kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
ATICI(NO:2) TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
ATICI (no.2) - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no: 31540/02)

KARAR STRAZBURG
12 Nisan 2007

Bu karar, AİHS'nin 44 § 2 Maddesi'nde belirtilen şartlarla kesinlik kazanacaktır, ancak şekle ilişkin değişiklik yapılabilir.

USULİ İŞLEMLER

Davanın nedeni, Türk vatandaşı olan Hüseyin Atıcı'nın ("başvuran"), İnsan Haklarınıve Temel Hakları Korumaya Dair Sözleşme'nin ("Sözleşme") 34. Maddesi uyarınca, 25 Temmuz 2002 tarihinde, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne yaptığı başvurudur (başvuru no: 31540/02).

OLAYLAR

DAVA OLAYLARI

Başvuran, 1970 doğumlu olup, Kocaeli'de ikamet etmektedir.

Başvuran, 16 Ekim 1992 tarihinde, Dev-Sol'a üye olduğu şüphesiyle, İstanbul Emniyet Müdürlüğü terörle mücadele şubesinde görevli polis memurları tarafından yakalanmış ve gözaltına alınmıştır.

26 Ekim 1992 tarihinde, başvuranın tutuklu yargılanması talimatını veren İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tetkik hakimi huzuruna çıkarılmıştır.

8 Ocak 1993 tarihinde, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, başvuran ve diğer on altı sanık aleyhinde, bu kişileri, diğer şeylerin yanı sıra, yasadışı silahlıbir örgüte üye olmakla ve Devlet'in anayasal düzenini bozan eylemlere katılmakla suçlayan bir ithamname vermiştir. Cumhuriyet Savcısı, Ceza Kanunu'nun 146 § 1 Maddesi çerçevesinde, başvuranın ölüm cezasına çarptırılmasını istemiştir.

2004 yılında, anayasadaki değişiklik sonucu Devlet Güvenlik Mahkemeleri kaldırılmışve başvuranın davasıİstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmiştir.

2 Mayıs 2005 tarihinde, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, başvuranı suçlu bulmuş ve ölüm cezasına çarptırmıştır.

Yargıtay, ilk derece mahkemesinin kararını bozmuştur. Dava, İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi huzurunda ertelenmiştir ve hala beklemededir.

HUKUK

I. AİHS'NİN 6 § 1 MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

Başvuran, kovuşturma süresinin, AİHS'nin 6 § 1 Maddesi'nde öngörülen "makul süre" koşuluna uygun olmadığından şikayetçi olmuştur.

Hükümet, bu iddiayı reddetmiştir. Hükümet, başvuran aleyhindeki suçlamaları ve on altı davalı ile çok sayıda tanığı içine alan geniş kapsamlı bir duruşma düzenlemenin gerekli olduğunu göz önünde bulundurarak davanın karmaşık olduğunu ileri sürmüştür. Hükümet, bu etmenlerin kovuşturmanın neden uzun sürdüğünü açıkladığını ve adli makamların ihmalkarlık veya geciktirme ile suçlanamayacağını belirtmiştir.

AİHM, göz önüne alınması gereken sürenin, başvuranın gözaltına alındığı 16 Ekim 1992 tarihinde başladığını belirtmektedir.

Dava, hala İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'nde beklemededir. Bu nedenle, kovuşturma on dört yıldan fazla sürmüştür.

A. Kabuledilebilirlik

AİHM, başvurunun AİHS'nin 35 § 3 Maddesi uyarınca asılsız olmadığınıbelirtmektedir. AİHM, ayrıca, başvurunun kabuledilmez olması için hiçbir gerekçe bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, başvurunun kabuledilebilir olduğu sonucuna varılmalıdır.

B. Esaslar

AİHM, adli kovuşturmanın uzun sürmesinin makul olup olmadığının, dava olaylarıışığında ve şu kriterlere atfen değerlendirilmesi gerektiğini yinelemektedir: davanın karmaşıklığı, başvuran ile ilgili makamların tutumu (bkz., birçok diğer makam arasında, Pélissier ve Sassi / Fransa [GC], no. 25444/94, § 67, ECHR 1999-II).

AİHM, sözkonusu davadakine benzer sorunlar içeren davalarda sıklıkla AİHS'nin 6 § 1 Maddesi'nin ihlalini saptamıştır (bkz, Pélissier ve Sassi, yukarıda kaydedilen).

AİHM, kendisine sunulan bütün belgeleri inceledikten sonra, sözkonusu davada farklıbir sonuca varmak için Hükümet'in kendisini ikna edebilecek herhangi bir kanıt veya iddia ortaya atmadığı belirtmektedir. AİHM, konuyla ilgili içtihadını göz önünde bulundurarak, bu davadaki adli kovuşturmanın çok uzun sürdüğüne ve "makul süre" koşuluna uyulmadığına karar vermiştir.

Bu nedenle, AİHS'nin 6 § 1 Maddesi'nin ihlali sözkonusudur.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. Maddesi:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollarının ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran, manevi tazminat olarak 25,000 Euro (EUR) talep etmiştir.

Hükümet, bu miktara itiraz etmiştir.

AİHM, yalnızca bir ihlalin saptanmasıyla tazmin edilemeyecek olan kovuşturmanın uzun sürmesinden dolayı, başvuranın manevi zarar görmüş olabileceği görüşündedir. Bu nedenle, AİHM, adil bir temele dayanarak, başvurana bu bağlamda 9,600 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B. Masraf ve Giderler

Başvuran, avukatlık ücretleri için 3,000 Euro talep etmiştir. Başvuran, ayrıca, konuyu AİHM'nin takdirine bırakarak, AİHM önünde yapmış olduğu masraf ve giderler için kendisine belli bir miktar ödenmesini talep etmiştir.

Hükümet, herhangi bir belgeyle kanıtlanmadığı gerekçesiyle başvuranın talebine itiraz etmiştir.

AİHM'nin içtihadına göre, masraf ve giderlerin ancak gerçekten ve gerektiği şekilde yapıldığının kanıtlanması ve miktar olarak makul olması durumunda, bu miktar başvurana geri ödenir. AİHM, sözkonusu davada, başvuranın talebini destekleyen herhangi bir belge sunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, AİHM, bu bağlamda herhangi bir miktar ödenmesini uygun görmemektedir.

C. Gecikme Faizi

AİHM, gecikme faizinin, Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına göre belirlenmesini uygun bulmuştur.

BU GEREKÇELERE DAYALI OLARAK, AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvurunun geri kalan kısmının kabuledilebilir olduğuna,

2. AİHS'nin 6 § 1 Maddesi'nin ihlal edildiğine;

3.(a) davalı Devlet'in, manevi tazminat olarak, başvurana, AİHS'nin 44 § 2 maddesi uyarınca bu kararın kesinlik kazandığı tarihten itibaren üç ay içinde, 9,600 EUR (dokuz bin altı yüz euro) ve bu miktara konulabilecek bütün vergileri ödemesine (bu miktar, ödeme tarihinde uygulanan kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilecek);

(b) ödeme tarihine kadar yukarıda bahsedilen üç ayın dolması halinde, yukarıdaki miktarların üzerine, Avrupa Merkez Bankası'nın gecikme döneminde uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle oluşacak faiz oranına eşit miktarda basit faizin ödenmesine karar vermiştir.

4. Başvuranın adil tazmin talebinin geri kalan kısmının reddine karar vermiştir.

İşbu karar İngilizce olarak hazırlanmış olup 12 Nisan 2007 tarihinde, İçtüzüğün 77. Maddesi'nin 2 ve 3. fıkraları uyarınca yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA