kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
MAÇİN- TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
HÜRRİYET VE GÜVENLİK HAKKI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
MAÇİN- TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 52083/99)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
4 Mayıs 2006

İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.
Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan ve (52083/99) başvuru no'lu davanın nedeni bu ülke vatandaşı olan Emrullah Maçin ve Rıza Maçin'in (başvuranlar) Avrupa İnsan HaklarıMahkemesi'ne (AİHM) 15 Mart 1999 tarihinde, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin Temel İnsan Haklarını güvence altına alan 34. maddesi uyarınca yapmış oldukları başvurudur.

Adli yardımdan faydalanan başvuranlar, AİHM önünde Diyarbakır Barosu avukatlarından Mesut Beştaş ve Meral Beştaş tarafından temsil edilmektedirler.

OLAYLAR

I. DAVA KOŞULLARI

Başvuranlar, sırasıyla 1974 ve 1962 doğumludur.

29 Eylül 1998 tarihinde saat 17:30'a doğru R. Maçin, Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polis memurları tarafından PKK'ya yardım ve yataklıktan yakalanıp gözaltına alınmıştır.

Aynı gün saat 18:40'a doğru E. Maçin, PKK'ya karşı yürütülen bir operasyon çerçevesinde Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi polisleri tarafından Ergani'de yapılan yol kontrolü sonucu yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Düzenlenen tutanakta E. Maçin'in sahte nüfuz cüzdanı taşıdığından şüphe edildiği kaydedilmiştir.

30 Eylül 1998 tarihinde düzenlenen ifade tutanağında E. Maçin sözkonusu örgüte üye olduğunu ve bu örgüt içinde faaliyet gösterdiğini kabul etmiştir.

1 Ekim 1998 tarihinde Emniyet Genel Müdürlüğü, Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı'ndan başvuranların gözaltı sürelerinin iki gün uzatılmasıtalebinde bulunmuş, aynı gün Savcılık, sözkonusu talebi yerine getirmiştir.

Ekim 1998 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı'nın talebi üzerine Devlet Güvenlik Mahkemesi, delillerin toplanmasındaki güçlükler, sanıkların sayısı ve soruşturmanın henüz sonuçlanmamış olmasını dikkate alarak başvuranların gözaltı sürelerini üç gün uzatmıştır.

5 Ekim 1998 tarihinde, DGM hakimi R. Maçin'in tutuksuz yargılanmak üzere salıverilmesine, E. Maçin'in ise tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

Ekim 1998 tarihinde Cumhuriyet Savcılığı başvuranlarla birlikte diğer sekiz kişiyi PKK'ya üye olmak, örgüt içinde silahlı faaliyet yürütmek ve sözkonusu örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlayarak, E. Maçin'in Türk Ceza Kanunu'un 125. maddesi, R. Maçin'in ise Türk Ceza Kanunu'un 169. ve 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'un 5. maddeleri gereğince mahkum edilmelerini istemiştir.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 5 §§ 3. VE 4. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar, AİHS'nin 5 §§ 3. ve 4. maddelerinin ihlal edildiğini iddia etmektedirler.

A. Ön itiraz

Hükümet iç hukuk yollarının tüketilmediği itirazını yöneltmekte ve başvuranların, gözaltında tutulmalarının yasalara uygunluğuna itiraz edebilmeleri için hukuki yollara başvurma haklarının bulunduğunu ileri sürmektedir. Bu itibarla Hükümet, Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 128 § 4. maddesi uyarınca, DGM'lerin yetki alanına giren bir suçu işlemiş olmakla suçlanan kişilerin, şahsen veya yakınları vasıtasıyla gözaltında tutulmalarına itiraz edebileceklerini vurgulamaktadır. Oysa başvuranlar bu haklarınıkullanmamışlardır. Hükümet, sözkonusu itiraz yoluna uygun olarak iç hukukta alınan ve kimi kez sanıkların lehine olan yargı kararlarını örnek göstermektedir.

AİHM, 5 Temmuz 2005 tarihli kabuledilebilirlik kararında, bu itirazın AİHS'nin 5 § 4. maddesine ilişkin olarak dile getirilen şikayetlere yakından bağlı sorunları dile getirdiğine kanaat getirmiş ve esastan incelenmesine karar vermiştir. AİHM, aynı zamanda bu itirazı, başvuranların bu madde ile ilgili olarak ileri sürdükleri şikayetin değerlendirilmesi çerçevesinde inceleyecektir.

B. Esas hakkında

1. AİHS'nin 5 § 3. maddesine ilişkin şikayet

Başvuranlar, yakalandıktan hemen sonra bir hakim önüne çıkarılmadıklarından şikayetçi olmaktadırlar.

Hükümet, bu iddiaya itiraz etmekte ve sözkonusu sürenin yasal süre sınırlarına uygun olduğunu ileri sürmektedir. Hükümet ilgililerin yakalanmalarının ve gözaltına alınmalarının nizami bir biçimde yerine getirildiğini vurgulamaktadır. Hükümet diğer yandan 6 Mart 1997 tarihli 4229 sayılı Kanun ile gözaltı sürelerine ilişkin yapılan iyileştirmelere dikkat çekerek, sözkonusu Kanun ile gözaltı süresinin Mahkeme'nin içtihadından doğan kriterlerle uyumlu hale getirildiğini belirtmektedir.

Son olarak Hükümet, AİHM'nin takdirini, davanın koşullarını, özellikle de bir terör örgütü hakkında elde edilen bilgi çerçevesinde birçok kişinin yakalanmasına bağlı olan güçlükleri gözönünde bulundurarak yapması gerektiğini savunmaktadır.

AİHM, mevcut davada, başvuranların gözaltı sürelerinin, yakalandıkları 29 Eylül 1998 tarihinde başladığını ve R. Maçin'in serbest bırakıldığı ve E. Maçin'in tutuklandığı 5 Ekim 1998 tarihinde son bulduğunu gözlemlemektedir. Başvuranların gözaltı süreleri yaklaşık altıgün sürmüştür.

AİHM Brogan ve diğerleri-Birleşik Krallık (29 Kasım 1988, A serisi no: 145-B, s. 33, § 62) davasında, yargı denetiminden yoksun dört gün altı saatlik gözaltı süresinin, toplumun bütününü terörizmden korumayı amaç edinse bile, AİHS'nin 5§3. maddesinde belirlenen zaman sınırlarını aştığı yönünde hüküm getirdiğini hatırlatır.

Dolayısıyla AİHM başvuranın hakim önüne çıkarılmadan önce altı gün boyunca gözaltında tutulmasının gerekli olduğunun kabul edilemeyeceğine kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak AİHS'nin 5§3. maddesi ihlal edilmiştir.

2. AİHS'nin 5 § 4. maddesine ilişkin şikayet

Başvuranlar, derinlemesine bir inceleme yapılmamış olmasından ve hakim önüne çıkma imkanının bulunmamasından dolayı, gözaltı süresinin ve uzatılması koşullarının denetlenmesini sağlayabilecek etkili bir başvuru yolunun bulunmadığından şikayet etmektedirler.

Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.

AİHM, Öcalan-Türkiye kararında Hükümet tarafından sunulan adli kararların incelenmesi sonrasında, tutuklama kararının CMUK'un 128 § 4. maddesi uyarınca yasal olup olmadığının tespit edilmesi amacıyla iç hukuk hakimi tarafından yapılan denetlemenin, iki neden den dolayı AİHS'nin 5 § 4. maddesinin gerekliliklerini yerine getirmediğine kanaat getirdiğini hatırlatmaktadır. Bir yandan, iç hukuk hakimi aldığı kararların hiçbirisinde, yasal sürenin dolduğunu ve gözaltının devamını öngören Savcılık kararının olmayışını tespit etmesine rağmen, ilgililerin serbest bırakılması kararını vermemiştir. İç hukuk hakimi, ilgilileri gözaltından sorumlu hakim önüne çıkarmakla yetinmiştir. Diğer yandan, Hükümet tarafından dile getirilen ve adli kararların alındığı yargılamaların hiçbirisinde, gözaltında bulunan sanık hakim önüne çıkarılmamıştır. Hakim yalnızca dosya üzerinden incelemesini yapmıştır.

AİHM, mevcut davada, bu kararından ayrılmasını gerektirecek herhangi bir neden görmemektedir. Bununla ilgili olarak, kabuledilebilirlik aşamasında, bu başvuru yolunun etkili olduğunu gösterebilmek amacıyla Hükümet'in adli karar örnekleri sunduğunu hatırlatmaktadır. Oysa ki, bu durumda kesin olan, yalnızca reşit olmadığı için serbest bırakılan bir kimsenin gözaltına alınması konusudur, ki bu durum başvuranların durumu ile kıyaslanamayacak bir konudur. Her ne olursa olsun, AİHM, kendisine sunulan örnekler ışığında, hakimin dosya üzerinde inceleme yaparak karar aldığını gözlemlemektedir ve karar gözaltında bulunan sanık hakim karşısına çıkarılmadan alınmıştır.

Başvuranlar aleyhine yapılan suçlamalar ciddi olup gözaltı süreleri ulusal yasalar uygun bulunmaktaydı. Bu nedenle, davaya bakan hakime bu konuda yapılacak bir itiraz, serbest bırakılma ile sonuçlanabilecek bir imkan vermekten uzaktı (Bkz. adıgeçen, Öcalan, Bazancir ve diğerleri-Türkiye, Mehmet Mübarek Küçük-Türkiye).

Sonuç olarak AİHM, Hükümet'in itirazını reddetmekte ve AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine kanaat getirmektedir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI HAKKINDA

A. Tazminat

Başvuranlar, 20.000 Euro (yirmi bin) değerinde manevi zarar uğradıklarını iddia etmektedirler. R. Maçin ayrıca, 5.000 Euro (beş bin) değerinde maddi zarara uğradığını iddia etmektedir.

Hükümet bu iddialara karşı çıkmaktadır.

AİHM, dosyadan, maddi bir zararın var olup olmadığı konusunun açıkça ortaya çıkmadığını görüşündedir, bu nedenle bu ad altında herhangi bir tazminat ödenmesine gerek olmadığına karar vermiştir.

AİHM, manevi tazminat ile ilgili olarak, başvuranların her birine hakkaniyete uygun olarak 1.000 Euro (bin) ödenmesinin makul olduğuna karar vermiştir.

B. Masraf ve Harcamalar

Başvuranlar, AİHM ve yerel mahkemeler nezdinde yapmış oldukları masraf ve harcamalar için 6.450 Euro talep etmektedirler.
Hükümet, kanıtlanmamış olduklarından dolayı bu iddialara itiraz etmektedir.

Mahkemenin bu konudaki içtihadı ve mevcut unsurlar doğrultusunda AİHM, talep edilen 1.500 Euro'dan, Avrupa Konseyi tarafından sağlanan 685 (altıyüz seksenbeş) Euro tutarındaki adli yardım düşülerek, kalan miktarın başvuranlara ödenmesinin makul olduğuna karar vermiştir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, Avrupa Merkez Bankası'nın marjinal kredi kolaylıklarına uyguladığı faiz oranına üç puanlık bir artışın ekleneceğini belirtmektedir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Hükümet'in itirazının reddedilmesine;

2. AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;

3.AİHS'nin 5 § 4. maddesinin ihlal edildiğine;

4. a) Oybirliğiyle, AİHS'nin 44§2. maddesi gereğince kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden Y.T.L.'ye çevrilmek üzere Savunmacı Hükümet tarafından başvuranlara:

i. manevi tazminat için başvuranların her birine 1.000 Euro ödenmesine;
ii. masraf ve harcamalar için 1.500 (bin beş yüz) Euro'dan, 685 (altı yüz seksen beş) Euro tutarındaki adli yardım düşülerek kalan miktarın ödenmesine;
iii. yukarıdaki miktarların her türlü vergiden muaf tutulmasına;

b) sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ödemenin yapılmasına kadar Hükümet tarafından, Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli olan faiz oranının üç puan fazlasına eşit oranda faiz uygulanmasına;

5. Oybirliğiyle, adil tazminata ilişkin diğer taleplerin reddine; karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3. maddesine uygun olarak 4 Mayıs 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA