kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
ÇETİN - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
İFADE HÜRRİYETİ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÇETİN - TÜRKİYE DAVASI(Başvuru no:42779/98)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 ARALIK 2005

İşbu karar Sözleşme'nin 44 § 2. maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup şekli bazı düzeltmelere tabi tutulabilir.

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan 42779/98 başvuru no'lu davanın nedeni, Türk vatandaşı Vedat Çetin'in (Başvuran) Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne (AİHM) 18 Mart 1998 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Sözleşmesi'nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca yapmış olduğu başvurudur. Başvuran, Diyarbakır Barosu avukatı M. Beştaş tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

1961 doğumlu başvuran Diyarbakır'da ikamet etmektedir.

Başvuran, İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi İdari Kurul üyesi olup, aynı zamanda sözkonusu dernek tarafından yayımlanan bültenin Yazı İşleri Müdürü'dür. Bültenin Ağustos-Eylül-Ekim 1996 tarihlerine ait 4. sayısının 5 ve 6. sayfalarında "Barış için yeni bir adam", "Hemen Barış, Onurlu bir barış?" ve "Siirt Raporu" başlıklı, yazar ismi bulunmayan üç makale yayımlanmıştır.

Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) Cumhuriyet Savcısı, 27 Kasım 1996 tarihli iddianameyle, yukarıda adı geçen makalelerin yayımlanmasından dolayı, başvuranı Türk Ceza Kanunu'nun 312§2 ve 3 maddesinin öngördüğü halkı ırk ve bölge farklılığı gözeterek kin ve düşmanlığa tahrik etme suçuyla itham etmiştir.

DGM, 17 Ekim 1997 tarihinde, Yazı İşleri Müdürü sıfatı olan kişiler hakkındaki yargı kararının ertelenmesini ve 3 yıl içinde yeniden suç işleyip hüküm giydiği takdirde, ertelenen davanın yeniden kaldığı yerden devam etmesini öngören 4304 sayılı Kanun'un 1. Maddesi uyarınca başvuran hakkında verilen kararın ertelenmesine karar vermiştir.

Başvuran aleyhinde açılan kamu davası, başvuran sözkonusu süre içinde başka bir suçtan hüküm giymediğinden 10 Eylül 2001 tarihinde kapanmıştır.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 10. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuran, Yazı İşleri Müdürü olduğu bültende, sözkonusu üç makalenin yayımlanmasından dolayı, DGM önünde aleyhinde başlatılan yargılamanın ifade özgürlüğü hakkını ihlal ettiğini belirtmektedir. Başvuran, verilen kararın ertelenmesine rağmen, ulusal mevzuata göre ertelenen kararın yeniden kaldığı yerden devam etmesi olasılığının, üç yıl boyunca fikirlerini ifade etmesini engellediğini vurgulamaktadır. Başvuran, bu bakımdan AİHS'nin 10. maddesini ileri sürmektedir.

1. Müdahalenin bulunması

Hükümet, müdahale bulunduğu iddiasına itiraz etmektedir. Hükümet, başvuran aleyhinde verilen hiçbir yargı kararının, mahkumiyetin ya da beraat kararının bulunmadığına dikkati çekmektedir. Hükümet'e göre başvuran sadece TCK'nın 312. maddesinin varlığından dolayı AİHS'nin ihlal edildiğini iddia etmektedir.

AİHM, görünürde başvuran lehine olan bir tedbir ya da kararın, ancak ulusal makamlar açıkça ya da özü itibariyle AİHS'nin ihlal edildiğini kabul edip telafi ettiği takdirde kişinin "mağdur" sıfatının ortadan kaldırılmasına yeterli olacağını hatırlatmaktadır (Hertel-İsviçre, 25 Ağustos 1998 tarihli karar, 1998-VI, § 50).

Bu durumda AİHM, başvuran hakkında verilen kararın ertelenmesinin, erteleme kararını izleyen üç yıl içinde başvuran Yazı İşleri Müdürü olarak başka hiçbir kasıtlı suç işlemediği sürece etkili olacağını not etmektedir. Aksi takdirde, başvuran en azından yargılanma ve en azından ceza alma riskiyle karşı karşıya kalacaktır (Bkz. sözüedilen Erdoğdu, § 72 ve Şener-Türkiye, no: 26680/95, § 46, 18 Temmuz 2000).

AİHM, böyle bir durumun başvuranın mesleğini yapmasını engelleyen bir yasağa benzediğini ve sözkonusu yasağın boyutunun makul olmadığına kanaat getirmektedir. Zira sözkonusu tedbir, başvuranı Devlet çıkarlarına aykırı değerlendirilebilecek her türlü yayımdan imtina etmeye zorlamaktadır. Bu alanda belirsizlik bulunduğundan, başvurana dolaylı olarak yapılan kısıtlama, başvuranın görüşlerini kamuoyundaki tartışmalarda açıkça dile getirme imkanını büyük ölçüde kısıtlamıştır.

Ayrıca, DGM'nin kovuşturmayı erteleme kararı almadan önce, başvuran aleyhinde verilen bir mahkumiyet kararının bulunmaması (Bkz. a contrario sözüedilen Erdoğdu, § 12), başvuranın işbu davadaki yargılama süresince yargılanıp mahkum edilmesi korkusunu, Erdoğdu kararındaki başvuranın durumundan daha az geçerli kılmamaktadır.

AİHM, buradan yola çıkarak, bu davadaki yargı kararının şartlı ertelenmesi kararının toplum yaşamını ilgilendiren sorunların açık bir şekilde tartışmaya katkıda bulunmaktan vazgeçirme riski taşıdığına ve başvuranın ifade özgürlüğü hakkına müdahale oluşturduğuna kanaat getirmektedir.

2. Müdahalenin Nedeni

AİHM, müdahalenin TCK'nın 312§2 ve 3. maddesi ve 4304 sayılı Kanun tarafından öngörüldüğüne kanaat getirmektedir. Yapılan müdahale, 10§2 madde uyarınca toprak bütünlüğünün korunması gibi bir meşru amaç gütmektedir (Bkz. Yağmurdereli-Türkiye, no: 29590/96, § 40, 4 Haziran 2002). Bu durumda, uyuşmazlık müdahalenin "demokratik toplumda gerekli olup olmadığı" sorusuna dayanmaktadır.

AİHM, geçmişte mevcut davada olduğu gibi bir çok davada ortaya çıkan benzer sorunları irdelemiş ve AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiği kanaatine varmıştır (Bkz. özellikle Ceylan-Türkiye, no:23556/94, §38, 1999-IV, Öztürk-Türkiye, no:22479/93, §74, sözüedilen İbrahim Aksoy-Türkiye, §80, Karkın-Türkiye, no: 43928/98, §39, 23 Eylül 2003 ve Kızılyaprak-Türkiye, no: 27528/95, §43, 2 Ekim 2003).

AİHM, içtihadı ışığında mevcut davayı incelemiş ve Hükümet'in bu davada farklı bir sonuca varmasına neden olabilecek ne bir olay ne de bir delil sunduğuna kanaat getirmektedir. AİHM, özellikle sözkonusu makalelerde kullanılan ifadelere önem vermiştir. Bu bağlamda, inceleyeceği davanın bulunduğu koşulları ve özellikle terörle mücadeleye bağlı zorlukları gözönünde bulundurmuştur (Bkz. sözüedilen İbrahim Aksoy, §60 ve 9 Haziran 1998 tarihli Incal-Türkiye kararı, 1998-IV, s.1568, §58).

Sözkonusu makaleler Türkiye'nin Güneydoğusu'nda bulunan kişilerin dileklerine tercüman olmakta ve bölücü faaliyetlere karşı silahlı kuvvetlerin yürüttüğü mücadele şeklinin eleştirisini yapmaktadır.

AİHM, makalelerin bazı bölümlerinin Devlet hakkında negatif bir tablo çizdiğini ve böylece anlatıya olumsuz bir anlam yüklediğini ancak, ne şiddet kullanmaya, ne silahlı mücadeleye, ne de ayaklanmaya teşvik eden nitelikte olduğunu ve AİHM'nin gözünde, dikkate alınması gereken başlıca unsur olan konuşmanın kin güden bir konuşma olmadığını gözlemlemiştir (Bkz. a contrario, Sürek-Türkiye (no:1), no: 26682/95, §62, AİHM 1999-IV ve Gerger-Türkiye, no:24919/94, §50, 8 Temmuz 1999).

Dolayısıyla müdahale hedeflenen amaçlarla orantısızdır. Dolayısıyla başvuran hakkında verilen karar, "demokratik toplumda gerekli" değildir. AİHS'nin 10. maddesi ihlal edilmiştir.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuran, 25.000 Euro manevi tazminat istemektedir.

AİHM, ilgilinin dava koşulları ile bağlantılı bir takım sıkıntılar duymuş olabileceğine kanaat getirmektedir. AİHM, başvurana manevi zararı için 1.000 Euro verilmesinin uygun olacağı kanaatindedir.

B. Masraf ve Harcamalar

Başvuran, AİHM ve ulusal mahkemeler önünde yapmış olduğu masraf ve harcamalar için 4.301 Euro talep etmektedir.

AİHM, elinde bulunan unsurları ve yukarıda belirtilen kriterleri gözönünde bulundurarak, yapılan bütün masraflar için 1.000 Euro'nun makul olduğuna kanaat getirerek, bu miktarın başvurana ödenmesine hükmetmektedir.

C. Gecikme faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına 3 puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE,

1. AİHS'nin 10. maddesinin ihlal edildiğine;

2. a) Bu kararın AİHS'nin 44§2 maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet'in başvurana:

i. manevi tazminat için 1.000 Euro (bin Euro)
ii. masraf ve harcamalar için 1.000 Euro (bin Euro)
iii. miktara yansıtılabilecek her türlü vergiden muaf tutularak ödemesine;

b) Belirtilen süre bitiminden ödemenin yapıldığı tarihe kadar geçen süre için, yukarıda belirtilen tutara, Avrupa Merkez Bankası'nın kredi faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle gecikme faizi uygulanmasına;

3. Hakkaniyete uygun tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve 20 Aralık 2005 tarihinde, İçtüzüğün 77. maddesinin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA