kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
MAHMUT İRTEM- TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ETKİLİ BAŞVURU HAKKI
İŞKENCE YASAĞI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
MAHMUT İRTEM- TÜRKİYE DAVASI(Başvuru no:15068/03)

KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
23 Mayıs 2006

OLAYLAR

Başvuran, 1976 doğumlu Türk vatandaşı olup Batman'da ikamet etmektedir. Başvuran Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde Batman Barosu avukatlarından A. Erkul ve C. Çoban tarafından temsil edilmektedir.

A. Dava Koşulları

Tarafların sunduğu üzere dava koşulları aşağıdaki gibi özetlenebilir.

8 Temmuz 2001 tarihinde saat 00:45 sularında Batman Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri yasadışı örgüt olan Hizbullah üyesi olduğu gerekçesiyle başvuranıyakalamış ve gözaltına almıştır.

Başvuran aynı gün saat 01:20'de, sağlık muayenesinden geçirilmek üzere Batman Devlet Hastanesi'ne götürülmüştür.

Muayene sonucunda hazırlanan raporda başvuranın vücudunda herhangi bir şiddet ya da darp izine rastlanılmadığı belirtilmiştir.

12 Temmuz 2001 tarihinde başka bir sağlık raporu düzenlenmiş ve muayene sonucunda başvuranın vücudunda herhangi bir darp yada darp izine rastlanılmamıştır.

13 Temmuz 2001 tarihinde saat 13:10'da başvuran tekrar muayene edilmiştir. Başvuranı muayene eden doktor, başvuranın karın bölgesinde ve yumurtalıklarında ağrıbulunduğunu tespit etmiştir. Muayene sonucunda başvuranın vücudunda herhangi bir darp izine rastlanılmadığı fakat yumurtalıklarda ağrı bulunduğu belirtilmiştir. Başvuranı muayene eden doktor, genel cerrahi alanında uzman olan bir doktorda görüş alınmasının gerekli olduğunu belirtmiştir.

Aynı gün saat 15:30'da, genel cerrahi uzmanı bir doktor tarafından nihai sağlık raporu düzenlemiştir. Doktor öncelikle başvuranın cinsel organının bulunduğu bölgeyi incelemiş ve şiddet ya da darp izine rastlamamıştır.

Başvuran yine aynı tarihte, Batman'daki ceza davasına bakan hakime sevkedilmiş ve başvuranın tutuklu yargılanmasına karar verilmiştir.

Başvuran, 10 Aralık 2001 tarihinde gözaltından sorumlu polisler hakkında şikayetçi olmuştur.

Cumhuriyet Savcısı 15 Kasım 2002 tarihli bir kararla, sanıklar aleyhinde somut deliller bulunmadığı gerekçesiyle muhakemenin men'i kararı vermiştir.

Midyat Ağır Ceza Mahkemesi, 31 Aralık 2002 tarihinde başvuran tarafından yapılan itirazı reddetmiştir.

ŞİKAYETLER

AİHS'nin 3. 13. maddesine atıfta bulunan başvuran yakalandığı sırada kötü muameleye maruz kaldığını ve gözaltında bulunduğu sırada kendisine işkence yapıldığınıiddia etmektedir. Başvuran, şikayetlerini dile getirebileceği etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını ileri sürmektedir.

AİHS'nin 5 § 3. maddesine atıfta bulunan başvuran gözaltı süresinin aşırı uzun olmasından şikayetçi olmaktadır.

Başvuran, güvenlik güçlerinin kendisini yakalayabilmek için sabah saatlerinde evinin kapısını zorladıklarını ve kırdıklarını belirterek AİHS'nin 8. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.

HUKUK AÇISINDAN

AİHM, başvuranın kabuledilebilirliğe ve davanın esasına ilişkin görüş sunmadığını kaydetmektedir.

Başvuran, AİHS'nin 3. maddesinin ihlal edildiğini iddia etmektedir.

Hükümet, başvuranın iddialarını destekleyecek türden bir kanıt sunmadığını belirtmektedir. Hükümet, 10, 12 ve 13 Temmuz 2001 tarihlerinde düzenlenen sağlık raporlarında ilgili kişinin vücudunda herhangi bir şiddet ya da darp izine rastlanılmadığını ifade etmektedir.

AİHM, kötü muamele iddialarının uygun delillerle desteklenmesi gerektiğini hatırlatmaktadır (Bkz. mutatis mutandis, Klas-Almanya, 22 Eylül 1993 tarihli karar). AİHM iddia edilen olayların tespiti için "her türlü makul şüphenin ötesinde" kriterinden yararlanmaktadır; bu türden bir delil yeteri kadar ciddi, açık ve birbiriyle uyumlu bir dizi emareden ya da çürütülemeyecek karinelerden oluşabilir (İrlanda-Birleşik Krallık, 18 Ocak 1978 tarihli karar ve Labita-İtalya, no: 26772/95).

AİHM mevcut davada, başvuranın kötü muamele yapıldığı iddialarını destekleyecek kanıt unsurlarını Mahkemeye sunmadığını not etmektedir. AİHM özellikle de, başvuranın karın bölgesinde ve yumurtalıklarında ağrı bulunduğunu belirtmesi üzerine genel cerrahi alanında uzman bir doktor tarafından muayene edildiğini ve muayene sonucunda başvuranın vücudunda herhangi bir şiddet ya da darp izine rastlanılmadığını gözlemlemektedir.

AİHM, gözaltı süresinin bitiminde başvuranın herhangi bir kötü muameleden dolayışikayetçi olduğu ya da sağlık raporlarına itiraz ettiği ve/ya da bu raporları düzenleyen doktor haricinde başka bir doktor tarafından muayene edilmek amacıyla bir girişimde bulunduğu konusunda dosyada herhangi bir unsurun bulunmadığını tespit etmektedir. AİHM bununla ilgili olarak, başvuranın ilk kez 10 Aralık 2001 tarihinde yani yakalanmasından beş ay sonra şikayetçi olduğunu gözlemlemektedir.

AİHM, bu şikayet üzerine Batman Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından adli soruşturma başlatıldığını ve iç hukukta soruşturma yürütüldüğünü tespit etmektedir.

AİHM, başvuranın öznel iddiaları dışında, kendisine sunulan hiçbir kanıt unsurunun sözkonusu kötü muamelelerin varlığını ortaya koymak için yeterli olmadığınıgözlemlemektedir.

Bu nedenle başvurunun bu kısmının dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle, AİHS'nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi uygun olacaktır.

Başvuran, kötü muamele iddialarını dile getirebileceği etkili bir başvuru yolunun bulunmadığını iddia etmekte ve AİHS'nin 13. maddesine atıfta bulunmaktadır.

AİHM, AİHS'nin 3. maddenin ihlal edilmediğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Bu noktada, bu madde uyarınca dile getirilen şikayetler, 13. madde uyarınca "savunulabilir" şikayetler olmamaktadır (aksi yönde, Bkz. Boyle ve Rice-Birleşik Krallık, 27 Nisan 1988 tarihli karar, Kaya-Türkiye, 19 Şubat 1998 tarihli karar, Derleme Kararlar ve Hükümler, ve Yaşa-Türkiye, 2 Eylül 1998 tarihli karar, Derleme).

Bu nedenle bu şikayet de, dayanaktan yoksun olduğu gerekçesiyle, AİHS'nin 35 §§ 3 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi uygun olacaktır.

Başvuran, güvenlik güçlerinin kendisini yakalamak için evinin kapısını zorladıklarınıve kırdıklarını iddia etmekte ve AİHS'nin 8. maddesine atıfta bulunmaktadır.

AİHM, başvuranın ulusal mahkemeler önünde bu şikayetini dile getirmediğini gözlemlemektedir.

Bu nedenle iç hukuk yolları tüketilmediği gerekçesiyle başvurunun bu kısmının AİHS'nin 35 §§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi uygun olacaktır.

Başvuran, gözaltı süresinin uzunluğundan şikayetçi olmakta ve AİHS'nin 5 § 3. maddesine atıfta bulunmaktadır.

AİHM, Ceza Hakimi'nin tutuklu yargılama kararıyla sözkonusu gözaltının 13 Temmuz 2001 tarihinde yani başvurunun yapıldığı 4 Nisan 2003 tarihinden altı ay önce son bulduğunu gözlemlemektedir. Bu noktada, bu şikayet gecikmiş bir şikayet olup AİHS'nin 35.§§ 1 ve 4. maddeleri uyarınca altı aylık sürenin ihlal edilmiş olmasından dolayı reddedilmelidir.

Bu nedenle, AİHS'nin 29 § 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve başvurunun kabuledilemez ilan edilmesi uygun olacaktır.

Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM oybirliğiyle,

Başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA