kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
GIYASETTİN ALTUN / TÜRKİYE


İçtihat Metni

GIYASETTİN ALTUN/TÜRKİYE DAVASI *

(Başvuru no. 73038/01)

Strazburg

24 Mayıs 2005

USÜL

1. Dava, 26 Temmuz 2001 tarihinde Türk varandaşı Gıyasettin Altun tarafından İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunması Sözleşmesi'nin ("Sözleşme") 34. maddesi uyarınca AİHM'ye Türkiye Cumhuriyeti aleyhine yapılan başvurudan (no. 73038/01) kaynaklanmaktadır.

2. Başvuran, İstanbul Barosu'na bağlı E. Kanar ve Y. Başara isimli avukatlar tarafından temsil edilmiştir. Türk Hükümeti ("Hükümet") AİHM'deki işlemler için herhangi bir Ajan tayin etmemiştir.

3. 31 Mart tarihinde, AİHM, başvuruyu bildirmeye karar vermiştir. AİHS'nin 29 § 3. maddeleri kapsamında, kabuledilebilirliği ile birlikte başvurunun esaslarını inceleme kararı almıştır.

4. Başvuran, kabuledilebilirlik ve esaslara ilişkin görüşlerini dosyaya eklemiştir (İç Tüzük 59 § 1). Hükümet, zaman sınırının aşılmasından sonra görüşlerini iletmiştir. Dolayısıyla, bunlar dava dosyasına konulmamıştır.

5. 1 Kasım 1994 tarihinde, AİHM, Dairelerinin kompozisyonunu değiştirmiştir (İç Tüzük 25 § 1). Bu dava, yeni oluşturulan İkinci Daire'ye verilmiştir (İç Tüzük 52 § 1).

OLAYLAR

I. DAVA ŞARTLARI

6. Başvuran 1965 doğumludur ve Muş'ta ikamet etmektedir.

7. Başvuran, 11 Mayıs 1994 tarihinde yakalanmış ve yasadışı örgüt PKK (Kürdistan İşçi Partisi) mensubu olduğu şüphesiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi'ne bağlı polisler tarafından tutuklanmıştır.

8. 19 Mayıs 1994 tarihinde, Cumuhuriyet Savcısı huzuruna, daha sonra da İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi tetkik hakimi huzuruna çıkarılmıştır. Aynı gün, tetkik hakimi, başvuranın tutuklu yargılanmasına karar vermiştir.

9. 1 Haziran 1994 tarihli bir iddianamede, İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı, PKK mensubu oldukları gerekçesiyle başvuran ve on bir kişi hakkında cezai işlem başlatmıştır. Savcı, başvuranın Türk Ceza Kanunu'nun 168 § 2. maddesi ve 5. Bölüm 3713 sayılı Kanun uyarınca (Terörle Mücadele Kanunu) cezalandırılmasını talep etmiştir.

10. Başvuran, 29 Mayıs 1997 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin öne sürdüğü suçlardan hüküm giymiş ve on iki yıl altı ay hapis cezasına mahkum olmuştur.

11. 14 Aralık 1998 tarihinde, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin başvuranın nihai ifadesini almaması ve dolayısıyla başvuranın savunma haklarını kısıtlamasından ötürü, Yargıtay, başvuranın mahkumiyet kararını bozmuştur. Dava, tekrar incelenmek üzere İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'ne geri gönderilmiştir ve başvuranın tutukluluk hali devam etmiştir.

12. 16 Mart 1999 tarihinde İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi'nde ilk duruşma yapılmıştır.

13. Cezai işlemler sürerken, başvuran, pek çok kez tutuksuz yargılanma talebinde bulunmuştur. Masum olduğunu ve çok uzun bir süredir tutuklu yargılanmasının devam ettiğini ve bunun uluslararası normlara aykırı olduğunu ifade etmiştir. Mahkeme, 11 Ağustos 1994 ve 28 Kasım 1995 tarihleri arasında yaptığı otuz beş duruşmanın hepsinde herhangi bir neden belirtmeden serbest bırakılma talebini reddetmiştir. 1 Şubat 1996 ve 17 Nisan 2001 tarihleri arasında yapılan otuz beş duruşmanın hepsinde "kanıtların durumu ve dava dosyasının içeriği" nedeniyle talebi reddetmiştir.

14. Bu arada, başvuranın avukatı, başka bir mahkemede müvekkilinin devam eden tutukluluk halinin kaldırılmasına ilişkin girişimde bulunmuştur. 7 Kasım 2000 tarihli dilekçesinde, tamamı dava dosyasına katılmış olan kanıtlara zarar vereceğine ve kaçacağına dair hiçbir tehlike bulunmamasına rağmen, müvekkilinin altı yıl altı aydır tutuklu olduğunu belirtmiştir. Mahkeme de aynı gerekçelerden (yukarıda in fine 13. paragraf), yani, "suçun niteliği, kanıtların durumu ve dava dosyasının içeriği" nedeniyle talebi reddetmiştir.

15. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, nihai kararını vermeden önce yirmi sekiz duruşma daha yapmıştır. Bunların on beşinde, mahkeme yalnızca başvuranın devam eden tutukluluk halini gözden geçirmiştir ve başvuran bu duruşmalara katılmamıştır. Diğerlerini ise, mahkeme, yaklaşık olarak iki aylık aralıklarla yapmıştır.

16. 12 Nisan 2001 tarihinde Devlet Güvenlik Mahkemesi ilk kararıyla uyumlu olarak, başvuranı suçundan dolayı mahkum etmiştir.

17. 8 Ekim 2001 tarihinde, Yargıtay, kararı onamıştır.

II. İLGİLİ İÇ HUKUK

18. İç hukuka dair detaylı açıklama Demirel - Türkiye kararında bulunabilir (no. 32324/98, §§ 47-49, 28 Nisan 2003).

HUKUK

19. Başvuran, tutuklu yargılanmasının ve kendisine yönelik cezai işlemlerin AİHS'nin 5 § 3. ve 6 § 1. maddesindeki "makul süre" şartını aştığından şikayetçi olmuştur, ilgili maddeler şöyledir:

Madde 5 § 3

"Bu maddenin 1.c fıkrasında öngörülen koşullara uyarınca yakalanan veya tutulu durumda bulunan herkes hemen bir yargıç veya adli görev yapmaya yasayla yetkili kılınmış diğer bir görevli önüne çıkarılır; kendisinin makul bir süre içinde yargılanmaya veya adli kovuşturma sırasında serbest bırakılmaya hakkı vardır. Salıverilme, ilgilinin duruşmada hazır bulunmasını sağlayacak bir teminata bağlanabilir."

Madde 6 § 1

"Herkes, … , cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının makul bir süre içinde, … görülmesini istemek hakkına sahiptir."

I. KABUL EDİLEBİLİRLİK

A. AİHS'nin 5 § 3. maddesine ilişkin olarak

20. AİHM, bu davada, yargılama öncesi iki tutukluluk hali döneminin olduğunu not eder. Birincisi, 11 Mayıs 1994 tarihinde başlamış ve Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin karar tarihi olan 29 Mayıs 1997'de sona ermiştir. Bu tarihten, Yargıtay'ın 14 Aralık 1998 tarihli kararına kadar, başvuran "yetkili mahkemece mahkum edildikten" sonra tutuklanmıştır; ki bu AİHS'nin 5 § 1 (a) maddesinin kapsamına girmektedir. Ancak, başvuran, başvurusunu AİHM'ye 26 Temmuz 2001 tarihinde yapmıştır, ki bu, şikayetçi olunan tutukluluk süresinin sonundan itibaren altı aydan fazla bir süre demektir. Sonuç olarak, şikayetin bu kısmı, zaman sınırlamasını aştıktan sonra yapılmıştır ve AİHS'nin 35 §§ 1. ve 4. maddeleri uyarınca altı ay kuralına uymadığından dolayı reddedilmesi gerekmektedir.

21. İkinci süreç, 14 Aralık 1998 tarihinde başlayıp 8 Ekim 2001'de sona ermiştir. AİHM, şikayetin bu kısmının AİHS kapsamında, belirlenmesi, esasların incelenmesini gerektirecek, ciddi olgusal ve hukuki konular ortaya koyduğunu not eder. Dolayısıyla bu hususun AİHS'nin 35 § 3. maddesi kapsamında asılsız olmadığı sonucuna varmıştır. Kabuledilmez olduğunun ilanı için herhangi bir temel tespit edilmemiştir.

B. AİHS'nin 6 § 1. maddesine ilişkin olarak

22. AİHM, bu şikayetin, AİHS kapsamında, belirlenmesi, esasların incelenmesini gerektirecek, ciddi olgusal ve hukuki konular ortaya koyduğunu not eder. Dolayısıyla başvurunun bu kısmının AİHS'nin 35 § 3. maddesi kapsamında asılsız olmadığı sonucuna varmıştır. Kabuledilmez olduğunun ilanı için herhangi bir temel tespit edilmemiştir.

II. AİHS'NİN 5 § 3. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

23. AİHM, dikkate alınacak sürenin, 14 Aralık 1998'de başlayıp 8 Ekim 2001'de sona erdiğini not eder. Dolayısıyla, bu süreç, 2 yıl 10 aydır. İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi, "davanın niteliği, kanıtların durumu ve dava dosyasının içeriği"ne dayanarak, başvuranın kanıtlara zarar vereceği veya kaçacağı olasılığı üzerinde düşünmeksizin, başvuranın tutuksuz yargılanma talebini geri çevirmiştir.

24. AİHM, bir davada, bir sanığın tutuklu olarak yargılanmasının, makul bir süreyi geçmemesinin sağlanmasının, öncelikle ulusal yargı makamlarının görevi olduğunu tekrarlar. Bu amaçla, yargı makamlarının, kişisel özgürlüğe saygı kuralından herhangi bir sapmayı haklı gösterecek bir kamu çıkarının gerçekten gerekli olduğuna ilişkin lehte ve aleyhte tüm olguları, masumiyet karinesi ilkesinin gereğince dikkate almak suretiyle incelemesi ve bunları, serbest bırakılma başvurularına ilişkin verdikleri kararlarında ortaya koyması gerekmektedir. AİHM, AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edilip edilmediğini belirlerken, öncelikle bu kararlardaki gerekçeler ve başvuranın temyiz talebinde öne sürdüğü kesinleşmiş olaylar temel alınmalıdır (bkz. Assenov ve Diğerleri - Bulgaristan, 28 Ekim 1998 kararı, Reports of Judgments and Decisions 1998-VIII, §154).

25. Yakalanan kişinin bir suç işlediğine ilişkin makul şüphenin bulunması, devam eden tutukluluk halinin geçerli olması açısından sine qua non'dur, ancak, belirli bir zaman geçtikten sonra artık yeterli olmaz. AİHM, bu durumda, yargı makamlarınca atıfta bulunulan diğer temellerin özgürlüğün elden alınmasını haklı kılmaya devam edip etmediğini belirlemelidir (bkz diğerlerinin yanı sıra, Ilijkov - Bulgaristan, no. 33977/96, § 77, 26 Temmuz 2001, ve Labita - İtalya [BD], no. 26772/95, §§ 152-153, AİHM 2000-IV).

26. Bu davada, Devlet Güvenlik Mahkemesi, kendi inisiyatifi veya başvuranın talebi üzerine, başvuranın devam eden tutukluluk halini yirmi sekiz kez dikkate almıştır. Bu bağlamda sunduğu son dilekçesinde, başvuran, çok uzun süredir tutuklu bulunduğunu ve tümü dava dosyasında bulunan kanıtlara zarar verme veya kaçma tehlikesinin olmadığını ifade etmiştir (yukarıda 14. paragraf).

27. AİHM, dava dosyasındaki materyal temelinde, birçok davanın sonunda, Devlet Güvenlik Mahkemesi'nin başvuranın devam eden tutukluluk halinin sürmesine, "suçun niteliğini, kanıtların durumunu ve dosyanın içeriğini göz önüne alarak" gibi benzer ve kalıplaşmış ifadelerle, dokuz kez de herhangi bir sebep göstermeksizin karar vermiştir. Genel olarak, "kanıtların durumu" ifadesi, ciddi suç belirtilerinin bulunması ve bunların varlığını koruması hususuyla alakalı bir unsur olabilir, ancak bu davada, tek başına, başvuranın şikayetçi olduğu tutukluluk halinin uzunluğunu haklı çıkaramaz (bkz. Letellier - Fransa, 26 Haziran 1991 kararı, Seri A no. 207, Tomasi - Fransa, 27 Ağustos 1992 kararı, Seri A no. 241-A, Mansur - Türkiye, 8 Haziran 1995 kararı, 319 -B, § 55 ve yukarıda anılan Demirel, § 59).

28. AİHM, yaklaşık 2 yıl 10 aylık sürenin, mahkemelerin kalıp haline gelmiş gerekçeleri çerçevesinde ele alındığında özellikle, başvuranın halihazırda önceden geçirdiği üç yıllık tutuklu yargılanma süresi bağlamında, haklı gösterilemediği kanısındadır.

29. Bu şartlar altında, AİHM, başvuranın yargılanma öncesi tutukluluk süresinin, AİHS'nin 5 § 3. maddesini ihlal ettiği sonucuna varmıştır.

30. Dolayısıyla, bu madde ihlal edilmiştir.

III. AİHS'NİN 6 § 1. MADDESİNİN İHLAL EDİLDİĞİ İDDİASI

31. Başvuran, bundan sonra, kendisine yönelik cezai işlemlerin makul bir sürede tamamlanmadığından şikayetçi olmuştur. AİHM, işlemlerin 11 Mayıs 1994'te başvuranın yakalanmasıyla başlayıp 8 Ekim 2001 tarihinde Yargıtay'ın başvuranın mahkumiyetini onamasıyla sona erdiğini gözlemler. Dolayısıyla, bu süre yaklaşık olarak yedi yıl beş aydır.

32. AİHM, bu başvurudakine benzer konular ortaya koyan davalarda AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğini sıklıkla tespit etmiştir (bkz. diğerlerinin yanı sıra Pélissier ve Sassi - Fransa [BD], no. 25444/94, § 67, AİHM 1999-II ve Ertürk - Türkiye, no. 15259/02, 12 Nisan 2005).

33. AİHM, kendisine sunulan tüm belgeleri inceleyerek bu davada Hükümet'in, farklı bir sonuca varmasını sağlayacak herhangi bir olgu veya sav ortaya koymadığı kanısına varmıştır. Konuyla ilgili içtihadını dikkate alarak, AİHM bu davada, işlemlerin haddinden uzun sürdüğü ve "makul süre" şartını karşılamadığı kanısındadır.

34. Dolayısıyla, AİHS'nin 6 § 1. maddesi ihlal edilmiştir.

IV. AİHS'NİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI

35. AİHS'nin 41. maddesi şöyledir:

"Mahkeme işbu Sözleşme ve protokollerinin ihlal edildiğine karar verirse ve ilgili Yüksek Sözleşmeci Tarafın iç hukuku bu ihlali ancak kısmen telafi edebiliyorsa, Mahkeme, gerektiği takdirde, hakkaniyete uygun bir surette, zarar gören tarafın tatminine hükmeder."

A.Tazminat

36. Başvuran, 20.000 Euro maddi, 20.000 Euro manevi tazminat talep etmiştir.

37. Hükümet bu konuya ilişkin olarak herhangi bir görüş bildirmemiştir.

38. Davanın şartlarını dikkate alarak ve yaptığı tarafsız değerlendirme sonucunda, AİHM, başvurana bu başlık altında 5.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

B.Mahkeme Masrafları

39. Başvuran, mahkeme masraflarına ilişkin olarak ayrıca tutar talep etmemiştir. Yerel işlemler ve AİHM'deki mahkeme masraflarının maddi tazminat ile birlikte ele alınması gerektiğini ileri sürmüştür.

40. Hükümet bu hususa değinmemiştir.

41. Elindeki belgeler temelinde ve eşitlik temelinde yaptığı değerlendirme sonucunda, AİHM başvurana mahkeme masraflarına ilişkin olarak 1.000 Euro ödenmesine karar vermiştir.

C. Gecikme faizi

42. AİHM, gecikme faizi olarak Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın benimsenmesine karar vermiştir.

BU GEREKÇELERE DAYANARAK AİHM OYBİRLİĞİYLE,

1- Başvuranın 14 Aralık 1998'den sonra tutuklu yargılanmasının uzunluğuna ve bir bütün olarak cezai işlemlerin uzunluğuna dair başvurunun kabuledilebilir olduğuna ve başvurunun geri kalan kısmının kabul edilmez olduğuna;

2- tutuklu yargılanmanın uzun sürmesine ilişkin şikayetle ilgili olarak AİHS'nin 5 § 3. maddesinin ihlal edildiğine;

3- işlemlerin uzun sürmesine ilişkin şikayetle ilgili olarak AİHS'nin 6 § 1. maddesinin ihlal edildiğine;

4- (a) Sorumlu Devlet'in başvurana AİHS'nin 44 § 2. maddesi uyarınca kararın kesinleştiği tarihten itibaren üç ay içinde, ödeme tarihinde geçerli olan kur üzerinden Türk Lirası'na çevrilmek üzere

i) 5.000 Euro (beş bin Euro) maddi ve manevi tazminat;

ii) mahkeme masrafları için ise 1.000 Euro (bin Euro);

(iii)yukarıdaki miktarlara uygulanabilecek her türlü vergiyi ödemesine;

(b) yukarıda anılan üç aylık sürenin aşılmasından ödeme gününe kadar geçen süre için Avrupa Merkez Bankası'nın uyguladığı faiz oranına üç puan eklemek suretiyle elde edilecek oranın gecikme faizi olarak uygulanmasına;

başvuranın adil tazmine ilişkin talebinin kalan kısmının reddine

KARAR VERMİŞTİR.

Karar İngilizce olarak hazırlanmış ve Mahkeme İç Tüzüğü'nün 77 §§ 2. ve 3. maddeleri uyarınca 24 Mayıs 2005 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.

* Dışişleri Bakanlığı Çok taraflı Siyasî İşler Genel Müdürlüğü tarafından Türkçe'ye çevrilmiş olup, gayrıresmî tercümedir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA