kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
FETİ ATEŞ - TÜRKİYE DAVASI

İlgili Kavramlar

İŞKENCE YASAĞI
KABUL EDİLEBİLİRLİK KOŞULLARI

İçtihat Metni

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ

Feti ATEŞ - TÜRKİYE DAVASI
(Başvuru no: 28827/04)
KABULEDİLEBİLİRLİK KARARININ ÖZET ÇEVİRİSİ
4 Ocak 2007

OLAYLAR

1972 doğumlu Feti Ateş Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıdır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde (AİHM) İstanbul barosu avukatlarından K.T. Sürek tarafından temsil edilmektedir.

İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (DGM) 3 Eylül 1996 tarihinde yasadışı bir örgütün mensubu olduğu gerekçesiyle başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

Başvuran 2001 ve 2002 yılları arasında uzun süreli açlık grevi başlatmış ve birçok kez tedavi altına alınmıştır.

Adli tıp kurumunun 5 Ekim 2001 tarihli raporu ile başvuranın sağlık durumunun mahkumiyeti önünde bir engel teşkil etmediği ifade edilmiştir.

Adli tıp kurumu 11 Mart 2002 tarihinde başvurana Wernicke-Korsakoff Sendromu (WK-S) teşhisi koymuş ve cezasının altı ay süreyle ertelenmesini önermiştir.

DGM 13 Mart 2002 tarihinde bu rapora dayalı olarak başvuranın serbest bırakılma talebini reddetmiştir. Çanakkale Ağır ceza mahkemesi 18 Mart 2002 tarihinde bu karara karşı yapılan itirazı reddetmiştir. DGM, 25 Mayıs 2002 tarihinde başvuranı müebbet hapis cezasına çarptırmıştır. Bu karar belirtilmeyen bir tarihte bozulmuş ve DGM'lerin kaldırılmasının ardından yetkili hale gelen Ağır ceza mahkemesi davayı yeniden ele almıştır.

Başvuran Adli tıp kurumunun raporunun yeniden incelenmesini istemiş, Adli tıp kurumu 8 Ekim 2003 tarihli bir raporla adı geçenin sağlık durumunun mahkumiyet hayatı ile bağdaştığını belirtmiştir.

İstanbul Ağır ceza mahkemesi 31 Mart 2006 tarihinde başvuranın tahliye edilmesine karar vermiştir. Dava bu mahkemede halen görülmektedir.

HUKUK AÇISINDAN

AİHS'nin 3. maddesine atıfta bulunan başvuran WK-S teşhisini ortaya koyan sağlık raporuna rağmen mahkumiyetinin sürmesinin telafi edilemez insanlık dışı bir uygulamayıoluşturduğunu ileri sürmektedir.

Hükümet başvurunun geç yapıldığını, başvuranın 8 Ekim 2003 tarihli son sağlık raporunu takiben altı ay içinde başvuruda bulunması gerektiğini savunmakta, başvurunun AİHS'nin 35 § 1. maddesi uyarınca reddedilmesini talep etmektedir. Hükümet cezaevi koşullarının mahkumiyet için uygun olduğunu ve idare tarafından hükümlülere gerekli tıbbi bakımın sağlandığını savunmaktadır. Hükümet, ihtiyaç duyulduğunda ilgililerin hastaneye nakledileceğini veya şartlı tahliye edileceklerini ifade etmekte, AİHM'den altı ay kuralına uymaması ve dayanaktan yoksun olması nedeniyle başvuruyu kabuledilemez bulmasını talep etmektedir.

Başvuran bu konularda görüş bildirmemekte fakat mahkumiyetinin ancak 31 Mart 2006 tarihinde sona erdiğini öne sürmektedir.

Dile getirilen gerekçelerin ardından AİHM Hükümetin altı ay kuralına ilişkin ön itirazınıincelemeye almayacaktır.

AİHM, AİHS'nin 3. maddesi uyarınca hükümlülerin sağlık durumu hakkındaki yerleşik içtihadı, Türkiye'deki tutukluların 1996 ve 2000 tarihleri arasında başlattıkları açlık grevine bağlı olaylar, AİHM'nin 2004 Eylül ayında gerçekleştirmiş olduğu inceleme ziyareti ile ilgili olarak Tekin Yıldız ve Mutlu-Türkiye (no:37652/04) ve 17 Ekim 2006 tarihli Paksoy-Türkiye (no:33901/04) kararlarına atıfta bulunmaktadır.

AİHM bununla birlikte, bir hükümlünün sağlık sorunu nedeni ile salıverilmesinin zorunlu olmadığını belirtir yerleşik içtihadının gözden geçirme gereğini duymakta (Bkz. diğerleri arasında, Matencio-Fransa kararı, no: 58749/00, 15 Ocak 2004), Türkiye aleyhine açılan benzer davalar bağlamında -mahkumiyet esnasında sağlanan tıbbi hizmetlere karşışikayetlerin olmamasına karşın -yetkililerin öncelikli olarak hükümlülerin tedavilerinin sağlanabilmesi ve bunlara dışarıdan dahil edilebilmeleri için öngördükleri şartlı salıverme koşulunun AİHS'nin 3. maddesi uyarınca yeniden hapsedilme koşulu ile bağdaşıp bağdaşmadığının incelenmesi gerektiğini kaydetmektedir (Bkz. örneğin, Kuruçay-Türkiye kararı, no: 24040/04, 49, 10 Kasım 2005).

Bu başvuruda ele alınacak nokta tümüyle farklılık göstermektedir. Bu davalardaki genel bağlam dikkate alındığında, aynı hastalığa yakalanmış diğer kişilerin serbest bırakılmasına rağmen başvuranın hükümlülük halinin sürmesi ve 3. madde ile teyit edilmesi sözkonusudur.

Bu koşullarda AİHM, bir tutuklunun sağlık sorunu nedeniyle serbest bırakılmasının genel bir yükümlülüğünün olmadığı yönündeki yerleşik içtihadı ile sınırlı kalamamaktadır.

Olayların meydana geldiği dönemdeki koşullar ışığında, Adli tıp kurumu iki binden fazla kişinin sürdürdüğü açlık grevi karşısında -insani gerekçelerle ve/veya AİHM'nin dikkatinden kaçan nedenlerle- pek de belirgin olmayan emarelere dayalı olarak ilgili şahısların serbest bırakılmaları tavsiyesinde bulunsa da AİHM, ilk grup başvurularda yürütmüş olduğu inceleme görevini müteakip elde edilen neticelere belirleyici bir önem atfedememektedir (Bkz. örneğin, Balyemez-Türkiye kararı, no: 32495/03, 22 Aralık 2005). Bu sonuçlar AİHM'nin başvuran açısından da aynışekilde olduğu sonucuna varmasına olanak tanımaktadır.

Kanıtların ikame edilmesi hususundaki kanısını güçlendirmek için AİHM değerlendirmeye aldıklarıyla birlikte her türlü veri üzerinde duracaktır (Bkz. İrlanda-İngiltere kararı, 18 Ocak 1978).

Mevcut başvuruda AİHM, Adli tıp kurumunun 11 Mart 2002 tarihinde başvuranın altı ay süreyle serbest bırakılması tavsiyesinde bulunduğunu ve adli makamların bunu dikkate almadıklarını gözlemlemektedir.

Şayet arzu edildiği şekilde başvuran bu raporun ardından tahliye edilmiş olsaydı, AİHM bu kanıtın ikamesi hakkında yetkililerin takdirinde eleştirecek bin yan görmeyecekti (Bkz. Klaas-Almanya kararı, 22 Eylül 1993). AİHM müteakip gerekçelerden başvuranın bu süreçte keyfi bir yaklaşım sergilediğini gösterir hiçbir unsurun yer almadığını hatırlatmaktadır.

AİHM buna benzer pek çok davada "hükümlülerin" sağlık sorunu nedeniyle tahliye edildikleri saptamasında bulunmaktadır (Bkz. diğerleri arasında Eroğlu-Türkiye kararı, no: 30472/04, 21 Kasım 2006).

Diğer yandan, hükümlü bir kimsenin tutukluluk haline devam edilmesinin uygunluğu ile ilgili olarak AİHM ulusal mahkemelerin görevini ikame etme gibi bir niyetinin olmadığını, bunun yanı sıra ulusal yetkililerin genel anlamıyla ilgilinin fiziksel bütünlüğünün korunması, özellikle uygun tıbbi kanıtların ikamesinin sağlanması gibi yükümlüklerini yerine getirdiklerini ifade etmektedir (Bkz. Sakkopoulos-Yunanistan kararı no: 61828/00, 15 Ocak 2004 ve Reggiani Martinelli-İtalya kararı, no: 22682/02, 16 Haziran 2005).

Ayrıca başvuran kendisine uygulanan tedavi şeklinden ya da yetersizliğinden değil, öne sürdüğü gerekçelere dayalı olmaksızın serbest bırakılmasının sınırlandırılmasından şikayetçi olmaktadır (Bkz. örneğin Ahmet Arslan-Türkiye kararı, no: 5114/04, 1 Aralık 2005). Fakat adı geçenin hapishane ortamında serbest bırakılmasını sağlayacak bazı tedavilerden yoksun kaldığını belirtir herhangi bir delil de yer almamaktadır.

Sonuç olarak, başvuran hakkında hazırlanan son sağlık raporu mahkumiyetine bir engel oluşturmamaktadır.

İlgili olayların değerlendirilmesinden ve Hükümetin uygulamada sağladığı güvence ve AİHM bilirkişi kurulunun ilk grup davalar için cezaevi kurumlarına yönelik gerçekleştirdiği inceleme ziyaretleri neticesinde AİHM, başvuranın hükümlülük şartlarının AİHS'nin 3. maddesi uyarınca insanlık dışı ve aşağılayıcı bir muameleyi teşkil ettiğini gösterir ciddi gerekçelerin yer almadığına itibar etmektedir (Bkz. Balyemez ve Sinan Eren-Türkiye kararları, no: 8062/04 § 50, 10 Kasım 2005).

Başvurunun dayanaktan yoksun bulunması nedeniyle AİHS'nin 35 §§ 3. ve 4. maddeleri uyarınca reddedilmesi gerekmektedir. Başvuran ayrıca 3 Eylül 1996'dan 31 Mart 2006'ya kadar olan tutukluluk süresinin uzunluğundan şikayetçi olmakta bu yönde AİHS'nin 5 § 3. maddesini ileri sürmektedir.

AİHM dosyanın güncel haliyle bu şikayetin kabuledilebilirliği hakkında görüş bildirme aşamasında olmadığını ve İçtüzüğün 54 § 2 b) maddesine uygun olarak başvurunun bu bölümünden Savunmacı Hükümetin haberdar edilmesi gerekliliğini vurgulamaktadır.

Bu gerekçelere dayalı olarak, AİHM, oybirliğiyle, AİHS'nin 5 § 3. maddesinin incelenmesinin ertelenmesine; Başvurunun kalan kısmının kabuledilemez olduğuna karar vermiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA