kararara.com

Yargı Kararı Arama Motoru

 

 

Ana Sayfa      Karar Ekle      Hakkımızda      İletişim      Arama Yardımı

 

 

 

 

 

 

 

DANIŞTAY
13. Daire 1999/474 E.N , 2005/3949 K.N.

İlgili Kavramlar

SERBEST BÖLGE KURULMAI İÇİN GEREKLİ KOŞULLAR
ŞİRKETİN BAŞVURUSUNUN YETERLİ OLMAMASI

Özet
3218 SAYILI YASADA ÖNGÖRÜLEN AMAÇLAR VE SERBEST BÖLGE KURULMASI İÇİN GEREKLİ KOŞULLARA UYGUNLUK YÖNÜNDEN GEREKLİ ARAŞTIRMA VE İNCELEMELER YAPILMADAN VE ORMAN ÇEVRE, KÜLTÜR VE TABİAT, KIYI, TANIM VE HAZİNE ARAZİLERİYLE İLGİLİ MEVZUAT HÜKÜMLERİ DİKKATE ALINMAK SURETİYLE AMACA UYGUN VE YETERLİ MİKTARDA ARAZİ BELİRLEMEDEN; SADECE KURUCU VE İŞLETİCİ ŞİRKETİN BAŞVURUSU ÜZERİNE SERBEST BÖLGE KURULMASINDA HUKUKA UYARLIK BULUNMADIĞI HAKKINDA.


İçtihat Metni

15.12.1998 tarih ve 23554 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup İşletilmesine Dair Karar"ın yürürlüğe konulmasına ilişkin 9.12.1998 tarih ve 98/12125 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının; mevcut serbest bölgelerin %50 kapasiteyle çalıştığı, ihtiyaç olmadığı halde bugüne kadar ilan edilen serbest bölgelerin hepsinden büyük 100.000 dönümlük bir alana kurulduğu, Türkiye'de faal durumdaki serbest bölgeler ile yapılan ticaretin %66 sının Türkiye'ye ihracat, %34 ünün Türkiye'nin bölgeye ihracatı olduğu, yani ihracatın değil ithalatın arttığı, 35.000 dönüm ormanın, tarım arazilerinin, 30 km lik kıyı kuşağında 600 metre genişliğinde sahil bandının kamuya açık alanların özel şirkete ve ticari kullanıma tahsis edildiği, 1.derece doğal sit alanı olan Acarlar gölünü besleyen su kaynaklarının bu bölge içinde kaldığı, ÇED sürecinin dahi başlatılmadığı, yerleşim alanlarının Serbest Bölge içinde kaldığı, henüz tüzel kişilik kazanmayan varolmayan bir şirkete Serbest Bölge kurma ve işletme yetkisi verildiği ileri sürülerek iptali istenilmektedir.

Başbakanlık'ın Savunmasının Özeti: Serbest Bölgeden yapılan ticaretin ülkenin genel dış ticaret kompozisyonundan ayrı düşünülemeyeceği, davacının çeşitli kanunlara aykırılık iddiaları nedeniyle ilgili kurumlardan ve Bakanlıklardan görüş sorulduğu, ilgili kurumlardan gönderilen cevaplarda Serbest Bölge kurulmasının kendi kurumları açısından sakıncasının bulunmadığının belirtildiği. Serbest Bölge kurucusu ve işleticisi A.Ş.'nin Serbest Bölge Uygulama Yönetmeliğinin 24. maddesi uyarınca Bakanlar Kurulu Kararından önce kurucu ve işletici olarak görevlendirildiği, mevzuata aykırılık bulunmadığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Dış Ticaret Müsteşarlığının Savunmasının Özeti : Serbest Bölgelerden ithal edilen malların %90 inin hammadde, yatırım ve aramalar olduğu, bunun da Serbest Bölgenin kuruluş amaçlarından olan ekonominin girdi ihtiyacının ucuz ve düzenli şekilde temin etmek işlevinin yerine getirildiğini gösterdiği, bu girdiler kullanılarak üretilen ve daha sonra ihraç edilen ürünlerin çoğunluğunun diğer gümrük kapılarından ihraç edildiği, kararda mevzuata aykırılık bulunmadığı, Serbest Bölge içindeki yapılanmalarının Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünce belirlenen yapı ve inşaat esaslarına göre yapılacağı, ormanların yeşil alanların, kıyıların korunacağı, ilgili kurumlardan gönderilen yazılarda Serbest Bölge kurulmasının sakıncasının olmadığının bildirildiği, ülke ve kamu yararına uygun olduğu belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmaktadır.

Davalı İdareler Yanında Müdahillerin Savunmalarının Özeti: Depremden büyük zarar gören bölgenin ve ülkenin kalkınması için stratejik önemi haiz bir yatırım olduğu, Uygulama Yönetmeliği'nln 24. maddesinde belirtilen sözleşme aşamasına gelinmediği, kullanım biçimi, yapılacak işler, şirketin yetki ve sorumluluklarının sözleşme protokolü ile belirleneceği, bölgenin henüz 1/5000 ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının yapılmadığı, bu planlar yapılırken mevzuatta yer alan kurallara ve yasaklara uyulacağı, ormanların, kıyıların korunacağı, yasalara aykırı kullanımlar için o zaman dava açılabileceği, şu an muhtemel olaylara ve kullanımlara, dayanılarak dava açılmasının erken olduğu, yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporda da İpekyolu Vadisi serbest bölgesinin kurulmasında üstün kamu yararı bulunduğu ve mevzuata aykırılık olmadığı sonucuna varıldığı belirtilerek davanın reddi gerektiği savunulmuştur.

Danıştay Tetkik Hakimi: Yahya Şahin

Düşüncesi: Dava, 15.12.1998 tarih ve 23554 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan "İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesi'nin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup İşletilmesine Dair 9.12.1998 tarih ve 1998/12125 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Serbest bölge; Devletin milli sınırlan içinde yer alan bir bölgenin ekonomik sebeplerle gümrük sınırları dışına çıkartıldığı, ihtiyaç duyulan özel mülkiyetteki arazilerin Kamulaştırma Kanunu hükümleri uyarınca idare tarafından kamulaştırılarak temin edildiği,bazı kanunların uygulanmadığı, özel yönetim biçimi ve koşulları olan bir alandır.

Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararıyla, serbest bölgenin kurulmasına karar verilmesinin yanı sıra yeri ve sınırları da belirlenmektedir.

Bu nedenle hem serbest bölgenin kurulabilmesi için gerekli koşullar yönünden 3218 sayılı Kanunun 1. ve 4. maddesi ile 3059 sayılı Kanunun 3/e maddesinde serbest bölgeler genel müdürlüğüne verilen görevlerin yerine getirilmesi bakımından inceleme ve araştırmaların yapılması, hem de yer ve sınırlarının tespiti bakımından ekonomikliğin gerekliklerine uygunluğun yanısıra yerin özelliklerine göre orman, çevre, kültür ve tabiat varlıkları, tarım arazileri, hazine arazileri ve kıyılar gibi ilgili mevzuat hükümleri dikkate alınarak gerekli inceleme ve tespitlerin yapılması gerekmektedir.

Dosyanın incelenmesinden, dava konusu Bakanlık Kurulu Kararı'nın Yasa'da öngörülen amaçlar ve bir serbest bölge kurulması için gerekli koşullar yönünden hiçbir inceleme,araştırma ve hazırlık yapılmadan kurucu ve işletici şirket tarafından yapılan başvuru üzerine kısa bir sürede alındığı anlaşılmaktadır.

İdare tarafından serbest bölgenin amacı ve bu amaca uygun faaliyet alanları tespit edilip, buna uygun nitelikte ve yeterli miktarda arazi belirlemesi yapılarak karar verilmesi gerekirken, bunlar yerine getirilmeden alınan kararın kamu yararına ve serbest bölgeye ilişkin mevzuata uygunluğundan söz etmek mümkün değildir.

Davanın açılmasından sonra dava dilekçesinde yer alan iddiaların karşılanması amacıyla yetkili kuruluşlarla yapılan yazışmalar ile verilen yanıtların belirtilen aykırılığı ortadan kaldıramayacağı açıktır.

Belirtilen nedenlerle hukuka aykırı bulunan kararın iptali gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı: Mehmet Karaoğlu

Düşüncesi: Dava, 15.12.1998 tarih ve 23554 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "îpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin Kurulup İşletilmesine Dair" 9.2.1998 günlü ve 1998/12125 sayılı Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 23.11.2001 günlü ve YD.İtiraz No:2001/606 sayılı kararıyla; dava konusu kararın dayanağı 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2.maddesinin iptali İçin Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş olup; Anayasa Mahkemesinin 29.12.2004 günlü, E:2002/39, K:2004/125 sayılı kararıyla, 3218 sayılı Kanunun 2.maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiş bulunmaktadır.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 1.maddesinde Yasanın amacı: Türkiye'de ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha fazla yararlanmak üzere, serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarının tayini, yönetimi, faaliyet konularının belirlenmesi, İşletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili olarak belirlenmiştir.

Anılan yasa maddesinde belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için, aynı yasanın 2.maddesinde, Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kurunun yetkili olduğu, serbest bölgelerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla, yerli veya yabancı gerçek ve tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Bakanlar Kurulunca izin verileceği hükme bağlanmıştır.

Sakarya ve Kocaeli illeri sınırları içerisinde, serbest bölge kurulmasını amaçlayan dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı; kurulacak olan serbest bölgenin yer ve sınırlarının belirlenmesi ve kurulup işletilmesine, serbest bölgeyi kurup işletmekle îpekyolu Vadisi Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi Anonim Şirketinin yetkilendirilmesine yönelik olarak alınmış bir karardır

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel kurulu'nun 4.11.1999 gün ve YD. itiraz No:1999/599 sayılı kararı ve Danıştay Onuncu Dairesinin 27.1.2000 günlü kararıyla; dava konusu Serbest Bölgenin belirlenen alanda Kurulup işletilmesinin, kamu yararına olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmesi üzerine
18.12.2000 tarihinde yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu konunun uzmanı bilirkişilerce düzenlenen raporda, ayrıntılı açıklamalardan sonra; İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesi'nin fiziki konumu itibariyle Karadeniz, Doğu Avrupa, hatta Avrupa ve Orta Doğu'ya, Orta Asya'ya hizmet verecek, Türkiye'de bugüne kadar kurulmuş en büyük ve proje tamamlandığında; 19 milyar dolar ihracat geliri ve 160.000 kişiye istihdam sağlayacak konumda olduğu, Çoğaltan Ekonomik etkisiyle İstanbul'un yükünü hafifleteceği gibi, içinde yer aldığı bölgenin (Adapazarı merkez ve Sakarya İli) Önce fiziki koşullar (otoyollar, raylı sistem, altyapı tesisleri....vs) daha sonra da ekonomik ve sosyal kalkınmasına neden olacak bir proje olduğu, Bakanlar kurulu Karan ile sınırları belirlenen alan içinde I. ve II. sınıf tarım arazisi bulunmadığı, III sınıf arazilerin yarısının orman arazisi içersinde kaldığı, Sakarya Nehri yatağının çevresindeki araziler ile Karakamış Deresi'nin küçük havzasındaki III. sınıf arazilerin yapılacak planlamayla yeşil alan olarak dikkate alınmasının gerektiği,bu yörede yetişmesi muhtemel fındık,mısır,buğdayın yılda üç kere elde edilmesi mümkün olmamasına rağmen; yılda üç ürün alınması varsayımıyla,tarımın sanayinin getirişinden 2700 kat daha az gelir getirdiğinin hesaplandığı, projeyle kıyı alanları,kumullar,orman alanları ile kıyının yanlış kullanımının ve işgalinin önlenerek kumullardaki özellikli bitkilerin korunacağı, I.derecede doğal sit alanı ilan edilen,Acaıiar Gölü ve Longoz Ormanı'nın İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesi alanı dışında olduğu. Serbest BÖlge'nin montaj sanayi+ticaret+turizm kullanımlarının bu sit alanını kirletmeyeceği, tersine ileride yanlış tarım kullanımı, kaçak yapılaşma ve ikinci konut. vs. gibi plansız/düzensiz ve yanlış kıyı kullanımı gerçekleşmeyeceğinden; Serbest Bölgeyle hem kıyı alanı, hem sit, hem de orman alanlarının korunabileceği, atıksuların tekniğine uygun arıtma tesisleri yapılarak arıtıldıktan sonra Sakarya Nehri'ne ve Karakamış Deresi'ne verilmesi sonucu, ileride derelerin ve göletlerin hiçbir zarara uğramayacağı, Zemin emniyet gerilmesine uygun plan, proje ve altyapı tesislerinin yapılması gibi arıtma konusu da teknik bir konu olup, böyle bir yatırımda gözardı edilmeyeceği, alınacak teknik tedbirlerle deprem ve atıksudan doğabilecek zararların önlenebileceği, Serbest BÖlge'nin gerçekleşmesiyle hem Sakarya ili ve çevresinin deprem nedeniyle çöken sanayisiyle işsizlik sorunlarına çözüm yolu bulunulacağı, hem de ihracat girdileri artarak Türkiye sanayisi için ucuz hammadde sağlanabileceği, ekonomik açıdan Türkiye'ye ve bölgesine katkılan olacağı için İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin üstün kamu yararı sağlayacak yatırımlarından biri olduğu, Karar'ın şehircilik ilkeleri, kamu, çevresel, ekonomik ve sosyal yararı açısından uygun olduğu, görüş ve kanaatine varıldığı belirtilmiştir.

Dava dosyasında mevcut bilgi ve belgelerle anılan bilirkişi raporunun birlikte incelenmesinden; İstanbul ve yakın çevresinde ortaya çıkan yoğun sanayileşme ve bu il sınırları içinde oluşturulmuş bulunan serbest bölgelerin yetersiz kalması, Karadeniz Ekonomik işbirliği Projesi ve Türkiye'nin Doğu Avrupa Ülkeleri, Türk Cumhuriyetleri, Orta Doğu ve kuzey Afrika ülkeleriyle ekonomik ve ticari ilişkilerindeki yeni oluşum ve gelişmelerin etkisiyle Sakarya ve Kocaeli Bölgesinde bir serbest bölge kurulması ihtiyacının doğduğu anlaşılmaktadır.

Bu nedenle, ekonomik, sosyal ve mekansal zorunluluklardan kaynaklanan' ve 3218 sayılı yasanın 1. maddesinde belirtilen amaçları gerçekleştirecek nitelikte bulunan dava konusu Bakanlar kurulu kararında, anılan kamu hizmetinin gereklerine, kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Davacının diğer iddiaları ise yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle davanın reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren, 2575 sayılı Danıştay Kanununun Ek 1.maddesi uyarınca Danıştay Onuncu ve Altıncı Dairelerinden oluşturulan müşterek Kurulca, önceden belli edilen ve taraflara bildirilen 5.7.2005 tarihinde davacı vekili Av. ...'in, davalı Başbakanlık temsilcileri Hukuk Müşavirleri... ve ...'m, davalı Dış Ticaret Müsteşarlığı temsilcisi Hukuk Müşaviri ...'nun, davalılar yanında müdahil Sakarya Valiliği İl Özel İdaresi ve Adapazarı Ticaret ve Sanayi Odası Başkanlığı vekili Av. ...'in, davalılar yanında müdahil İpekyolu Vadisi Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi A.Ş. vekili Av. ...'in geldiği, Danıştay Savcısının hazır olduğu görülmekle açık duruşmaya başlandı. Taraflara söz verilip dinlendikten ve Danıştay Savcısının düşüncesi alındıktan, taraflara son kez söz verildikten sonra duruşmaya son verildi, dava dosyası incelenerek gereği görüşüldü.

Dava, 15.12.1998 tarih ve 23554 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan "İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup İşletilmesine Dair Karar" in yürürlüğe konulmasına ilişkin 9.2.1998 tarih ve 1998/12125 sayılt Bakanlar Kurulu Kararının iptali istemiyle açılmıştır.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanunu'nun "Amaç ve Kapsam" başlıklı 1. maddesinde, "Bu Kanun, Türkiye'de ihracaat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha. fazla yararlanmak üzere, serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarının belirlenmesi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili ile ilgili hususları kapsar"; "Yetki" başlıklı 2. maddesinde ise, 'Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir. Serbest bölgelerin, kamu kurum ve kuruluşlarınca, yerli veya yabancı gerçek veya tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Bakanlar Kurulunca izin verilir." hükmü yer almaktadır.

Anılan Kanun'un; 4. maddesinde, serbest bölgelerde, Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulunca uygun görülecek her türlü sınai, ticari ve hizmetle ilgili faaliyetlerin yapılabileceği, 5. maddesinde, serbest bölge ilan edilen yerlerde İhtiyaç duyulan arazi ve tesislerin Kamulaştırma Kanunu hükümlerine göre sağlanabileceği, 6. maddesinde, serbest bölgelerin gümrük bölgesi dışında sayılacağı, 12. maddesinde, serbest bölgelerde uygulanmayacak kanun ve hükümler, 13. maddesinde, bu Kanunda düzenlenmesi yönetmeliğe bırakılan konularla, serbest bölgelerde faaliyette bulunacak işleticilerin teşekkül tarzı, görev, yetki ve sorumlulukları, bu işleticilere ve kullanıcılara verilecek faaliyet ruhsatları ve iptali,, bunların sınai ve ticari sicillerinin tutulması, hesaba yapacakları ödemeler, serbest bölge ile ilgili faaliyetlerin tabi olacağı esaslar, bölgelere giriş için verilecek izin belgesi ile görev kartları, ikamet izni ve çalışma esasları ve serbest bölgelerin işletilmesine dair diğer hususların yönetmelikle düzenleneceği kurala bağlanmıştır.

4059 sayılı Hazine Müsteşarlığı ile Dış Ticaret Müsteşarlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun'un 3. maddesinin (e) fıkrasında ise, Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünün kalkınma planları ve yıllık programlar çerçevesinde serbest bölgelerin kurulması, yönetilmesi ve işletilmesi ile ilgili ilke ve politikaların tespiti konusunda çalışmalar yapmakla, araştırma, planlama ve koordinasyon faaliyetlerini yürütmekle, serbest bölgelerde yapılabilecek üretim, alım-satım, depolama, kiralama, montaj-demontaj, bakım-onarım, kıyı (off-shore) bankacılığı, bankacılık, sigortacılık, finansal kiralama ve diğer faaliyet konularını belirlemekle, serbest bölgelerde faaliyet gösterecek gerçek ve tüzel kişilere "Faaliyet Ruhsatı" vermek veya verilmiş belgeleri iptal etmekle görevli olduğu.belirtilmiştir.

Dava dosyasının incelenmesinden,... Holding A.Ş. ve Sakarya Valisinin önderliğinde 17.11.1998 tarihli dilekçeyle Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğüne başvurularak; Sakarya ve Kocaeli sınırları içerisinde serbest bölge kurulması talebiyle hazırlanan proje ve serbest bölge kurucu ve işleticisi olmak üzere kurulacak şirketin ana sözleşme taslağı sunulup izin talebinde bulunulduğu, Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğü'nce verilen 26.11.1998 tarih 5808 sayılı cevapta,başvuruda 100 km2 lık bir serbest bölge kurulması istenildiği belirtilip, "Bir serbest bölge kurulmasına karar verilmesi için; o yöre ve havalisinin mevcut ekonomik yapısı ve dış ticaret hacmi dikkate alınarak, serbest bölgenin yatırım, istihdam, üretim, yabancı sermaye, teknoloji girişi ve dış ticaret açısından bölge ve ülke ekonomisine getirilen, faaliyet konulan, hedeflediği sektörler ve bu sektörlere katkıları, hedef pazarlar, rekabet ortamı, oldukça yüklü bir mali portresi olan serbest bölge yatırım harcamalarının kim tarafından, hangi kaynaklardan karşılanacağı, yatırımın ne kadar sürede tamamlanabileceği, bu alanın serbest bölge kurulabilmesi için gerekli fiziki koşulları taşıyıp, taşımadığı, ulaşım yollarına olan yakınlığı ve bağlantıları ile benzeri hususları içeren kapsamlı bir fizibilite raporunun Müsteşarlığımıza verilmesi gerekmektedir." ibaresine yer verildikten sonra gerekli değerlendirmenin yapılabilmesini teminen fizibilite raporunun daha sonra gönderilmesi kaydıyla şirket kuruluş izni verilmesinin uygun görüldüğü, bunun üzerine şirket yetkililerince 1.12.1998 tarihli dilekçe ekinde; Fizibilite ön çalışması örneği, Serbest Bölge kurulması düşünülen alanın krokisi, fiziki durumunu gösteren rapor (iki sayfa) jeolojik ve tarımsal yapısı hakkında raporun (bir sayfa) sunulduğu, bu belgelerin davalı İdare kayıtlarına 3.12.1998 tarih ve 71706 sıra no ile girdiği, Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünce Kararnamenin taslağı hazırlanarak 9.12.1998 tarih ve 67220 sayılı yazı ekinde Başbakanlığa sunulduğu, Bakanlar Kurulunca da, 15.12.1998 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 9.12.1998 tarih ve 98/12125 sayılı kararla, "İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup İşletilmesine Dair Karar"ın yürürlüğe konulmasına karar verildiği, söz konusu kararnameye ekli kararda; Sakarya ve Kocaeli İlleri sınırları içinde yer alan ekli krokide işaretli sahanın İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesi olarak tespit edildiği, İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesini kurup işletmekle İpekyolu Vadisi Serbest Bölge Kurucu ve İşleticisi Anonim Şirketinin yetkili kılındığı, ekli krokide belirtilen hudutlar dahilindeki tüm kamulaştırma işlemlerinde Maliye Bakanlığı Milli Emlak Genel Müdürlüğü'nün görevlendirildiğinin belirtildiği, anılan Bakanlar Kurulu Kararıyla Serbest Bölgenin yer ve sınırlarının belirlenmesinden sonra. Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünden üç mühendisin Serbest Bölgenin arazisi hakkında rapor düzenlemekle görevlendirildiği, 15-16 Aralık 1998 tarihinde mahallinde yapılan incelemeler sonucu düzenlenen 21.12.1998 tarihli raporda, 100 km2 olan arazinin 35-40 km2 sinin ormanlık alan, diğer kısmının özel araziler, hazine arazileri ve kumluk alanlardan oluştuğu, toplam alanın yarıya yakınının kamulaştırılması gerektiği, 100 trilyon TL. tutarında bir kamulaştırma maliyetinin ortaya çıktığı, sahil şeridi uzunluğunun yaklaşık 25 km olup kıyı kenar çizgisi yer yer 500-1500 metre arasında bulunduğundan, bazı ormanlık alanlar hariç tutulduğunda deniz kıyısına paralel ince uzun bir görünüm arzettiği ve serbest bölge olarak kullanılmak üzere bu kısımda çok fazla yer kalmadığı, Dikili Burnunda 30-40 adet yazlık olup Harmankaya'da yerleşimin daha yoğun olduğu, bu mevkiden güneye doğru indikçe, fındık bahçeleri ve ormanların bölge içinde kaldığı, bazı köylerin ve mahallelerin kısmen bölge içinde kaldığı, bölgenin doğusunda sahilde yerleşime açılmış 250 konutluk ... tatil köyü ile bitmiş ancak iskana açılmamış 160 konutluk ... Tatil Köyünün tamamının serbest bölge içinde kaldığı, en doğuda Sakarya nehri kıyısında da yerleşim alanlarının mevcut olduğu, ayrıca Melen suyu isale hattı ile yüksek gerilim ve telefon hatlarının geçtiği, sözedilen bu alanlarda da serbest bölge faaliyetinin yürütülemeyeceğinin belirtildiği, dava açıldıktan sonra davalı idarelerle Sakarya Valiliği tarafından, savunmaya esas olmak üzere Kanunlar gereğince ilgili bulunan tüm kurum ve kuruluşlardan görüş istendiği, bu kapsamda alınan belgelerden, Orman Bakanlığı Adapazarı Bölge Müdürlüğü'nün 16.6.1998 yazısı ve eki raporda, serbest bölge içinde kalan ormanların 301.He iyi vasıflı koru ormanı, 87. He bozuk koru ormanı, 1602 He iyi vasıflı baltalık orman, 30 He bozuk baltalık orman ve 48 He özel ormandan ve 6091 He açıklıktan oluştuğu, Orman Bakanlığı Batı Karadeniz Bolu Bölge Müdürlüğünün 17.6.1999 tarihli yazısında; serbest bölge içinde kalan 50 He alana sahip Turnalı-Başoğlu ağaçlandırma sahasının mevcut haliyle muhafaza edilmesi ve Doğal sit alanı sınırına uyulması kaydı ile bir sakınca bulunmadığının, Kültür Bakanlığı Bursa Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 4.6.1999 tarihli yazısında; serbest bölge alanının, 1. derece doğal sit alanı ilan edilen Acarlar Gölü ve İongos ormanının dışında bulunduğunun bildirildiği, Başbakanlık Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğünün 25.5.1999 tarih ve 3260 sayılı yazısında; serbest bölge arazilerinin, "Tarım Alanlarının Tarım Dışı Gaye ile Kullanılmasına Dair Yönetmeliğe göre, tarım dışı amaçla kullanılabilir nitelikte, kuru tarım kullanımlı III, IV, VII. sınıf, Orman ve fundalık kullanımlı III, IV, V, VI, ve VII. sınıf, mera kullanımlı VII. sınıf, ırmak yatağı ve sahil kumulları kullanımlı VIII. sınıf arazilerden meydana geldiğinin, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın 16.6.1999 tarih ve 3631 sayılı yazısında; İstanbul İçme Suyu projesi kapsamındaki Melen Barajı isale hattının bir bölümünün serbest bölge sınırları İçinde kaldığı, isale hattının zarar görmesini engelleyecek her türlü önlemin alınması koşuluyla Genel Müdürlüklerince serbest bölge ilanında sakınca görülmediğinin, Tarım ve Köyişleri Bakanlığının 9.6.1999 tarih ve 3134 sayılı yazısında; mera alanı üzerinde tahsis amacı değişikliği yapılmadan herhangi bir tasarrufta bulunulmayacağının belirtildiği, Çevre Bakanlığı'nın 28.5.1999 tarih ve 4138 sayılı yazısında; serbest bölge kurulup işletilmesinin ÇED Yönetmeliğine tabi olmamakla birlikte, bu bölgede yapılması planlanan faaliyetlerin ÇED Yönetmeliği kapsamında yer alması durumunda ÇED prosedürünün uygulanması gerektiğinin bildirildiği, yine dava süreci içinde İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesi Kurucu ve İşleticisi A.Ş. tarafından; İTÜ öğretim üyelerinden oluşan bir heyete "İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinde Arazi Kullanımı ve Çevresel Etkilerin Ön Değerlendirilmesi Raporu" ... Grup Ltd. Şirketine "S.B. İnşaat, Geoteknik Etüdü" , "İpekyolu Vadisi serbest bölgesi yerleşim planı raporu"nun hazırlatıldığı ve dava dosyasına sunulduğu, ayrıca Danıştay idari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 4.11.1999 tarih ve Y.D. İtiraz No:1999/599 sayılı kararı doğrultusunda Danıştay 10, Dairesinin 27.1.2000 tarihli kararıyla naip üye ... tarafından resen seçilen bilirkişilerce 18.12.2000 tarihinde yaptırılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucunda düzenlenen raporun dava dosyasına sunulduğu anlaşılmaktadır.

Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararı, bir serbest bölgenin yer ve sınırlarının belirlenmesine ve kurulup işletilmesine ilişkin bir karardır.

Devletin milli sınırlan içinde gümrük hattı dışına çıkartılan ve bazı kanun hükümlerinin uygulanmadığı, ihtiyaç duyulan özel mülkiyetteki arazinin Kamulaştırma Kanunu hükümleri uyarınca idarece kamulaştırılarak temin edildiği, ülkenin dış ticaret hacmini genişletmek, ithalatı ihracatı kolaylaştırmak, istihdam hacmini üretim, döviz gelirlerini artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak gibi amaçlarla kurulan, özel bir yönetimin uygulandığı belirli bir bölgeyi ifade eden serbest bölgenin bu nitelikleri dikkate alındığında, serbest bölgenin yer ve sınırlarının belirlenmesi ve kurulması kararının 3218 sayılı Yasada öngörülen amaca, konuyla ilgili tüm yasal düzenlemelere ve kamu yararına uygun olup olmadığının incelenmesi büyük bir önem taşımaktadır.

Bu çerçevede serbest bölge kurulmasına karar verilebilmesi için, 3218 sayılı Kanunun 1. maddesinde belirtilen genel amaçlar ile 4. maddesinde, Ekonomik İşler Yüksek Koordinasyon Kurulunca uygun görülecek faaliyetler yönünden yapılacak inceleme dışında, 4059 sayılı Kanunun 3/e maddesinde Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğüne verilmiş olan görev kapsamında, öncelikle kalkınma planları ve yıllık programlar çerçevesinde belirlenmiş olması gereken ilke ve politikalara uygunluk ve serbest bölge kurulmasının bölgede doğuracağı gelişmeler ile sonuçları yönünden incelenerek konunun önemi ile orantılı biçimde çok kapsamlı bir değerlendirilmesinin yapılması gerekeceği tartışmasızdır. Bu kapsamda bir değerlendirmenin yapılabilmesinin de, şirketin ilk başvurusuna Dış Ticaret Müsteşarlığı Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünce verilen 26.11.1998 tarih ve 5808 sayılı cevabında istenilen, içeriğinde bulunması gereken hususlar sayılmak suretiyle belirtilen, fizibilite raporunda yer alacak bilgileri gerektirdiği açıktır.

Öte yandan, yer ve sınır tesbiti yapılırken; serbest bölgeler için de, uyulması zorunlu hükümler içeren orman, çevre, kültür ve tabiat varlıkları, kıyı, tarım ve Hazine arazileri ile ilgili mevzuat hükümlerinin dikkate alınması; idarece yapılacak inceleme ve tespitler sonucunda, serbest bölgenin amacına uygun faaliyet alanları saptanıp buna uygun nitelikte ve yeterli miktarda arazi belirlemesi yapılarak karar verilmesi gerekmektedir.

Dava konusu İpekyolu Vadisi Serbest Bölgesinin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup İşletilmesine Dair Karar'ın ise; serbest bölge kurucu ve işleticisi A.Ş. nin 1.12.1998 tarihli dilekçesi ekinde sunduğu ön fizibilite raporu üzerine, Yasalarda öngörülen amaçlar ve serbest bölge kurulması için gerekli koşullara uygunluk yönünden hiçbir inceleme, araştırma, hazırlık ve ilgili kuruluşlarla değerlendirme yapılmadan 9.12.1998 tarihinde alındığı anlaşılmaktadır.

Diğer yandan,Orman Bölge Müdürlüğü,Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü,Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı ve Çevre Bakanlığı'nca savunmaya esas olmak üzere hazırlanan görüşlerde de, önceden herhangi bir inceleme,araştırma ve hazırlık yapılmaması nedeniyle, kesin bir yargıya varılmaksızın, olası durumlara göre görüş belirtildiği de ortadadır.

Bu durumda, serbest bölge yer ve sınırlarının belirlenip kurulması kararı verilmesinden önce yukarıda belirtilen yönlerden yapılması gereken araştırma, inceleme ve değerlendirmeler yapılmadan karar verilmiş olması nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık görülmemiştir.

Dava konusu Bakanlar Kurulu Kararının alınmasından sonra Serbest Bölgeler Genel Müdürlüğünce bölge arazisini incelemek üzere gönderilen heyetin hazırladığı raporun ve davanın açılmasından sonra dava dilekçesinde yer alan iddiaların karşılanması amacıyla yetkili kurum ve kuruluşlarla yapılan yazışmalar sonucu alınan ve yukarıda açıklandığı üzere olası durumlara göre hazırlanan görüşlerin belirtilen hukuka aykırılığı ortadan kaldırmayacağı açıktır.

Her ne kadar Danıştay idari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 4.11.1999 tarih ve Y.D. İtiraz No:1999/599 sayılı kararı doğrultusunda keşif ve bilirkişi incelemesi yaptırılmış ve rapor dosyaya sunulmuş ise de; serbest bölge kurulması, yer ve sınırının tespiti için yasalarda öngörülen araştırma,inceleme ve değerlendirme süreçlerinin uygulanmadığı anlaşıldığından, anılan bilirkişi raporu yargılamada değerlendirmeye esas alınamamıştır.

Açıklanan nedenlerle dava konusu işlemin iptaline, aşağıda dökümü gösterilen 746.419.000.TL yargılama giderinin davalı idarelerden alınarak davacıya, kararın verildiği tarihte yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesaplanan 800.000.000.TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı vekiline verilmesine, peşin alınan keşif ve bilirkişi ücretinden kullanılmayan 4.388.081.OOO.TVnın isteği halinde davacıya iadesine 5.7.2005 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.

AZLIK OYU

Dava, 15.12.1998 tarih ve 23554 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan İpekyolu Vadisi Serbestk Bölgesinin Yer ve Sınırlarının Belirlenmesi ve Kurulup işletilmesine Dair 9.2.1998 tarih ve 1998/12125 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın iptali istemiyle açılmıştır.

3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 1.maddesinde Yasanın amacı: Türkiye'de ihracat için yatırım ve üretimi artırmak, yabancı sermaye ve teknoloji girişini hızlandırmak, ekonominin girdi ihtiyacını ucuz ve düzenli şekilde temin etmek, dış finansman ve ticaret imkanlarından daha fazla yararlanmak üzere, serbest bölgelerin kurulması, yer ve sınırlarının tayini, yönetimi, faaliyet konularının belirlenmesi, işletilmesi, bölgelerdeki yapı ve tesislerin teşkili olarak belirlenmiştir.

Anılan yasa maddesinde belirlenen amaçların gerçekleştirilmesi için, aynı yasanın 2.maddesinde, Türkiye'de serbest bölgelerin yer ve sınırlarını belirlemeye Bakanlar Kurunun yetkili olduğu, serbest bölgelerin kamu kurum ve kuruluşlarıyla, yerli veya yabancı gerçek ve tüzel kişilerce kurulmasına, işletilmesine Bakanlar Kurulunca izin verileceği hükme bağlanmıştır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulunun 23.11.2001 günlü ve YD.İtiraz No:2001/606 sayılı kararıyla; dava konusu kararın dayanağı 3218 sayılı Serbest Bölgeler Kanununun 2.maddesinin iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulmasına karar verilmiş olup; Anayasa Mahkemesinin 29.12.2004 günlü, E:2002/39, K:2004/125 sayılı kararıyla, 3218 sayılı Kanunun 2.maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına ve itirazın reddine karar verilmiş bulunmaktadır.

Bu durumda, 3218 sayılı Kanunun 2. maddesi uyarınca serbest bölgenin yer ve sınırlarını belirlemede, kurulup işletilmesine izin vermede bakanlar kurulunun takdir yetkisinin bulunduğu açıktır.

Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu'nun 4.11.1999 gün ve YD. itiraz No:1999/599 sayılı kararı üzerine Danıştay Onuncu Dairesinin 27.1.2000 günlü kararıyla; dava konusu Serbest Bölgenin belirlenen alanda Kurulup işletilmesinin, kamu yararına olup olmadığının belirlenmesi amacıyla bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş 18.12.2000 tarihinde yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi sonucu konunun uzmanı bilirkişilerce düzenlenen raporda, ayrıntılı açıklamalardan sonra; söz konusu yerde kurulacak İpekyolu Vadisi serbest bölgesini kurulup işletilmesinde üstün kamu yaran bulunduğu sonucuna varılmıştır.

Bu durumda dava konusu Bakanlar Kurulu kararında kamu yararına ve hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenle yasal dayanaktan yoksun davanın reddi gerektiği düşüncesiyle aksi yöndeki çoğunluk kararına katılmıyoruz.

 

 

Bu site telif yasaları kapsamında koruma altındadır.

Site içeriğinin ticari amaçla kopyalanması ve kullanılması yasaktır.

Copyright 2010 BETA