6.000 Euro (altı bin Euro) miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;

b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası'nın kredi faiz oranına yüzde üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;

3.Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 22 Aralık 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA