kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
13. Daire 2005/1658 E.N , 2005/5950 K.N.


Özet
KIYI BANKALARINDA DEĞERLENDİRİLMEKTE İKEN BDDK TARAFINDAN BANKACILIK İŞLEMLERİ YAPMA VE MEVDUAT KABUL ETME İZNİ KALDIRILAN BANKANIN YURT İÇİ KAYITLARINA İZNİN KALDIRILDIĞI TARİHTEN GERİYE DOĞRU BİR AYLIK SÜRE İÇİNDE AKTARILDIĞI BELİRLENEN MEVDUATLARIN ÖDENMEYECEĞİNE İLİŞKİN 2003/6668 SAYILI BAKANLAR KURULU KARARI'NIN 3. MADDESİNİN (A) BENDİNİN 1. FIKRASININ YARGI KARARI İLE İPTAL EDİLMİŞ OLMASI NEDENİYLE DAVACININ, BAKANLAR KURULU KARARI'NIN 3/A-1 MADDESİ VE MEVDUATININ ÖDENMESİ İSTEMİNİN ZIMNEN REDDİNE İLİŞKİN İŞLEMİN İPTALİ İSTEMİ HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞI, BAKANLAR KURULU KARARI'NIN DİĞER MADDELERİNİN VE KARAR EKİ TAAHHÜTNAMENİN İPTALİNİ İSTEMEKTE HUKUKİ YARARININ KALMADIĞI, MEVDUAT HESABINA AKTARILDIĞI DOSYADAKİ BELGELERDEN SAPTANAN TUTARIN DAVANIN AÇILDIĞI TARİHTEN İTİBAREN HESAPLANACAK YASAL FAİZİYLE BİRLİKTE ÖDENMESİ GEREKTİĞİ HAKKINDA.


İçtihat Metni

Davanın Özeti : 03.01.2004 tarih ve 25335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 29.12.2003 tarih ve 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin, 5. maddesinin (a) fıkrasında yer alan taahhütname koşulunun, 6. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin, Karar ekinde yer alan taahhütnamenin ve davacının, T. İmar Bankası'nda (Banka) bulunan mevduat hesabında yer alan tutarın faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu (BDDK) ile Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'na (FON) yaptığı başvurunun cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin işlemlerin hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek iptali ve 5021 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması, mevduat tutarının, yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmektedir.

Başbakanlık'ın Savunmasının Özeti : Dava süresi içinde açılmamış ise bu yönden davanın reddine karar verilmesi, davacının durumu Bakanlar Kurulu kararı'na uygun ise mevduat idare tarafından ödeneceğinden davanın konusunun kalmadığı, gerçekleşmiş bir zararı bulunmadığı, esas yönünden ise Türkiye İmar Bankası ile ilgili olarak idarenin kendisine yüklenen denetim ve gözetim yetkisini kullanarak hareket ettiği, Bakanlar Kurulu kararı'nın hukuka uygun tesis edildiği belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu'nun (BDDK) Savunmasının Özeti : 4969 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 1. fıkrası ile mevduat hesaplarının ayrı bir tüzel kişiliğe sahip Fon'ca ödeneceği belirtildiğinden hasım mevkiinden çıkarılması gerektiği, denetim ve gözetim görevinin yerine getirilmediği iddiasının gerçeklerle bağdaşmadığı, 5021 sayılı Yasanın davada uygulanacak norm olmaması nedeniyle Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması isteminin dayanağı bulunmadığı belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nun (FON) Savunmasının Özeti : 5020 sayılı Yasa uyarınca uyuşmazlığın görüm ve çözümünde İstanbul İdare Mahkemesi yetkili bulunduğundan davanın yetki yönünden reddi gerektiği, Fon tarafından kanunlar ve Bakanlar Kurulu kararı çerçevesinde ödeme yapılması zorunlu olduğundan husumet yöneltilemeyeceği, davacının hesabının dava dışı İmar Bank Off-Shore Ltd. nezdinde değerlendirilmekte iken, Bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasından önce devlet güvencesinden yararlanmak amacıyla kaydî-fiktif olarak havale edilmiş gösterilerek dava konusu hesabın açıldığı, hesabın off-shore olarak değerlendirildiği dönemde sigorta pirimi kesilmediğinden mudinin hiçbir katkı sağlamadığı sistemden parasını talep edemeyeceği, davacının hesabını Fon'ca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacıyla Bankanın yurt içi hesabına aktardığı, Fon açısından iptali talep edilebilecek bir idari işlem bulunmadığı, Fon ile Bankanın ayrı tüzel kişilikler olduğu, iddialarını tüzel kişiliği devam eden Banka aleyhine ileri sürebileceği, 5021 sayılı Yasa'nın Anayasa'ya uygun olduğu belirtilerek, davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Danıştay Tetkik Hâkimi Cengiz MASYAN'ın Düşüncesi : Dava, 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3/a-1, 5/a, 6/a-1 maddeleri ile Karar ekinde yer alan taahhütnamenin ve davacının hesabının ödenmesi isteminin reddine ilişkin işlemlerin iptali, mevduat hesabının ödenmemesi nedeniyle uğradığı zararın yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi, 5021 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırılık iddiasının ciddi görülerek iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması istemiyle açılmıştır.

5021 sayılı Kanun'un 1. maddesi ile değişik 4969 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinin 2. fıkrasında yer alan "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru bir ay içinde, kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'nca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına, muhabir bankaca karşılığı nakden veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan banka dışındaki bir banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar ile" ibaresinin iptali istemiyle yapılan başvuru sonucunda, Anayasa Mahkemesi'nin 04.05.2005 tarih ve E:2004/4, K:2005/25 sayılı kararı ile anılan ibare Anayasa'nın 2. ve 10. maddelerine aykırı görülerek iptaline karar verilmiş, bu yasal düzenleme uyarınca tesis edilen Bakanlar Kurulu'nun 29.12.2003 tarih ve 2003/6668 sayılı Kararı'nın 3/a-1 maddesinin iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Onüçüncü Dairesi'nin 08.07.2005 tarih ve E:2005/3760, K:2005/3421 sayılı kararı ile dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Anılan yargı kararları ile davacı tarafından kıyı bankacılığı sisteminde (İmar Off-Shore Ltd.) değerlendirilmekte iken, Bankanın, bankacılık işlemleri ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde Bankanın yurtiçi kayıtlarına aktarılan hesapların ödenmeyeceğine ilişkin düzenlemelerin iptaline karar verildiğinden bahse konu hesapların yurt içi mevduat hesabı niteliği kazandığı sonucuna ulaşılmaktadır.

5021 sayılı Kanun'un 1. maddesinin 1. fıkrası ile verilen yetki çerçevesinde Bakanlar Kurulu'nun 29.12.2003 tarih ve 2003/6668 sayılı Kararı'nın 5, 6, 7, 8, 9, 11, 12 ve 13. maddelerinde, mevduat tutarlarına bağlı olarak defaten veya taksitler halinde ödemenin, taksitler halinde yapılacak ödemede uygulanacak faiz tutarlarının ödemelerle ilgili alınacak taahhütnamenin düzenlendiği görülmekte olup, davacının tasarruf mevduatı niteliğindeki hesabının anılan Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde değerlendirilmesi ve tazminat isteminin Bakanlar Kurulu Kararı çerçevesinde ödeme yapılması, ödenmesi gerekirken vadesi geçtiği halde ödenmeyen taksitlerin ise yasal faiziyle birlikte ödenmesi gerektiği düşünülmektedir.

Davacının, Bakanlar Kurulu Kararı'nın 5/a, 6/a-1 maddelerinin iptali isteminin incelenmesinden, anılan düzenlemenin 5021 sayılı Yasanın 1. maddesine uygun bulunması nedeniyle istemin reddi, Taahhütnameye ilişkin isteminin ise, Karar eki Taahhütnamenin 2. paragrafında yer alan "1" gün ibaresi ile, aynı paragrafın "18.06.1999 tarihli" ibaresi ile başlayıp"beyan ve taahhüt ederim" ibaresi ile biten kısmının dava açma hakkını sınırlayıcı nitelikte olması nedeni ile iptali, diğer kısımlara ilişkin istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Davacının Bakanlar Kurulu Kararı ve eki Taahhütnamenin iptali ve mevduatının ödenmemesi nedeniyle uğradığı zararın faiziyle birlikte ödenmesi istemi hakkında karar verilmiş olması halinde, mevduatının ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlemler hakkında ayrıca karar verilmesine gerek bulunmadığı düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı Emin Celâlettin ÖZKAN'ın Düşüncesi : 04.07.2003 tarih ve 25158 mükerrer sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 03.07.2003 tarih ve 1085 sayılı kararı ile yükümlülüklerini vadesinde yerine getirmeyen alınması istenen tedbirleri almayan, faaliyetine devamı mevduat sahiplerinin hakları ve mali sistemin güven ve istikrarı bakımından tehlike arz eden Türkiye İmar Bankası T.A.Ş'nin 4389 sayılı Bankalar Kanununun 14. maddesinin (3) numaralı fıkrası hükmü uyarınca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılmış ve Bankalar Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca Bankanın yönetim ve denetimi Fona intikal etmiştir.

27.12.2003 tarih ve 25329 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 5021 sayılı Kanun'un 1. maddesi; "18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası veya (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (aa) alt bendi uyarınca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankalarda bulunan tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ödenir. Mevduat tutarlarına bağlı olarak defaten veya taksitler halinde ödeme, taksitler halinde ödemede faiz uygulanması durumunda esas alınacak faiz oranları, ödemelerle ilgili olarak mudiler ve hak sahiplerinden alınacak taahhütnamelerde yer alacak hususlar ile ödemelere ilişkin diğer hususlar Hazine Müsteşarlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun müşterek önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir.

Ancak, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulunun bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru bir ay içinde, kıyı bankalarındaki hesapları Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına, muhabir bankaca karşılığı nakden veya bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan banka dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar ile muvazaalı olduğu Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından tespit edilen hesaplar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunca herhangi bir ödeme yapılmaz." hükmünü taşımaktadır.

4969 sayılı Kanunun geçici .2. maddesinin (1) numaralı fıkrası ile 5021 sayılı Kanuna dayanılarak alınan 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3. maddesinin 1. fıkrası ile,

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun Bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru bir ay içinde (3.6.2003) tarihi dahil) kıyı bankalarındaki hesapları Fon'ca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak Bankanın yurt içi kayıtlarına muhabir bankaca karşılığı nakden veya Bankanın dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesapların sigorta kapsamındaki tasarruf mevduatı olarak kabul edilemiyeceği ve bu hesaplara ilişkin Fon tarafından herhangi bir ödeme yapılmayacağı yolunda düzenleme yapılmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden; off-shore hesabının mevduat hesabına aktarıldığı anlaşılan davacının iptal istemi Bakanlar Kurulu Kararı'nın 3-a/1 maddesine yönelik olarak incelenmiştir.

Bakılan uyuşmazlıkta öncelikle off-shore (kıyı bankacılığı)ın tanımının yapılması gerekmektedir.

Kıyı bankacılığının, ülke dışından sağlanan fonların ülke dışında veya koşullara göre ülke içinde kullandırılması, uluslararası devletsiz paraların fon fazlası bulunan merkezlerden fon açığı bulunan merkezlere transfer edilmesi gibi finansal hizmetler yürüten, genellikle serbest bölgelerde kurulan merkezlerde faaliyet gösteren ve ülke içindeki bankacılık sisteminin tabi olduğu yasal düzenlemelerin kapsamı dışında tutularak, getirilen mali ve hukuksal avantajlar sayesinde cazip çalışma koşullarının sağlandığı bankacılık türü olarak tanımlanması mümkündür.

Bankalardaki tasarruf mevduatı kamu tüzelkişiliğini haiz "Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu" tarafından sigorta edilmekte olup, sigorta edilen mevduatlardan kesilen primler Fon'un gelir kaynakları arasında sayılmıştır.

Dosyanın incelenmesinden; Türkiye'deki muhabir banka vasıtasıyla yurtdışında kurulu bir bankada mevduat hesabı açma imkanı tanıyan bir sistem olan off-shore hesaba yatırılan paralar için Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu prim kesintisi yapılmadığı,bu haliyle bu tür hesapların tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatı niteliğinde olmadığı anlaşılmaktadır.

Öğretide ve Anayasa Mahkemesinin yerleşik kararlarında da vurgulandığı gibi, Anayasada öngörülen eşitlik herkesin aynı hak ve yükümlülüklere sahip olması anlamında değildir. Eşitlik her yönüyle aynı hukuki durumda olanlar arasında sözkonusudur. Hukuk felsefesine girmiş bir deyimle eşitlerin eşitliği anlamındadır. Farklı durumda olanlara, yani eşit olmayanlara-farklı kurallar uygulanması, yani eşit olmayanların eşitsizliği eşitlik ilkesine aykırılık oluşturmaz.

Paraları, yukarıda niteliği belirtilen off-shore hesaptan mevduat hesabına aktarılan kişiler ile Banka nezdinde tasarruf mevduatı hesabı bulunan kişiler eşit koşullara sahip olmadıklarından farklı kurallara tabi tutulmalarında eşitlik ilkesine aykırı davranıldığından sözetme olanağı bulunmamaktadır.

Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun 3.7.2003 tarih ve 1085 sayılı kararı ile 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14. maddesinin (3) numaralı fıkrası uyarınca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan ve Bankalar Kanunu'nun 16. maddesinin 1. fıkrası uyarınca yönetim ve denetimi Fona intikal eden Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. deki tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatının ödenmesine ilişkin esasların belirlendiği 5021 sayılı Kanun ile getirilen düzenlemelerin Kanunun yürürlüğünden önce gerçekleşen olay ve işlemlere uygulanamayacağının kabulü Bankalar Kanununun amaçlarından biri olan tasarruf sahiplerinin hak ve menfaatlerini koruma amacıyla da bağdaştırılamaz.

Bu haliyle, 5021 sayılı Kanunun verdiği yetkiye dayalı olarak çıkarılan, 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile, Bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içerisinde kıyı bankalarındaki hesapları Fon'ca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak Bankanın yurt içi kayıtlarına muhabir bankaca karşılığı nakden veya Bankanın dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesapların ödenmiyeceği yolunda düzenleme yapılmasında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Belirtilen nedenle, yasal dayanaktan yoksun bulunan davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Onüçüncü Dairesi'nce Tetkik Hâkiminin raporu ve sözlü açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra işin gereği görüşüldü;

Davalı idarelerin usule ilişkin itirazları yerinde görülmeyerek işin esasına geçildi:

Dava, 03.01.2004 tarih ve 25335 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 29.12.2003 tarih ve 2003/6668 sayılı Bakanlar Kurulu kararı'nın 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin, 5. maddesinin (a) fıkrasında yer alan taahhütname koşulunun, 6. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin, Karar ekinde yer alan taahhütnamenin iptali ile davacının Banka'da bulunan mevduat hesabındaki tutarın faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle yaptığı başvuruların zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali, 5021 sayılı Kanun'un Anayasa'ya aykırı olduğu ileri sürülerek iptali için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulması, 47.728,18 YTL mevduat tutarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi istemiyle açılmıştır.

Dava dosyasının incelenmesinden, davacının kıyı ( off-shore ) bankasında hesap açtırdığı, daha sonra bu hesabını mevduat hesabına dönüştürdüğü ve uyuşmazlığın bu konudan doğduğu, dolayısıyla davacının hukukunu etkileyen kuralın Bakanlar Kurulu kararının 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinde yer alan kural olduğu anlaşıldığından, anılan kural dışında kalan Bakanlar Kurulu kararının diğer maddelerinin iptali isteminde davacının hukuki yararı bulunmamaktadır.

27.12.2003 tarih ve 25329 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 5021 sayılı "Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması ve Bankalar Kanunu Hükümlerine İstinaden Bankacılık İşlemleri Yapma ve Mevduat Kabul Etme İzni Kaldırılan Türkiye İmar Bankası Türk Anonim Şirketi Hakkında Tesis Edilecek Bazı İşlemler Hakkında" Kanun'un 1. maddesinin (1) numaralı fıkrasıyla; "18.6.1999 tarihli ve 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 14 üncü maddesinin (3) numaralı fıkrası veya (5) numaralı fıkrasının (a) bendinin (aa) alt bendi uyarınca bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankalarda bulunan tasarruf mevduatı sigortası kapsamındaki tasarruf mevduatı, Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından ödenir. Mevduat tutarlarına bağlı olarak defaten veya taksitler halinde ödeme, taksitler halinde ödemede faiz uygulanması durumunda esas alınacak faiz oranları, ödemelerle ilgili olarak mudiler ve hak sahiplerinden alınacak taahhütnamelerde yer alacak hususlar ile ödemelere ilişkin diğer hususlar Hazine Müsteşarlığı ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonunun müşterek önerisi üzerine Bakanlar Kurulu tarafından belirlenir." hükmü getirilmiştir.

Maddenin son paragrafında yer alan kuralla, kıyı bankalarında hesap açtıran, ancak Türkiye'deki bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten itibaren geriye doğru bir ay içinde bu hesaplardaki paraların karşılıkları muhabir banka ya da bir başka banka aracılığıyla Türkiye'deki bankada karşılıksız olarak açılan mevduat hesaplarının Fon tarafından ödenmeyeceği belirtilerek kıyı bankalarındaki hesaplar Kanun kapsamı dışında bırakılmıştı. Bu kural, 23.06.2005 tarih ve 25854 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04.05.2005 tarih, E:2004/4, K:2005/25 sayılı Anayasa Mahkemesi kararıyla, BDDK'nun bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde kıyı bankalarındaki hesaplarında bulunan mevduatı, bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına muhabir banka veya diğer bankalarca karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahiplerinin, söz konusu mevduatlarının Türkiye'deki muhatabı olduğu bankaya ödenip ödenmediğini takip etme zorunluluklarının bulunmadığı, muvazaalı olduğu Fon tarafından tespit edilen hesaplar için Fon'ca herhangi bir ödeme yapılmayacağı, bu konuda uyuşmazlık çıkması durumunda da konunun yargı organlarınca karara bağlanacağının kuşkusuz olduğu, bu nedenlerle, mudinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığı tarihten geriye doğru bir ay içinde karşılığı ödenmeksizin aktarılan hesaplarının Fon'ca ödenmeyeceğinin kurala bağlanmasının hukuk devletinde kuralların sonuçlarının öngörülebilir olmasını gerektiren hukuk güvenliği ilkesiyle bağdaşmadığı, kıyı bankalarındaki hesaplarından bankacılık işlemi yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan bankaların yurt içi kayıtlarına karşılığı nakden ödenmeksizin aktarılan mevduat sahipleriyle aynı bankanın diğer mevduat sahipleri arasında Fon'dan yararlanma açısından bir fark bulunmadığından, bunlar arasında muvazaalı durumlar dışında ayırım yapılması eşitlik ilkesine aykırılık oluşturduğu gerekçeleriyle, Anayasanın 2. ve 10. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.

Danıştay Onüçüncü Dairesinin 8.07.2005 günlü E:2005/3760, K:205/3421 sayılı kararıyla da, 5021 sayılı Yasanın verdiği yetki uyarınca ve Yasa hükmüne koşut olarak Bakanlar Kurulunca düzenlenen dava konusu kararın 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinde yer alan, "Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurulu'nun Bankanın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme iznini kaldırdığı tarihten geriye doğru bir ay içinde (3.6.2003 tarihi dahil) kıyı bankalarındaki hesapları Fon'ca sağlanan mevduat güvencesi kapsamına almak amacına matuf olarak Bankanın yurt içi kayıtlarına muhabir bankaca karşılığı nakden veya Bankanın dışındaki bir başka banka aracılığıyla ödenmeksizin aktarıldığı tespit edilen hesaplar" kuralı, dayanağı Yasa kuralının Anayasa Mahkemesince iptal edilmesi sonucunda hukuki geçerliğini yitirdiği gerekçesiyle iptal edilmiştir.

Bu durumda, davacının Bakanlar Kurulu kararının 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendinin iptali istemi hakkında karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

Davacının, kıyı bankasındaki hesabından mevduat hesabına dönüştürülen tutarının ödenmesi istemine gelince:

Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında yer alan hüküm uyarınca idare, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü tutulmuştur.Buna göre, idarenin hukuka aykırılığı yargı kararıyla saptanmış bir işlemi sonucunda bir hakkın ihlâline neden olması durumunda sorumlu tutulması hukuk devleti ilkesinin gereğidir.

Bu bağlamda, davacının kıyı bankasındaki hesabının, Banka'nın bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırılmasından önce, Bankanın yurt içi hesabına aktarılarak mevduat hesabına dönüştürüldüğünün dosyada bulunan mevduat cüzdanı örneğinden anlaşılması ve bu işlemin muvazaalı olduğunun idarece kanıtlanamaması nedeniyle davacının zararının mevduat hesabındaki tutar karşılığı, iptal edilen düzenleyici işlemi tesis eden Bakanlar Kurulu'nu temsilen Başbakanlık ve yasal düzenleme uyarınca tasarruf mevduatını ödemekle yükümlü bulunan Fon tarafından tazmin edilmesi gerekmektedir.

Davacının mevduat hesabı tutarının faiziyle birlikte ödenmesi isteminin cevap verilmemek suretiyle zımnen reddine ilişkin davalı idareler işlemleri hakkında ise, davacının mevduat hesabından kaynaklanan zararı tazmin edileceğinden karar verilmesine yer bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, davanın, Bakanlar Kurulu Kararının 3. maddesinin (a) fıkrasının 1. bendi ile davacının mevduat hesabındaki tutarın ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlemlerin iptali istemine ilişkin kısmı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, Bakanlar Kurulu kararının diğer maddelerinin iptali istemine ilişkin kısmının reddine, davacının tazminat isteminin kabulüyle mevduat hesabındaki 47.728,18 YTL'nın Başbakanlık ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu tarafından davanın açıldığı, 08.01.2004 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin faiz isteminin reddine, hükmedilen miktar üzerinden hesaplanan 2.573,40 YTL nispî karar harcından peşin yatırılan 643,35 YTL düşüldükten sonra kalan 1.930,05 YTL nispî karar harcının davacıya tamamlatılmasına, aşağıda dökümü yapılan 2.644,70 YTL yargılama giderlerinin haklılık oranı dikkate alınarak 30,80 YTL'sının davacı üzerinde bırakılmasına, geriye kalan 2.613,90 YTL'sı ile Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 4.298,25 YTL avukatlık ücretinin Başbakanlık ve Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu'ndan alınarak davacı vekiline verilmesine, davanın reddedilen kısmı nedeniyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 400,00 YTL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelerden Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu vekiline verilmesine, davacının, mevduat tutarının faiziyle ödenmesi isteminin zımnen reddine ilişkin işlem hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu vekili için avukatlık ücretine hükmedilmemesine, artan posta ücretinin istemi halinde davacıya iadesine, 14.12.2005 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA