kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
ŞUYUR-TÜRKİYE


İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
ŞUYUR - TÜRKİYE (Başvuru no. 13797/02)

KARAR
STRAZBURG
23 Mayıs 2006

Bu karar AİHS'nin 44 § 2 maddesinde belirtilen şartlarda kesinlik kazanacaktır. Ancak, üzerinde şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.

Dava, Abdürrezzak Şuyur ("başvuran") isimli Türk vatandaşının, 27 Şubat 2002 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Hürriyetlerin Korunması Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesine dayanarak Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHM'ye yaptığı başvurudan (no. 13797/02) kaynaklanmaktadır.

OLAYLAR

DAVA OLAYLARI

26 Nisan 1993 tarihinde, başvuran, bir terör örgütüne mensup olduğu şüphesiyle Muğla Emniyet Müdürlüğü'ne bağlı polisler tarafından Marmaris'te tutuklanmış ve 21 Mayıs 1993 tarihine kadar tutuklu kalmıştır. 21 Mayıs 1993 tarihinde, Siirt Asliye Hukuk Mahkemesi, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir. 8 Haziran 1993 tarihinde, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, başvuranı, Türk Ceza Kanunu'nun 125. maddesine aykırı olarak, yasadışı bir terör örgütüne mensup olmak ve sözkonusu örgüte yardım ve yataklık yapmakla suçlayan bir iddianame sunmuştur. 16 Haziran 1993 tarihinde, başvuran ve diğer iki şüphelinin yargılanmasına Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde başlanmış ve mahkeme başvuranın tutukluluk süresini uzatmıştır. Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranın devam eden tutukluluk halini, kendi inisiyatifi ya da başvuranın talebi üzerine, 58 kez değerlendirmeye almıştır. Her defasında suçun niteliği, kanıtların durumu ve dava dosyasının içeriği dikkate alınarak başvuranın tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir. 27 Aralık 2001 tarihinde, 58 duruşmanın ardından, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi, Türk Ceza Kanunu'nun 146. maddesi kapsamında başvuranıyargılayarak ölüm cezasına çarptırmıştır, bu ceza o tarihten itibaren müebbet hapse çevrilmiştir. 10 Temmuz 2002 tarihinde, başvuranın temyiz talebi üzerine, Yargıtay, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin kararını onamıştır.

HUKUK

Başvuran, tutuklu yargılanma süresinin AİHS'nin 5 § 3. maddesindeki "makul süre" şartıyla bağdaşmadığını ileri sürerek şikâyetçi olmuştur. Ayrıca, AİHS'nin 6 § 1. maddesine aykırı olarak, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından "makul süre" içinde yargılanmadığını belirtmiştir. Yargılama süresince tutuklu bulunduğundan dolayı, AİHS'nin 6 § 2. maddesinde teminat altına alınan masumiyet karinesi hakkının ihlal edildiğini ileri sürmüştür. Ayrıca, AİHS'nin 6 § 3 (d) maddesine aykırı olarak, temel tanıkların sorgulanmadığını iddia etmiştir.

Bu maddelere göre:

5 § 3. madde

"3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmışdiğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir."

6. madde

"1. Herkes, … cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, yasayla kurulmuş bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir."

2. Bir suç ile itham edilen herkes, suçluluğu yasal olarak sabit oluncaya kadar suçsuz sayılır.

3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir: …

d) İddia tanıklarını sorguya çekmek veya çektirmek, savunma tanıklarının da iddia tanıklarıyla aynı koşullar altında çağırılmasının ve dinlenmesinin sağlanmasınıistemek; …"

KABULEDİLEBİLİRLİK

AİHM, bu şikâyetlerin, belirlenmesi, esasların incelenmesine bağlı olan, AİHS kapsamında ciddi olgusal ve hukuki konular ortaya koyduğu kanısındadır. Dolayısıyla, başvurunun kalan kısmının AİHS'nin 35 § 3. maddesi bağlamında temelsiz olmadığısonucuna varmıştır.

AİHS'NİN 5 § 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuranın şikâyetçi olduğu tutuklu yargılanma süresine ilişkin olarak, AİHM, ele alınacak sürenin, 26 Nisan 1993'te başlayıp 27 Aralık 2001'de sona erdiğin not eder. Dolayısıyla, sekiz yıl sekiz ay sürmüştür.

AİHM, dava dosyasındaki belgelerden, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin, kendi inisiyatifi ya da başvuranın talebi üzerine, başvuranın tutukluluk halini 58 kez ele aldığını not eder. Her defasında, tutukluluk halini, "suçun niteliği, kanıtların durumu ve dava dosyasının içeriği" gibi benzer ve basmakalıp ifadeler kullanarak uzatmıştır. Genel olarak, "kanıtların durumu" ifadesi, ciddi suç emarelerinin mevcut olmasıyla alakalı bir unsur olabilir, ancak bu davada yalnız başına sekiz buçuk yıldan fazla olan bir ihtiyati tutukluluk süresini haklıçıkaramaz (bkz. Letellier - Fransa, 26 Haziran 1991 kararı, Seri A no. 207, Tomasi - Fransa, 27 Ağustos 1992 kararı, Seri A no . 241-A, Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995 kararı, Seri A no.319-B, §§ 55 ve Demirel, § 59).
Sonuç olarak, AİHS'nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.

AİHS'NİN 6. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

a)Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığı ile yargılamanın adilliğine ilişkin olarak

Başvuran, kendisini yargılayarak mahkum eden Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi heyetinde askeri hakim bulunmasından dolayı kendisine adil yargılanma hakkının tanınmadığını iddia etmiştir.

AİHM, Devlet Güvenlik Mahkemelerinin kompozisyonuna ilişkin benzer başvurularıgeçmişte incelediğini ve 6 § 1. maddenin ihlal edildiğini tespit ettiğini not eder (bkz. diğerlerinin yanı sıra Özel, §§ 33-34 ve Özdemir - Türkiye, no. 59659/00, §§ 6 Şubat 2003).

AİHM, bu davada farklı bir sonuca varmak için hiçbir gerekçe tespit etmemiştir. Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

b)Yargılamanın adilliğine ilişkin olarak

Başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yargılanma hakkının ihlal edildiğine dair tespitini dikkate alarak, AİHM, başvuranın 6 §§ 2. ve 3 (d) maddeleri kapsamındaki diğer şikâyetlerinin ayrıca incelenmesinin gerekli olmadığı kanısına varmıştır (bkz. Incal - Türkiye, 9 Haziran 1998 kararı, Reports of Judgments and Decisions 1998-IV, § 74 ve Çıraklar - Türkiye, 28 Ekim 1998, Reports 1998-VII, § 45).

c)Yargılama süresine ilişkin olarak

Başvuran, yargılama süresinin, AİHS'nin 6 § 1. maddesindeki "makul süre" şartıyla bağdaşmadığını ileri sürerek şikâyetçi olmuştur.

Ele alınacak süre, 26 Nisan 1993 tarihinde başlamış, 10 Temmuz 2002 tarihinde sona ermiştir. Dolayısıyla, iki yargı kademesinde dokuz yıl iki aydan fazla sürmüştür.

AİHM, bu davadakine benzer hususlar ortaya koyan davalarda, AİHS'nin 6 § 1. maddesinin sıklıkla ihlal edildiğini tespit etmiştir (bkz. Pelissier ve Sassi - Fransa [BD], no. 25444/94, § 67, AİHM 1999-II).

Kendisine sunulan tüm belgeler temelinde ve konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak AİHM, bu davada yargılamanın haddinden fazla olduğu ve "makul süre" şartıyla bağdaşmadığı kanısına varmıştır.

Dolayısıyla, 6 § 1. madde ihlal edilmiştir.

AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesine göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A.Tazminat

Başvuran, 50.000 Euro maddi, 100.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir. Hükümet, bu taleplere itiraz etmiştir. AİHM'nin, bir başvuranın, AİHS'nin 6 § 1. maddesi kapsamında bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından mahkum edildiğini tespit ettiği durumlarda, prensip olarak, en uygun tazmin şeklinin, talebi üzerine, başvuranın, bağımsız ve tarafsız bir mahkeme tarafından yeniden yargılanmasının sağlanması olacağı kanısındadır (Öcalan - Türkiye, [BD], no. 46221/99, § 210 in fine AİHM 2005-…).
Ayrıca, dava olaylarını dikkate alarak yaptığı eşitlikçi değerlendirme sonrasında, AİHM, başvurana taleplerine ilişkin olarak toplam 8.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B.Mahkeme masrafları

Başvuran, ulusal mahkemelerde ve Strazburg mahkemesinde yapılan masraflar için 23.000 Euro talep etmiştir. Temsilcisinin, Diyarbakır Barosu'nun AİHM'ye yapılan başvurular için tavsiye ettiği çizelgeyi uyguladığını belirtmiştir.

AİHM içtihadına göre, bir başvuran ancak gerçekten ve gerektiği için yapıldığı ve miktar açısından makul olduğu ortaya konulmuş olan harcamalarının geri ödenmesine hak kazanır. Bu davada, elindeki belgeler ve yukarıdaki ölçütleri dikkate alarak, AİHM, bu başlık altında toplam 2.500 Euro ödenmesinin uygun olacağı kanısındadır.

C. Gecikme faizi

AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.

YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1.Başvurunun kalan kısmın kabuledilebilir olduğuna;

2.Başvuranın tutuklu yargılanma süresinin haddinden fazla olmasına ilişkin olarak AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;

3.Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin bağımsızlığı ve tarafsızlığına dair şikâyete ilişkin olarak AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;

4.Başvuranın AİHS'nin 6 §§ 2. ve 3(d) maddeleri bağlamındaki diğer şikâyetlerini ayrıca ele almanın gerekli olmadığına;

5.Cezai yargılamanın uzunluğuna ilişkin olarak AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;

6.(a)Sorumlu Devlet'in başvurana, AİHS'nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, uygulanabilecek her türlü vergiyle birlikte, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevrilmek üzere

(i)8.000 Euro (sekiz bin Euro) manevi tazminat;
(ii)mahkeme masrafları için 2.500 Euro (iki bin beş yüz Euro) ödemesine,

(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;

4. Başvuranın adil tazmin talebinin kalan kısmının reddine

KARAR VERMİŞTİR.

İngilizce hazırlanmış, Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 23 Mayıs 2006 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA