kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SALİH ÖZDEMİR-TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

BAŞVURUNUN KAYITTAN DÜŞÜRÜLMESİ

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
SALİH ÖZDEMİR-TÜRKİYE DAVASI(Başvuru no:60688/00)

KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
8 Kasım 2005

OLAYLAR

Başvuran Salih Özdemir, 1970 doğumlu Türk vatandaşıdır. Olayların meydana geldiği sırada başvuran hapiste bulunmaktadır. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İzmir Barosu avukatlarından Zeynep Sedef Özdoğan tarafından temsil edilmektedir.

A. Davanın Koşulları

PKK (Kürdistan İşçi Partisi) örgütüne mensup olduğundan şüphe edilen başvuran, 5 Haziran 1994 tarihinde yakalanmış ve Manisa Emniyet Müdürlüğü'nde gözaltına alınmıştır. Başvuran, 13 Haziran 1994 tarihine kadar burada sorgulanmış ve PKK terör örgütünde yönetici olduğunu kabul ettiğini belirten bir ifadeyi imzalamak zorunda kalmıştır.

Başvuran aynı gün, İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı tarafından dinlenmiş ve daha sonra yedek hakim karşısına sevk edilmiştir. Başvuranın tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir. Hakimler önünde başvuran, yurtdışına gidebilmek amacıyla PKK örgütüne katıldığını açıklamıştır.

Cumhuriyet Savcısı belirtilmeyen bir tarihte, başvuranı Devletin birliğini bozmakla itham etmiş ve Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesi uyarınca mahkum edilmesini talep etmiştir.

Başvuran, DGM önünde aleyhindeki suçlamalara itiraz etmiş fakat talebi üzerine kendisine tanınan süre içerisinde yazılı savunmasını sunmamıştır.

DGM 3 Nisan 1997 tarihinde başvuranı PKK örgütüne mensup olmakla suçlamış ve TCK'nın 168 § 1 ile Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca başvuranı yirmi dört yıl ağır hapis cezasına mahkum etmiştir. DGM, başvuranın ve başvuranla birlikte yargılanan diğer sanıkların polise verdikleri ifadelerine ve sanık V.F. tarafından kaleme alınan ve başvuranın faaliyetlerinin anlatıldığı mektuba dayanarak kararını vermiştir.

Yargıtay, 28 Mayıs 1998 tarihli bir kararla, usul hatası nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozarak tekrar incelenmek üzere geri göndermiştir.

İzmir DGM, 19 Mart 1997 tarihli kararını, cezayı yirmi iki yıl altı ay ağır hapis cezasına indirerek 29 Aralık 1998 tarihinde düzeltmiştir.

Başvuranla birlikte bazı sanıklar bir kez daha temyize başvurmuştur. Başvuranın avukatı duruşma talebinde bulunmuş ve bu talebi kabul edilmiştir.

Yargıtay, 8 Kasım 1999 tarihinde, Özdoğan'ı dinledikten sonra, duruşmanın sonunda kararın 24 Kasım 1999 tarihinde açıklanacağını taraflara bildirmiştir.

Yargıtay, 24 Kasım 1999 tarihinde, temyiz edilen kararı onadığını Özdoğan'ın yokluğunda açıklamıştır.

Başvuranın avukatı, dava dosyasının bir önceki mahkeme kalemine 27 Aralık 1999 tarihinde geri gönderilmesiyle, 7 Ocak 2000 tarihinde Yargıtay kararından haberdar olmuştur.

HUKUK AÇISINDAN

A. Başvuranın şikayetleri

Başvuran, kendisini yargılayan ve mahkum eden DGM'nin bünyesinde bir askeri hakim bulunmasından dolayı bağımsız ve tarafsız bir mahkeme olmadığını iddia etmektedir.

Başvuran, hazırlık soruşturması sırasında avukat yardımından faydalanamadığını ve mahkumiyet kararının gözaltında iken baskı altında verilen ifadelere ve bir sanık tarafından yazılan bir belgeye dayanılarak alındığını iddia ederek şikayetçi olmuştur. Ayrıca esasa bakan hakimlerin, PKK örgütüne katılma sebebinin yalnızca yurtdışına gitmek amaçlı olduğunu ve örgüt içinde yalnızca "kuryelik" yaptığını dikkate almadıklarını ifade etmiştir.

Başvuran son olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcısı'nın tebliğnamesinin kendisine tebliğ edilmediğinden ve bu mahkeme tarafından verilen kararın yeterince gerekçelendirilmediğinden şikayetçi olmaktadır.

Bu itibarla başvuran, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin (AİHS) 6 §§ 1 ve 3 b), c) maddelerine atıfta bulunmaktadır.

B. Kabuledilebilirliğe ilişkin

1. Tarafların argümanları

a. İç hukuk yollarının tüketilmesi

Hükümet, yargılamanın hiçbir safhasında başvuranın şikayetlerini dile getirmediğini belirterek iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yöneltmektedir.

Başvuran bu iddialara cevap vermemektedir.

b. Altı ay kuralı

Hükümet iki açıdan altı ay kuralına uyulmadığını belirtmektedir.

Öncelikle, olayların meydana geldiği dönemde hiçbir başvuru yolunun DGM'lerin oluşumlarına ilişkin durumun düzeltilmesini sağlayamadığından, İzmir DGM'nin tarafsız ve bağımsız bir mahkeme olmadığı yönündeki iddialarla ilgili olarak yapılan şikayetle ilgili olarak, altı aylık sürenin, bu mahkeme önünde oturumların başladığı tarihten itibaren ya da DGM tarafından kararın alındığı 29 Aralık 1998 tarihinden itibaren işlemeye başlamasıgerektiğini belirtmektedir.

Hükümet'e göre, belirtilen sürenin Yargıtay'ın kararını verdiği tarihten itibaren işlemeye başladığı düşünülse de, 30 Haziran 2000 tarihinde yapılan başvuru yine de gecikmişbir başvuru olmaktadır. Bu açıdan, bu mahkeme önünde 8 Kasım 1999 tarihinde yapılan duruşmada, başvuranın avukatına kararın 24 Kasım 1999 tarihinde açıklanacağının bildirildiğinin altını çizmektedir. Belirtilen tarihte, kararın açıklandığı oturuma katılmamayıtercih eden başvuranın avukatının, dava dosyasının bir önceki mahkeme kalemine geri gönderilmesiyle karardan haberdar olduğunu ileri süremeyeceğini belirtmiştir.

Başvuran, avukatının Yargıtay'ın kararını açıkladığı oturuma katılmama sebebinin, sözkonusu olayın savunmacı tarafın aktif olarak katılımını içermemesi olduğunu ileri sürmüştür.

Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 33. maddesine atıfta bulunan başvuran, Yargıtay kararının, yokluğunda açıklanmış olmasından dolayı kendisine tebliğ edilmesi gerektiğini, zira yetkililerin uygulamada tabi oldukları bu yasal yükümlülükten kaçınamayacaklarını ifade etmektedir.

Başvuran bu nedenle, Yargıtay kararıyla birlikte dosyanın hangi tarihte bir önceki mahkeme kalemine geri gönderileceğini Yargıtay Kalemi'nden öğrenmenin mümkün olmadığını açıklamaktadır. Mevcut davada, sözkonusu karar, 27 Aralık 1999 tarihinden itibaren İzmir DGM Kalemi'nde ulaşılabilir kılınmıştır. Oysa bu tarihten haberdar edilmeyen Özdoğan, ancak 7 Ocak 2000 tarihinde kendi imkanlarıyla karardan haberdar olmuştur.

2. AİHM'nin takdiri

Tarafların argümanları ve davanın koşulları dikkate alındığında, AİHM, ne iç hukuk yollarının tüketilmesi sorunu üzerinde ne de dies a quo altı ay süresinin Yargıtay kararından önceki bir tarihte işlemeye başlayıp başlamadığının düşünülmesi üzerinde durulmasına gerek olduğuna karar vermiştir. Çünkü aşağıda belirtilen nedenlerden dolayı, her halükarda başvurunun gecikmiş olduğunun ortaya çıktığını düşünmektedir.

Ceza davaları ile ilgili olarak, Türk hukukunun açık bir şekilde ne ilgili kararın ne de Yargıtay'ın ilgili kararının yazılı olarak ilgili kişiye tebliğ edilmesini öngörmediği konusunda bir itirazda bulunulmamaktadır. CMUK'un 261 ve 324. maddelerinde belirtildiği üzere bu kararlar, açık olarak yapılan duruşmalarda açıklanır. O halde benzer kararlar, başvuranın ileri sürdüğü CMUK'un 33. maddesi ile öngörülen tebliğname usulü ile prima facia bağlı değildir.

Benzer durumlarda, prensip olarak altı ay kuralının, ilgililerin kendileri ile ilgili nihai karardan haberdar oldukları tarihten itibaren işlemeye başladığı kabul edilmektedir (Papachelas-Yunanistan [GC], no: 31423/96, §§ 30 ve 31, CEDH 1999-II, ve Z.Y.-Türkiye (karar), no: 27532/95, 19 Haziran 2001), mevcut kararda bu tarih, 8 Kasım 1999 tarihinde alınan ve 24 Kasım tarihinde aleni olarak açıklanan Yargıtay karar tarihidir.

Bu konu ile ilgili olarak, AİHM Türkiye aleyhine yapılan başvurularda altı ay kuralının uygulanması ile ilgili içtihatlarını tekrar gözden geçirdiğini hatırlatmaktadır. Böylece ilk olarak Tahsin İpek kararında, ki bu karar o tarihten beri temel alınmaktadır ( Bkz. aynı zamanda Yavuz ve diğerleri kararı), bu türden başvurularla ilgili olarak, mahkeme kalemi tarafından ilan edilen Yargıtay kararının alındığı tarihten itibaren altı aylık sürenin hesaplanabileceği kabul edilmiştir.

Sonuç olarak, AİHM sözkonusu sürenin başlangıç tarihi olarak, İzmir DGM Kalemi'nce Yargıtay kararı ile birlikte dosyanın alındığı 24 Aralık 1999 tarihini dies a quo olarak kabul etmeye hazırdır. Başvuran taraf bu tarihle ilgili herhangi bir itirazda bulunmamaktadır.

AİHM, sözkonusu sürenin askıya alınmasına ya da kesintiye uğramasına sebep olacak koşulların var olduğuna ikna olmadığı takdirde, 30 Haziran 2000 tarihinde yapılan başvuru gecikmiş bir başvuru olarak değerlendirilecektir (mutatis mutandis, Haralambidis ve diğerleri-Yunanistan, no: 36706/97, § 39, 29 Mart 2001).

Oysa ki, başvuranın argümanları, böyle bir kanıya varılabilmesi için yeterli olmamaktadır. Başvuran, avukatının Yargıtay kararının bir kopyasını ancak 7 Ocak 2000 tarihinde alabildiğini belirtiyorsa, AİHM bunu daha önce yapmasını neyin engellemişolabileceğine anlam verememektedir (karşılaştırın Ali Şahmo-Türkiye (karar), no: 37415/97, 1 Nisan 2003).

Hiç kuşkusuz, başvuranların ve avukatlarının, kendilerine tebliğ edilmeyen bir kararın çıkıp çıkmadığını her gün araştırmaları beklenemez (mutatis mutandis, Papageorgiou-Yunanistan, 22 Ekim 1997 tarihli karar, Derleme kararlar ve hükümler 1997-VI, s. 2287, § 32). Fakat bununla birlikte, mevcut davada avukatın Yargıtay'da yapılan duruşmaya katıldığını ve bu şekilde 24 Kasım 1999 olarak saptanan kararın açıklanma tarihinden haberdar edildiğini inkar etmediğini hatırlatmak gerekmektedir.

Kararın açıklandığı sırada avukatın orada bulunmama nedenleri her ne olursa olsun, bu tarihten itibaren avukatın beklenen kararın açıklandığından bihaber olduğu düşünülemez. Böylece, mevcut dava koşullarında, 24 Kasım 1999 tarihi ile 7 Ocak 2000 tarihleri arasında hiçbir faaliyette bulunulmaması her hangi bir şekilde açıklanmamıştır, dosyada yer alan hiçbir unsur da sözkonusu karinenin bertaraf edilmesini sağlamamaktadır.

Sonuç olarak, AİHM, Hükümet'in dile getirdiği ikinci itirazı kabul etmektedir ve AİHS'nin 35 §§ 1 ve 4. maddesi uyarınca, başvurunun gecikmiş olduğundan reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.

Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM oybirliğiyle,

AİHS'nin 29 § 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesine;

ve başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA