kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
GÜVEN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

ETKİLİ BAŞVURU HAKKI
İŞKENCE YASAĞI
YAŞAMA HAKKI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
GÜVEN VE DİĞERLERİ - TÜRKİYE(Başvuru no. 68694/01)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
12 Nisan 2007

İşbu karar AİHS'nin 44 § 2. Maddesi'nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Davanın nedeni, adları Ahmet Güven, Ramazan Akdağ, Kadri Sönmez, Metin Göktepe, Neslihan Göktepe, İzzettin Koç, Kadri Issı, Mehmet Kışanak, Rıdvan Karatay, Ali Kemal Yıldız, Yaşar Avcı ve Emsihan Karatay olmak üzere on iki Türk vatandaşının ("başvuranlar"), İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("AİHS") 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 30.10.2000 tarihinde yapmış olduğu 68694/01 no'lu başvurudur.

Başvuranlar İzmir Barosuna bağlı avukat T. Fırat tarafından temsil edilmektedirler.

AİHM, 23.09.2005 tarihinde başvuruyu Hükümet'e bildirmeye ve AİHS'nin 29 § 3. Maddesi'ni uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar vermiştir.

OLAYLAR

I. DAVA OLAYLARI

Başvuranlar sırasıyla 1968, 1972, 1964, 1966, 1973, 1962, 1976, 1962, 1963, 1971, 1970 ve 1969 doğumludurlar. Bu başvurunun yapılmasına neden olan olaylar sırasında başvuranlar İzmir'deki Buca Cezaevi'nde tutuklu idiler.

A. Buca Cezaevi'ndeki Olaylar

20.07.1995 tarihinde başvuranlar, cezaevinde bulunan diğer on tutukluyla beraber, hücrelerinden alınıp, yargılanmaları için İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne çıkarılmak üzere cezaevinin başka bir bölümüne götürülmüşlerdir. Başvuranlara göre, götürülmeyi beklerlerken, aranmalarına karşı çıkmaları üzerine cezaevi yöneticilerinin, muhafızların ve jandarmanın coplu ve tahta kalaslı saldırısına uğramışlardır. Hükümet'e göre başvuranlar üzerlerinin aranmasına karşı koymuşlar, birbirlerine kenetlenip merdivenlerden aşağı düşmüş, kendilerini yaralamışlardır. Başvuranlar cezaevinin araçlarıyla İzmir Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne götürülmüşlerdir.

Başvuranlar Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde mahkeme huzuruna çıkarılmadan önce dövüldüklerinden şikayetçi olmuşlardır. Mahkeme başvuranların durumlarını kaydetmiş, bu koşullarda duruşma görülmesinin olanaksız olduğu gerekçesiyle davanın ertelenmesine karar vermiştir. Başvuranların tıbbi muayeneden geçirilmesini ve sonuçların soruşturma açılmasıamacıyla İzmir Cumhuriyet Savcılığı'na gönderilmesini emretmiştir. Bu yönde bir yazı aynıgün Cumhuriyet Savcısı'na gönderilmiştir.

B. Buca Cezaevi'ndeki olaya ilişkin soruşturma

Cumhuriyet Savcılığı başvuranın iddialarına ilişkin ön soruşturma açılmasını istemiştir. Savcı, 20.07.1995 ve 14.08.1995 tarihlerinde başvuranların ifadelerini almış, başvuranlar jandarma ve cezaevi muhafızları tarafından dövüldüklerini yinelemişlerdir.

Adli tıp uzmanı, 20.07.1995 tarihinde, Ahmet Güven, Kadri Sönmez, Metin Göktepe, Neslihan Göktepe, İzzettin Koç, Kadir Issı, Mehmet Kışanak, Rıdvan Karatay, Ali Kemal Yıldız ve Emsihan Karatay'ı cezaevinde muayene etmiştir.

Doktor, raporunda, Emsihan Karatay'ın başında ve sol bacağındaki ağrılardan şikayet ettiğini kaydetmiştir. Doktor, başvuranın, İzmir Devlet Hastanesi'nde görevli ortopediste muayene olmasına karar vermiştir.

Doktor, Neslihan Göktepe'ye ilişkin olarak, darbe sonucunda başında ve sol kulağının arkasında şişlik, sırtında ise kızarıklık tespit etmiştir. Ayrıca boynunda da sıyrık kaydetmiştir. Doktor, Neslihan Göktepe'nin, yedi gün içinde İzmir Adli Tıp Enstitüsü'nde görevli bir adli tıp uzmanı tarafından yeniden muayene edilmesine karar vermiştir.

Kadir Issı'yla ilgili olarak, doktor, sırtının yukarısında sol tarafta ve sol kolunda kızarıklıklar kaydetmiştir. Ayrıca sol kulağının altında bir yara ve kanama olduğunu gözlemlemiştir. Ek olarak, Kadir Issı, sırtının alt kısmında sağ tarafındaki ağrılardan şikayetçi olmuştur. Doktor, yaralanmanın, başvuranı on beş gün iş göremez hale getirdiği sonucuna varmıştır.

İzzettin Koç'a ilişkin olarak, tıbbi rapor, aldığı darbeler nedeniyle, kaşları ve burnunun üzerinde bere, sırtında ve sol dizinde morarma, kızarıklık ve sıyrıklar tespit edildiğini göstermektedir. Doktor, yaralanmanın, İzzettin Koç'u on gün iş göremez hale getirdiği ve tedavinin ardından yirmi gün içinde iyileşebileceği sonucuna varmıştır.

Mehmet Kışanak ile ilgili olarak, doktor, aldığı darbeler sonucu, sırtının üst kısmında, çenesinin altında, burun ve ağzının çevresinde şişlik ve kızarıklık gözlemlemiştir. Ayrıca yaralanmanın Mehmet Kışanak 'ı on gün iş göremez hale getirdiğini ve tedavinin ardından yirmi gün içinde iyileşebileceğini kaydetmiştir.

Rıdvan Karatay'a ilişkin tıbbi raporda, aldığı darbeler sonucu, sağ göz çukurunda kızarıklık ve şişlik ile sırtının üst kısmında kızarıklık ve morluk tespit edildiği görülmektedir. Başvuran ayrıca başındaki ağrılardan şikayet etmiştir. Doktor, Rıdvan Karatay'ın, İzmir Devlet Hastanesi'ndeki göz doktoruna muayene olmasına karar vermiştir.

Adli tıp uzmanı, Kadri Sönmez'e ilişkin olarak, sırtının üst kısmında, her iki kolunda ve sağ kulağında kızarıklık ve şişlik kaydetmiştir. Başvuran ayrıca sol bacağındaki ağrıdan şikayet etmiştir. Doktor yaralanmanın başvuranı beş gün iş göremez hale getirdiğini gözlemlemiştir.

Ali Kemal Yıldız'a ilişkin olarak, raporda, başvuranın sırtında, boynunda ve başında şişlik ve kızarıklık ve aldığı darbeler sonucunda kulağının arkasında morluk bulunduğu belirtilmiştir. Ayrıca başvuranın sol kolu ve sol bacağında kızarıklıklar bulunmaktadır. Doktor, başvuranın başında ve çenesindeki ağrılardan da şikayetçi olduğunu kaydetmiştir. Yaralanmanın başvuranı yedi gün iş göremez hale getirdiği ve beş günde iyileşebileceği sonucuna varmıştır.

Metin Göktepe ile ilgili olarak, doktor, aldığı darbeler sonucunda başvuranın başının arkasında, çenesinde, sırtında, boynunda ve kollarında şişlik, kızarıklık ve morluklar gözlemlemiştir. Adli tıp uzmanları, yaralanmanın başvuranı on gün iş göremez hale getirdiği ve tedavinin ardından yirmi gün içinde iyileşebileceği sonucuna varmıştır.

Son olarak, Ahmet Güven'e ilişkin tıbbi rapor, başvuranın başındaki ağrılara, sağ göz çukuru ile kaşlarının çevresindeki berelere, sağ kolundaki şişlik ve ağrılara ve sırtı ile kaburgaları etrafındaki morluk ve sıyrıklara işaret etmektedir. Doktor başvuranın İzmir Devlet Hastanesi'ndeki göz doktoruna muayene olmasına karar vermiştir.

Adli Tıp Enstitüsü'nden bir uzman, 18.08.1995 tarihinde, Ramazan Akdağ'ı muayene etmiş, tıbbi raporu İzmir Cumhuriyet Savcılığı'na göndermiştir. Bu rapora göre, Ramazan Akdağ, izleyen yaralanmalardan muzdariptir: sağ gözakında kanama, kafa derisindeki post-parietal kemikte 4 x 4 büyüklüğünde şişlik, alında kızarıklık, elmacık kemiği, göz çukurları ve sol kulağında şişlik ve morluklar, alt dudağında şişlik ve çizik, sol köprücük kemiğinde incinme, göğüs boşluğunun sol yarısında 10 cm çapında ve göğüs boşluğunun sağ yarısında morluklar. Adli tıp uzmanı, yaraların hayati tehlike yaratmadığı fakat başvuranı yedi gün işgöremez hale getirdiği ve başvuranın yirmi günde iyileşebileceği kanısına varmıştır.

Adli Tıp Enstitüsü'nden bir doktor, 17.11.1995 tarihinde, 20.07.1995 tarihinde "genel vücut travması" teşhisiyle hastaneye kaldırılan Yaşar Avcı'nın, hastaneye kaldırıldığı sırada izleyen yaralanmalardan muzdarip olduğunu rapora kaydetmiştir: sırtta ve her iki omuzda morluklar, sağ elmacık kemiğinde 2 x 2 cm'lik bir sıyrık, alında kızarıklık, sol kaval kemiğinde hassasiyet.

Doktor başvuranın boyunluk takması gerektiğine karar vermiştir. 17.11.1995 tarihli rapora göre, başvuran hastaneden 28.07.1995 tarihinde taburcu olmuş, 09.10.1995 tarihinde yeniden muayene edilmiştir. Uzman yaraların hayati tehlike yaratmadığına fakat başvuranı on gün iş göremez hale getirdiğine ve iyileşeceğine karar vermiştir.

Cumhuriyet Savcısı, 09.04.1996, tarihinde başvuranlara kötü muamele edildiği iddialarıyla ilgili olarak Buca Cezaevi Müdürü ve personeli aleyhine dava açmamaya karar vermiştir. Başvuranlar bu karara itiraz etmiştir. Karşıyaka Ağır Ceza Mahkemesi 25.06.1996 tarihinde başvuranların itirazlarını reddetmiştir.

Cumhuriyet Savcısı, jandarmalarla ilgili soruşturma dosyasını 11.04.1996 tarihinde İzmir İdare Mahkemesi'ne devretmiştir. Ancak dava dosyası, Buca Cezaevi'ndeki Bölge Jandarma Komutanlığı'na gönderilmesinin ardından kaybolmuştur.

İzmir İdare Mahkemesi 01.05.2000 tarihinde yukarıda bahsedilen dava dosyasının kaybolmasıyla ilintili olarak üç jandarma görevlisi hakkında soruşturma açmaya, başvuranların 20.07.1995 tarihinde mahkemeye getirilmelerinden sorumlu jandarmalar hakkında ise dava açmamaya karar vermiştir.

Hükümet, dosyayı kaybeden jandarma görevlileri hakkındaki davanın, yasal süre sınırınıaşması nedeniyle 15.01.2002 tarihinde verilen yetkisizlik kararıyla sonlandırıldığını AİHM'ye bildirmiştir.

Başvuranlar, davanın sonucunun kendilerine bildirilmediğini, İzmir İdare Mahkemesi'nin kararından, AİHM, Buca Cezaevi'nde 20.07.1995 tarihinde yaralanan on mahkum tarafından açılan Satık ve Diğerleri (no. 31866/96) davasını karara bağladığında haberdar olduklarınıiddia etmişlerdir.

C. Ahmet Güven'in tutukluluk şartları

Başvuran, Türk Ceza Kanunu'nun 125. Maddesi uyarınca ülke topraklarının bir bölümünü bölmek amacıyla eylemler gerçekleştirmekten suçlu bulunmuş, 02.12.1998 tarihinde ölüm cezasına çarptırılmıştır. Bu karar, Yargıtay'ın ilk derece mahkemesinin kararını onamasının ardından 17.04.2000 tarihinde kesinleşmiştir. İzmir Ağır Ceza Mahkemesi 06.09.2002 tarihinde başvuranın cezasını ömür boyu hapis cezasına çevrilmiştir.

Dava dosyasından anlaşıldığı üzere, başvuran çeşitli kereler açlık grevlerine katılmış, bunun sonucu olarak sağlığı kötüleşmiştir.

Bitlis Devlet Hastanesi'nin 26.06.2003 tarihli tıbbi raporuna göre, başvuranda yüksek tansiyon, anksiyete ve hafif hafıza kaybı bulunmaktadır. Bitlis Devlet Hastanesi Sağlık Kurulu 15.07.2003 tarihinde ek bir rapor hazırlamış, bu raporda başvuranın sağlık durumunun cezasının ertelenmesini gerektirmediği kararına varılmıştır.

Başvuran 28.07.2003 tarihinde Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 399. Maddesi uyarınca cezasının ertelenmesini talep etmiştir. Bitlis Cumhuriyet Savcısı 17.07.2003 tarihinde Bitlis Devlet Hastanesi'nin yukarıda sözü geçen raporlarına dayanarak başvuranın talebini reddetmiştir. Taraflar başvuranın bu karara itiraz ettiğine dair hiçbir belge sunmamışlardır.

Bitlis Devlet Hastanesi'nin 24.06.2004 tarihinde hazırladığı tıbbi rapora göre başvuran yüksek tansiyon, depresyon, vertigo (baş dönmesi) ve baş ağrılarından muzdariptir. Başvurana reçeteli ilaç ile özel diyet verilmiştir. Bu raporu müteakiben cezaevi yetkilileri başvurana özel diyet verilmesine karar vermişlerdir.

U.O. ve N.S. adlı iki doktorun 01.11.2005 tarihinde hazırladıkları tıbbi rapora göre, başvurana 2003 yılında yüksek tansiyon ve hafıza kaybı teşhisi konulmuştur. Başvuranın ilaç tedavisi gördüğü ve cezaevi içinde fiziksel olarak kendine bakmaya devam edebileceği kaydedilmiştir.

Hükümet başvuranın kapsamlı kontrolden geçmesi için çeşitli tıp merkezlerine sevk edilmesiyle ve analizlerin sonuçlarıyla ilgili çeşitli belgeler sunmuştur.

HUKUKA İLİŞKİN

I. AİHS'NİN 2., 3. VE 13. MADDELERİNİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI

Başvuranlar, 20.07.1995 tarihinde Buca Cezaevi'nde cezaevi yetkilileri ve jandarma tarafından maruz bırakıldıkları muamelenin, AİHS'nin 3. Maddesi uyarınca işkence ve insanlık dışı muameleye eşdeğer olduğundan şikayetçi olmuşlardır. Başvuranlar ayrıca sundukları 11.05.2006 tarihli görüşlerinde, hiçbir ayrıntıya girmeden, Buca Cezaevi'ndeki olayların ve izleyen gelişmelerin, haklarını AİHS'nin 2. ve 13. Maddeleri uyarınca da ihlal ettiğinden şikayetçi olmuşlardır.

AİHM, başvuranların şikayetlerinin yalnız 3. Madde bakımından incelenmesi gerektiği sonucuna varmıştır. Bu Madde'ye göre:
"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

A. Kabuledilebilirliğine ilişkin olarak

Hükümet, başvuranların hukuki ya da idari hiçbir davada yer almamaları nedeniyle, AİHM'nin, başvuranların kötü muamele iddialarına ilişkin olarak 3. Madde'nin sürekli ihlal edildiği iddialarını incelemesinin olanaksız olduğunu ileri sürmüştür. Bu noktada, AİHM'nin içtihadına ve özellikle Kelly ve Diğerleri - İngiltere (no. 30054/96) kararına atıfta bulunmuştur.

AİHM benzer davalarda Hükümet'in ön itirazlarını incelemiş ve reddetmiş olduğunu yineler (özellikle bkz. Satık ve Diğerleri - Türkiye, 31866/96). AİHM bu davada yukarıda sözü edilen başvuruda elde ettiği bulgulardan sapmasını gerektirecek özel bir durum bulunmadığı kanısındadır.

Bu koşullarda, AİHM, Hükümet'in ön itirazlarını reddeder.

AİHM, ayrıca, başvurunun bu kısmının, AİHS kapsamında, hakkında karar verilmesi esasların incelenmesini gerektiren hukuki ve maddi ciddi meseleleri gündeme getirdiği kanısındadır. Bu nedenle bu şikayetin AİHS'nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını kaydeder. Başvuruyu kabuledilmez olarak ilan etmek için temel bulunmamaktadır, dolayısıyla kabuledilebilir olarak ilan edilmelidir.

B. Esaslar

Hükümet, olayların başvuranlar tarafından aktarılış biçimine itiraz etmiş, olayın, başvuranların memurlara karşı koymaları nedeniyle kendi tavırları yüzünden meydana geldiğini öne sürmüştür. Ayrıca davanın koşullarına ilişkin olarak titiz bir soruşturmanın yapıldığını ifade etmiştir.

Başvuranlar, şikayetlerini sürdürmüşler, özellikle davalarının, aynı olaylarla ilgili olduğundan, Satık ve Diğerleri - Türkiye (no. 31866/96) davasından farklı olmadığını ifade etmişlerdir.

AİHM, Satık ve Diğerleri - Türkiye kararında, bu davadaki başvuranların Devlet görevlileri tarafından dövüldüğünü ve yaralandığını hatırlatarak, maruz kaldıkları muamelenin AİHS'nin 3. Maddesi'nin ihlalini teşkil ettiği sonucuna varır. Ayrıca ulusal makamların Buca Cezaevi'ndeki olaya ilişkin gerçekleştirdikleri soruşturmanın yetersiz olduğu kararına varmıştır.

AİHM, o dava ile bu dava arasında maddi hiçbir farkın bulunmadığı kanısındadır.

Buna göre, AİHM, bu davada AİHS'nin 3. Maddesi'nin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

II. AİHS'NİN 34. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI

Başvuranlar, ulusal makamların AİHS'nin 34. Maddesi'ni ihlal ederek, kendilerini, iddialarına ilişkin soruşturmanın sonucundan haberdar etmediklerinden şikayetçi olmuşlardır. Bu Madde'ye göre:

"İşbu Sözleşme ve Protokollerinde tanınan hakların Yüksek Sözleşmeci Taraflardan biri tarafından ihlalinden zarar gördüğü iddiasında bulunan her gerçek kişi, hükümet dışı her kuruluş veya kişi gruplarıMahkeme'ye başvurabilir. Yüksek Sözleşmeci Taraflar bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasına hiçbir suretle engel olmamayı taahhüt ederler."

AİHM, başvuranların başvurusunun, İzmir İdare Mahkemesi'nin kararını açıkladığı ve aynı zamanda AİHS'nin 35 § 1. Maddesi'ne riayet edilerek davalarında nihai kararın verildiği tarihten itibaren altı ay içinde yapıldığını gözlemler. Ayrıca, başvuranlar, Konsey'in kararının bildirilmemesinin, başvuranların dilekçe haklarını etkili bir biçimde uygulamalarını önlemek için doğrudan ya da dolaylı olarak planlandığını hiçbir biçimde kanıtlayamamışlardır. Bu koşullarda, AİHM, AİHS'nin 34. Maddesi kapsamında bir mesele bulunmadığı sonucuna varmıştır. Bu nedenle, başvurunun bu kısmı AİHS'nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde açıkça dayanaktan yoksundur ve 35 § 4. Madde'ye uygun olarak reddedilmelidir.

III. AİHS'NİN İHLAL EDİLMESİNE İLİŞKİN DİĞER İDDİALAR

Başvuranlardan Ahmet Güven, 14.10.2004 tarihli mektubunda, bozuk sağlığına rağmen yetkili makamların kendisini serbest bırakmamalarının yaşam hakkını ihlal edilmesine neden olduğundan şikayetçi olmuştur.

AİHM, Ahmet Güven'in şikayetinin 3. Madde kapsamında incelenmesi gerektiği kanısındadır. Bu Madde'ye göre:

"Hiç kimse işkenceye, insanlık dışı ya da onur kırıcı ceza veya işlemlere tabi tutulamaz."

AİHM, hasta olan bir kişinin tutuklu bulunmasının AİHS'nin 3. Maddesi uyarınca sorun teşkil etmesinin yadsınamayacağını yineler (bkz. Mousiel - Fransa, 67263/01). Öte yandan, 3. Madde, tutukluların sağlık nedenleriyle serbest bırakılmaları için genel bir yükümlülük koyduğu biçiminde yorumlanamaz. Ancak yine de Devlet'e hürriyetlerinden yoksun bırakılmış kişilerin fiziksel koşullarını, örneğin onlara zaruri tıbbi yardım sağlayarak, koruması için yükümlülük dayatır.

Bu davada, AİHM, başvuranın, şikayetlerini belirttiği ilk yazıdan ayrı olarak, ne kendisinin ne de temsilcisinin, AİHM'ye, sağlığı ve tutukluluk koşullarıyla ilgili ek ve güncel bilgi sunmadığını gözlemler. Hükümet'in sunduğu bilge ve belgeleri inceleyerek, AİHM, mevcut meselelere ilişkin olarak, başvuranın durumunun AİHS'nin 3. Maddesi kapsamına girecek derecede yeterli önem arz etmediği kanısındadır (bkz. Saydam - Türkiye, 26557/04; Priebke - İtalya, 48799/99; aksi kıyas, Tekin Yıldız - Türkiye, 22913/04). Sonuç olarak, bu şikayet, AİHS'nin 35 § 3. Maddesi kapsamında açıkça dayanaktan yoksun olup, 35 § 4. Madde'ye uygun olarak reddedilmelidir.

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. Maddesi'ne göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Manevi tazminat olarak, başvuranlar Ahmet Güven, Neslihan Göktepe, Rıdvan Karatay ve Emsihan Karatay 75.000'er Euro, Ramazan Akdağ, Metin Göktepe, İzzettin Koç, Kadri Issı, Mehmet Kışanak, Ali Kemal Yıldız ve Yaşar Avcı 60.000'er Euro, Kadri Sönmez ise 50.000 Euro talep etmiştir.

Hükümet bu meblağlara itiraz etmiştir.

AİHM, tarafsızlık esasıyla hareket ederek, başvuranların her birine manevi tazminat olarak 8.000'er Euro ödenmesine karar vermiştir.

B. Yargılama giderleri

Başvuranlar ayrıca, AİHM önünde meydan gelen yargılama giderleri için 30.000 Euro talep etmiştir. Çevirmen tarafından hazırlanmış bir harç hesabı ve iki pul faturasısunmuşlardır.

Hükümet bu meblağa itiraz etmiştir.

AİHM'nin içtihadına göre, yargılama giderleri, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığıve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, AİHM'de açılan takibatlar için başvuranlara ortaklaşa 500 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.

C. Gecikme Faizi

AİHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığımarjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.

BU NEDENLERLE AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1. Başvuranların, 20.07.1995 tarihinde kötü muameleye maruz kaldıkları iddialarına ilişkin şikayetlerinin kabuledilebilir, başvurunun geri kalanının kabuledilmez olduğuna;

2. AİHS'nin 3. Maddesi'nin ihlal edildiğine;

3. (a) Sorumlu Devlet'in, aşağıdaki meblağları, AİHS'nin 44 § 2. Maddesi'ne göre nihai kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, tüm vergilerden muaf olarak, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevirerek, başvuranlara ödemesine:

(i) Başvuranlara 8000'er Euro (sekiz biner Euro) manevi tazminat;
(ii) mahkeme masrafları için ortaklaşa 500 Euro (beş yüz Euro);

(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.

3. Başvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanını reddetmiştir.

İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 12.04 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA