kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
TANER-TÜRKİYE

İlgili Kavramlar

ADİL YARGILANMA HAKKI
HAKKANİYETE UYGUN BİR TATMİN
KABUL EDİLEBİLİRLİK KOŞULLARI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
ÜÇÜNCÜ DAİRE
TANER - TÜRKİYE (Başvuru no. 38414/02)

KARARIN ÖZET ÇEVİRİSİ
STRAZBURG
15 Şubat 2007

İşbu karar AİHS'nin 44 § 2. Maddesi'nde belirtilen koşullar çerçevesinde kesinleşecek olup, şekli bazı düzeltmelere tabi olabilir.

USUL

Davanın nedeni, Türk vatandaşı Umut Taner'ın ("başvuran"), İnsan Haklarının ve Temel Özgürlüklerinin Korunmasına İlişkin Sözleşme'nin ("AİHS") 34. Maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti aleyhine, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne ("AİHM") 02.10.2002 tarihinde yapmış olduğu 38414/02 no'lu başvurudur.

Başvuran İzmir Barosuna bağlı avukat K. Bilgiç tarafından temsil edilmektedir.

Başvuran, özellikle, aleyhindeki suçlamalar hakkında derhal bilgilendirilmediğini, adil ve açık bir duruşmadan yoksun bırakıldığını, kendisini savunmasına ya da bir avukat aracılığıyla savunulmasına izin verilmediğini iddia etmiştir.

AİHM, 13.12.2005 tarihinde başvuruyu Hükümet'e bildirmeye ve AİHS'nin 29 § 3. Maddesi'ni uygulayarak, başvurunun kabuledilebilirliğiyle esaslarını beraber incelemeye karar vermiştir.

Hükümet davanın kabuledilebilirliği ile esaslarına ilişkin görüşlerini 30.05.2006 tarihinde sunmuştur. Dördüncü Daire Başkanı, 19.10.2006 tarihinde, başvuranın Hükümet'in görüşlerine cevaben hazırladığı görüşleri ile adil tazmin taleplerini, süre sınırına uymayarak sunuldukları için dava dosyasına eklemeyi reddetmiştir (Mahkeme İç Tüzüğü'nün 38 § 1. Maddesi).

OLAYLAR

I. DAVANIN OLAYLARINA İLİŞKİN

1984 doğumlu başvuran İzmir'de ikamet etmektedir.

Başvuran 26.06.2002 tarihinde arkadaşıyla beraber bir parkta bir adamla kavgaya tutuşmuştur. Kavga dövüşmeye dönmüş, başvuran adamı sol bacağından bıçaklamıştır.

Polis ile Cumhuriyet Savcısı başvuran da dahil olmak üzere tarafların ifadesini almıştır. Başvuran adamı yaraladığını kabul etmemiştir. Sorgulanmalarının ardından herkes serbest bırakılmıştır.

Cumhuriyet Savcısı'nın 03.07.2002 tarihinde İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'ne, başvuran aleyhinde, bıçaklı saldırı ve fiilen bedene zarar vermesiyle ilgili sunduğu iddianame başvurana bildirilmemiştir.

İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi dava dosyasını inceledikten sonra 17.07.2002 tarihinde başvuranı suçlu bulup, 290.805.465 Türk Lirası (TL) para cezası ödemeye mahkum etmiş, bu ceza başvurana 30.08.2002 tarihinde bildirilmiştir.

Başvuran 06.09.2002 tarihinde İzmir Asliye Ceza Mahkemesi'nde İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararına itiraz etmiş, AİHS'nin 6. Maddesi ihlal edilerek savunma haklarından yoksun bırakıldığını iddia etmiştir.

İzmir Asliye Ceza Mahkemesi 11.09.2002 tarihinde, kanunlar ve prosedürlere uygun olduğu gerekçesiyle Sulh Hukuk Mahkemesi'nin kararını onamıştır.

İzmir Cumhuriyet Savcısı 25.09.2002 tarihinde başvuranı ilgili meblağı ödemekle yükümlü tutan bir ödeme emri çıkarmıştır. Başvuran ödenmesi gereken meblağı ödemediği takdirde para cezasının hapis cezasına dönüştürüleceği konusunda uyarılmıştır.

Başvuran ilgili meblağı 26.11.2002 tarihinde ödemiştir.

HUKUKA İLİŞKİN

I. AİHS'NİN 6. MADDESİ'NİN İHLAL EDİLDİĞİİDDİASI

Başvuran aleyhindeki iddianameyle ilgili karara varılma sürecinde adil ve açık duruşmadan yoksun bırakıldığından şikayetçi olmuştur. Ayrıca aleyhindeki suçlamalarla ilgili zamanında bilgilendirilmediğinden, dolayısıyla savunmasını hazırlarken yeterli süre ve olanağa sahip olamadığından ve kendisini savunmasına ya da bir avukat aracılığıyla savunulmasına izin verilmediğinden şikayetçi olmuştur. Başvuran AİHS'nin 6. Maddesi'nin 1. fıkrası ile 3. fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerine başvurmuştur:

"1. Herkes (…) kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda (…) davasının (…) hakkaniyete uygun ve açık olarak görülmesini istemek hakkına sahiptir (…).

3. Her sanık en azından aşağıdaki haklara sahiptir:

a) Kendisine yöneltilen suçlamanın niteliği ve nedeninden en kısa zamanda, anladığıbir dille ve ayrıntılı olarak haberdar edilmek;

b) Savunmasını hazırlamak için gerekli zamana ve kolaylıklara sahip olmak;

c) Kendi kendini savunmak veya kendi seçeceği bir savunmacının yardımından yararlanmak ve eğer savunmacı tutmak için mali olanaklardan yoksun bulunuyor ve adaletin selameti gerektiriyorsa, mahkemece görevlendirilecek bir avukatın para ödemeksizin yardımından yararlanabilmek;"

Hükümet, bu iddialara itiraz etmiştir. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin cezayı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun ilgili hükümleriyle uyum içinde verdiğini savunmuştur. Bunun mahkemelerin iş yükünü azaltmak amacıyla ufak suçlar için basitleştirilmiş bir prosedür olduğunu belirtmiştir. Ayrıca Türk yasalarının ceza kararnamesine itiraz edilmesi için olanaklar sunduğunu ifade etmiştir.

Hükümet ayrıca yeni Türk Ceza Kanunu ile Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, Türk yasalarında artık ceza kararnamesi usulünün kalktığını öne sürmüştür.

A. Kabuledilebilirliğine lişkin

AİHM, başvurunun AİHS'nin 35 § 3. Maddesi çerçevesinde dayanaksız olmadığınıkaydeder. Başvurunun başka açılardan da kabuledilmez olmadığını, dolayısıyla kabuledilebilir olarak beyan edilmesi gerektiğini ifade eder.

B. Esaslara ilişkin

1. Temel ilkeler

AİHM, yargılamanın 6 § 1. Madde'de göndermede bulunulan yargı organları önündeki kamusal niteliğinin, davacı tarafı, adaletin kamu denetimi olmaksızın gizlilik içinde işlemesine karşı koruduğunu yineler; ayrıca bu, mahkemelerin güvenilirliğinin korunmasınısağlayan yollardan da biridir. Davanın açık oturumda görülmesi, adaletin saydam biçimde uygulanarak, AİHS çerçevesinde herhangi bir demokratik toplumun temel ilkelerinden birinin teminatı olan adil yargılanma hakkına göndermede bulunan 6 § 1. Madde'de belirtilen amaçlara ulaşılmasına katkıda bulunur (bkz. Sutter - İsviçre kararı).

AİHM, tamamı okunduğunda, 6. Madde'nin, bir sanığın ceza duruşmasına etkin olarak katılma hakkını temin ettiğini anımsatır. Genel olarak bu hak, yalnız davaya katılmayı değil, gerektiğinde hukuki yardım almayı ve duruşmaları etkin olarak izlemeyi de kapsar. Böyle bir hak çekişmeli yargılama kavramında çok belirgindir ve 6 § 3. Madde'nin (c) ve (e) bentlerinin içerdiği teminatlardan da çıkarılabilir.

AİHM ayrıca 6. Madde'nin 3. fıkrasının (a) bendinin hükümlerinin, sanığa yöneltilen "suçlamaların" tebliğ edilmesine özel önem gösterilmesine ihtiyaç duyulduğuna dikkat çektiğini kaydeder. Sanığın haberdar edilmesi, kendisine yöneltilen suçlamaların somut ve hukuki temelinin yazılı olarak bildirildiği andan itibaren resmilik kazanacağı için, suçun ayrıntıları cezai yargılamada önemli rol oynamaktadır (Kamasinski - Avusturya kararı). AİHS'nin 6 § 3. Maddesi'nin (a) bendi, sanığın, yalnız suçlamaların "nedeni", başka bir deyişle işlediği iddia edilen ve suçlamaların dayandırıldığı eylemler hakkında değil, bu eylemlere tanınan hukuki tanımlamalar hakkında da bilgilendirilme hakkına hükmeder. Bu bilgiler ayrıntılı olmalıdır (Pélissier ve Sassi - Fransa, 25444/94, Dallos - Macaristan, 29082/95 ve Lakatos - Macaristan, 43659/98).

2. Temel ilkelerin bu davaya uygulanması

AİHM, tamamına bakıldığında, bu davada başvuranın 6 § 1. Madde uyarınca sunduğu şikayetlerini incelemenin, konuların birbirleriyle örtüşmesi ve 6 § 3. Madde'nin bentlerinin, ilk fıkranın genel hakkaniyete uygunluk teminatının belirli yönlerini yansıtması nedeniyle daha uygun olduğunu kaydeder.

AİHM, ilk olarak Anayasa Mahkemesi'nin 30.06.2004 tarihli kararında kişileri açık duruşmadan mahrum bırakmanın adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine karar vererek, oybirliğiyle, eski Türk Ceza Kanunu'nun 390 § 3. Maddesi'nin anayasaya aykırı olduğunu ve bu Maddeyi geçersiz ilan ettiğini kaydeder. Ayrıca, 01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren yeni Türk Ceza Kanunu ile ceza kararnamesi usulü son bulmuştur.

Öte yandan, olayın meydana geldiği tarihte yürürlükte olan ilgili ulusal yasaya uygun olarak başvuranın yargılanması sırasında açık duruşma yapılmamıştır. Başvuranı para cezasına çarptıran İzmir Sulh Hukuk Mahkemesi ile başvuranın itirazını reddeden İzmir Asliye Ceza Mahkemesi, kararlarını, dava dosyasında bulunan belgeleri temel alarak vermişlerdir. Bu nedenle AİHM, başvuranın cezai yargılamayı etkin biçimde izleyemediği sonucuna varmıştır.

Ek olarak, 03.07.2002 tarihli iddianame başvurana tebliğ edilmemiş ve böylece başvuran kendisine yöneltilen suçlamaların somut ve hukuki dayanaklarından bihaber bırakılmıştır. Başvuran, yöneltilen suçlamalardan ilk kez, mahkeme ceza kararnamesi verip, kendisini para cezasına çarptırdıktan sonra haberdar olmuştur.

Yukarıda belirtilenler ışığında, AİHM, yargı makamlarının izlediği prosedürün başvuranın savunma haklarını yeterince kullanabilmesini önlediği ve dolayısıyla cezai yargılamanın adil olmamasına yol açtığı sonucuna varmıştır.

AİHM, AİHS'nin 6 § 1. Maddesi'nin ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

II. AİHS'NİN 41. MADDESİ'NİN UYGULANMASI

AİHS'nin 41. Maddesi'ne göre:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve Protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

AİHM, başvuranın, izin verilen süre içerisinde adil tazmine ilişkin olarak hiçbir talep sunmadığını kaydeder.

Yerleşik içtihadına göre (en yakın tarihli bkz. Giniewski - Fransa, 64016/00) AİHM, AİHM İç Tüzüğü'nün 60 § 1. Maddesi'nde belirtilen amaçlar doğrultusunda belirlenen süre içinde rakamlarla belirtilen talepler ile ilgili belgeler sunulmadığı takdirde adil tazmin ödenmesine karar vermez.

Bu koşullarda AİHM, başvuranın 60. Madde altındaki yükümlülüklerini yerine getirmediği sonucuna varmıştır. Adil tazmin için geçerli bir talep sunulmaması nedeniyle AİHM bu konuda tazminat ödenmemesine karar vermiştir.

BU NEDENLERLE AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1- Başvurunun kabuledilebilir olduğuna;

2- AİHS'nin 6. Maddesi'nin ihlal edildiğine,

3- Başvuranın adil tazmin taleplerinin reddine,

KARAR VERMİŞTİR;

İşbu karar, İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77. Maddesi'nin 2. ve 3. fıkraları uyarınca 15 Şubat 2007 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA