kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
MEHMET SAĞAT, AYDIN BAYRAM VE HASAN BERK - TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

HÜRRİYET VE GÜVENLİK HAKKI
KABUL EDİLEBİLİRLİK ŞARTLARI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ DAİRE
MEHMET SAĞAT, AYDIN BAYRAM ve HASAN BERK/TÜRKİYE (Başvuru no. 8036/02)

KABULEDİLEBİLİRLİĞE İLİŞKİN NİHAİ KARAR
6 Mart 2007

OLAYLAR

Davanın nedeni, Mehmet Sağat, Aydın Bayram ve Hasan Berk isimli üç başvuran tarafından yapılan başvurudur. 5 Ocak 2006'da AİHM, başvuranın ilk iki başvurana ilişkin kısmının kısmen kabuledilemez olduğuna, ancak üçüncü başvuran hususunda davanın devamına karar vermiştir. Bu bağlamda, Berk'in tutuklu yargılanmasına ilişkin şikayeti, Hükümet'e bildirmeye karar vermiştir. Başvuran Hasan Berk, 1981 doğumludur ve Adana'da yaşamaktadır. AİHM önünde görevini Adana'da ifa etmekte olan avukat Y. Dora Şeker tarafından temsil edilmiştir.

A. Dava Olayları

20 Mart 1999'da Hasan Berk, Ceyhan Emniyet Müdürlüğü polis memurlarınca yakalanmış ve gözaltına alınmıştır. Başvuranın, diğer iki kişiyle birlikte, PKK lideri Abdullah Öcalan'ın yakalanmasını protesto etmek amacıyla üç aracı Molotov kokteyli atarak ateşe vermiş olduğundan şüphe edilmiştir.

Polis sorgusu sırasında olaylardan bazılarına dahil olduğunu doğrulamış fakat yasadışıörgütle bağlantısı olduğunu reddetmiştir.

22 Mart 1999'da Ceyhan Cumhuriyet Savcılığı'na götürülmüş ve polis tarafından gözaltında tutulduğu sırada verdiği ifadeleri yalanlamıştır. Daha sonra Ceyhan Sulh Hukuk Mahkemesi sorgu hakiminin önüne çıkarılmıştır. Mahkeme, tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

6 Nisan 1999'da Ceyhan Cumhuriyet Savcısı, Ceyhan Ağır Ceza Mahkemesi'ne başvuranı ve diğer dört kişiyi Türk Ceza Kanunu'nun 516. maddesi uyarınca diğer kişilerin mülküne zarar vermekle suçlayan bir iddianame sunmuştur. 8 Nisan 1999'da Adana DGM Cumhuriyet Savcısı, Türk Ceza Kanunu'nun 264. maddesi ve Terörle Mücadele Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca başvuranı ve diğer dört kişiyi terörist bir örgüte yardım ve yataklık etmekle suçlayarak bir iddianame sunmuştur.

6 Mayıs 1999 ve 1 Haziran 1999 tarihinde düzenlenen duruşmalarda Adana DGM, dava dosyasını incelemiş ve delillerin durumu ve suçlamaların ciddiyeti bağlamında başvuranın tutuklu yargılanmasının uzatılmasına karar vermiştir.

21 Eylül 1999'da Mahkeme, başvuranı suçlu bulmuş ve hapis cezasına çarptırmıştır.

11 Eylül 2001'de Ankara Devlet Güvenlik Mahkemesi, başvuranı yasadışı bir terörist örgüte üye olmaktan suçlu bulmuş ve hapis cezasına çarptırmıştır. Ayrıca, 4616 no.lu Kanun uyarınca, başvuran aleyhinde mülke zarar vermesine ilişkin başlatılan cezai takibatın askıya alınmasına karar vermiştir.

4 Mart 2002'de Yargıtay bu kararı onamıştır.

ŞİKAYET

Başvuran, AİHS'nin 5 § 3. maddesi uyarınca duruşma öncesi alıkonmasının makul olmayacak şekilde uzun olması hususunda şikayette bulunmuştur.

HUKUK

Başvuran AİHS'nin 5 § 3. maddesi uyarınca tutuklu yargılanmasının, sözkonusu madde bağlamındaki "makul süreyi" aştığı hususunda şikayette bulunmuştur. 5 § 3. maddenin ilgili kısmı aşağıda kaydedilmiştir:

"Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes ... kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir."

AİHM başvuranın tutuklu yargılanmasının, 22 Mart 1999'da yakalanması ile başladığını gözlemlemektedir. Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi'nce 21 Eylül 1999'da mahkum edilene kadar AİHS'nin 5 § 3. maddesi bağlamında tutuklu olarak alıkonmuştur. Sözkonusu tarihten Yargıtay'ın ilk derece mahkemesinin kararını feshettiği 25 Nisan 2000'e kadar Madde 5 § 1 (a) uyarınca "yetkili mahkeme tarafından mahkum edilmesi ardından" tutuklanmıştır ve bu nedenle tutuklu bulunma süresi, 5 § 3. maddes kapsamı dışında kalmaktadır (bkz. B./Avusturya, 28 Mart 1990 tarihli karar, A Serisi no. 175, §§ 33-39, ve Kudla/Polonya [BD], no. 30210/96, § 104, AİHM 2000-XI).

Bu nedenle başvuranın toplam tutuklu yargılanma süresi yaklaşık bir yıl altı ay sürmüştür.

Hükümet, iç hukuk yollarını tüketmemiş olması nedeniyle başvurunun reddedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Yerel makamların son kararı, 4 Mart 2002'de verildiği halde başvuranın, başvurusunu 6 Şubat 2002'de yaptığını ileri sürmüştür. Ayrıca, dava koşullarıgöz önüne alındığında başvuranın tutuklu yargılanmasının makul olduğunu kabul edilmesi gerektiğini iddia etmiştir. Başvuran itiraz etmiştir.

AİHM, iç hukuk yollarının son aşamasına, başvurunun yapılması ardından erişilebileceğini hatırlatır. Ancak sözkonusu erişim, AİHM'nin kabuledilebilirlik kararıvermesinin talep edilmesinden önce olmalıdır (bkz., üzerinde gerekli değişiklikler yapıldıktan sonra, Ringeisen/Avusturya, 16 Temmuz 1971 tarihli karar, A Serisi no. 13, § 91). AİHM bu nedenle Hükümet'in ilk itirazını reddeder.

Ancak yargılama devam ederken gözaltında tutulma süresinin uzunluğunun, makul olup olmadığına soyut olarak (in abstracto) karar verilemeyeceğini belirtir. İhlal meselesi, esas olarak serbest bırakılma başvurularına ilişkin kararlarda ve itirazında başvuran tarafından belirtilen görüşlerde ortaya konan sebeplere dayandırılarak gözönüne alınmalıdır (bkz. Neumeister/Avusturya, 27 Haziran 1968 tarihli karar, A Serisi no. 8, sayfa 37, § 5).

AİHM, başvuran aleyhinde iki farklı mahkeme önünde iki farklı suçlama ile cezai takibat açıldığını gözlemlemektedir. Bu davalar daha sonra Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi önünde birleştirilmiştir. Davalar sonucunda, yasadışı terörist bir örgüte üye olması nedeniyle hapis cezasına çarptırılmıştır. Mülke zarar verme suçuna ilişkin davası, 4616 no.lu Kanun uyarınca ertelenmiştir.

Dava dosyasındaki belgelerden, Adana Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin her duruşma sonunda kendi iradesi ile veya talebi üzerine başvuranın tutuklu yargılanmasını sonuca bağladığı ve bu durumun, yaklaşık bir ay sürdüğü anlaşılmaktadır.
AİHM ayrıca başvuranın itham edildiği suçların ciddi nitelikte olduğunu ve bunun nedeninin, yasadışı bir terör örgütüne üyelik ve terör kampanyası amacı ile Molotov kokteylleri atarak insanların mülküne zarar verme hususlarında olduğunu belirtmektedir.

Davanın karmaşıklığını ve mahkum edildiği suçların ciddi niteliğini gözönüne alan AİHM, yetkili makamlarca salıverilmenin reddine ilişkin sunulan sebeplerin, başvuranın devam eden tutukluluk durumunu haklı çıkarmak için yeterli olduğu ve tutukluluk süresinin uzunluğunun makul olmadığı kanısındadır.

Dolayasıyla AİHM, dava koşullarında başvuranın tutuklanmasının, AİHS'nin 5 § 3. maddesinin "makul süre" gereğine uygun olduğu kanısındadır.

Bu nedenle şikayet temelden yoksundur ve AİHS'nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmelidir.

Dolayısıyla, AİHS'nin 29 § 3. maddesi bundan böyle davaya uygulanmamalıdır.

YUKARIDAKİ GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİ İLE,

Başvurunun kalan kısmının kabuledilmez olduğu kararını vermiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA