kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

AİHM
SELİM SADAK VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI


İçtihat Metni

SELİM SADAK VE DİĞERLERİ / TÜRKİYE DAVASI

11 Haziran 2002

USUL

1- Başvurunun kaynağında Türkiye Cumhuriyetine karşı, bu Ülkenin 13 vatandaşı Selim Sadak, Sedat Yurttaş, Mehmet Hatip Dicle, Sırrı Sakık ve Orhan Doğan; Leyla Zana, Ahmet Türk, Nizamettin Toğuç, Naif Güneş, Mahmut Kiline, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Renizi Kartal tarafından açılmış 9 dava bulunmakta olup; (numaraları 25144/94, 26149/95'ten 26154/95'e, 27100/95 ve 27101/95) Sözleşmenin eski 25. maddesi uyarınca 23.8.1994 ve 16.12.1994'te Avrupa İnsan Hakları Komisyonuna başvurmuşlardır.

2- Başvurucular Mahkemede İstanbul Barosu Avukatı Hasip Kaplan, Ankara Barosu Avukatı Y. Alataş ve İnsan Hakları İçin Kürt Projesi Avukatı Philippe Leach tarafından temsil edilmişlerdir.

Türk Hükümeti, Sözleşmenin organları önündeki usulün sonlarına kadar bir görevli belirlememiştir.

3- Başvurucular, Anayasa Mahkeme tarafından DEP'in kapatılması ile birlikte milletvekilliklerinin düşmesinden şikâyet etmekte ve Sözleşmenin 5., 6., 7., 9., 10., 11. ile l No'lu Protokolün 1. maddesinin ihlâl edildiğini iddia etmektedirler.

4- 22 Mayıs 1995'te, Komisyon davaları birleştirmeye ve savunmacı Hükümetin bilgisine sunmaya karar verdi.

5- Başvurular Sözleşmeye ek 11 nolu Protokolün yürürlüğe girdiği tarih l Kasım 1998'te Mahkemeye gönderildi. (11 nolu Protokol'ün 5/2 maddesi uyarınca)

6- Başvurular, Mahkemenin 3. Bölümüne verildi.(İç Tüzük 52/1 maddesi uyarınca)

7- 6.1.2000 tarihli kararıyla, Daire, başvuruların, Sözleşmenin l No'lu Protokolünün 3. maddesi yönünden de incelenmesi gerektiğine karar verdi.

8- 30.5.2000 tarihli kararıyla, Daire Sözleşmenin 5. maddesini içerdiği için kısmen kabul edilemez bulduğu 25144/94 numaralı başvuru hariç, başvuruları kabul edilebilir buldu.

9- Davanın esası hakkında, başvuranlar gibi Hükümet de görüşlerini yazılı olarak sunmuştur.(İç Tüzük 59/1 maddesi) Daire, taraflarla görüştükten sonra, davanın esası ile ilgili olarak duruşma yapılmasına gerek olmadığına karar vermiştir.(İç Tüzük 59/2) Görüşler, aynı zamanda Londra'daki hükümet dışı bir kuruluş olan ve Başkanın yazılı usule müdahil olmasına izin verdiği Interrights,(İnsan Haklarının Yasal Korunması İçin İnsan Hakları Merkezi) tarafından da alındı.(Sözleşmenin 36/2 ve İç Tüzük 61/3 maddeleri)

10- l Kasım 2001 tarihinde Mahkeme bölümlerini yeniden düzenledi. İşbu başvurular 4. Bölüme verildi. (52/1 maddesi)
I -OLAYLAR

11- Başvurucular, sırasıyla 1954, 1961, 1955, 1957, 1959, 1961, 1942, 1951, 1956, 1946, 1961, 1959 ve 1948 doğumlu, Türk vatandaşlarıdır. 16 Haziran 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi tarafından kapatılan Demokrasi Partisi (DEP) üyesi ve TBMM Milletvekili idiler.

12- 7 Mayıs 1993'te DEP kurulmuş ve İçişleri Bakanlığı'na kuruluş bildirisi verilmiştir.

13- 2 Kasım 1993'te, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, Anayasa Mahkemesi'ne DEP'in kapatılması davası açmıştır. İddianamesinde; DEP'i Anayasanın ve Siyasi Partiler Kanunu'nun hükümlerini ihlâl etmekle suçlamıştır. DEP Merkez Yürütme Kurulu'nun değişik üyelerinin ve eski Genel Başkanının yurtdışında (Erbil, Irak ve Almanya'da Bonn'da) düzenlenen 2 toplantıda yapmış oldukları konuşmaların, milletin birliği ve Devletin bütünlüğüne zarar verebilecek nitelikte oldukları kanısındaydı.

14- 1 Mart 1994'te Anayasa Mahkemesi bazı başvurucuların sözlü olarak ifadelerini almıştır. 22 Mart 1994'te de başvurucu ve DEP Genel Başkanı Kartal ve Partinin avukatı H. Kaplan'ı da dinlemiştir.

15- 2 Mart 1994'de, TBMM başvurucuların da dahil oldukları bazı DEP Milletvekillerinin dokunulmazlıklarını kaldırmıştır.

16- 2 Mart 1994'te Parlamento çıkışında başvuruculardan Dicle ve Doğan yakalanarak gözaltına alınmışlardır. 4 Mart 1994 tarihinde aynısı Sakık, Türk ve Zana için olmuştur. Meclis'in binası içinde kalan başvuruculardan Yurttaş ve Sadak'in yakalanması Meclis Başkanınca, onların halen milletvekili sıfatını taşıdıkları gerekçesiyle engellenmiştir.

17- 16 Haziran 1994 tarihinde Anayasa Mahkemesi, Devletin bütünlüğüne ve milletin birliğine zarar verdiği gerekçesiyle DEP'in kapatılması kararı vermiştir.

18- Anayasa Mahkemesi aynı zamanda DEP'in kapatılması kararıyla beraber tüm başvurucuların milletvekilliklerinin sona ermesi kararı da vermiştir. Bu karar partiden yakın zamanda ayrılmış bulunan 4 milletvekiline uygulanmamıştır.

19- Aynı gün, aleyhlerine yapılacak ceza yargılamasından korkan başvurucular Toğuç, Güneş, Kılınç, Aydar, Yiğit ve Kartal yurtdışına (Brüksel'e) gitmişlerdir.

20- l Temmuz 1994'te başvurucular Sadak ve Yurttaş avukatları eşliğinde, Başsavcılığa gider ve gözaltına alınırlar.

21- 21 Temmuz 1994'te Cumhuriyet Başsavcısı, iddianamesinde, başvurucuları bölücülük ve Devletin bütünlüğüne zarar vermekten suçlayarak TCK.'nün 125. maddesi uyarınca idam cezasıyla cezalandırılmalarını istemiştir.

22- Ankara l Nolu Devlet Güvenlik Mahkemesi 8 Aralık 1994'te karar vermiştir. 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu'nun 8. maddesi uyarınca; bölücü propaganda yapmak suçundan Sakık'ı 3 yıl hapis cezasına mahkûm etmiştir. Başvurucular Türk, Dicle, Doğan, Sadak ve Zana'nın silahlı çete üyesi olmaktan TCK. 168. maddesi uyarınca 15'er yıl hapis cezasına hükmetmiştir. Mahkeme, silahlı çeteye yardım ve yataklık etmek suçundan TCK. 169. maddesi uyarınca başvurucu Yurttaş'ı 7,5 yıl ağır hapis cezasına mahkûm etmiştir.

23- İlgililerin ve Cumhuriyet Savcısının temyiz talebi üzerine; 26 Ekim 1995'te Yargıtay, Türk ve Yurttaş hakkındaki kararları ve onların sadece Terörle Mücadele Kanunu'nun 8. maddesine aykırı davrandıkları gerekçesiyle bozmuş ve tahliye etmiştir. Diğer başvuruculara ait hükmü onaylamıştır.

II - UYGULANAN İÇ HUKUK

24- Anayasanın ilgili maddeleri: 5., 10.,69.(eski hali),69. (yeni hali),84/3 (eski hali), 84/5 (yeni hali) madde metinleri.

25- Türk Ceza Kanunun 125.,168.,169.madde metinleri.

26- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanununun S.maddesi metni.

HUKUK BAKIMINDAN

I - SÖZLEŞMENİN l NO'LU PROTOKOL'ÜNÜN 3. MADDESİNİN İHLÂL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA;

27- l nolu Protokol'ün 3. maddesi metni.

28- Başvurucular, parlamenter ve demokratik çoğulcu sistemde seçilmişlerin üstün rolüne işaret etmekte ve partinin kapatılması kararında Anayasa Mahkemesince ileri sürülen gerekçelere karşı çıkmaktadırlar.

DEP yöneticilerinin, dava konusu konuşmalarında; bazı vatandaşların Kürt kimlikli olduklarının altını çizmekle yetindikleri ve "Kürt halkının" dilini ve kültürünü geliştirmesinin zorunluluğu ile bu konuda yasal düzenlemeler alınması gerektiğini belirttiklerini, açıklıyorlar.

29- Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi'nin 30.6.1994 tarihli Ara Kararı'na dayanarak, başvurucular, demokratik bir toplumda çoğulculuğu, Hükümet tarafından ifade edilen düşüncelere uygun olmasalar bile, bütün düşüncelerin serbestçe ifade edilmesini gerektirdiğini hatırlatıyorlar. DEP'in kapatılmasının hemen ardından başvurucuların milletvekilliği sıfatlarının düşürülmesi, halkın bir kısmının siyasî görüşmelere katılmasını önlemek sonucunu doğurmakta ve aynı zamanda l No'lu Protokol'ün 3. maddesine aykırılık oluşturmaktadır.

30- Matkiev-Mohin ve Clerfayt/Belçika davasına atıfta bulunarak, Hükümet, l No'lu Protokol'ün 3. maddesinin yasama organının seçimi için geçerli olduğu, bu kavramın, Devletin anayasal kuruluşunun işlemesinde yorumlanabileceğine dikkat çekmektedir. Başvurucuların milletvekilliklerinin düşmesinin, Anayasanın hükümlerinin uygulanmasıyla DEP'in kapatılmasının bir sonucu olduğunu yinelemektedir.

Hükümete göre; bu tedbir, toprak bütünlüğü ve demokratik kamu düzeninin korunması kadar ulusal güvenlik ve kamusal güvenliğin sağlanması gibi pek çok yasal amaçlar içermektedir

31- Mahkeme l No'lu Protokol'ün 3. maddesinin sübjektif haklara uygulandığını hatırlatır; seçme ve seçimlerde aday olma hakkı.

32- Mahkeme l No'lu Protokolün 3. maddesinin, gerçekten demokratik siyasî rejimde karakteristik bir kural olduğunun altını çizer. Benzeri rejimin karakteristik prensibine adayarak, Sözleşmenin sisteminde önemli bir rol alır. (Bkz, Matkiev-Mohin ve Clerfayt) (Birleşik Komünist Partisi/TR. Yazar ve diğerleri/C TR.)

33- Bundan başka, Mahkeme, Komisyon gibi, bu düzenlemenin, seçimlerde herkesin aday olma hakkını garanti altına almakta ve bir kere seçilmişin, görev süresini tamamlayacağını düşünmektedir. (Bkz. Gancher /Bulgaristan başvurusu, Gaulider /Slovakya başvurusu)

34- Mahkeme daha önce verdiği kararda olduğu gibi, "herkes için değerli olan ifade özgürlüğü halkın bir seçilmişi için özellikle önemli olduğunu yineler. Seçmenlerini temsil etmektedir, menfaatlerini savunmaktadır ve onların endişelerini belirtmektedir. Bundan dolayı, Mahkeme karşı görüşteki (muhalefetteki) milletvekilinin ifade özgürlüğüne müdahalede daha sıkı kontrol uygulamayı emretmiştir." ( Castells / İspanya başvurusu)

35- Hükümetçe ileri sürüldüğü üzere, uyuşmazlık konusu tedbirin bir veya birden çok yasal amaca ilişkin olduğu görülerek, Mahkeme aşağıda belirtilen gerekçelerle bunların orantılaşmamış olduğunu düşünmektedir.

36- Her şeyden önce Anayasa Mahkemesinin DEP'in kapatılmasına ilişkin 16 Haziran 1994 günlü kararında belirtilen gerekçelerin Partinin eski Genel Başkanının yurtdışında yaptığı konuşmalar ve Merkez Komitesine yazmış olduğu bildiriden kaynaklandığını belirtmek gerektir. Siyasal Partiler Kanunu ve Anayasanın 84/3. madde hükümleri birlikte değerlendirildiğinde, olayların olduğu dönemde Milletvekilliğinin otomatik olarak düştüğü sistemde, başvuranlar DEP Milletvekillerinin parlamenter fonksiyonlarını kaybetmişlerdir.

37- Bu tedbirin orantılılığını değerlendirmek için, Mahkeme, Anayasa değişikliğinden sonra Anayasanın 84/5. maddesine getirilen, sadece Anayasa Mahkemesinin parti kapatılmasına ilişkin kararıyla Milletvekilliği sona erer hükmünü, (Anayasanın olayların olduğu dönemde yürürlükteki 84/3. maddesi) saptamanın önemine hükmeder.

38- Mahkeme, dava konusu uyuşmazlığın aşırı sertliğim saptamaktadır: DEP kesin ve ani bir sonuçla kapatılmış ve başvuranlar, parti üyesi milletvekilleri, siyasî faaliyetlerini yürütmekten yasaklanmış ve görevlerine devam edememişlerdir.

39- Mahkeme bu hususta müdahalelerin ağırlığı ve doğası, orantılılığını ölçmek konusunu gerektirecek veriler olduğunu düşünmektedir. (Bkz. Ör. Sürek/Türkiye davası)

40- Bütün bunlardan, Mahkeme Anayasa Mahkemesince başvuranlara verilen cezanın, Hükümetçe ileri sürülen meşru amaca orantılılığı geçtiği sonucuna varmaktadır. Bundan başkaca Mahkeme; dava konusu tedbirin vekillik görevlerini yürütmek ve seçilmiş olma hakkının özüyle bağdaşmaz olduğunu, l No'lu ProtokoPün 3. maddesine başvuranlara tanınmış ve onları milletvekili olarak seçmiş, seçimin egemen yetkisine aykırılık taşıdığını düşünmektedir.

Bu itibarla bundan Sözleşmeye ek l No'lu Protokol'ün 3. maddesinin ihlâl edildiği sonucu çıkmaktadır.

II. SÖZLEŞMENİN 7, 9, 10, 11 ve 14. MADDELERİNİN İHLÂL EDİLDİĞİ İDDİASI HAKKINDA:

41- Başvuranlar, Anayasa Mahkemesinin DEP'i kapatma kararı üzerine milletvekilliklerinin düşmesinin, Sözleşmenin 11. maddesi ile korunan dernek kurma özgürlüklerinin ihlâl edildiğini ileri sürmektedirler.
(Sözleşmenin 11. maddesi metni)

42- Hükümete göre; Milletvekilliği görevinin, her milletvekilinin kişiliğinden olmayıp,görevin yürütülmesinden kaynaklanan geniş bağışıklık ve ayrıcalıklardan yararlanılan Devletin en büyük kamu hizmetlerinden biridir. Glasenapp ve Kosiek/Almanya'ya karşı davalara atıfta bulunarak, Sözleşmece korunan bir hak olmayan, kamu hizmetine girişe ilişkin olaylardan kaynaklandığını ileri sürmektedir.

43- Hükümet, Anayasa Mahkemesince hükmedilen dava konusu uyuşmazlığın Anayasanın 84. maddesine dayandığını söylemektedir. Bu maddenin, 1995'te yapılan Anayasa değişikliği sonrası, siyasi partinin kapatılmasına beyan ve eylemleriyle sebep olan milletvekilleri durumu dışında bu sonucun düzenlenmediğini belirtmek gerekir.

44- Hükümet dernek kurma özgürlüğünün, -ifade özgürlüğünde olduğu gibi- demokratik bir toplumda genellikle kaçınılmaz (zorunlu) başka menfaatlerle çatışan ve mutlak olmadığının altını çiziyor. Davanın olaylarını belirleyen genel durum ve müdahalece izlenen yasal amaç dikkate alınarak geniş değerlendirmenin yapılması gerekmektedir. Toplum önünde DEP yöneticiler tarafından yapılan konuşmaların; halkın bir bölümünü ayaklanmaya (kışkırtıcı) teşvik edici ve kin ve nefret duyguları ve etnik ayırım yaparak, "Türkleri" "düşman" olarak nitelendirerek, Türkiye Cumhuriyeti bütünlüğünü tamamen yadsıyarak ve bağımsız Kürt devleti kurmayı bildiren, nitelikte olduğunu vurgulamak gerekir. Başvuranlar PKK ile ilişkilerini hiçbir zaman kesmemişler ve bu beyanlarını hiç eleştirmemişlerdir.

45- Başvuranlar bir siyasî partinin kapatılması üzerine milletvekilliğinin otomatik olarak düşmesi sistemini içeren Anayasanın 84. maddesi ve Siyasal Partiler Kanunu'nun hükümlerin Sözleşmeyle, özellikle Başlangıç ve Sözleşmenin 9, 10 ve 11. maddeleriyle bağdaşmaz nitelikte olduğunu söylemektedirler. Hiçbir usulde, beyan ve eylemleriyle DEP'in kapatılmasını provoke etmediklerini ve dava konusu müdahalenin Sözleşmenin 11. maddesinin 2. paragrafı açısından haklı bulunmadığını belirtiyorlar.

46- Başvuranlar, milletvekilliği görevlerinin düşmesinin Sözleşmenin 7. maddesine aykırı olduğundan şikâyet ediyorlar.

47- Mahkeme; l No'lu Protokol'ün 3. maddesine aykırılık iddialarının incelenmesinin gerekmediği görüşüne varmıştır.

III- SÖZLEŞMENİN l NO'LU PROTOKOLÜNÜN l NO'LU MADDESİNİN İHLÂL EDİLDİĞİ İDDİASI ÜZERİNE:

48- Başvuranlar, milletvekili maaşlarından yararlanma haklarının haksız olarak yoksun bırakılmasının Sözleşmenin l No'lu Protokolü'nün 1. maddesine aykırı olduğunu iddia etmektedirler.

49- Başvuranların, şikâyet ettikleri hususlar Mahkemece, l No'lu Protokolün 3. maddesindeki ihlâli meydana getiren milletvekilliği görevinin düşürülmesinin yan sonuçları olarak görülmüştür. Bu itibarla, bu şikâyeti ayrıca incelemenin yeri yoktur.

IV. SÖZLEŞMENİN 6/1. MADDESİNE AYKIRILIK İDDİASI İLE İLGİLİ OLARAK:

50- Başvuranlar, Anayasa Mahkemesi önündeki savunma özgürlüklerinin sınırlandırıldığı davada adil bir dava hakkından yararlanamadıklarından şikâyet etmektedirler. Sözleşmenin 6/1. maddesine aykırılık görmektedirler.

51- Hükümet 6/1 maddesinin davanın bu olaylarına uygulanamaz olduğunu düşünmektedir.

52- l No'lu Protokol'ün 3. maddesi uyarınca Mahkeme, bu iddiayı incelememe sonucuna varmıştır.

V. SÖZLEŞMENİN 41. MADDESİNİN UYGULANMASI ÜZERİNE:

53- 41. madde metni. A.

Zarar

Başvuranlar milletvekilliği dokunulmazlıklarının kaldırılmış olması dolayısıyla uğradıkları maddî zararın tazminini istemektedirler. Bu bağlamda, Mahmut Kılınç 882300 ABD Doları, Nizamettin Toğuç 573300 ABD Doları, Ali Yiğit 681300 ABD Doları, Remzi Kartal 413300 ABD Doları, Zübayir Aydar 1872300 ABD Doları, Naif Güner 338500 ABD Doları, Ahmet Türk, Sırrı Sakık, Sedat Yurttaş ise her biri 548700 ABD Doları talep etmektedirler.

Manevi zarar olarak, Naif Güner dışındaki başvuranlar toplam 5 000 000 ABD Doları talep etmektedirler. Başvuranlar taleplerini doğrular belge ibraz etmemişlerdir.

55- Hükümet, milletvekili aylığının çalışma karşılığı olduğunu ve görev süresinin sona ermesinden sonra milletvekilinin bu aylığı hak etmediğini ileri sürmektedir. Hükümet ayrıca manevî tazminata ilişkin talebin aşırı olduğunu ve kabulünün sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını ileri sürmektedir.

56- Mahkeme, DEP'in kapatılmasından bağımsız olarak, milletvekilleri görevinin düşmesiyle birlikte başvuranların gerçek bir maddî zarara maruz kaldığını saptamaktadır. Bu şartlarla Mahkeme 41. madde doğrultusunda, tüm zarara karşılık olarak her bir başvurana 50.000 Euro verilmesine karar vermiştir.

B. Masraflar

57- Anayasa Mahkemesi ve Strazburg'daki duruşmalara ilişkin olarak Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık ve Sedat Yurttaş toplam 33.000 ABD Doları talep etmektedirler. Ayrıca avukatlar Alataş ve Kaplan için ayrıca 200.000 ABD Doları talep edilmektedir.

Diğer başvuranlar 3460 Sterlin masraf talep ettikleri gibi, idarî masraflar, çeviri masrafı ve İnsan Hakları İçin Kürt Projesi adlı kurumca yapılan seyahat masrafları olarak da 20042 Sterlin talep etmektedirler. Başvuranlar bu masrafları doğrular belge ibraz etmemişlerdir.

58- Hükümet, Anayasa Mahkemesi önündeki masrafların konuya ilişkin olmadığını zira bu duruşmanın Strazburg'daki duruşma ile bir ilgisi olmadığım ileri sürmektedir.

Hükümet, özellikle avukatlık ücretine ilişkin meblağın aşırı olduğunu ve bu miktarların kabulünün sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını belirtmektedir.

59- Mahkeme, Sözleşnıe'nin 41. maddesine göre hatırlatır ki; gerçekten yapılmış masrafların, makul olması şartıyla mümkündür. (Nikolova/Bulgaristan başvurusu)

Bu bakış açısıyla hatırlatmak gerekir ki, Mahkeme sadece Sözleşme organları karşısındaki masrafları değil, Mahkemece tespit edilmiş bir ihlâl varsa ulusal yargı önündeki masraflara da tazminat olarak hükmedebilir.

60- İnsan Hakları için Kürt Projesi için talep edilen masraflara ilişkin olarak Mahkeme talebi uygun bulmamıştır. Mahkeme Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sakık'a toplam 10.500 Euro,

Nizamettin Toguç, Naif Güren, Mahmut Kılınç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal'a tüm masraflara karşılık olarak 9000 Euro'ya hükmolunmuştur.

C. Temerrüt Faizi:

61- Mahkeme, ödenmesine karar verilen tutar üzerinden %7.25 yıllık temerrüt faizi işletilmesinin uygun olacağım düşünmektedir.

BU GEREKÇELERLE, MAHKEME, OYBİRLİĞİYLE;

1- Sözleşmenin l Nolu protokolünün 3. maddesine aykırılık bulunduğuna,

2- Sözleşmenin 7, 9, 10, 11 ve 14. maddelerine aykırılık olup olmadığının incelenmesine gerek bulunmadığına,

3- l No'lu Protokolün l No'lu maddesine aykırılık olup olmadığının incelenmesine gerek bulunmadığına,

4- Sözleşmenin 6/1 maddesine aykırılık olup olmadığının incelenmesine gerek bulunmadığına,

5- a) Sözleşmenin 44/2 maddesine uygun olarak kararın kesinleştiği günden itibaren 3 ay içinde başvuranlara, miktara yansıtabilecek KDV, pul, harç ve masraflarla birlikte, ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL'sına çevrilmek üzere aşağıdaki miktarların, davalı Devlet tarafından ödenmesine,

i: Her türlü zararı kapsayan tazminat için başvuranların her birine 50.000 Euro,

ii: Yargılama masrafları için ortalama olarak Selim Sadak, Leyla Zana, Hatip Dicle, Orhan Doğan, Ahmet Türk, Sırrı Sadak ve Sedat Yurttaş için 10.500 Euro; Nizamettin Toguç, Naif Güneş, Mahmut Kılınç, Zübeyir Aydar, Ali Yiğit ve Remzi Kartal için 9.000 Euro,

b) Yukarıda belirtilen tarihin sona ermesinden sonra ödeme tarihine kadar geçecek süre için %7.25 yıllık faiz ödenmesine,

6) Adil tazminat için diğer taleplerin reddine, Karar vermiştir.

Bu karar Fransızca olarak hazırlanmış ve Mahkemenin İç Tüzüğünün 77/2 ve 3 maddesine uygun olarak 11 Haziran 2002 tarihinde yazıyla bildirilmiştir.

 

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA