kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
ÖZTUNÇ-TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
DÖRDÜNCÜ DAİRE
ÖZTUNÇ - TÜRKİYE (Başvuru no. 74039/01)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
27 Mart 2007

İşbu karar AİHS'nin 44 § 2. Maddesi'nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Davanın nedeni, Türk vatandaşı Hasan Öztunç'un ("başvuran"), İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("AİHS") 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 14.07.2001 tarihinde yapmış olduğu 74039/01 no'lu başvurudur.

Başvuran Van Barosuna bağlı avukat A. Kıran tarafından temsil edilmektedir.

AİHM, 02.09.2005 tarihinde başvuruyu bildirmeye ve AİHS'nin 29 § 3. Maddesi'ni uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber hükme bağlamaya karar vermiştir.

OLAYLAR

I. DAVA OLAYLARI

1936 doğumlu başvuran Van'da ikamet etmektedir.

Başvuran 1985 yılında, Başkale'deki on iki devlet okulunu kullanılmaya hazır hale getirmek amacıyla, bu okullardaki onarım işlerini yapmak üzere Van İl İdaresi'yle sözleşme yapmıştır.

Ancak daha sonra başvuran okulların bazılarının tamamen inşa edilmediğini görmüştür. Van Valiliği'ne başvurup sözleşmenin iptal edilmesini talep etmiştir. Bu okulların inşasının tamamlanması için gereken iş hacmi göz önünde bulundurulduğunda, onarım için üzerinde anlaşmaya varılan ödemenin çok düşük olduğunu belirtmiştir.

Valilik yaptığı ek işin ücretinin karşılanacağı teminatını vererek başvurandan inşaat ve onarım işlerini başlatmasını istemiştir.
İnşanın tamamlanmasının ardından başvuran Van İl İdaresi'ne başvurarak 47.000.000 TL ek ücret talep etmiştir. Ancak ödeme yapılmamış ve bu yöndeki ısrarlı çabaları sonuçsuz kalmıştır.

Başvuran 17.07.1989 tarihinde Van Asliye Hukuk Mahkemesi'ne bir dilekçe sunmuş, faizi ile beraber ödenmemiş borç olarak 47.273.00 TL talep etmiştir.

Mahkeme, belirlenemeyen bir tarihte, başvuranın hakkı olan tazminat niteliğindeki ek ödeme miktarını belirlemesi için bir bilirkişi tayin etmiş, ancak bilirkişi raporunu sunmamıştır.

Mahkeme bilirkişi raporu olmadığından, başvuranın yaptığı ek işin tespit edilmesi için sözkonusu okulların inceleme yapılmak üzere ziyaret edilmesi emrini vermiş, mahkeme üyeleri 30.09.1999 tarihinde yeni bilirkişiler eşliğinde okullarda inceleme yapmışlardır.

Bilirkişiler belirlenemeyen bir tarihte, başvuranın yaptığı ek işin karşılığı olan meblağ için yaptıkları hesaplamayı sunmuşlardır.

Van Asliye Hukuk Mahkemesi 26.04.2000 tarihinde, başvurana, ilgili dönemlerde üç değişik oranda hesaplanmış faiziyle beraber 47.273.000 TL ödenmesine karar vermiştir. İlgili dönemlerdeki bu üç değişik oran şöyledir: 17.07.1989 tarihinden 01.01.1998 tarihine kadar işleyen yıllık % 30, 01.01.1998 tarihinden 01.01.2000 tarihine kadar işleyen yıllık % 50 ve 01.01.2000 tarihinden ödeme tarihine de işleyen iskonto oranı.

Başvuran temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay'a verdiği dilekçede, mahkemede süren işlemler sırasındaki yüksek enflasyon oranı sonucu oluşan kaybıyla ilgili şikayette bulunmuştur.

Yargıtay 30.11.2000 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesinin kararını onamış, 09.04.2001 tarihinde başvuranın kararın düzeltilmesi talebini reddetmiştir.

23.07.2001 tarihinde başvurana anaparayla beraber ödeme tarihine dek biriken faizler için toplam 282.795.000 TL olan meblağ ödenmiştir.

HUKUKA İLİŞKİN

I. AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI

Başvuran dava sürecinin uzunluğunun, AİHS'nin 6 § 1. Maddesi'nde şart koşulan "makul süre" kuralıyla uyuşmadığı konusunda şikayetçi olmuştur. 6 § 1. Madde'nin ilgili kısmıaşağıdaki gibidir:

"Herkes, gerek medeni hak ve yükümlülükleriyle ilgili… karar verecek olan… [bir] mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde… görülmesini istemek hakkına sahiptir..."

Hükümet başvuranın iddialarına itiraz etmiştir.

A. Kabuledilebilirlik

AİHM bu şikayetin AİHS'nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde dayanaktan yoksun olmadığını, ayrıca başka bakımlardan da kabuledilmez olmadığını kaydeder. Bu nedenle kabuledilebilir olarak beyan edilmelidir.

B. Esaslara ilişkin

AİHM göz önünde bulundurulacak sürenin, başvuranın ilk derece mahkemesinde dava açtığı 17.07.1989 tarihinde başlayıp, Yargıtay'ın başvuranın kararın düzeltilmesi talebini reddettiği 09.04.2001 tarihinde sona erdiğini kaydeder. Sözkonusu işlemler üç yargıaşamasında yaklaşık on bir yıl dokuz ay sürmüştür.

Hükümet, davanın, ilk derece mahkemesinin sözkonusu okullarda inceleme yapması ve iki bilirkişi raporu incelemesi gerektiği için karmaşık olduğunu savunmuştur. Ayrıca mahkeme ücretini zamanında ödemediği için başvuranın işlemlerin makul olmayan bir biçimde uzamasına katkıda bulunduğunu, yargı makamlarına atfedilebilecek bir gecikmenin bulunmadığını öne sürmüştür.

Hükümet davanın makul olmayan bir biçimde uzun sürmesinin, davanın koşullarıışığında ve davanın karmaşıklığı, başvuran ve ilgili makamların tutumu ile başvuranın ihtilaflı konuyla ilgili olarak kaybedecekleri gibi ölçütlere göre değerlendirilmesi gerektiğini yineler (bkz. Frydlender - Fransa [BD], no. 30979/96).

AİHM, başvuranın tutumuyla ilgili olarak, dava dosyasına bakıldığında, işlemlerin uzamasına katkıda bulunduğunun hiçbir biçimde anlaşılmadığını gözlemler. Mahkeme ücretini ödemekte gecikmesinin ise işlemleri yalnız birkaç hafta durdurduğu anlaşılmaktadır.

Yetkili makamların tutumlarıyla ilgili olarak ise AİHM, ilk derece mahkemesindeki işlemlerde büyük gecikme yaşandığını gözlemler. Bu bağlamda, ilk derece mahkemesinin davayla ilgili karar vermesinin on yıldan fazla sürdüğünü gözlemler. 1989 ile 1999 yıllarıarasında mahkeme sözkonusu okullarda inceleme yapılmasını kötü hava koşulları ve bölgedeki güvenlik durumu nedeniyle ertelemiştir. AİHM bir mahkemenin bir davaya ilişkin kararı on yılda vermesinin süre bakımından haddinden fazla olduğunu, bu aşırı gecikmenin yukarıda belirtilen etmenler ya da davanın karmaşıklığı gibi gerekçelerle mazur gösterilemeyeceğini kaydeder. Bu nedenle AİHM, Sorumlu Hükümet'in, bu büyük gecikmelerle ilgili olarak ikna edici bir gerekçe sunmadığını kaydeder.

AİHM bu bağlamda AİHS'nin 6 § 1. Maddesi'nin Sözleşmeye Taraf Devletler'e kendi hukuk sistemlerini, mahkemelerinin davaları makul bir süre içinde karara bağlama yükümlülüğü de dahil olmak üzere bu hükmün koşullarını yerine getirebilecekleri biçimde düzenlemeleri görevi verdiğini yineler (diğerlerinin yanı sıra bkz., Pélissier ve Sashi - Fransa [BD], no. 25444/94).

Konuyla ilgili içtihadını göz önünde tutarak, AİHM, bu davada işlemlerin haddinden uzun olduğu ve "makul süre" koşulunu yerine getirmediği kanısındadır.

Dolayısıyla 6 § 1. Madde ihlal edilmiştir.

II. AİHS'YE EK 1 NO'LU PROTOKOL'ÜN 1. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI

Ayrıca başvuran, esas olarak, yargı sürecinin uzunluğunun, AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'nin teminatını verdiği mülkiyetin çekişmesiz kullanımı hakkını ihlal ettiğinden şikayetçi olmuştur.

Özellikle, gecikmenin, tazminatın değerinin düşmesine neden olduğunu ileri sürmüştür.

AİHM bu şikayetin yukarıda incelenen şikayetle ilintili olduğunu, dolayısıyla kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini kaydeder.

6 § 1. Madde uyarınca vardığı hükümleri göz önünde tutarak, AİHM, bu davada AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'nin de ihlal edilip edilmediğinin incelenmesine gerek bulunmadığı kanısındadır.

III. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. Maddesi'ne göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A. Tazminat

Başvuran, manevi tazminat olarak 150.000 Euro talep etmiştir. Ayrıca maddi tazminat olarak da 305.000 Euro talep etmiştir.
Hükümet bu taleplere itiraz etmiştir.

AİHM tespit edilen ihlal ile meydana geldiği iddia edilen maddi zarar arasında hiçbir nedensellik ilişkisi görmemekte, bu nedenle bu talebi reddetmektedir. Öte yandan yargılama sürecinin makul olmayacak derecede uzunluğu göz önüne alındığında, AİHM başvuranın manevi zarara maruz kaldığı sonucuna varmaktadır. AİHM davanın koşullarını ve kendi içtihadını göz önünde bulundurarak başvurana manevi tazminat olarak 8.400 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B. Mahkeme masrafları

Başvuran ulusal mahkemeler ve AİHM önünde meydana gelen mahkeme masrafları için 20.670 Euro talep etmiştir. Hükümet bu talebe itiraz etmiştir.

AİHM'nin içtihadına göre, mahkeme masrafları, ancak gerçekliği ve gerekliliği kanıtlandığı ve makul bir meblağ olduğu takdirde başvurana geri ödenir. Bu davada, AİHM, sahip olduğu bilgiler ve yukarıda belirtilen ölçütler ışığında, başvurana, AİHM'de açılan dava için 1000 Euro tazminat ödenmesinin makul olduğu sonucuna varmıştır.

C. Gecikme Faizi

AİHM, gecikme faizi olarak, Avrupa Merkez Bankası'nın kısa vadeli kredilere uyguladığımarjinal faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın uygun olduğuna karar vermiştir.

BU NEDENLERLE AİHM OYBİRLİĞİYLE

1. Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2. AİHS'nin 6 § 1. Maddesi'nin ihlal edildiğine;

3. AİHS'ye Ek 1 No'lu Protokol'ün 1. Maddesi'nin ihlal edilip edilmediğinin incelenmesinin gerekli olmadığına;

4. (a) Sorumlu Devlet'in, aşağıdaki miktarları, AİHS'nin 44 § 2. Maddesi'ne göre nihai kararın verildiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Yeni Türk Lirası'na çevirerek, başvurana ödemesine;

(i) 8.400 Euro (sekiz bin dört yüz Euro) manevi tazminat;
(ii) mahkeme masrafları için 1000 Euro (bin Euro);

(b) yukarıda belirtilen üç aylık sürenin sona ermesinden, ödeme gününe kadar geçen süre için, yukarıdaki miktarlara Avrupa Merkez Bankası'nın o dönem için geçerli faizinin üç puan fazlasına eşit oranda basit faiz uygulanmasına karar vermiştir.

4. Başvuranın adil tazmin taleplerinin geri kalanınıreddetmiştir.

İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 27.03.2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA