kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
PINAR GÜNGÖR - TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
KABUL EDİLEBİLİRLİK KOŞULLARI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
DÖRDÜNCÜ DAİRE
PINAR GÜNGÖR/TÜRKİYE (Başvuru no. 46745/99)

KARAR
STRAZBURG
6 Mart 2007

OLAYLAR

Başvuran, Pınar Güngör, 1937 doğumlu bir Türk vatandaşıdır ve Ankara'da yaşamaktadır. AİHM önünde görevini Ankara'da ifa etmekte olan avukat K. Berzeg tarafından temsil edilmiştir.

A. Dava Olayları

Başvuran, Ankara'nın Çankaya İlçesi'nde bulunan Kızılay Meydanı'ndaki 700 metre karelik (parsel no. 15/A) arsa içerisindeki 102.08 metre karelik arazinin sahibidir. Sözkonusu arsa, başvuranın ortak maliki olduğu Soysal Ticaret Merkezi'nin ön kısmında yer almaktadır.

22 Mart 1994 tarihinde başvuran, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi huzurunda Ankara Büyükşehir Belediyesi aleyhinde bir tazminat davası açmıştır. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Kızılay Meydanı'na bir metro istasyonu inşa etme amacıyla 15/A no.lu arsaya kanuna aykırı olarak el koyduğunu belirtmiştir. Başvuran, Belediye'nin kamulaştırma işlemleri yürütmediğini ve topraklarına fiilen el konulmasından kaynaklanan zararını tazmin etmediğini ileri sürmüştür. Sözkonusu arsanın bedeli olan meblağın kendisine ödenmesini talep etmiştir.Talebini desteklemek maksadıyla 16 Mart 1994 tarihli bir bilirkişi raporu sunmuştur.

Belirsiz bir günde Asliye Hukuk Mahkemesi, 15/A no.lu arsanın değerinin tespit edilmesi için bir bilirkişi raporunun hazırlanmasını öngörmüştür.

8 Nisan 1996'da bilirkişi komitesi, Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne bir rapor sunmuş ve başvuranın ortak maliki olduğu arsanın değerinin 7,145,600,000 Türk Lirası (TRL) (258,273 Euro (EUR)) olduğunu belirtmiştir.

7 Temmuz 1997'da Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 1967'den bu yana arsanın asıl sahibi olduğu sonucuna varmıştır. Dolayısıyla Kamulaştırma Kanunu'nda (Kanun no. 2942) öngörülen kanuni zaman sınırı içerisinde başvuruda bulunulmaması nedeniyle davayı reddetmiştir.

Başvuran itiraz etmiştir.

13 Mayıs 1998'de Yargıtay, başvuranın 23 Şubat 1998 tarihli kararın düzeltilmesine ilişkin talebini reddetmiştir.

9 Haziran 1998'de 13 Mayıs 1998 tarihli karar, başvurana tebliğ edilmiştir.

B. Başvuran tarafından sunulan belgeler

1. 15/A no.lu arsaya ilişkin tapu kaydı sayfasının bir nüshası

Bu belgeden, başvuranın 15/A no.lu arsanın ortak maliki olduğu anlaşılmaktadır.

2. 23 Mayıs 1977 tarihli karar

Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 23 Mayıs 1977 tarihli kararı uyarınca 24 Haziran 1964 tarihinde Ankara Büyükşehir Belediyesi başvuranın ve ortak maliklerin varisleri aleyhinde dava açmış ve 15/A no.lu arsanın kendilerine havale edilmesini talep etmiştir. Mahkeme, davayı reddetmiştir.

3. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Zeki Güngör'e 2 Mart 1992 tarihli mektubu Belediye, başvuranla ortak maliklerden biri olan Zeki Güngör'e, 15/A no.lu arsanın, bitişiğindeki binaların ön erişim alanı olduğunu ve arsa üzerine bir binanın inşasının mümkün olmadığını bildirmiştir.

4. Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin Soysal Ticaret Merkezi Müdürlüğü'ne 3 Şubat 1993 tarihli mektubu Belediye, Soysal Ticaret Merkezi Müdürlüğü'nün 15/A no.lu arsayı kendisine herhangi bir bedel talep etmeden havale etmesini teklif etmiştir. Ayrıca Belediye'nin karşılığında, metro istasyonu çıkışlarından birini, ücretsiz olarak Ticaret Merkezi'ne inşa etmesini talep etmiştir - ki normalde inşa bedeli 300,000 US doları (USD)'dır.

ŞİKAYETLER

Başvuran, AİHS'nin 6. maddesi ve 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesi uyarınca 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin gereklerine uymayan koşullarda arsasından mahrum bırakıldığıhususunda şikayette bulunmuştur. Arsasına kanuna aykırışekilde müdahale edilmesinin ve yerel mahkeme kararlarının, mülkiyet hakkını ihlal etmiş olduğunu ileri sürmüştür.

HUKUK

Başvuran, 1994 senesi Mart ayında Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin, arsasına fiili olarak el konmasından kaynaklanan zararlarını tazmin etmeden ortak maliklerinden biri olduğu 15/A no.lu arsayı ele geçirdiğini ve yerel mahkemelerin dava olaylarını doğru olarak değerlendirmediğini ileri sürmüştür. İddialarını, 6. maddeye ve 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesine dayandırmıştır.

AİHM başvuranın şikayetlerinin1 No.lu Protokol'ün aşağıda kaydedilen 1. maddesi açısından incelenmesi gerektiği kanısındadır:
"Her gerçek ve tüzel kişinin mal ve mülk dokunulmazlığına saygı gösterilmesini isteme hakkı vardır. Herhangi bir kimse, ancak kamu yararı sebebiyle ve yasada öngörülen koşullara ve uluslararası hukukun genel ilkelerine uygun olarak mal ve mülkünden yoksun bırakılabilir.

Yukarıdaki hükümler, devletlerin, mülkiyetin kamu yararına uygun olarak kullanılmasını düzenlemek veya vergilerin ya da başka katkıların veya para cezalarının ödenmesini sağlamak için gerekli gördükleri yasaları uygulama konusunda sahip oldukları hakka halel getirmez."

A. Tarafların görüşleri

Hükümet AİHM'den öncelikle AİHS'nin 35 § 1. maddesi bağlamındaki altı aylık zaman sınırına uyulmamasına ilişkin başvuruyu reddetmesini istemiştir. Bu hükme ilişkin zaman, Yargıtay'ın başvuranın itirazını reddettiği 23 Şubat 1998 tarihinde işlemeye başlamıştır. Türk hukuku bağlamında bir kararın düzeltilmesi için başvuru yapmanın olağanüstü bir yol olduğunu belirtmiştir.

Hükümet, iç hukukta mevcut bulunan diğer hukuki ve idari yolları kullanmamışolması nedeniyle başvuranın tüm iç hukuk yollarını tüketmemiş olduğunu belirtmiştir. Özellikle başvuranın idari mahkemeler önünde dava açabileceğini ve uğradığı iddia ettiği zarar için tazminat talep edebileceğini ancak etmediğini ileri sürmüştür.

Başvurunun esaslarına ilişkin olarak Hükümet, 15/A no.lu arsanın 1967'den bu yana yol olarak kullanılması nedeniyle başvuranın mülkiyet hakkına müdahale edilmemiş olduğunu ileri sürmüştür. Bir müdahale olduğu farz edilse bile Yargıtay kararının ışığında bunun, 1 No.lu Protokol'ün 1. maddesinin ihlali olarak kabul edilemeyeceğini iddia etmiştir.

Başvuran cevaben Türk hukuku bağlamında bir kararın düzeltilmesi için başvuru yapmanın etkin bir yol olması nedeniyle altı aylık zaman sınırına uymuş olduğunu ileri sürmüştür. Başvuran ayrıca iç hukuk uygulamalarına uygun olarak Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak dava açtığını ve idari mahkemelere başvuruda bulunmasının gerekli olmadığını iddia etmiştir.

Başvurunun esaslarına ilişkin olarak başvuran Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 15/A no.lu arsayı ele geçirdiğini ve kaybettiği mülk için kendisine tazminat ödenmediğini belirtmiştir.

B. AİHM'nin değerlendirmesi

Hükümetin başvuranın altı aylık zaman sınırına uymamasına ilişkin beyanı hususunda AİHM, mevcut davanın hukuk usulleri ile ilgili olduğunu ve Türkiye'de kararların düzeltilmesi yolunun, genel olarak kabul edilen uluslararası hukuk ilkeleri kapsamında etkin bir iç hukuk yolunu teşkil ettiğini yinelemektedir (bkz. Molin İnşaat/Türkiye, no. 23762/94, 7 Eylül 1995 tarihli Komisyon kararı). Bu nedenle Yargıtay'ın itiraza ilişkin kararının tebliğtarihi, altı aylık zaman sınırı belirlenirken kabul edilen başlangıç noktası olarak alınamaz. Mevcut davada başvurana düzeltme talebinin sonucunun tebliğ edildiği 9 Haziran 1998 tarihinden itibaren işlemeye başlamıştır. Dolayısıyla Hükümet'in altı aylık zaman sınırına uyulmamasına ilişkin itirazı reddedilmelidir.

AİHM ikinci olarak başvuranın, AİHS'nin 35 § 1. maddesi bağlamında iç hukuk yollarını tüketip tüketmediğine karar verecektir.

Bu bağlamda AİHM AİHS'nin 35 § 1. maddesinde öngörülen iç hukuk yollarının tüketilmesi kuralının amacının, Sözleşmeci Devletler'e kendilerine yönelik iddialara karşıihlalleri engelleme veya sözkonusu iddialar AİHM'ye sunulmadan önce bu ihlallerin doğruluğunu gösterme fırsatı vermek olduğunu yinelemektedir. Dolayısıyla bu kural, başvuranların öncelikle Devletleri, işlemiş oldukları fiiller için AİHM önünde kendilerine yöneltilen iddiaları cevaplamaktan muaf tutacak şekilde ulusal hukuk sistemince sağlanan yolları kullanmalarını gerektirmektedir. Sözkonusu kural, yerel sistemin iddia edilen ihlal hususunda etkin bir iç hukuk yolu sağladığı görüşüne dayanmaktadır (bkz., İçyer/Türkiye (karar), no. 18888/02, 12 Ocak 2006).

Sözkonusu davada AİHM ilk olarak başvuranın Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi'ne başvurarak dava açtığını ve Ankara Büyükşehir Belediyesi tarafından kanuna aykırı olarak arsasından mahrum bırakıldığını belirtmektedir. AİHM'ye yaptığı başvuruda aynı iddiada bulunmuştur. Şikayetini desteklemek için 15/A no.lu arsanın Belediye tarafından kaldırım haline getirildiğini ve yayalara ayrılmış alan olarak kullanıldığını belirtmiştir.

Ancak AİHM kendisine sunulan belgelerden 1967 ve 1994 seneleri arasında 15/A no.lu arsanın, başvuranın ortak maliklerinden biri olduğu Soysal Ticaret Merkezi için erişim alanı olarak ayrıldığını gözlemlemektedir. Bu nedenle Kızılay metro istasyonunun inşa edilmesinden önce kamu alanı olarak kullanılmıştır ve dava dosyasında sözkonusu tarihte 15/A no.lu arsanın kullanım niteliğinin, Soysal Ticaret Merkezi'nin başvuranın da dahil olduğu maliklerinin isteklerine karşıt olduğunu gösteren hiçbir delil bulunmamaktadır.

Ayrıca, davanın açılmasını müteakiben Belediye tarafından 17 Mart 1997 tarihinde Asliye Hukuk Mahkemesi'ne sunulan bilgilerden, Belediye'nin arsayı eski haline getirdiği anlaşılmaktadır.

Bu koşullar altında AİHM, Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 15/A no.lu arsayı 1994 ve 1997 seneleri arasında metro istasyonunun inşası sırasında kullanmış olduğu kanısındadır. Ancak, 15/A no.lu arsanın, komşu arsaların ve Soysal Ticaret Merkezi'nin ortak maliklerinden biri olan başvuran hiçbir zaman mülkünden mahrum bırakılmamıştır.

Bu hususta AİHM, Yargıtay'ın başvuranın itirazını reddederken 15/A no.lu arsanın ortak maliki olduğunu kabul ettiğini ve Belediye'nin güvenlik nedenleri ile 1994 ve 1997 seneleri arasında sözkonusu arsaya el koyduğunu gözlemlemektedir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi'nin 17 Mart 1997'den önce 15/A no.lu arsayıboşattığını ve Yargıtay'ın vardığı sonuçları gözönünde bulunduran AİHM, idari usullere ilişkin 2577 no.lu Kanun'un 13. maddesi bağlamında başvuranın idari mahkemelere başvurabileceği ve başvurması ve bununla birlikte 1994 ve 1997 seneleri arasında Belediye'nin 15/A no.lu arsanın mülkiyet haklarına müdahalesi nedeniyle uğramış olduğunu iddia ettiği zararın tazminini talep etmesi gerektiği kanısındadır. Ancak başvuran başvuruda ve talepte bulunmamıştır.

Dolayısıyla başvuru, AİHS'nin 35 §§ 1. ve 4. maddeleri bağlamında iç hukuk yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle reddedilmelidir. Bu nedenle AİHS'nin 29 § 3. maddesinin davaya uygulanmasına devam edilmemelidir.

Yukarıdaki nedenlerle AİHM oybirliği ile Başvurunun kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA