kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
BAŞLIK VE DİĞERLERİ- TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
BAŞLIK ve DİĞERLERİ- TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 35073/97)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
20 Nisan 2006

İşbu karar AİHS'nin 44§2 maddesinde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecektir. Şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

Türkiye Cumhuriyeti aleyhine açılan (35073/97) başvuru no'lu davanın nedeni, bu ülke vatandaşları S. Aydın Başlık, Esral Karagöz, Yaşathak Aslan, Fercan Kaya ve Nizamettin Doğan'ın (başvuranlar) 25 Şubat 1997 tarihinde Avrupa İnsan HaklarıSözleşmesi'nin (AİHS) eski 25. maddesi uyarınca Avrupa İnsan Hakları Komisyonu'na (Komisyon) yapmış oldukları başvurudur.

Başvuranlar, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde (AİHM) İstanbul Barosu avukatlarından S. Kuşkonmaz tarafından temsil edilmektedir.

OLAYLAR

S. Aydın Başlık, Esral Karagöz, Yaşathak Aslan, Fercan Kaya ve Nizamettin Doğan adındaki başvuranlar sırasıyla 1960, 1961, 1952, 1960 ve 1958 doğumludur. Başvurunun yapıldığı sırada başvuranlar, İstanbul'da bulunan Sağmalcılar Cezaevinde bulunmaktadır.

26 Nisan 1991 tarihinde, İstanbul'da meydana gelen bir banka soygunu nedeniyle polis tarafından bir operasyon düzenlemiştir.

Operasyon sırasında, güvenlik güçleri ile silahlıbir çatışma meydana gelmiştir. Aynı gün, Karagöz yakalanmıştır.

29 Nisan 1991 tarihinde Aslan, ertesi gün ise Başlık, Kaya ve Doğan da yakalanmış ve gözaltına alınmışlardır.

4 Haziran 1991 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde (DGM) başvuranlar aleyhine ceza davası açılmıştır. İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcısı, Aslan'ıanayasal düzeni yıkmayı ve Marksist Leninist bir düzeni hakim kılmayı amaçlayan "Dev-Yol" yöneticisi olmakla itham etmiştir. Diğer başvuranlar, Türk Ceza Kanunu'un (TCK) 168. maddesi uyarınca, aynı örgüte mensup olmakla itham edilmişlerdir. Cumhuriyet Başsavcısıaynı zamanda başvuranları suç işlemek amacıyla silahlı örgüt kurmak, çok sayıda silahlısoyguna katılmak, araba ve silah çalmak suçuyla itham etmiştir.

24 Temmuz 1991 tarihinde ve 27 Ekim 1994 tarihleri arasında DGM tanıklarıdinlemiştir.

24 Aralık 1996 tarihinde, başvuranlar, suçlu olduklarına dair bir karar olmadan beşbuçuk yıldır tutuklu bulunduklarını belirterek serbest bırakılma talebinde bulunmuşlardır. Başvuranlar, Mahkeme tarafından çağırılan savunma tanığının ifade vermesinin beklendiği iki yıl boyunca davanın etkisiz olduğunu ileri sürmüşlerdir.

DGM her duruşmada, işlenen suçun niteliği ve suça ilişkin delillerin durumunu dikkate alarak, başvuranların serbest bırakılma taleplerini reddetmiştir.

Delillerin durumunda herhangi bir değişiklik olmadığı halde, duruşmalar, yaklaşık üç yıl boyunca ertelenmiştir.

DGM, tek dereceli mahkemede yaklaşık sekiz yıl süren bu dava süresince, altmışa yakın duruşma gerçekleştirmiştir.

Başvuranlar, yargılama boyunca, dava yoğunluğu gerekçe gösterilerek, iki duruşma arasındaki sürenin yaklaşık iki ay, yani TCK'da belirtilen sürenin iki katı kadar sürdüğünü belirtmektedirler. Başvuranlar bu hususu dile getirmiş fakat bir sonuç alamamışlardır.

DGM, 19 Şubat 1999 tarihinde, başvuranları atılı fiillerden suçlu bularak müebbet hapis cezasına mahkum etmiştir. DGM karar gerekçesinde, soruşturma sırasında elde edilen tutanaklara ve yargılama süresince alınan ifadelere değinmiştir.

Başvuranlarla birlikte Cumhuriyet Başsavcısı da temyize gitmiştir.

Yargıtay, 22 Şubat 2000 tarihinde, ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.

HUKUK AÇISINDAN

I. AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA

Başvuranlar, yargılama süresinin AİHS'nin 6 § 1. maddesinde öngörülen "makul süre" ilkesini ihlal ettiğini iddia etmektedirler.

A. Kabul edilebilirlik hakkında

AİHM, şikayetlerin AİHS'nin 35 § 3.maddesine göre açıkça dayanaktan yoksun olmadığını ve başka hiçbir kabul edilemezlik gerekçesi bulunmadığını saptamıştır.

B. Esas hakkında

Değerlendirilmeye alınacak dönem, başvuranların yakalanması ile Nisan ayında başlamış (26-29 ve 30 Nisan) ve Yargıtay'ın 22 Şubat 2000 tarihinde kararını açıklaması ile sona ermiştir. O halde iki dereceli olarak yapılan yargılama yaklaşık dokuz ay sürmüştür.

AİHM, bir yargılama süresinin makul olup olmadığının, davanın koşullarına göre ve başta davanın karmaşıklığı olmak üzere, AİHM tarafından benimsenen kriterler ile başvuran ve yetkili mercilerin tutumları dikkate alınarak değerlendirildiğini hatırlatır (bkz., diğerleri arasında, Pélissier ve Sassi-Fransa [GC], no: 25444/94, § 67, CEDH 1999-II).

Mahkemenin bu konudaki içtihadını ve elindeki mevcut unsurların tümünü inceledikten sonra AİHM, sözkonusu yargılama süresinin aşırı derecede uzun olduğuna ve "makul süre" koşulunu karşılamadığına kanaat getirmiştir.

Sonuç olarak, AİHS'nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI HAKKINDA

Başvuranlar, tazminat ya da masraf ve harcama adı altında herhangi bir talepte bulunmamışlardır. Bu nedenle AİHM, başvuranlara bu ad altında herhangi bir tutar ödenmesinin gerekli olmadığına kanaat getirmiştir.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun kabul edilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine; karar vermiştir.

İşbu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve AİHM'nin iç tüzüğünün 77§§2. ve 3. maddesine uygun olarak 20 Nisan 2006 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA