kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
ABDULLAH SALMAN - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ABDULLAH SALMAN - TÜRKİYE DAVASI (Başvuru no:63745/00)

KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÇEVİRİSİ
3 Nisan 2007

OLAYLAR

Başvuran Abdullah Salman, 1981 doğumlu Türk vatandaşı olup İstanbul'da ikamet etmektedir. Başvuran, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) önünde İstanbul Barosu avukatlarından K. T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.

Tarafların sunduğu üzere dava koşulları aşağıdaki şekilde özetlenebilir.

Gözaltına alındığı sırada on üç yaşında olan başvuran, hırsızlık yaptığı gerekçesiyle 7 Kasım 1994 tarihinde Şişli Emniyet Müdürlüğü tarafından gözaltına alınmıştır.

Başvuran, 9 Kasım 1994 tarihinde serbest bırakılmıştır.

Şişli Adli Tıp Kurumu tarafından düzenlenen sağlık raporunda, sol diz yanda 2 x3 cm. ekimoz, sol ayak serçe parmakta eritem, sol pazu üst arkada düz kenarlı 1 x 4 cm. raddi eritem, boyun önde eritem, sol kulak arkasında sağ omuzda avuç içi genişliğinde ve sırt sağyanda eritemler, sol diz kapağında eritemler görüldüğü belirtilmiştir. Başvurana üç günlük işgöremezlik raporu verilmiştir. İstanbul Tıp Fakültesi Çocuk Psikiyatri Bilim Dalı tarafından düzenlenen 15 Aralık 1994 tarihli piskiyatri raporunda, başvuranda psikopatolojiye rastlanmadığı belirtilmiştir.

Olayların meydana geldiği dönemde reşit olmayan başvuran adına hareket eden başvuranın annesinin şikayet etmesi üzerine Şişli Cumhuriyet Savcısı, 27 Mart 1995 tarihli bir iddianameyle kötü muamele yapmakla suçlanan polis memuru aleyhinde kamu davasıaçmıştır.

Şişli Asliye Ceza Mahkemesi, 20 Mayıs 1996 tarihli bir kararla sanığın ağır para cezası ile cezalandırılmasına ayrıca üç ay süre ile memuriyetten muvakkaten mahrumiyetine ve bu cezanın da teciline karar vermiştir.

Yargıtay, 25 Haziran 1997 tarihli bir kararla yapılan soruşturmanın tamamlanmadığıve ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinin yeterli olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Yargıtay davanın İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne gönderilmesine karar vermiştir.

Ayrıca İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi'ne yapılan 17 Kasım 2000 tarihli bir başvuru ile başvuran gözaltında kendisine işkence yapıldığı gerekçesiyle manevi tazminat olarak 15.000.000.000 Türk Lirası talep etmiştir.

İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi, 27 Şubat 2001 tarihli bir kararla başvuranın on ay ağır hapis ve iki ay on beş gün memuriyetten men cezası ile cezalandırılmasına, verilen cezanın ertelenmesine karar vermiştir.

Yargıtay 17 Nisan 2002 tarihli bir kararla İstanbul Ağır Ceza Mahkemesi tarafından verilen kararı onamıştır.

ŞİKAYETLER

AİHS'nin 3. maddesinde atıfta bulunan başvuran gözaltında bulunduğu sırada kendisine işkence yapıldığını iddia etmektedir. Başvuran gözaltında iken dövüldüğünü ve elektroşoka maruz kaldığını ileri sürmektedir. Başvuran ayrıca boğazının sıkıldığını ve nefessiz bırakıldığını belirtmektedir.

AİHS'nin 6 § 1. maddesine atıfta bulunan başvuran, polis memuru aleyhinde başlatılan yargılamanın makul sürede sonuçlandırılmadığından dolayışikayetçi olmaktadır.

HUKUK AÇISINDAN

AİHM, Hükümet'ten izleyen beyanı almıştır:

"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde görülen yukarıda adıgeçen başvuru kaynaklı davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin, Abdullah Salman'a karşılıksız olarak 10.000 Euro (on bin) tutarında ödeme yapmayı önerdiğini beyan ederim.

Her türlü maddi ve manevi zararı, masraf ve harcamaları kapsayan bu miktar, ödeme günündeki kur üzerinden Y.T.L.'ye çevrilecek ve uygun dönemdeki her türlü vergiden muaf tutulacaktır. Ödeme, AİHS'nin 37 § 1. maddesine uygun olarak AİHM'nin verdiği kararın tebliğedilmesini müteakip üç ay içerisinde yapılacaktır. Bahsedilen süre zarfında ödeme yapılmadığıtakdirde, Hükümet, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz ödemeyi taahhüt eder. Bu tutarın ödenmesi, davanın nihai çözüme kavuşturulmasını teşkil edecektir."

AİHM, başvuran tarafından imzalanmış olan izleyen beyanı almıştır:

"Abdullah Salman olarak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde görülen yukarıda adıgeçen başvuru kaynaklı davanın dostane çözüme kavuşturulması amacıyla Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'nin tarafıma karşılıksız olarak 10.000 Euro (on bin) tutarında ödeme yapmayı taahhüt ettiğini not ediyorum.

Her türlü maddi ve manevi zararı, masraf ve harcamaları kapsayan bu miktar, ödeme günündeki kur üzerinden Y.T.L.'ye çevrilecek ve uygun dönemdeki her türlü vergiden muaf tutulacaktır. Ödeme, AİHS'nin 37 § 1. maddesine uygun olarak AİHM'nin verdiği kararın tebliğedilmesini müteakip üç ay içerisinde yapılacaktır. Bahsedilen süre zarfında ödeme yapılmadığıtakdirde, Hükümet, sözkonusu sürenin bittiği tarihten itibaren ve ödemenin yapılmasına kadar Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz ödemeyi taahhüt eder.

Yapılan öneriyi kabul ediyor ve bu başvuruya neden olan olaylarla ilgili Türkiye Cumhuriyeti aleyhindeki tüm şikayetlerimden vazgeçiyorum. Davanın nihai çözüme kavuşturulduğunu beyan ederim."

AİHM, tarafların üzerinde uzlaştıkları dostane çözümü kaydeder. Bu çözümün Sözleşme ve Eki Protokoller'de tanımlanan insan haklarına saygı ilkesine uygun olduğu kanaatinde olup, diğer taraftan, başvurunun incelenmesine devam etmeyi haklı gösterecek kamu düzenine ilişkin hiçbir gerekçe görmemektedir (AİHS'nin 37 § 1 maddesi). O halde, AİHS'nin 29 § 3. maddesinin uygulanmasına son verilmesi ve de davanın kayıttan düşürülmesi uygun olacaktır.

Bu gerekçelere dayalı olarak AİHM, oybirliğiyle,

Davanın kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA