kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
BAZ VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

HÜRRİYET VE GÜVENLİK HAKKI
KABUL EDİLEBİLİRLİK KOŞULLARI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
BAZ VE DİĞERLERİ/TÜRKİYE (Başvuru no. 76106/01)

KARAR STRAZBURG
3 Mayıs 2007

Sözkonusu karar AİHS'nin 44§2. maddesi uyarınca kesinlik kazanacaktır. Ancak ,şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.

USULİ İŞLEMLER

Davanın nedeni, altı Türk vatandaşı Abdulkadir Baz, Sedrettin Dinar, Mahrem Bulut, Mehmet Akbalık, Tahsin Aktaş ve Yusuf Sebuk'un ("başvuranlar"), 14 Eylül 2001 tarihinde, İnsan Hakları ve Temel Özgürlükleri Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca, Türkiye aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvurudur (başvuru no. 76106/01).

OLAYLAR

I. DAVA OLAYLARI

Başvuranlar, sırasıyla 1984, 1970, 1964, 1958, 1962 ve 1961 doğumludur ve Diyarbakır'da yaşamaktadır.

Sözkonusu başvurunun yapılmasına neden olayların yaşandığı tarihte Diyarbakır'daki HADEP1'ın aktif üyeleridirler.

11 Temmuz 2002 tarihinde Diyarbakır DGM, Abdulkadir Baz ve Yusuf Sebuk'un beraatine karar vermiştir. Mahrem Bulut ve Mehmet Akbalık aleyhindeki cezai takibat, AİHM'ye yaptıkları başvuru tarihinde halen devam etmektedir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 5. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuranlar, yakalanmalarını ve gözaltına alınmalarını haklı çıkaracak makul bir şüphenin mevcut olmadığı hususunda şikayette bulunmuşlardır. Ayrıca bir hakim veya adli yetkisini kullanacak başka bir yetkili önüne çıkarılmadan haddinden uzun bir süre polis tarafından gözaltında tutuldukları hususunda şikayette bulunmuşlardır. Şikayetlerini, AİHS'nin ilgili kısımları aşağıda kaydedilen 5 §§ 1. (c) ve 3. maddelerine dayandırmışlardır:

"1. Herkesin kişi özgürlüğüne ve güvenliğine hakkı vardır. Aşağıda belirtilen haller ve yasada belirlenen yollar dışında hiç kimse özgürlüğünden yoksun bırakılamaz: ...

c) Bir suç işlediği hakkında geçerli şüphe bulunan veya suç işlemesine ya da suçu işledikten sonra kaçmasına engel olmak zorunluluğu inancını doğuran makul nedenlerin bulunması dolayısıyla, bir kimsenin yetkili merci önüne çıkarılmak üzere yakalanması ve tutulu durumda bulundurulması; ...

3. Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir."

A. Kabuledilebilirlik

Hükümet, AİHM'den AİHS'nin 35 § 1. maddesi bağlamında iç hukuk yollarının tüketilmesi gereğine uyulmadığı için başvuruyu reddetmesini istemiştir. Başvuranların, yerel mahkemeler önünde şikayetlerini sunmadığını ve özellikle Ceza Muhakemeleri Usulü

1 Halkın Demokrasi Partisi.

Kanunu'nun 128. maddesi uyarınca tutuklu yargılanmalarının yasallığına ve uzunluğuna itiraz etmediklerini ileri sürmüştür.
Başvuranlar, Hükümet'in iddiasına itiraz etmişlerdir.

Başvurunun sözkonusu kısmı, aşağıda kaydedilen nedenlerden ötürü kabuledilmez olduğu için AİHM, 5 § 1. madde bağlamındaki şikayetlerine ilişkin olarak başvuranların AİHS'nin 35 § 1. maddesi gereğince iç hukuk yollarını tüketip tüketmediklerini değerlendirmenin önemli olduğu kanısındadır.

AİHM, AİHS'nin 5 § 1. (c) maddesinde değinilen makul şüphenin, şüpheli kişinin işlediği suçun bu aşamada tespit edilmesi gerektiği anlamına gelmediğini yinelemektedir. Soruşturmanın amacı, s anıklar aleyhinde ortaya konan suçların gerçekliği ve niteliğinin kanıtlanması gerektiğidir. 5 § 1. maddenin (c) paragrafı, polisin yakalama aşamasında veya başvuran gözaltında tutulduğu sırada suçlamada bulunmak için yeterli deliller edinmişolmasını dahi gerektirmemektedir.

Sözkonusu davada AİHM, Mahrem Bulut ve Mehmet Akbalık'ın sırasıyla 2001 senesi Mayıs ve Haziran aylarında yakalanmasının, PKK'ya ilişkin aktivitelere dahil olmalarıhususunda ifadelerinin alınması üzerine gerçekleştiğini belirtmektedir.

2001 senesi Ağustos ayında yakalanmaları ve gözaltına alınmalarına ilişkin olarak AİHM, başvuranların PKK'nın silahlı mücadelesinin başlamasının yıldönümünü kutlamak üzere şiddet içeren gösterilerin düzenlenmesinde yer alabilecekleri bilgisinin alınması üzerine gerçekleştiğini de gözlemlemektedir.

Bu koşullar altında AİHM, yukarıda kaydedilen hususların, başvuranların yakalanmasını haklı gösterecek "makul şüphelerin" mevcut olduğu sonucunu destelemek için yeterli olduğu kanısındadır. Ayrıca bazı başvuranlar hakkında cezai takibat başlatılmamasının ve bazılarının da beraat etmelerinin, 5 § 1 (c). madde uyarınca başlıbaşına makul şüphenin mevcut olup olmadığı sorusunu ortaya koymadığı kanısındadır. Bu nedenle, başvurunun sözkonusu kısmı AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca açıkça temelden yoksundur.

Başvuranların 5 § 3. madde bağlamındaki şikayetlerine ilişkin olarak AİHM, daha önce benzer davalarda Hükümet'in ilk itirazlarını incelemiş ve reddetmiş olduğunu yinelemektedir. AİHM ayrıca sözkonusu davada yukarıda kaydedilen başvuruda vardığısonuçlardan farklı sonuçlara varmasını gerektirecek özel koşulların mevcut olmadığısonucuna varmaktadır.

Yukarıda kaydedilenler ışığında AİHM, Hükümet'in bu başlık altındaki ilk itirazlarınıreddetmektedir.

Bununla birlikte AİHM, 2001 senesinde Mahrem Bulut'un Mayıs ayındaki üç günlük ve Mehmet Akbalık'ın Haziran ayındaki bir günlük gözaltı sürelerinin, 5 § 3. maddenin ivedilik gereğine uygun olduğu kanısındadır. Bu nedenle, sözkonusu üç başvuranın şikayetleri, AİHS'nin 35 §§ 3. ve 4. maddesi uyarınca temelden yoksun olduğu için reddedilmelidir.

Sonuç olarak, AİHM Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaş'ın 2001 senesi Ağustos ayında polis tarafından gözaltına alınma sürelerinin uzunluğuna ilişkin şikayetlerinin AİHS'nin 35 § 3. maddesi uyarınca temelden yoksun olmadığını belirtmektedir.

Ayrıca, bu şikayetin kabuledilmez olduğuna karar vermek için gerekçe bulunmamaktadır. Bu nedenle kabuledilebilir olduğuna karar verilmelidir.

B. Esaslar

Hükümet, başvuranların polis gözetimi altında tutulma sürelerinin uzunluğunun, o tarihte yürürlükte olan karara uygun olduğunu ileri sürmüştür. İlgili hukukun o tarihten bu yana AİHM içtihatına uygun olarak değiştirildiğini belirtmiştir.

Başvuranlar iddialarını yinelemişlerdir.

AİHM, başvuranların polis tarafından gözaltında tutulmalarının on gün sürmüşolduğunu belirtmektedir. Bragon ve Diğerleri davasında adli kontrol olmaksızın dört gün altısaat süren alıkonmanın, bir bütün olarak toplumu terörizme karşı koruma amacını taşısa dahi AİHS'nin 5 § 3. maddesinin kesin zaman kısıtlamaları dışında kaldığına karar vermişolduğunu yinelemektedir.

Başvuranların sanık olarak yer aldığı aktivitelerin ciddi nitelikte olduğu kabul edilse dahi, AİHM bir hakim veya adli yetkisini kullanmak üzere kanunca görevlendirilmiş bir yetkili önüne çıkarılmadan on gün boyunca gözaltında tutulmalarının gerekli olduğunu kabul edemez.

Dolayısıyla AİHS'nin 5 § 3. maddesi ihlal edilmiştir.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. maddesi aşağıda kaydedilmiştir:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuranların herbiri, maddi ve manevi zarar için 7,000 Euro (yedi bin Euro) tazminat talep etmiştir.

Hükümet, meblağlara itiraz etmiştir.

AİHM, maddi tazminat hususunda iddialarını kanıtlayamadığını gözlemlemiştir; bu nedenle reddetmiştir. Ancak, eşit temellere dayanarak manevi zarar için başvuranların herbirine - Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaş'a - 3,000 Euro tazminat ödenmesine karar vermiştir.

B. Mahkeme masrafları

Başvuranlar ayrıca yerel mahkemeler ve AİHM önünde yapılan masraflar için 5,225 Euro tazminat talep etmiştir.

Hükümet, meblağa itiraz etmiştir.

AİHM içtihatı gereğince bir başvuran, gerçekten gerektiği için uğratılmış olduğunu ve miktarının makul olduğunu kanıtladığı sürece masraf ve harcamalarının tazminine hak kazanır. Sözkonusu davada mevcut bilgileri ve yukarıda kaydedilen kriterleri gözönüne alan AİHM, yerel davalardaki masraf taleplerini reddetmektedir ve AİHM önündeki davalar için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaş'a toplam 1,000 Euro ödenmesini makul kabul etmektedir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığımarjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğu kanısındadır.

BU NEDENLERLE, AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. 2001 senesinde Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaş'ın polis tarafından gözaltına alınma sürelerinin uzunluğuna ilişkin şikayetlerinin kabuledilebilir ve başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğuna;

2. AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;

3. (a) sorumlu Devletin başvurana, kararın AİHS'nin 44 § 2. maddesine göre kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içerisinde, kararın verildiği tarihte uygulanan oran üzerinden sorumlu Devlet'in para birimine çevrilmek üzere, aşağıda kaydedilen miktarları ödemesi gerektiğine:

(i) Manevi tazminat için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaş'a 3,000 Euro (üç bin Euro);
(ii) Mahkeme masrafları için Baz, Dinar, Bulut, Akbalık ve Aktaş'a toplam 1,000 Euro (bin Euro);
(iii) Yukarıda kaydedilen meblağlara uygulanabilecek her tür vergi;

(b) Yukarıda kaydedilmiş olan üç aylık sürenin bitiminden ödeme gününe kadar, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı marjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre yukarıda belirtilen miktarlarda ödenecek basit faizi ödemekle yükümlü olduğuna karar vermiş,

5. Başvuranların adil tazmin taleplerinin kalan kısmınıreddetmiştir.

İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 3 Mayıs 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA